Boşanmada mal paylaşımı, kanundaki adıyla mal rejiminin tasfiyesidir. Kanundaki yasal rejimde her eş, diğer eşin artık değerinin yarısını ister (TMK m. 236). Ancak miras, bağış ve evlilik öncesi mallar paylaşıma girmez. Ayrıca 31.07.2026’dan itibaren belirsiz alacak davası (HMK m. 107) yürürlükten kalktığı için dava stratejisi de değişti.
Kısaca
- Kural: Her eş, diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibidir; karşılıklı alacaklar takas olur (TMK m. 236/1).
- Paylaşıma girenler: Evlilik içinde karşılığı verilerek elde edilen değerler, örneğin maaşla alınan ev ve araç (TMK m. 219).
- Girmeyenler: Evlilik öncesi mallar, miras, karşılıksız kazanımlar, manevi tazminat ve kişisel kullanım eşyası (TMK m. 220).
- Süre: Katılma alacağı on yıllık zamanaşımına tabidir; süre evlilik devam ettikçe işlemez (TBK m. 146, 153).
- Mahkeme: Aile mahkemesi bakar; yetkili mahkeme boşanma davasında yetkili olan mahkemedir (TMK m. 214).
- 2026 değişikliği: 31.07.2026’dan sonra açılan davalarda belirsiz alacak davası yoktur; kısmi dava ve bir defalık artırım imkânı vardır (HMK m. 109/4).
Boşanmada Mal Paylaşımı Nedir?
Boşanmada mal paylaşımı, evlilik birliği içinde edinilen malların eşler arasında kanundaki kurallara göre hesaplanması ve her eşin diğerinden alacağının belirlenmesidir. Hukuki adı mal rejiminin tasfiyesidir. Mahkeme malların kendisini bölmez; kural olarak her eş için bir para alacağı belirler.
Türk Medeni Kanunu, eşler aksini kararlaştırmadıkça yasal rejimi edinilmiş mallara katılma olarak belirler (TMK m. 202). Bu rejim her eşin edinilmiş mallarını ve kişisel mallarını kapsar (TMK m. 218). Dolayısıyla mahkeme önce her eşin malvarlığını iki kesime ayırır, sonra yalnızca paylaşıma giren kesimdeki net değer üzerinden hesap yapar.
Bu nedenle halk arasındaki “eşler malları yarı yarıya böler” ifadesi eksiktir. Çünkü yarı oranı, malların tamamına değil, her eşin borçlar düşüldükten sonra kalan net değere, yani artık değere uygulanır. Ayrıca tapuda kimin adının yazdığı tek başına belirleyici değildir. Tapu kocanın adına olsa bile ev evlilik içinde maaşla alınmışsa kadın, katılma alacağı hakkına sahiptir; tersi için de aynı kural geçerlidir.
Mal rejimi hangi tarihte sona erer?
Boşanma, evliliğin iptali veya mahkeme kararıyla mal ayrılığı hâlinde mal rejimi, dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m. 225). Bu nedenle boşanma davası açıldıktan sonra bir eşin maaşından biriktirdiği para veya satın aldığı yeni araç, diğer eşin katılma alacağının hesabına girmez. Ölüm hâlinde ise rejim ölüm tarihinde sona erer.
Boşanmada Mal Paylaşımı Davasında 2026 Değişikliği
7589 sayılı Kanun, belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m. 107’yi yürürlükten kaldırmış ve HMK m. 109’a yeni bir dördüncü fıkra eklemiştir. Kanun 31.07.2026 tarihli Resmî Gazete’de yer aldı ve bu hükümler yayım tarihinde yürürlüğe girdi. Bu değişiklik, katılma alacağı davasının nasıl açılacağını doğrudan etkiler.
Bugüne kadar uygulamada pek çok kişi katılma alacağı davasını belirsiz alacak davası olarak açıyordu. Çünkü dava açılırken malların güncel değeri bilinemiyor, değer ancak bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkıyordu. 7589 sayılı Kanun (kabul 16.07.2026, RG 31.07.2026, sayı 33326) m. 19 ile HMK m. 107 mülga oldu. Kanunun m. 26/1-c hükmü, bu değişikliğin yayım tarihinde yürürlüğe gireceğini öngörür. İnternette bu konuyu hâlâ belirsiz alacak davası üzerinden anlatan kaynaklar, 31.07.2026 sonrasında açılan davalar için güncel değildir.
31.07.2026’dan önce açılan davalar
7589 sayılı Kanun’daki geçici maddenin onuncu fıkrasına göre kaldırılan m. 107, kaldırılma tarihinden önce açılan davalara uygulanmaya devam eder. Yani belirsiz alacak davası olarak daha önce açılan bir katılma alacağı davası, eski kurallarla yürür.
