Karşı taraf boşanmayı kabul etmezse boşanma yolu kapanmaz; yalnızca anlaşmalı boşanma ihtimali ortadan kalkar ve dava çekişmeli olarak görülür. Türk hukukunda boşanmak için iki eşin birlikte istemesi gerekmez. Boşanmayı kabul etmezse karşı taraf davayı kendiliğinden düşüremez; ancak kanun ona belirli durumlarda itiraz hakkı tanır. Bu yazıda hem boşanmak isteyen hem de boşanmak istemeyen eşin hukuki seçeneklerini, davanın reddi hâlinde işleyen bir yıllık süreyi ve fiili ayrılık nedeniyle boşanmayı güncel mevzuat ve Yargıtay kararlarıyla anlatıyoruz.
Kısaca
- Engel değil: Eşlerden her biri, diğeri istemese de boşanma davası açma hakkına sahiptir (TMK m. 166/1).
- Anlaşmalı yol kapanır: Anlaşmalı boşanma iki tarafın iradesine bağlıdır; karşı taraf kabul etmezse dava çekişmeli görülür.
- İtiraz hakkı sınırlıdır: Davalı yalnız davacının kusuru daha ağırsa itiraz eder. İtiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve korunmaya değer yarar kalmamışsa mahkeme yine boşanmaya karar verir (TMK m. 166/2).
- Gelmemek veya susmak sonucu değiştirmez: Cevap vermeyen davalı vakıaları inkâr etmiş sayılır; davacı iddiasını yine ispatlar (HMK m. 128).
- Ret sonrası bir yıl: Dava reddedilirse ve ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ortak hayat yeniden kurulamazsa, eşlerden birinin istemiyle boşanma yolu açılır (TMK m. 166/4). Eski üç yıllık süre artık uygulanmaz.
Karşı Taraf Boşanmayı Kabul Etmezse Boşanma Olur mu?
Evet, karşı taraf boşanmayı kabul etmezse de boşanma mümkündür. Kanun boşanmayı iki eşin ortak iradesine bağlamaz. Eşlerden biri kanunda sayılan bir boşanma sebebini ispatlarsa mahkeme boşanmaya karar verir. Karşı tarafın istememesi yalnızca anlaşmalı boşanmayı imkânsız kılar ve davayı çekişmeli boşanma davasına çevirir.
TMK m. 166/1, evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeleri beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her birine dava hakkı tanır. Bu nedenle uygulamada “tek taraflı boşanma” denilen durum, hukuken çekişmeli boşanma davasıdır. Davayı açan eş davacı, istemeyen eş ise davalı konumundadır.
Ancak karşı tarafın tutumu davanın seyrini etkiler. Boşanmayı kabul etmeyen eş cevap dilekçesi verir, kendi delillerini sunar, davacının kusurunu ispatlamaya çalışır ve şartları varsa TMK m. 166/2’deki itiraz hakkını kullanır. Mahkeme sonucu bu iki tarafın iddia ve delillerine göre belirler.
Eşim imza atmazsa boşanamaz mıyım?
Boşanma için karşı tarafın imzası gerekmez. İmza yalnızca anlaşmalı boşanma protokolünde önem taşır. Karşı taraf protokolü imzalamazsa davacı eş çekişmeli dava açar. Çekişmeli davada mahkeme, davalının onayını değil, boşanma sebebinin ispatlanıp ispatlanmadığını ve kusur durumunu inceler.
Kadın veya erkek boşanmayı kabul etmezse sonuç değişir mi?
Hayır. Kanun boşanma sebeplerini ve itiraz hakkını cinsiyete göre düzenlemez. “Kadın boşanmak istemezse” ya da “erkek boşanmak istemezse” sorularının cevabı aynıdır: davacı boşanma sebebini ispatlar, mahkeme kusurları karşılaştırır ve davalının itirazını TMK m. 166/2 ölçütüne göre değerlendirir.

Karşı Taraf Boşanmayı Kabul Etmezse Anlaşmalı Boşanma Mümkün mü?
Hayır, karşı taraf boşanmayı kabul etmezse anlaşmalı boşanma mümkün değildir. TMK m. 166/3, eşlerin birlikte başvurmasını ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesini arar. Ayrıca evliliğin en az bir yıl sürmesi gerekir. Hâkim tarafları bizzat dinler ve protokolü uygun bulursa boşanmaya karar verir.
Anlaşmalı boşanmanın ayrıntılarını anlaşmalı boşanma davası rehberimizde anlattık. Burada önemli olan nokta şudur: anlaşma iradesi duruşmaya, hatta kararın kesinleşmesine kadar değişebilir. Dolayısıyla “karşı taraf kabul etmiyor” durumu, davanın başında olduğu gibi sonradan da ortaya çıkar.
Evlilik bir yılı doldurmadıysa
Evlilik bir yıldan kısa sürmüşse eşler anlaşsa bile TMK m. 166/3 uygulanmaz. Bu durumda boşanmak isteyen eş, karşı taraf kabul etse dahi çekişmeli dava yoluna gider. Mahkeme bu davada boşanma sebebinin varlığını ve kusur durumunu inceler.
Protokolü imzalayan eş duruşmada boşanmayı kabul etmezse
Protokolü imzalayan eş, boşanma kararı kesinleşinceye kadar iradesinden dönme hakkına sahiptir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, anlaşmalı boşanma kararı kesinleşmeden önce iradeden dönülmesi hâlinde davanın çekişmeli olarak (TMK m. 166/1-2) görülmesi gerektiğini kabul etti (HGK, E. 2017/1941, K. 2019/475, T. 18.04.2019). Kararda karşıoy da yer aldı; karşıoy yalnız irade bozukluğu hâlinde dönülebileceğini savundu.
Benzer şekilde taraflar fer’i sonuçların tek bir noktasında dahi anlaşamazsa mahkeme TMK m. 166/3’e göre karar vermez; davayı TMK m. 166/1-2 çerçevesinde değerlendirir (HGK, E. 2014/589, K. 2015/2784).
Çekişmeli dava anlaşmalıya dönüşebilir mi?
Evet, dönüşüm iki yönlüdür. Çekişmeli olarak başlayan dava, taraflar sonradan anlaşırsa anlaşmalı boşanmaya dönüşür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bu dönüşümün temyiz aşamasında dahi mümkün olduğunu, ancak tarafların bizzat dinlenmesi gerektiğini belirtti (2. HD, E. 2025/8694, K. 2025/10088, T. 24.11.2025). Bu nedenle boşanmak istemeyen eşin fikri dava sürerken değişirse süreç kısalır.
Boşanmayı Kabul Etmezse Hangi Sebeple Dava Açılır?
Karşı taraf boşanmayı kabul etmezse davacı eş, olayına uyan boşanma sebebine dayanır. Seçenekler özel boşanma sebepleri (TMK m. 161-165), evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1) ve daha önce reddedilmiş bir dava varsa TMK m. 166/4’tür. Davacı birden fazla sebebe kademeli olarak da dayanma hakkına sahiptir.