31.07.2026’dan sonra açılan davalar: kısmi dava ve HMK m. 109/4
Yeni davalarda davacı, alacağının bir kısmını kısmi dava olarak ister. HMK m. 109’a 7589/20 ile eklenen dördüncü fıkraya göre davacı, talebini aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere ve tahkikatın sona ermesine kadar artırma hakkına sahiptir. Bu artırım için iddianın genişletilmesi yasağı engel oluşturmaz.
Ayrıca kanun, artırılan kısım için zamanaşımının dava tarihinde kesildiğini kabul eder. Bu nedenle bilirkişi raporu dava sırasında gelse bile davacı, tahkikat bitmeden talebini bir kez rapordaki değere göre artırır. Buna karşılık ikinci bir artırım imkânı yoktur. Dolayısıyla artırım dilekçesini rapora itirazlar sonuçlandıktan sonra, tahkikat bitmeden vermek önem taşır.
Öte yandan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013 tarihli kararı da gerekçesinde belirsiz alacak tartışmasına yer verir (E. 2013/375, K. 2013/520, T. 17.04.2013). Ancak bu kararın o kısmını, kendi döneminin usul hukukuna göre okumak gerekir.
Hangi Mal Rejimi Uygulanır? 01.01.2002 Ayrımı
Eşler mal rejimi sözleşmesi yapmamışsa 01.01.2002’den sonraki edinimlere edinilmiş mallara katılma rejimi, bu tarihten önceki edinimlere ise eski Medeni Kanun’daki mal ayrılığı rejimi uygulanır. Bu nedenle uzun süren evliliklerde mahkeme, malları edinme tarihine göre iki döneme ayırarak inceler.
Geçiş kurallarını 4722 sayılı Kanun m. 10 düzenler. Buna göre Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girmeden önce evlenen eşler bir yıl içinde başka bir rejim seçmedikleri takdirde kanun, onları yürürlük tarihinden geçerli olmak üzere yasal rejimi seçmiş kabul eder. Ayrıca eşler aynı süre içinde sözleşmeyle yasal rejimin evlenme tarihinden geçerli olacağını kararlaştırma imkânına sahipti. Öte yandan yürürlükten önce açılan boşanma ve iptal davalarında eski rejim dava sonuçlanana kadar devam etti.
Mal rejimi sözleşmesinin şekli nedir?
Eşler, evlenmeden önce veya sonra bir mal rejimi sözleşmesiyle kanundaki diğer rejimlerden birini seçme hakkına sahiptir (TMK m. 202, 203). Sözleşmenin şekli noterde düzenleme veya onaylamadır; eşler evlenme başvurusu sırasında seçtikleri rejimi yazılı olarak da bildirir (TMK m. 205). Ayrıca sözleşme için ayırt etme gücü şarttır; küçükler ve kısıtlılar için yasal temsilcinin rızası gerekir (TMK m. 204).
- Mal ayrılığı: Her eş kendi malvarlığını yönetir ve üzerinde tasarruf eder (TMK m. 242).
- Paylaşmalı mal ayrılığı: Her eş kendi malvarlığında tasarruf yetkisini korur. Ancak eşler, rejim kurulduktan sonra edinilen ve ailenin ortak kullanımına özgülenen malları rejim sona erince eşit olarak paylaşır (TMK m. 244, 250).
- Mal ortaklığı: Eşler ortaklık mallarına elbirliğiyle sahiptir; hiçbir eş payı üzerinde tek başına tasarruf edemez (TMK m. 256, 257).
Olağanüstü mal ayrılığı
Haklı sebep varsa hâkim, bir eşin istemi üzerine olağanüstü mal ayrılığına karar verir (TMK m. 206). Örneğin diğer eşin borca batık olması, ortaklık payının haczi, malvarlığı hakkında bilgi vermemesi veya eşin menfaatlerini tehlikeye düşürmesi haklı sebep oluşturur. Bu durumda da mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m. 225).
Boşanmada Mal Paylaşımına Hangi Mallar Girer?
Boşanmada mal paylaşımına yalnızca edinilmiş mallar girer. Edinilmiş mal, mal rejimi süresince bir eşin karşılığını vererek elde ettiği değerdir; maaşla alınan ev, araç ve birikim bunun tipik örneğidir. Buna karşılık evlilik öncesi mallar, miras ve bağış yoluyla gelen değerler kişisel maldır ve paylaşıma girmez.
Miras yoluyla edinilen mallarda mirasçılığın nasıl belgelendiği için mirasçılık belgesi (veraset ilamı) rehberimize bakabilirsiniz.

Edinilmiş mallar (TMK m. 219)
Kanun bu malları sınırlı olmayan bir listeyle örnekler. Buna göre şu değerler paylaşıma girer:
- Bir eşin çalışması karşılığında elde ettiği edinimler, örneğin maaş ve bu maaşla alınan mallar.
- Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarının, personele yardım amacıyla kurulan sandıkların ödemeleri.
- Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar.
- Kişisel malların gelirleri, örneğin evlilik öncesi evin kira geliri.
- Bu malların yerine geçen değerler, örneğin maaşla alınan arabanın satış parası.
Özellikle dördüncü madde gözden kaçar. Ev evlilikten önce alınmışsa evin kendisi kişisel maldır; ancak evlilik boyunca elde edilen kira gelirleri ve bu gelirle alınan mallar paylaşıma girer. Bununla birlikte eşler, sözleşmeyle kişisel mal gelirlerinin paylaşıma girmeyeceğini kararlaştırma hakkına sahiptir (TMK m. 221).
Öte yandan sosyal güvenlik kurumunun toptan ödemesi veya iş gücü kaybı tazminatı, rejimin sona ermesinden sonraki döneme düşen kısmın peşin sermaye değeri kadar kişisel mal niteliğindedir (TMK m. 228).
Kişisel mallar (TMK m. 220 ve 221)
Kanun gereği şu değerler kişisel maldır ve katılma alacağı hesabına girmez:
- Eşlerden birinin yalnızca kişisel kullanımına yarayan eşya.
- Mal rejiminin başlangıcında eşe ait olan mallar, yani evlilik öncesi mallar.
- Evlilik içinde miras veya herhangi bir yolla karşılıksız kazanma sonucu gelen değerler, örneğin anne babanın bağışladığı para.
- Manevi tazminat alacakları.
- Kişisel malların yerine geçen değerler, örneğin miras kalan tarlanın satış bedeliyle alınan daire.
Ayrıca eşler, mal rejimi sözleşmesiyle bir meslek veya işletmeye ayrılan edinilmiş malların kişisel mal sayılacağını kararlaştırma hakkına sahiptir (TMK m. 221). Evlilik öncesi malların durumunu boşanmada evlenmeden önce alınan malların durumu yazımızda ayrıca ele aldık.
| Mal veya değer | Paylaşıma girer mi? | Dayanak |
|---|---|---|
| Evlilikte maaşla alınan ev | Evet | TMK m. 219 |
| Evlilik öncesi ev | Hayır (kişisel mal) | TMK m. 220 |
| Evlilik öncesi evin kira geliri | Evet | TMK m. 219 |
| Miras kalan taşınmaz | Hayır (kişisel mal) | TMK m. 220 |
| Miras parasıyla alınan daire | Hayır (yerine geçen değer) | TMK m. 220 |
| Manevi tazminat | Hayır (kişisel mal) | TMK m. 220 |
| Kime ait olduğu ispat edilemeyen mal | Eşlerin paylı mülkiyetinde | TMK m. 222 |
İspat: edinilmiş mal karinesi
Bir malın belirli bir eşe ait olduğunu iddia eden kişi, bu iddiasını ispat eder. Kime ait olduğu ispat edilemeyen mallar eşlerin paylı mülkiyetindedir. Ayrıca kanun, bir eşin bütün mallarını aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul eder (TMK m. 222). Bu nedenle bir malın kişisel mal olduğunu savunan eş, bunu delilleriyle göstermek zorundadır.
Ancak ispat yalnızca banka kaydıyla sınırlı değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, miras kalan taşınmazın satışından kısa süre sonra aynı hisse yapısıyla yeni bir taşınmaz alınan bir olayda tarihlerin yakınlığını, hisse yapısının paralelliğini ve tanık beyanlarını birlikte değerlendirdi. Daire, taşınmazın kişisel malın yerine geçen değer olduğunu kabul etti ve “banka kaydıyla ispatlanamadı” gerekçesini yeterli bulmadı (E. 2026/3326, K. 2026/3881, T. 09.04.2026).
Öte yandan boşanmada mal paylaşımı davasında mahkeme, kişisel mal savunmasını gereği gibi araştırmak zorundadır. Bir dosyada eş, 2003’te alınan konutun bedelini, ödemeleri 2002’den önce yapılan başka bir taşınmazın satış parasıyla karşıladığını savundu. İlk derece mahkemesi yalnızca o taşınmazın tapu tescil tarihine bakarak onu da edinilmiş mal saydı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise kararı bozdu. Daireye göre mahkeme, önceki taşınmazın ödeme tarihlerini dekont ve belgeler isteyerek netleştirmeli; yalnızca tescil tarihine dayanarak edinilmiş mal sonucuna varmamalıdır (E. 2023/5996, K. 2024/5370, T. 04.07.2024).
Ziynet eşyaları ayrı bir konudur
Düğünde takılan takıların kime ait olduğu ve nasıl istenileceği, mal rejimi tasfiyesinden ayrı bir talep ve dava konusudur. Ziynetin kişisel mal niteliği ve ispat kuralları bu yazının kapsamında değildir; uygulama ve tartışmalar için düğün takılarının hukuki durumu ve ziynet eşyası davaları yazımıza bakabilirsiniz.