Özel boşanma sebepleri
Zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme, terk ve akıl hastalığı kanunda ayrıca düzenlenen özel sebeplerdir. Bu sebeplerde davacı yalnız kanundaki olguyu ispatlar. Örneğin zinada dava hakkı, öğrenmeden itibaren altı ay ve her hâlde beş yıl içinde kullanılmalıdır; affeden eşin dava hakkı yoktur (TMK m. 161). Ayrıntılar için şiddet nedeniyle boşanma davası ve hakaret ve küfür nedeniyle boşanma yazılarımıza bakabilirsiniz.
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması
Uygulamada en sık kullanılan sebep TMK m. 166/1’dir. Davacı, ortak hayatın çekilmez hâle geldiğini gösteren somut olayları anlatır ve ispatlar. Mahkeme bu davada iki eşin kusurunu karşılaştırır. Kusur derecelendirmesini ve örnek davranışları evlilik birliğinin temelinden sarsılması rehberimizde inceledik.
Dilekçede madde numarası yazılmazsa
Dilekçede madde numarası yazmamak davayı tek başına kaybettirmez. Yargıtay, olayları açıklamanın taraflara, hukuki nitelendirmenin ise hâkime ait olduğunu hatırlattı (HMK m. 33). Dairenin incelediği dosyada erkek “şiddetli geçimsizlik” diyerek dava açmış, ancak dilekçede yıllardır ayrı yaşadıklarını ve önceki davasının reddedildiğini anlatmıştı.
Daire, kanunda “şiddetli geçimsizlik” adıyla ayrı bir dava türü bulunmadığını belirtti. Mahkemenin önceki dava dosyasını getirtip olayları TMK m. 166/4 çerçevesinde değerlendirmesi gerektiğine karar verdi ve kararı bozdu (2. HD, E. 2025/5122, K. 2025/11194, T. 15.12.2025). Dolayısıyla sorun madde yazmamak değil, olayları somut biçimde anlatmamaktır.
Terditli (kademeli) boşanma talebi
Davacı, önce özel bir sebebe, o kabul edilmezse genel sebebe dayanma hakkına sahiptir. Buna terditli dava denir (HMK m. 111). Yargıtay, asıl talep olan zinanın reddi istinaf edildiğinde, fer’i talebe dayanan boşanma kararının kesinleşmiş sayılamayacağını ve zina talebinin esastan incelenmesi gerektiğini belirtti (2. HD, E. 2023/8773, K. 2024/8061, T. 31.10.2024). Bu yöntem, karşı tarafın direndiği dosyalarda davacının hangi sebeple boşanacağını netleştirir.
Hâkim Boşanma Davasında Neye Bakar?
Hâkim, boşanma sebebinin ispatlanıp ispatlanmadığına ve eşlerin kusur durumuna bakar. Karşı tarafın boşanmayı istememesi tek başına bir ölçüt değildir. TMK m. 184’e göre hâkim olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe onları ispatlanmış saymaz. Ayrıca delilleri serbestçe takdir eder ve ikrar hâkimi bağlamaz.
Bu kural iki yönde işler. Bir yandan davacı, karşı taraf boşanmayı kabul etmezse ve hatta hiç cevap vermese bile iddiasını delillerle kanıtlamak zorundadır. Öte yandan davalının “boşanmak istemiyorum” demesi, davacının ispatladığı olayları ortadan kaldırmaz. Tanık beyanları, yazışmalar, raporlar ve resmî kayıtlar başlıca delillerdir. Dava açma ve delil sunma sürecini çekişmeli boşanma davası nasıl açılır yazımızda adım adım anlattık.
Kusur dereceleri
Mahkeme eşlerin kusurunu kusursuz, az, eşit, ağır ve tam kusurlu şeklinde belirler. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tam kusurlu eşin TMK m. 166/1’e dayanarak boşanma elde edemeyeceğini açıkladı. Buna göre boşanma kararı için davalının az da olsa kusurlu olması gerekir. Aynı kararda Kurul, ağır kusurlu eşin de dava hakkı bulunduğunu belirtti (HGK, E. 2024/213, K. 2025/557, T. 24.09.2025).
Boşanmayı Kabul Etmezse İtiraz Hakkı: TMK 166/2
Boşanmayı kabul etmeyen eşin itiraz hakkı yalnız davacının kusuru daha ağırsa doğar. Davalı bu durumda davaya itiraz eder. Ancak itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında davalı ile çocuklar için korunmaya değer bir yarar kalmamışsa mahkeme yine boşanmaya karar verir.
TMK m. 166/2’nin lafzı şöyledir: “Davacının kusuru daha ağır ise davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.” Görüldüğü gibi itiraz, davayı otomatik olarak düşüren bir veto hakkı değildir.
Boşanmayı kabul etmezse itirazın üç basamağı
- Kusur karşılaştırması: Mahkeme önce davacının kusurunun davalınınkinden daha ağır olup olmadığını tespit eder. Kusurlar eşitse veya davacı daha az kusurluysa itiraz hakkı doğmaz.
- İtirazın varlığı: Davalı davaya açıkça karşı çıkar.
- Kötüye kullanma ve yarar: Mahkeme itirazın evliliği gerçekten sürdürme amacı taşıyıp taşımadığını, davalı ve çocuklar için evliliğin devamında korunmaya değer bir yarar kalıp kalmadığını değerlendirir.
| Davacının kusur durumu | Davalının itiraz hakkı | Olası sonuç |
|---|---|---|
| Tam kusurlu (davalının kusuru yok) | Gerek kalmaz | TMK m. 166/1 ile boşanma yok |
| Daha ağır kusurlu | Var (TMK m. 166/2) | İtiraz kötüye kullanma niteliğinde ve yarar yoksa boşanma; aksi hâlde ret |
| Eşit kusurlu | Yok | Sebep ispatlanırsa boşanma; tazminat yok |
| Daha az kusurlu veya kusursuz | Yok | Sebep ispatlanırsa boşanma |

Yargıtay’ın uygulaması: itiraz tek başına yetmez
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2024 tarihli kararı bu konunun merkezindedir. Dosyada erkek başka bir kadınla düğün yapıp birlikte yaşamıştı; kadın ise erkeğe hakaret etmişti. İlk derece mahkemesi TMK m. 166/2 uyarınca boşanmaya karar verdi. Bölge adliye mahkemesi ise kadının hakaretlerini tepkisel sayıp erkeği tam kusurlu kabul etti ve davayı reddetti.
Daire bu kararı bozdu. Hakaretin tepkisel sayılamayacağını, kadının az kusurlu olduğunu belirtti. Ayrıca az kusurlu eşin karşı çıkmasının tek başına davanın reddi için yeterli olmadığını açıkladı. Karşı çıkma hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve korunmaya değer yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilmesi gerektiğini vurguladı (2. HD, E. 2023/5177, K. 2024/3819, T. 23.05.2024).
Bu karar iki yönlü okunmalıdır. Karşı çıkmanın varlığı tek başına davayı düşürmez. Bununla birlikte mahkeme, kötüye kullanmayı ve yarar yokluğunu ayrıca tespit etmeden boşanmaya karar vermez. Sonuç her dosyada somut olaylara göre değişir.
Karşı Taraf Cevap Vermez veya Duruşmaya Gelmezse Ne Olur?
Karşı taraf cevap dilekçesi vermezse veya duruşmaya gelmezse boşanma kendiliğinden gerçekleşmez. Cevap vermeyen davalı, dava dilekçesindeki vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır (HMK m. 128). Duruşmaya gelmeyen taraf ise yokluğunda yapılan işlemlere itiraz etme imkânını kaybeder. Her iki durumda da davacı iddiasını ispatlar.
Cevap dilekçesi verilmezse: Bazı eşler “cevap vermezsem dava ilerlemez” düşüncesiyle sessiz kalır. Oysa kanun bu sessizliği kabul değil, inkâr olarak değerlendirir. Bu nedenle davacı tanık ve belge gibi delillerle iddialarını kanıtlar. Davalı ise süresinde cevap vermediği için kendi vakıalarını ileri sürme fırsatını büyük ölçüde kaybeder.
Duruşmaya gelmezse: HMK m. 150’ye göre usulüne uygun davet edilen taraflardan biri gelir, diğeri gelmezse mahkeme gelen tarafın talebiyle yargılamaya gelmeyenin yokluğunda devam eder. Geçerli özrü olmadan gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez. Buna rağmen mahkeme yine delilleri inceler ve vicdani kanaatine göre karar verir.
İki taraf da gelmezse: Taraflar duruşmaya gelmezse mahkeme dosyayı işlemden kaldırır. İşlemden kaldırılan dava üç ay içinde yenilenmezse açılmamış sayılır. Ayrıca bir aydan sonra yapılan yenilemede yeniden harç alınır (HMK m. 150). Davacının bu takvimi takip etmesi, davanın sessizce sona ermesini önler.
Boşanmak İstemeyen Eş Ne Yapabilir?
Boşanmak istemeyen eş davayı tek başına durduramaz; ancak savunma hakkını etkin biçimde kullanır. Süresinde cevap dilekçesi verir, kendi vakıalarını ve delillerini sunar, şartları varsa TMK m. 166/2 itirazını ileri sürer. Gerektiğinde karşı dava açar ya da nafaka ve tazminat taleplerini dile getirir.
Cevap dilekçesi ve davacının kusuru
Davalının cevap dilekçesinde ileri sürdüğü bir vakıa ispatlanırsa mahkeme bunu davacıya kusur olarak yükler. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu ilkeyi açıkça kabul etti ve eşit kusurlu tarafların birbirinden tazminat alamayacağını belirtti (HGK, E. 2024/130, K. 2025/556). Dolayısıyla boşanmak istemeyen eşin sessiz kalması, kusur dengesini kendi aleyhine çevirir.
Karşı dava, nafaka ve tazminat savunması
Boşanmak istemeyen eş, boşanmanın kaçınılmaz olduğunu düşünürse kendi kusur iddialarına dayanarak karşı dava açma hakkına sahiptir. Karşı dava açmasa da mahkemeden davacının kusurunu tespit etmesini ister. Bu tespit, nafaka ve tazminat sonuçlarını doğrudan etkiler. Tazminatın şartlarını boşanmada maddi ve manevi tazminat rehberimizde ayrıntılı olarak ele aldık.
Barışma ve sulh
Aile mahkemesi hâkimi, esasa girmeden önce tarafları sulhe teşvik eder (4787 sayılı Kanun m. 7). Taraflar barışırsa davacı davadan feragat eder veya dava takipsiz kalır. Barışmanın kusur değerlendirmesindeki etkisi ise somut olaya göre değişir. Tarafların bir noktada anlaşması hâlinde dava, bizzat beyanla anlaşmalı boşanmaya da dönüşür.
Arabuluculuk boşanmada uygulanmaz
Boşanmanın kendisi, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği bir konudur. Bu nedenle boşanma uyuşmazlığı arabuluculukla çözülmez. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 1/2 de aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıkları arabuluculuğa elverişli saymaz. Boşanmak istemeyen eşin önündeki yol, mahkemedeki savunma ve sulh imkânıdır.
Boşanmayı kabul etmeyen eşin dava sürecindeki konumu
Hangi boşanma sebebine dayanılacağı, TMK m. 166/2 itirazının şartlarının oluşup oluşmadığı ve kusur iddialarının nasıl delillendirileceği her dosyada farklıdır. Bu tür uyuşmazlıklarda uygulanacak hukuki yol, olayın özelliklerine ve mevcut belgelere göre değiştiği için somut durumunuzu bir avukata danışabilirsiniz.
Mahkeme Boşanma Yerine Ayrılık Kararı Verebilir mi?
Evet, mahkeme belirli şartlarla boşanma yerine ayrılık kararı verir. Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilerse ayrılık ister (TMK m. 167). Dava boşanmaya ilişkinse mahkeme ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı varsa ayrılığa karar verir (TMK m. 170). Ayrılık bir yıldan üç yıla kadar sürer.
Ayrılık süresi kararın kesinleşmesiyle işlemeye başlar (TMK m. 171). Süre bitince ayrılık kendiliğinden sona erer. Ortak hayat yeniden kurulmamışsa eşlerden her biri boşanma davası açma hakkına sahiptir. Bu yeni davada mahkeme, ilk davada ispatlanmış olayları ve ayrılık süresindeki durumları da gözetir (TMK m. 172).
Ayrılık, boşanmak istemeyen eş açısından bir ara çözüm gibi görünür. Ancak dava yalnız ayrılığa ilişkinse mahkeme boşanmaya karar veremez. Öte yandan mahkeme, boşanma davasında ayrılığı yalnız barışma ihtimali gördüğünde tercih eder.
Boşanma Davası Reddedilirse Ne Olur?
Boşanma davası reddedilirse evlilik devam eder ve eşler hukuken evli kalır. Ancak ret kararı kalıcı bir engel oluşturmaz. Eşler, ret kararından sonra yaşanan yeni olaylara dayanarak yeni bir dava açar. Ayrıca ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ortak hayat yeniden kurulamazsa TMK m. 166/4 yolu açılır.
Mahkeme davayı iki ana nedenle reddeder: boşanma sebebinin ispatlanamaması veya davalıya kusur yüklenememesi. Bu iki neden birbirinden bağımsızdır; birinin varlığı reddedilmeye yeter. Ayrıca davacının kusuru daha ağırsa ve davalının itirazı kötüye kullanma niteliği taşımıyorsa da mahkeme davayı reddeder.
Ret kararından sonra yeni dava
Karşı taraf boşanmayı kabul etmezse ve dava reddedilirse, ret kararından sonra ortaya çıkan yeni olaylar yeni bir boşanma davasının dayanağı olur. Buna karşılık önceki davada ileri sürülüp reddedilen olaylara yeniden dayanmak, önceki kararın varlığı nedeniyle risklidir. Bu nedenle ret sonrası dönemde yaşanan olayların ve ayrı yaşamanın belgelenmesi önem taşır.