Ancak ziynetler bozdurularak diğer eş adına alınan bir malın bedeline katıldığında konu tasfiye hesabına da yansır. Örneğin bir dosyada konut bedelinin bir kısmını kadının düğünde takılan ziynetleri karşılamış, kalanını kredi ve erkeğin birikimi ödemişti. İlk derece mahkemesi ziynetlerin edinme tarihindeki değerini kadın lehine değer artış payı olarak değerlendirdi; bölge adliye mahkemesi de istinaf başvurusunu esastan reddetti. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bu yöndeki ilk derece kararını ve istinaf kararını ayrı bir gerekçe yazmadan onadı (E. 2022/727, K. 2023/1883, T. 25.04.2023). Dolayısıyla bu ilke, Yargıtay’ın kendi gerekçesine değil, onadığı alt derece gerekçesine dayanır.
Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Hesaplanır?
Boşanmada mal paylaşımı hesabında mahkeme, her eşin paylaşıma giren mallarının sürüm değerini bulur, kanunun saydığı değerleri ekler, denkleştirme yapar ve bu mallara ilişkin borçları düşer. Kalan tutar artık değerdir. Her eş, diğer eşin artık değerinin yarısını ister ve karşılıklı alacaklar takas olur (TMK m. 231, 236).
- Malları ayırın: Mahkeme her eşin mallarını dava tarihindeki durumlarına göre kişisel ve edinilmiş mal olarak ayırır (TMK m. 225, 228).
- Geri alma: Her eş, diğer eşte bulunan kendi mallarını geri alır; eşler karşılıklı borçlarını düzenler (TMK m. 226).
- Değer artış payı: Diğer eşin malına karşılıksız katkı varsa katkı oranında alacak hesaplanır (TMK m. 227).
- Toplam değer: Mahkeme paylaşıma giren malların sürüm değerini, eklenmesi gereken değerleri ve denkleştirme alacaklarını toplar (TMK m. 229, 230, 232).
- Artık değer: Mahkeme bu toplamdan ilgili borçları çıkarır (TMK m. 231).
- Katılma alacağı: Her eş, diğerinin artık değerinin yarısını ister; alacaklar takas olur (TMK m. 236).

Değer artış payı (TMK m. 227)
Bir eş, diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almadan katkıda bulunduysa tasfiyede bu malın değer artışından katkısı oranında pay ister. Mahkeme hesabı malın tasfiye sırasındaki değerine göre yapar. Malda değer kaybı varsa katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.
Örneğin kadın, kocası adına alınan evin bedeline kişisel parasından katkı yaptıysa değer artış payı alacağı doğar. Mal tasfiyeden önce elden çıkarılmışsa alacağı hâkim hakkaniyete göre belirler. Öte yandan eşler, yazılı bir anlaşmayla değer artış payından vazgeçme veya oranını değiştirme hakkına sahiptir. Uygulamada mahkemeler değer artış payını katılma alacağından önce belirler ve borç olarak artık değerden düşer; ancak bu sıralama kanun metninde açıkça yazmaz, uygulamadaki hesap düzenine dayanır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, boşanmada mal paylaşımı kapsamında eşin adına alınan konut için değer artış payı ve katılma alacağı istenen bir davada hesaba ilişkin üç noktayı açıkladı. Birincisi, bilirkişinin bulduğu edinme değeri davacının kendi iddia ettiği değerden yüksekse bu değeri esas almak davalının aleyhine sonuç doğurur; bu nedenle mahkeme davacının iddia ettiği edinme değerini esas almalıdır. İkincisi, mahkeme toplam alacağı bulurken değer artış payı alacağını ve artık değere katılma alacağını toplar. Üçüncüsü, faiz dava tarihinden değil, karar tarihinden yürür. Dolayısıyla Daire kararı bozdu (E. 2022/9398, K. 2024/453, T. 24.01.2024).
Hesaba eklenen değerler ve denkleştirme
Kanun, mal kaçırmanın önüne geçmek için bazı değerlerin hesaba eklenmesini öngörür (TMK m. 229). Birincisi, rejimin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yapılan karşılıksız kazandırmalardır. İkincisi, rejim süresince katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirlerdir.
Dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Bir yıllık süre yalnızca birinci bent için geçerlidir. Buna karşılık katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirlerde bir yıl sınırı yoktur; rejim süresince yapılan bütün devirler kapsama girer. Bazı kaynaklar iki bendi de bir yıl ile sınırlar; bu anlatım kanun metniyle örtüşmez.
Denkleştirme ise iki kesim arasındaki borç ödemelerini dengeler (TMK m. 230). Örneğin eş, kişisel malına ilişkin bir borcu evlilikteki gelirinden ödediyse veya tersi gerçekleştiyse denkleştirme istemi doğar. Hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borcu kanun edinilmiş mallara ilişkin sayar.
Artık değer ve katılma alacağı
Artık değer, hesaba eklenen değerler ve denkleştirme alacakları dahil edinilmiş malların toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır (TMK m. 231). Kanun “değer eksilmesi göz önüne alınmaz” der; uygulamada bu ifade, artık değerin eksiye düşmediği, sıfır kabul edildiği şeklinde yorumlanır. Yani borcu malından fazla olan eş, diğer eşe borç devretmez.
Her eş, diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibidir; karşılıklı alacaklar takas olur (TMK m. 236/1). Bu nedenle ev hanımı olan ve geliri bulunmayan eş de çalışan eşin artık değerinin yarısını ister; kanun bu hak için gelir şartı aramaz.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi de katılma alacağının kanundan doğduğunu, talep eden eşin gelirinin olmasının veya katkı yapmasının gerekmediğini vurguladı. Ayrıca aynı dosyada konutun alımından bir gün önce davalının babasının hesabından yaklaşık 102.000 TL çekildiğini banka kayıtları gösteriyordu. Daire, babanın verdiği paranın edinme tarihindeki değere oranlanması ve davalı lehine denkleştirmeye konu olması gerektiğini belirtti. Taşınmazın tamamını edinilmiş mal sayan kararı bu nedenle ve faiz yönünden bozdu (E. 2016/2267, K. 2017/3531, T. 14.03.2017).
Değerlemede hangi tarih esas alınır?
Mal paylaşımında üç farklı tarih vardır ve bunlar sıklıkla birbirine karışır. Mahkeme malları dava tarihindeki durumlarına göre ayırır, ancak değerlerini tasfiye anına göre belirler. Ayrıca kanun tasfiyede sürüm, yani piyasa değerini esas alır (TMK m. 232); tarımsal işletmelerde gelir değeri ve özel hâllerde değerin artırılması kuralları da vardır (TMK m. 233, 234).
| Konu | Esas alınan tarih | Dayanak |
|---|---|---|
| Rejimin sona ermesi ve malların ayrılması | Boşanma davasının açıldığı tarih | TMK m. 225, 228 |
| Mevcut malların değeri | Tasfiye anı (karar tarihine en yakın değer) | TMK m. 235 |
| Hesaba eklenen değerler | Devir tarihi | TMK m. 235 |
| Faiz başlangıcı | Tasfiye (karar) tarihi | TMK m. 239 |
Faiz konusunda Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, tasfiye mahkemenin ilk kararıyla yapıldığı için değer artış payına da katılma alacağı gibi tasfiye tarihinden itibaren faiz işlemesi gerektiğine hükmetti. Daire, bozmadan sonraki yeni karar tarihi olarak yazılan faiz başlangıcını ilk karar tarihi olan 08.07.2021 olarak düzeltti (E. 2025/1304, K. 2025/4536, T. 05.05.2025).
Boşanmada mal paylaşımı davalarında değerleme tarihi konusunda da Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, katılma alacağını karar tarihinden yaklaşık beş yıl önceki keşif değeri üzerinden hesaplayan bir kararı bozdu. Daireye göre mal, rejimin sona erdiği andaki durumuna göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm değeriyle hesaba girer; tasfiye tarihi de karar tarihidir. Önceki karar bozulursa eski değer güncelliğini yitirir. Bu durumda mahkeme, yeni karara en yakın tarihteki değeri talep miktarını ve usuli kazanılmış hakları gözeterek belirler. Ayrıca Daire, dava kısmen kabul edildiğinde yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırmak gerektiğini de belirtti (HMK m. 326/2; E. 2022/8918, K. 2024/451, T. 24.01.2024).
Kurgusal Hesaplama Örneği
Aşağıdaki örnek tamamen kurgusaldır ve TMK m. 229, 231 ve 236 hükümlerinin birlikte nasıl işlediğini gösterir. Rakamlar basitleştirilmiştir; gerçek bir dosyada değerleri bilirkişi raporu, borç kayıtları ve deliller belirler. Ayrıca kredi ödemelerinin katkıya etkisi örnekte sadeleştirilmiştir.
Ali: Evlilik içinde maaşıyla aldığı daire tasfiye anında 3.000.000 TL değerindedir; daireye ilişkin kalan konut kredisi borcu 500.000 TL’dir. Ali’nin evlilikten önce aldığı ve 1.000.000 TL değerindeki arsa kişisel maldır, hesaba girmez.