Ret kararının kesinleşmesi ve kanun yolu
Ret kararına karşı istinaf süresi, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır (HMK m. 345). Bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz süresi de tebliğden itibaren iki haftadır (HMK m. 361). Aile hukukuna ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilmez (HMK m. 350/2 ve 367/2). Kesinleşme tarihinin nasıl tespit edildiğini gerekçeli karar ve kesinleşme yazımızda anlattık.
Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma (TMK 166/4): Bir Yıl Kuralı
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma, karşı taraf boşanmayı kabul etmezse ve önceki dava reddedilmişse başvurulan yoldur. Herhangi bir boşanma sebebiyle açılan dava reddedilip bu karar kesinleştikten sonra bir yıl geçer ve ortak hayat yeniden kurulamazsa, evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır. Mahkeme eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verir.
TMK m. 166/4, 7532 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle değişti ve bu değişiklik 27.11.2024’te yürürlüğe girdi. Hüküm, ret kararının “kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl” geçmesini ve “her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamış” olmasını arar. Bu iki şart gerçekleşirse kanun, evlilik birliğinin temelden sarsıldığını kanuni karine olarak kabul eder.
166/4 davasının şartları
- Önceki dava: Eşlerden biri, herhangi bir boşanma sebebine dayanarak dava açmış olmalıdır.
- Ret kararı: Mahkeme bu davayı reddetmiş olmalıdır.
- Kesinleşme: Ret kararı kesinleşmiş olmalıdır.
- Bir yıl ve ayrılık: Kesinleşmeden itibaren bir yıl geçmeli ve bu sürede ortak hayat yeniden kurulamamış olmalıdır.
Kanun, önceki davayı kimin açtığını ve 166/4 davasını kimin açacağını ayırt etmez. Örneğin önceki davayı kaybeden eş de, o davada davalı olan eş de bu yola başvurma hakkına sahiptir. Önemli olan, şartların ispatlanmasıdır. Dolayısıyla “bir yıl doldu, mahkeme reddedemez” yaklaşımı eksiktir; mahkeme ret kararının kesinleştiğini ve ortak hayatın kurulmadığını delillerle inceler.
Süre üç yıldan bir yıla nasıl indi?
Hükmün eski metni ret kararının kesinleşmesinden itibaren üç yıllık bir süre öngörüyordu. Anayasa Mahkemesi bu üç yıllık süreyi 22.02.2024 tarihli kararıyla ölçüsüz bularak iptal etti (E. 2023/116, K. 2024/56). Ardından yasa koyucu 7532 sayılı Kanun ile süreyi bir yıla indirdi.
Anayasa Mahkemesi, yeni bir yıllık süreyi de inceledi ve Anayasa’ya uygun buldu; itirazı reddetti (E. 2025/203, K. 2026/39, T. 12.02.2026, RG 17.04.2026, sayı 33227). Bu nedenle güncel kural bir yıldır. Üç yıl ifadesine yer veren kaynaklar eski metni yansıtır.
Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru yoluyla da konuyu ele aldı. Mine Özen başvurusunda Mahkeme, eski üç yıllık sürenin ortak hayatı kurulamayan eşlere katlanılamaz bir külfet yüklediğini değerlendirdi. Kısa süreli bir araya gelme iddiasına karşı sunulan delillerin gerekçede tartışılması gerektiğini belirtti ve ihlal kararı verdi (AYM, B. No: 2021/24140, T. 18.06.2026).

Bir yıllık süre ne zaman başlar?
Süre, ret kararının verildiği günden değil, kesinleştiği tarihten başlar. Kanun yoluna başvurulmazsa karar, tebliğden itibaren iki haftalık süre dolunca kesinleşir. İstinaf veya temyiz yoluna gidilirse kesinleşme, üst mahkeme sürecinin sonucuna bağlıdır. Takvim hesabı için hukuki süre hesaplama aracımızı kullanmak mümkündür. Kesinleşme şerhli karar örneği, 166/4 davasının temel belgesidir.
Hangi ret kararı 166/4’e dayanak olur?
Kanun, “boşanma sebeplerinden herhangi biriyle” açılmış davanın reddinden söz eder. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2025 tarihli kararındaki dosyada önceki dava feragat nedeniyle reddedilmişti. Daire buna rağmen önceki dosyanın getirtilip olayların TMK m. 166/4 çerçevesinde değerlendirilmesini istedi (2. HD, E. 2025/5122, K. 2025/11194). Anayasa Mahkemesi’nin Mine Özen kararındaki dosyada da feragatle sonuçlanan ret kararı başlangıç olarak uygulanmıştı.
Ancak bir ayrımı gözden kaçırmamak gerekir. Bu kez 166/4 davasının kendisinden feragat eden eş, aynı ilk ret kararına dayanarak yeniden 166/4 davası açamaz. Yargıtay bu yönde karar verdi (2. HD, E. 2024/1615, K. 2024/9586, T. 05.12.2024). Bu karar eski süre döneminde verildiği için yalnız feragat ilkesi bakımından yol gösterir.
Ret kararından sonra kısa süre bir araya gelmek
Kanun, ortak hayatın “yeniden kurulamamış” olmasını arar. Ret kararından sonra eşlerin kısa süreli olarak bir araya gelmesinin süreyi kesip kesmediği tartışmalıdır. Anayasa Mahkemesi, Mine Özen kararında bu yöndeki iddialara karşı sunulan delillerin tartışılmasını istedi; yeniden yargılamanın sonucu ise bilinmiyor. Bu nedenle kısa birlikteliğin süreyi kesip kesmediği somut olaya göre değerlendirilir.
Uygulamada eşlerin ayrı adreslerde yaşadığını gösteren kayıtlar, kira sözleşmeleri, yazışmalar ve tanık beyanları önem taşır. Bir araya gelme olmuşsa bunun amacı ve süresi de ayrıca belgelenmelidir. Belgesiz bir iddia, davanın yıllarca sürmesine neden olur.
166/4 davasında kusurun yeri
TMK m. 166/4 boşanmayı “her ne sebeple olursa olsun” ortak hayatın kurulamamasına ve “eşlerden birinin istemi”ne bağlar. Kanunun bu lafzı, boşanma kararı bakımından kusur karşılaştırmasının belirleyici olmadığı yönünde okunur. Bu okuma kanunun lafzına dayanır; somut dosyada mahkemenin değerlendirmesi ayrıca önem taşır.
Kusur ise mali sonuçlar bakımından önemini korur. Yargıtay, 166/4 davasında da karşı davada kusurun belirlendiğini ve kusursuz eş yararına nafaka ve tazminat verilebileceğini kabul etti. Ayrıca tedbir nafakasının kendiliğinden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti (2. HD, E. 2023/7596, K. 2024/8137; 2. HD, E. 2024/5137, K. 2024/7795). Bu kararlar eski süre döneminde verildi; kusura ilişkin değerlendirmeleri bakımından yol gösterir.