Ayşe: Maaşından biriktirdiği 300.000 TL mevduatı vardır. Ayrıca boşanma davasından 8 ay önce Ali’nin rızası olmadan kardeşine 200.000 TL bağışlamıştır. Babasından miras kalan altınlar kişisel maldır.
| Kalem | Ali | Ayşe |
|---|---|---|
| Paylaşıma giren mallar | 3.000.000 TL | 300.000 TL |
| Hesaba eklenen bağış (TMK m. 229/1) | – | 200.000 TL |
| Borçlar | 500.000 TL | – |
| Artık değer | 2.500.000 TL | 500.000 TL |
| Diğer eşin alacağı (yarısı) | Ayşe 1.250.000 TL ister | Ali 250.000 TL ister |
Takas sonucunda Ali, Ayşe’ye 1.000.000 TL öder. Bağış davadan önceki bir yıl içinde ve rızasız yapıldığı için mahkeme bu tutarı Ayşe’nin artık değerine ekler; böylece Ayşe, bağış yoluyla Ali’nin alacağını azaltamaz.
Değer artış payı eklenirse sonuç nasıl değişir?
Şimdi Ayşe’nin, dairenin 2.000.000 TL’lik alış bedeline kişisel parasından 400.000 TL verdiğini varsayalım. Bu durumda katkı oranı %20’dir ve değer artış payı 3.000.000 TL × %20 = 600.000 TL olur. Mahkeme bu tutarı Ali’nin artık değerinden borç olarak düşer: 3.000.000 − 500.000 − 600.000 = 1.900.000 TL. Ayşe bu kez 950.000 TL katılma alacağı ve 600.000 TL değer artış payı ister. Ali’nin 250.000 TL’lik alacağı takas edilince Ayşe’nin net alacağı 1.300.000 TL olur.
Mal paylaşımı hesabınızda belirsizlik mi var?
Hangi malın paylaşıma gireceği, değerleme tarihi ve takas sonucu, belgelere ve somut olaya göre değişir. Dosyanızın hukuki açıdan değerlendirilmesi için bir avukata danışabilirsiniz.
2002 Öncesi Mallar ve Katkı Payı Alacağı
01.01.2002’den önce edinilen mallarda eski Medeni Kanun’daki mal ayrılığı rejimi geçerlidir. Bu dönemde katılma alacağı yoktur; diğer eşin adına alınan bir mala katkı yapan eş, uygulamada katkı payı alacağı ister. Katkı payı kurumunu Yargıtay içtihadı şekillendirdi.
Eski 743 sayılı Kanun döneminde mal ayrılığı rejimi bulunduğu için katkı payı alacağını doğrudan düzenleyen bir madde yoktur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da kararında 743 sayılı Kanun döneminde mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğunu belirtir (E. 2013/375, K. 2013/520, T. 17.04.2013). Bu nedenle katkı payı davasında davacı, diğer eş adına edinilen mala kendi gelirinden veya malvarlığından somut bir katkı yaptığını ispat eder.
Mahkeme, katkının oranını ve malın değerini birlikte inceler. Ancak katkı payının hesap yöntemi ve faizin başlangıcı gibi ayrıntıları içtihat belirler ve bunlar somut dosyanın verilerine göre değişir.
Öte yandan evlilik 2002’den önce başladıysa ve mallar her iki dönemde de edinildiyse, mahkeme aynı davada her mal için ayrı inceleme yapar. Örneğin 1995’te alınan bir ev için katkı payı, 2010’da alınan bir ev için ise katılma alacağı hesabı gündeme gelir.
Zina ve Aldatmanın Boşanmada Mal Paylaşımına Etkisi
Kural olarak kusur, boşanmada mal paylaşımını etkilemez; kusurlu eş de artık değerin yarısını ister. Ancak boşanma zina veya hayata kast nedeniyle gerçekleşmişse hâkim, kusurlu eşin katılma alacağındaki payını hakkaniyete göre azaltma veya tamamen kaldırma yetkisine sahiptir (TMK m. 236/2).
Bu hükmün iki önemli sınırı vardır. Birincisi, genel anlamda aldatma veya sadakatsizlik ile zina nedeniyle verilen boşanma kararı aynı şey değildir. Kanun indirimi yalnızca zina veya hayata kast sebebiyle verilen boşanmaya bağlar. Genel kusur, örneğin şiddetli geçimsizlikte ağır kusurlu olmak, payı azaltmaz. İkincisi, indirim kendiliğinden gerçekleşmez; hâkim somut olayı değerlendirerek takdir eder.
Zina nedeniyle boşanmanın şartlarını aldatma, sadakatsizlik ve zina nedeniyle boşanma yazımızda, aldatmanın nafaka ve tazminata etkisini ise aldatan kadının nafaka ve tazminat hakkı yazımızda anlattık.
Özel Durumlarda Boşanmada Mal Paylaşımı
Kredili ev, şirket hissesi, ev eşyası veya davadan önce satılan mallar gibi durumlarda boşanmada mal paylaşımı aynı temel kurallara dayanır: malın edinme kaynağı, dava tarihindeki durumu ve borçların hangi kesime ait olduğu. Aşağıda en sık karşılaşılan durumları bu kurallar çerçevesinde açıklıyoruz.