Eski davalar ve 7532 sayılı Kanun’un geçişi
7532 sayılı Kanun’un, yürürlükten önce kesinleşmiş ret kararlarına veya görülmekte olan davalara nasıl uygulanacağına ilişkin açık bir geçiş hükmü görmedik. Yargıtay’ın 2025 tarihli kararı, 2022’de açılan bir davada bir yıllık süreyi esas aldı. Buna karşılık 05.12.2024 tarihli karar, değişiklik öncesi düzenlemeye göre üç yıllık süreyi uyguladı. Bu iki karardan genel bir geçiş kuralı çıkarmak mümkün değildir. Eski tarihli bir ret kararına dayanan dosyalarda geçiş meselesi somut olaya göre değerlendirilmelidir.
Fiili ayrılık ile terk arasındaki fark
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma ile terk nedeniyle boşanma farklı kurumlardır. Terk, kanunda ayrıca düzenlenen özel bir boşanma sebebidir ve kendine özgü ihtar ve süre şartlarına bağlıdır. Fiili ayrılıkta ise önceki bir ret kararı ve bu kararın kesinleşmesinden sonra bir yıllık ayrı yaşam aranır. Terkin şartlarını terk nedeniyle boşanma davası yazımızda inceledik.
Boşanmayı Kabul Etmezse Nafaka, Tazminat ve Geçici Önlemler
Dava sürerken hâkim, eşlerin barınması, geçimi, malların yönetimi ve çocukların bakımı için gerekli geçici önlemleri kendiliğinden alır (TMK m. 169). Karşı tarafın boşanmayı kabul etmemesi bu önlemleri engellemez. Tedbir nafakası da bu kapsamdadır ve boşanmak isteyen ya da istemeyen eş için aynı ölçütlerle değerlendirilir.
Karşı taraf boşanmayı kabul etmezse bu tutum, tek başına nafaka veya tazminat hakkını ortadan kaldırmaz ya da artırmaz. Bu haklarda ölçüt, kusur durumu ve kanundaki diğer şartlardır. Nafaka türlerini nafaka davası ve hesaplaması rehberimizde anlattık. Velayette ise ölçüt çocuğun üstün yararıdır; ayrıntılar boşanmada velayet yazımızda yer alıyor.
Boşanmadan doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçince zamanaşımına uğrar (TMK m. 178). Bu nedenle mali talepleri boşanma davası içinde ileri sürmek daha güvenli bir yoldur. Yoksulluk nafakasındaki “süresiz” ibaresine ilişkin Anayasa Mahkemesi iptal kararı ise 30.06.2027’de yürürlüğe girecek.
Karşı Taraf Boşanmayı Kabul Etmezse Dava Ne Kadar Sürer?
Karşı taraf boşanmayı kabul etmezse dava çekişmeli görüldüğü için süresi tanık sayısına, delillere ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. Kanun boşanma davası için sabit bir bitiş süresi öngörmez. Bununla birlikte HMK m. 147/3’e göre duruşmalar arasındaki süre kural olarak üç aydan uzun olamaz.
Bu hüküm 7589 sayılı Kanun ile eklendi (RG 31.07.2026, sayı 33326). Bilirkişi incelemesi veya istinabe gibi zorunlu hâllerde hâkim, gerekçe göstererek daha uzun bir süre belirleme yetkisine sahiptir. Ayrıca istinaf ve temyiz aşamaları toplam süreyi uzatır. Anayasa Mahkemesi de boşanma davalarının makul sürede bitirilmesinin devletin yükümlülüğü olduğunu vurguladı.
Görevli ve yetkili mahkeme
Görevli mahkeme aile mahkemesidir. 4787 sayılı Kanun’a göre aile mahkemesi her ilde ve merkez nüfusu yüz binin üzerindeki ilçelerde kurulur; kurulmayan yerlerde Hâkimler ve Savcılar Kurulunun belirlediği asliye hukuk mahkemesi bu davalara bakar (m. 2). Yetkili mahkeme ise eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m. 168). Karşı taraf başka bir şehirde yaşasa da davacı kendi yerleşim yerinde dava açma hakkına sahiptir.
Vekâletname ve avukatla takip
Boşanma davasını avukatla takip etmek kanunen zorunlu değildir. Vekille takip edilen davalarda ise boşanma ve kanun yolundan feragat gibi işlemler için vekâletnamede açık yetki bulunmalıdır (HMK m. 74). Ayrıca tebliğden önce istinaftan feragat edilemez (HMK m. 349/1).
Karşı Taraf Boşanmayı Kabul Etmezse: Örnek Senaryolar
Aşağıdaki örnekler kurgusaldır ve gerçek kişi veya dosyalara dayanmaz. Amaç, karşı taraf boşanmayı kabul etmezse kusur dengesinin ve önceki ret kararının sonucu nasıl değiştirdiğini göstermektir. Her dosyada mahkeme sonucu somut delillere göre belirler.
Birinci örnek (az kusurlu davacı, itiraz eden davalı): Eş A, eşinin sürekli hakaret ettiğini ileri sürerek TMK m. 166/1’e göre dava açıyor. Eş B boşanmak istemediğini söylüyor ve Eş A’nın eve geç gelmesini kusur olarak ileri sürüyor. Mahkeme Eş B’yi daha ağır, Eş A’yı az kusurlu buluyor. Bu durumda Eş B’nin TMK m. 166/2 kapsamında itiraz hakkı doğmaz. Hakaretler ispatlandığı için mahkeme boşanmaya karar verir.
İkinci örnek (ağır kusurlu davacı, haklı itiraz): Eş C, evlilik dışı bir ilişki yaşadıktan sonra boşanma davası açıyor. Dosyada Eş D’nin yalnız tek bir tartışmada sert sözler söylediği ispatlanıyor. Buna karşılık Eş D, çocuklar ve evliliğin sürdürülmesi için itiraz ediyor ve ortak yaşamı kurtarmaya yönelik somut çabalarını delillendiriyor. Mahkeme Eş C’yi daha ağır kusurlu buluyor ve itirazın kötüye kullanma niteliği taşımadığı sonucuna varırsa davayı reddeder.
Üçüncü örnek (ret sonrası bir yıl): Yukarıdaki dava reddediliyor ve karar, kanun yolu süreci tamamlandıktan sonra kesinleşiyor. Eşler kesinleşme tarihinden itibaren bir yıl boyunca ayrı adreslerde yaşıyor ve ortak hayatı yeniden kurmuyor. Bu durumda Eş C de Eş D de TMK m. 166/4’e dayanarak boşanma davası açma hakkına sahiptir. Mahkeme şartları inceler; Eş D ise kusur durumunu ileri sürerek nafaka ve tazminat taleplerini dile getirir.
Karşı Taraf Boşanmayı Kabul Etmezse Sık Yapılan Hatalar
Karşı taraf boşanmayı kabul etmezse en sık hata, onun imzası veya onayı olmadan boşanmanın mümkün olmadığını düşünmektir. Bunun yanında olayları dilekçede somut yazmamak, karşı tarafın gelmemesini kabul saymak ve 166/4 süresini yanlış tarihten başlatmak sık görülen hatalardır.
- İmza beklemek: Çekişmeli dava karşı tarafın onayına bağlı değildir.
- Protokole güvenip hazırlıksız kalmak: Protokolü imzalayan eş, karar kesinleşinceye kadar dönme hakkına sahiptir (HGK, E. 2017/1941).
- Olayları anlatmamak: Madde numarası değil, somut olay önemlidir (2. HD, E. 2025/5122).
- Susmayı kabul saymak: Cevap vermeyen davalı inkâr etmiş sayılır (HMK m. 128).
- Kendi vakıalarını yazmamak: Davalı cevapta ileri sürmediği kusuru sonradan ispatlamakta zorlanır (HGK, E. 2024/130).
- Süreyi karar tarihinden saymak: 166/4’teki bir yıl kesinleşme tarihinden işler.
- Feragat etmek: 166/4 davasından feragat eden eş aynı ret kararına yeniden dayanamaz (2. HD, E. 2024/1615).
- Hukuka aykırı delil: Gizli kayıt veya eşin telefonunu izinsiz incelemek delil riski doğurur. Ayrıntılar WhatsApp mesajlarının delil değeri yazımızda.
Ret kararı, bir yıllık süre ve fiili ayrılık
Önceki ret kararının kesinleşme tarihi, ayrı yaşamanın nasıl belgeleneceği ve kusurun mali sonuçlara etkisi dosyadan dosyaya değişir. Somut durumun hukuki açıdan değerlendirilmesi için bir avukata danışılması gerekebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Karşı taraf boşanmayı kabul etmezse: temel sorular
Karşı taraf boşanmayı kabul etmezse ne olur?
Boşanma yolu kapanmaz; dava çekişmeli olarak görülür. Davacı eş kanundaki bir boşanma sebebini ispatlarsa mahkeme boşanmaya karar verir. Karşı tarafın istememesi yalnız anlaşmalı boşanmayı imkânsız kılar.
Eşim boşanmak istemiyorsa boşanabilir miyim?
Evet. TMK m. 166/1 dava hakkını eşlerden her birine tanır. Eşinizin onayı gerekmez; boşanma sebebini ve eşinizin en az bir miktar kusurunu ispatlamanız gerekir.
Tek taraflı boşanma olur mu?
Evet, uygulamada “tek taraflı boşanma” denilen durum hukuken çekişmeli boşanma davasıdır. Bir eş davayı açar, diğer eş davalı olur. Mahkeme sonucu davalının iradesine göre değil, deliller ve kusur durumuna göre belirler.
Eşim imza atmazsa boşanamaz mıyım?
Hayır, imza yalnız anlaşmalı boşanma protokolü için gerekir. Eşiniz imzalamazsa çekişmeli dava açma hakkınız devam eder. Bu davada karşı tarafın imzası veya onayı aranmaz.
Boşanmak istemeyen eş davayı engelleyebilir mi?
Tek başına engelleyemez. Davalı eş yalnız davacının kusuru daha ağırsa TMK m. 166/2’ye göre itiraz eder. İtiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve korunmaya değer yarar kalmamışsa mahkeme yine boşanmaya karar verir.
Kadın boşanmak istemezse ne olur?
Sonuç erkek için olanla aynıdır. Kanun boşanma sebeplerini ve itiraz hakkını cinsiyete göre ayırmaz. Erkek boşanma sebebini ispatlarsa ve kadının itiraz hakkı yoksa ya da itiraz kötüye kullanma niteliğindeyse mahkeme boşanmaya karar verir.
Erkek boşanmak istemezse ne olur?
Kadının açtığı dava çekişmeli olarak görülür. Kadın boşanma sebebini ispatlar; erkek ise savunma yapar, kendi delillerini sunar ve şartları varsa TMK m. 166/2 itirazını ileri sürer. Mahkeme kusurları karşılaştırarak karar verir.
Karşı taraf boşanmayı kabul etmezse anlaşmalı boşanma
Anlaşmalı boşanma için karşı tarafın onayı şart mı?
Evet. TMK m. 166/3 eşlerin birlikte başvurmasını ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesini arar. Karşı taraf kabul etmezse anlaşmalı boşanma yapılamaz ve dava çekişmeli yürür.
Anlaşmalı boşanmada eşim duruşmada vazgeçerse ne olur?
Dava çekişmeli boşanma davası olarak devam eder. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, anlaşmalı boşanma kararı kesinleşinceye kadar iradeden dönülebileceğini ve bu durumda davanın TMK m. 166/1-2’ye göre görüleceğini kabul etti (HGK, E. 2017/1941, K. 2019/475).
Protokolü imzaladıktan sonra anlaşmalı boşanmadan dönülebilir mi?
Evet, karar kesinleşinceye kadar dönülebilir. Protokolü imzalamak, eşi duruşmada aynı iradeyi göstermeye zorlamaz. Hâkim tarafları bizzat dinler; eşlerden biri dönerse dava çekişmeli olarak sürer.
Çekişmeli boşanma anlaşmalıya dönüşebilir mi?
Evet. Yargıtay, bu dönüşümün temyiz aşamasında dahi mümkün olduğunu, ancak tarafların bizzat dinlenmesi gerektiğini belirtti (2. HD, E. 2025/8694, K. 2025/10088). Karşı tarafın fikri değişirse süreç kısalır.
Evliliğim bir yıl dolmadıysa anlaşmalı boşanabilir miyim?
Hayır. TMK m. 166/3 evliliğin en az bir yıl sürmesini arar. Bir yıldan kısa evliliklerde eşler anlaşsa bile dava çekişmeli olarak görülür.
Boşanmayı kabul etmezse dava sebebi ve ispat
Karşı taraf kabul etmezse hangi sebeple dava açmalıyım?
Olayınıza uyan sebebe dayanmalısınız. Seçenekler özel boşanma sebepleri (TMK m. 161-165), evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1) ve önceki davanız reddedilmişse TMK m. 166/4’tür. Birden fazla sebebe kademeli olarak dayanmak da mümkündür.
Boşanma dilekçesinde madde numarası yazmazsam davam reddedilir mi?
Madde yazmamak tek başına ret sebebi değildir. Olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirme hâkime aittir (HMK m. 33). Yargıtay, dilekçede anlatılan olaylar TMK m. 166/4’e uyduğu hâlde bu yönü incelemeyen kararı bozdu (2. HD, E. 2025/5122, K. 2025/11194).
Terditli boşanma talebi nedir?
Terditli talep, davacının önce bir sebebe, o kabul edilmezse başka bir sebebe dayanmasıdır (HMK m. 111). Örneğin önce zinaya, olmazsa genel sebebe dayanılır. Yargıtay, asıl talebin reddi istinaf edildiğinde fer’i talebe dayalı boşanma kararının kesinleşmiş sayılamayacağını belirtti (2. HD, E. 2023/8773, K. 2024/8061).
Hâkim boşanma davasında neye bakar?
Hâkim boşanma sebebinin ispatlanıp ispatlanmadığına ve eşlerin kusur durumuna bakar. TMK m. 184’e göre olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe onları ispatlanmış saymaz ve delilleri serbestçe takdir eder.