Kredili ev ve araç
Evlilik içinde krediyle alınan ev de paylaşıma girer. Mahkeme, dava tarihinde kalan kredi borcunu bu mala ilişkin borç olarak artık değerden düşer (TMK m. 231). Evlilikten önce alınan ancak kredisi evlilik içinde maaşla ödenen evde ise durum karmaşıktır. Bu durumda ev kişisel mal olsa da kişisel mala ilişkin borcu eşin evlilikteki geliri karşıladığı için denkleştirme gündeme gelir (TMK m. 230). Kanun, kesimler arası katkıda denkleştirmenin katkı oranına ve tasfiye zamanındaki değere göre hesabını öngörür. Hesapta evlilik içinde dava tarihine kadar ödenen taksitlerin alım bedeline oranı bulunur ve bu oran evin karar tarihine en yakın sürüm değerine uygulanır. Bulunan tutar malik eşin edinilmiş mallarına eklenir; böylece artık değere girer ve diğer eş artık değerin yarısını katılma alacağı olarak ister (TMK m. 231, 236). Değer artış payı (TMK m. 227) ise bu hâlde değil, ancak diğer eş kendi malvarlığından katkı yaptıysa gündeme gelir.
Kredi taksitlerinin hangi kesimden ödendiği de boşanmada mal paylaşımı sonucunu etkiler. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, evlilik içinde kısmen peşin, kısmen krediyle alınan bir konutu edinilmiş mal saydı; kredi ve faizini de edinilmiş malın borcu kabul etti (TMK m. 219, 230). Daireye göre boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ödenen taksitleri edinilmiş mallar karşılar; sonraki taksitleri ise borçlu eş kişisel malıyla öder. Nitekim somut olayda 96 taksitten 18’ini eşler rejim sona ermeden ödemişti. Bu yüzden Daire, kalan 78/96 oranındaki taksitlerin edinilmiş malın borcu olarak artık değerden düşmesi ve değerin karar tarihine en yakın tarihte yeniden keşifle belirlenmesi gerektiğini belirterek kararı bozdu (E. 2013/18177, K. 2014/20840, T. 14.11.2014).
Borçlar da paylaşıma girer mi?
Kanuna göre her eş kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur (TMK m. 224). Bu nedenle mal paylaşımında bir eşin borcu diğer eşe geçmez. Borçlar yalnızca hesapta rol oynar: paylaşıma giren mallara ilişkin borçlar artık değerden düşer. Artık değer eksiye düşerse uygulama bunu sıfır kabul eder; borçlu eş, diğer eşten borcunun yarısını istemez.
Şirket hisseleri
Evlilik içinde karşılığı verilerek alınan şirket hissesi paylaşıma girer; mahkeme değerini tasfiye anındaki sürüm değerine göre belirler. Evlilikten önce sahip olunan şirket hissesi ise kişisel maldır; ancak kişisel malın gelirleri paylaşıma girdiği için evlilik içinde elde edilen kâr payları da bu kurala tabidir (TMK m. 219). Öte yandan TMK m. 221’deki sözleşme imkânı, şirket ve işletme malları açısından özellikle önemlidir.
Ev eşyaları
Yalnızca bir eşin kişisel kullanımına yarayan eşya kişisel maldır (TMK m. 220). Evlilik içinde ortak kullanım için alınan eşyanın niteliğini ise edinme kaynağı belirler; kime ait olduğu ispat edilemezse eşler bu eşyaya paylı mülkiyetle sahiptir (TMK m. 222). Buna karşılık sağ kalan eşin ev eşyasında mülkiyet talebi, yalnızca eşlerden birinin ölümü hâlinde gündeme gelir (TMK m. 240); boşanmada bu hükmün uygulama alanı yoktur.
Davadan önce satılan mallar
Kanuna göre mahkeme malları dava tarihindeki durumlarına göre ayırır (TMK m. 228). Bu nedenle davadan önce satılan bir mal kural olarak hesaba girmez; ancak satış bedeli veya bu bedelle alınan yeni mal, yerine geçen değer olarak hesaba girer (TMK m. 219). Ayrıca mal karşılıksız devredildiyse veya katılma alacağını azaltma kastıyla elden çıkarıldıysa hesaba ekleme kuralı uygulanır (TMK m. 229).