Karşı taraf istemiyorsa boşanma nasıl ispatlanır?
Boşanma, karşı tarafın tutumundan bağımsız olarak tanık, belge, yazışma, rapor ve resmî kayıtlarla ispatlanır. Delillerin hukuka uygun elde edilmesi gerekir. Gizli kayıt ve izinsiz telefon incelemesi hukuka aykırı delil riski taşır.
Boşanmayı kabul etmezse itiraz hakkı ve kusur
Davalının itiraz hakkı (TMK 166/2) nedir?
Davacının kusuru daha ağırsa davalı eşin açılan davaya karşı çıkma hakkıdır. Bu hak bir veto değildir. İtiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve davalı ile çocuklar için korunmaya değer yarar kalmamışsa mahkeme boşanmaya karar verir.
İtiraz hakkının kötüye kullanılması ne demek?
Davalının, evliliği gerçekten sürdürme amacı taşımadan yalnız karşı tarafı evlilik bağıyla tutmak için davaya karşı çıkmasıdır. Mahkeme bunu somut olayın tüm koşullarına bakarak değerlendirir; kanun sabit bir ölçü koymaz.
Korunmaya değer yarar kalmaması neyi ifade eder?
Evliliğin devam etmesinin davalı eşe ve çocuklara artık bir fayda sağlamamasını ifade eder. Mahkeme bu şartı itirazın kötüye kullanılmasıyla birlikte arar. İki şart birlikte gerçekleşirse davalının itirazına rağmen boşanmaya karar verir.
Daha ağır kusurlu eş boşanma davası açabilir mi?
Evet. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ağır kusurlu eşin de dava hakkı bulunduğunu kabul etti (HGK, E. 2024/213, K. 2025/557). Ancak bu durumda davalı eş TMK m. 166/2’ye göre itiraz hakkına sahiptir.
Tamamen kusurlu eş boşanabilir mi?
Davalının hiç kusuru yoksa tam kusurlu eş TMK m. 166/1’e dayanarak boşanma elde edemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, boşanma için davalının az da olsa kusurlu olması gerektiğini belirtti. Önceki dava reddedilmişse TMK m. 166/4 ayrıca değerlendirilir.
Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa dava reddedilir mi?
Karşı çıkma tek başına ret sebebi değildir. Yargıtay, az kusurlu eşin karşı çıkmasının davanın reddi için yeterli olmadığını; karşı çıkma kötüye kullanma niteliğindeyse ve korunmaya değer yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilmesi gerektiğini belirtti (2. HD, E. 2023/5177, K. 2024/3819).
Kusurlar eşitse karşı taraf itiraz edebilir mi?
Hayır. TMK m. 166/2’deki itiraz hakkı yalnız davacının kusuru daha ağırsa doğar. Kusurlar eşitse ve boşanma sebebi ispatlanırsa mahkeme boşanmaya karar verir; eşit kusurda taraflar birbirinden tazminat alamaz.
Davalı eş boşanmayı kabul etmezse: savunma ve seçenekler
Karşı taraf cevap dilekçesi vermezse ne olur?
Cevap vermeyen davalı, dava dilekçesindeki vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır (HMK m. 128). Bu nedenle boşanma kendiliğinden gerçekleşmez; davacı iddiasını delillerle ispatlar.
Karşı taraf duruşmaya gelmezse ne olur?
Usulüne uygun davet edilen davalı gelmezse mahkeme davacının talebiyle yargılamaya davalının yokluğunda devam eder (HMK m. 150). Geçerli özrü olmadan gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez. Davalının gelmemesi kabul anlamına gelmez; mahkeme yine delilleri inceler.
Her iki taraf da duruşmaya gelmezse dava ne olur?
Mahkeme dosyayı işlemden kaldırır. Dava üç ay içinde yenilenmezse açılmamış sayılır; bir aydan sonra yapılan yenilemede yeniden harç alınır (HMK m. 150).
Eşim boşanmak istiyor, ben istemiyorum; ne yapmalıyım?
Süresinde cevap dilekçesi vermeli, kendi vakıalarınızı ve delillerinizi sunmalısınız. Eşinizin kusuru daha ağırsa TMK m. 166/2 itirazını ileri sürersiniz. Nafaka ve tazminat taleplerinizi de bu süreçte dile getirirsiniz.
Boşanmak istemeyen eş cevap dilekçesinde neler yazmalı?
Davacının iddialarına karşı cevaplarını, davacının kusurunu gösteren somut olayları ve bunların delillerini yazmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, cevap dilekçesinde ileri sürülen vakıa ispatlanırsa bunun davacıya kusur olarak yükleneceğini kabul etti (HGK, E. 2024/130, K. 2025/556).
Boşanmak istemeyen eş karşı dava açmalı mı?
Bu, eşin hedefine bağlıdır. Evliliği sürdürmek isteyen eş karşı dava açmadan savunma yapar ve itiraz hakkını kullanır. Boşanmanın kaçınılmaz olduğunu düşünen eş ise kendi kusur iddialarına dayanarak karşı dava açma hakkına sahiptir.
Boşanmada arabuluculuğa gitmek zorunlu mu?
Hayır. Boşanmanın kendisi tarafların serbestçe tasarruf edemeyeceği bir konu olduğundan arabuluculukla çözülmez. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 1/2 aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıkları arabuluculuğa elverişli saymaz.
Dava reddedilirse ve ayrılık kararı
Boşanma davası hangi durumlarda reddedilir?
Dava, boşanma sebebi ispatlanamazsa veya davalıya kusur yüklenemezse reddedilir. Bu iki neden birbirinden bağımsızdır. Ayrıca davacı daha ağır kusurluysa ve davalının itirazı kötüye kullanma niteliği taşımıyorsa mahkeme davayı reddeder.
Boşanma davası reddedilirse ne olur?
Evlilik devam eder ve eşler hukuken evli kalır. Ancak ret kararı kalıcı bir engel değildir. Yeni olaylara dayanan yeni dava veya ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl sonra TMK m. 166/4 yolu açıktır.
Ayrılık kararı nedir, kaç yıl sürer?
Ayrılık, evliliği sona erdirmeden eşlerin ayrı yaşamasına imkân veren bir karardır. Süresi bir yıldan üç yıla kadardır ve kararın kesinleşmesiyle işlemeye başlar (TMK m. 171). Süre bitince ortak hayat kurulmamışsa her eş boşanma davası açar (TMK m. 172).
Mahkeme boşanma yerine ayrılık kararı verebilir mi?
Evet, ancak sınırlı durumlarda. Dava boşanmaya ilişkinse mahkeme ayrılığa yalnız ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı varsa karar verir (TMK m. 170). Dava yalnız ayrılığa ilişkinse boşanmaya karar veremez.
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma (TMK 166/4)
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma (TMK 166/4) nedir?
Herhangi bir sebeple açılan boşanma davası reddedilip karar kesinleştikten sonra bir yıl geçer ve ortak hayat yeniden kurulamazsa, eşlerden birinin istemiyle boşanmaya karar verilmesidir. Kanun bu durumda evlilik birliğinin temelden sarsıldığını kabul eder.
Fiili ayrılık süresi üç yıl mı, bir yıl mı?
Güncel süre bir yıldır. TMK m. 166/4, 7532 sayılı Kanun ile değişti ve 27.11.2024’te yürürlüğe girdi. Anayasa Mahkemesi eski üç yıllık süreyi iptal etmişti; yeni bir yıllık süreyi ise Anayasa’ya uygun buldu (AYM, E. 2025/203, K. 2026/39).
Bir yıllık süre ne zamandan başlar?
Süre, ret kararının kesinleştiği tarihten başlar; kararın verildiği günden değil. Kanun yoluna gidilmişse kesinleşme tarihi üst mahkeme sürecine göre belirlenir. Kesinleşme şerhli karar örneği bu davanın temel belgesidir.
Ret sonrası bir yıl kuralının uygulanması
166/4 davasını kim açabilir?
Kanun “eşlerden birinin istemi”nden söz eder. Bu nedenle önceki davayı açan eş de, o davada davalı olan eş de bu yola başvurma hakkına sahiptir. Her iki durumda da şartların ispatlanması gerekir.
Bir yıl dolunca mahkeme boşanmayı reddedemez mi?
Süre dolması tek başına yetmez; mahkeme şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini inceler. Ret kararının kesinleştiği, bir yılın geçtiği ve bu sürede ortak hayatın yeniden kurulmadığı ispatlanmalıdır. Şartlar gerçekleşmişse mahkeme boşanmaya karar verir.
Ret kararından sonra kısa süre bir araya gelmek süreyi etkiler mi?
Bu konu tartışmalıdır. Anayasa Mahkemesi, Mine Özen kararında kısa süreli bir araya gelme iddiasına karşı sunulan delillerin gerekçede tartışılmasını istedi (B. No: 2021/24140). Bu nedenle ayrı yaşamanın ve varsa bir araya gelmenin amacının belgelenmesi önem taşır.
Feragatle biten boşanma davasından sonra 166/4 davası açılabilir mi?
Yargıtay, önceki davası feragat nedeniyle reddedilen eşin dosyasında olayların TMK m. 166/4 çerçevesinde değerlendirilmesini istedi (2. HD, E. 2025/5122). Ancak 166/4 davasının kendisinden feragat eden eş, aynı ilk ret kararına dayanarak yeniden 166/4 isteyemez (2. HD, E. 2024/1615, K. 2024/9586).
166/4 davasında kusur önemli mi?
Kanun boşanmayı “her ne sebeple olursa olsun” ortak hayatın kurulamamasına bağlar; bu lafız boşanma kararında kusur karşılaştırmasının belirleyici olmadığı yönünde okunur. Bu okuma kanunun lafzına dayanır. Kusur ise nafaka ve tazminat bakımından önemini korur (2. HD, E. 2023/7596, K. 2024/8137).
7532 sayılı Kanun öncesindeki ret kararlarında hangi süre uygulanır?
Bu konuda açık bir geçiş hükmü görmedik ve Yargıtay kararları farklı süre ifadeleri kullanıyor. 2025 tarihli bir karar bir yılı esas aldı; 05.12.2024 tarihli bir karar ise eski düzenlemeye göre üç yılı uyguladı. Bu nedenle eski tarihli ret kararlarında durum dosyaya göre değerlendirilmelidir.
Boşanmayı kabul etmezse süre, mahkeme ve mali sonuçlar
Karşı taraf boşanmayı kabul etmezse dava ne kadar sürer?
Kanun sabit bir süre öngörmez; süre tanık sayısına, delillere ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. HMK m. 147/3’e göre duruşmalar arasındaki süre kural olarak üç aydan uzun olamaz. İstinaf ve temyiz aşamaları toplam süreyi uzatır.
Tek taraflı boşanma davası hangi mahkemede açılır?
Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi kurulmayan yerlerde Hâkimler ve Savcılar Kurulunun belirlediği asliye hukuk mahkemesi bakar (4787 sayılı Kanun m. 2). Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m. 168). Karşı taraf başka şehirde yaşasa da davacı kendi yerleşim yerinde dava açar.
Dava sürerken tedbir nafakası istenebilir mi?
Evet. Hâkim dava süresince eşlerin geçimi ve çocukların bakımı için gerekli geçici önlemleri kendiliğinden alır (TMK m. 169). Karşı tarafın boşanmayı kabul etmemesi bu önlemleri engellemez.
Boşanmayı istememek nafaka ve tazminatı etkiler mi?
Tek başına etkilemez. Nafaka ve tazminatta ölçüt boşanmayı isteyip istememek değil, kusur durumu ve kanundaki diğer şartlardır. Boşanmak istemeyen eş de şartları varsa nafaka ve tazminat ister.
Boşanma kararı ne zaman kesinleşir?
Kanun yoluna başvurulmazsa karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık istinaf süresi dolunca kesinleşir (HMK m. 345). Kanun yoluna gidilirse kesinleşme üst mahkeme sürecine bağlıdır. Aile hukukuna ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilmez.
Avukat tutmadan tek taraflı boşanma davası açılabilir mi?
Evet, boşanma davasını avukatla takip etmek kanunen zorunlu değildir. Vekille takip edilen davalarda ise boşanma ve kanun yolundan feragat gibi işlemler için vekâletnamede açık yetki bulunmalıdır (HMK m. 74).
Kaynakça
Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 161, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 178, 184. mevzuat.gov.tr
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 33, 74, 111, 128, 147, 150, 345, 349, 350, 361, 367. mevzuat.gov.tr
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun, m. 2, 7.
- 7532 sayılı Kanun, m. 13 (TMK m. 166/4 değişikliği; yürürlük 27.11.2024).
- 7589 sayılı Kanun, m. 21 (HMK m. 147/3; RG 31.07.2026, sayı 33326).
- Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 1/2.
Yargı kararları
- Anayasa Mahkemesi, E. 2025/203, K. 2026/39, T. 12.02.2026 (Resmî Gazete 17.04.2026, sayı 33227).
- Anayasa Mahkemesi (İkinci Bölüm), Mine Özen Başvurusu, B. No: 2021/24140, T. 18.06.2026.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/213, K. 2025/557, T. 24.09.2025.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/130, K. 2025/556.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1941, K. 2019/475, T. 18.04.2019.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2014/589, K. 2015/2784.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/5122, K. 2025/11194, T. 15.12.2025.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/8694, K. 2025/10088, T. 24.11.2025.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/1615, K. 2024/9586, T. 05.12.2024.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/8773, K. 2024/8061, T. 31.10.2024.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5177, K. 2024/3819, T. 23.05.2024.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/7596, K. 2024/8137.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/5137, K. 2024/7795.
Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın özellikleri, yürürlükteki mevzuat ve güncel yargı kararları değerlendirmeyi değiştirebilir. Metin tek başına hukuki danışmanlık veya somut olaya özgü hukuki görüş yerine geçmez.