Eşin ölümü hâlinde mal paylaşımı
Öte yandan mal rejimi ölümle de sona erer (TMK m. 225). Bu durumda sağ kalan eş, mirasçılara karşı katılma alacağını ister. Tasfiye davasında ölenin son yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m. 214). Ayrıca sağ kalan eş, aile konutunda intifa veya oturma hakkı ve ev eşyasında mülkiyet talep etme hakkına sahiptir (TMK m. 240). Bu haklar yalnızca ölüm hâline özgüdür; boşanmada aile konutunun bir eşe özgülenmesi için bu madde kullanılamaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin incelediği bir dosyada eşler noterde, evlilik tarihinden geçerli olmak üzere edinilmiş mallara katılma sözleşmesi yapmıştı. Daha sonra eşlerden biri öldü ve sağ kalan eş, kooperatif yoluyla edinilen konut için mirasçılara karşı dava açtı. Alt derece mahkemeleri katılma alacağını terekenin borcu saydı ve davacının miras payını düştü; Yargıtay bu yöndeki temyiz itirazlarını reddetti. Faiz yönünden ise Daire, tasfiye ilk derece mahkemesinin kararıyla gerçekleştiği için faizin bölge adliye mahkemesinin karar tarihinden değil, ilk derece karar tarihinden başlayacağına hükmetti ve kararı düzelterek onadı (E. 2022/2397, K. 2023/1662, T. 06.04.2023).
Paylı maldaki üstün yarar ve ödeme şekli
Boşanmada bir eş, paylı mülkiyetteki malda daha üstün yararı bulunduğunu ispat edip diğer eşin payını ödeyerek malın bölünmeden kendisine verilmesini ister (TMK m. 226). Borçlu eş, katılma alacağını ve değer artış payını ayın veya para olarak öder; ayni ödemede sürüm değeri esas alınır. Ödeme borçlu eş için ciddi güçlük yaratıyorsa borçlu eş erteleme ister; alacaklı eş de gerekirse güvence talep eder (TMK m. 239).
Mal Kaçırmaya Karşı Hangi Önlemler Var?
Mal kaçırma riskine karşı kanun hem dava öncesi hem de dava sonrası koruma araçları öngörür. İhtiyati tedbir, aile konutu şerhi, hesaba ekleme kuralı ve üçüncü kişilere karşı dava bu araçların başında gelir. Riskin farkına varan eşin bu araçları zamanında kullanması önem taşır.
- İhtiyati tedbir: Mevcut durumda bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak veya imkânsızlaşacaksa ya da gecikme sakınca veya ciddi zarar doğuracaksa mahkeme uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verir (HMK m. 389).
- Aile konutu şerhi: Eş, diğer eşin açık rızası olmadan aile konutunu devredemez ve konut üzerindeki hakları sınırlayamaz. Malik olmayan eş, tapuya aile konutu şerhi verilmesini ister (TMK m. 194).
- Hesaba ekleme: Mahkeme, son bir yıldaki rızasız karşılıksız kazandırmaları ve katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirleri hesaba ekler (TMK m. 229).
- Üçüncü kişilere karşı dava: Borçlu eşin malvarlığı yetmezse alacaklı eş, hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden, eksik kalan miktarla sınırlı olarak ister (TMK m. 241).
Üçüncü kişilere karşı dava hakkı, öğrenmeden itibaren 1 yıl ve her hâlde rejimin sona ermesinden itibaren 5 yıl içinde düşer. Ayrıca TMK m. 229 uyarınca verilen kararı, davanın kendisine ihbar edildiği üçüncü kişiye karşı da ileri sürmek mümkündür. Aile konutu şerhinin nasıl konulacağını aile konutu şerhi ve mahkeme süreci yazımızda anlattık.
Boşanmada Mal Paylaşımı Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Boşanmada mal paylaşımı davasına aile mahkemesi bakar. Aile mahkemeleri, Türk Medeni Kanunu’nun aile hukukuna ilişkin hükümlerinden doğan dava ve işlere bakar; mal rejimi davaları da bu kapsamdadır (4787 sayılı Kanun m. 4). Yetkili mahkeme ise boşanma davasında yetkili olan mahkemedir (TMK m. 214).
Yetkili mahkeme (TMK m. 214)
Kanun, mal rejiminin tasfiyesinde yetkiyi sona erme sebebine göre belirler:
- Ölüm hâlinde: ölen eşin son yerleşim yeri mahkemesi.
- Boşanma, evliliğin iptali veya hâkim kararıyla mal ayrılığında: bu davalarda yetkili olan mahkeme.
- Diğer hâllerde: davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi.
Öte yandan Yargıtay’da mal rejimi davalarının temyiz incelemesi konusunda bir ayrıntıya dikkat çekmek gerekir. Bu yazıda kullanılan 2023-2026 tarihli daire kararlarının tamamı 2. Hukuk Dairesine aittir. Buna karşılık daha eski içtihatta, örneğin bu yazıdaki 2014 ve 2017 tarihli kararlarda, mal rejimi kararlarını 8. Hukuk Dairesi vermiştir; bu kararları kendi dönemlerinin içtihadı olarak okumak gerekir.
Boşanma kesinleşmeden dava açmak mümkün mü?
Evet. Boşanma davası devam ederken mal rejimi davası açmak mümkündür. Ancak mal rejiminin sona ermesi, katılma alacağı, değer artış payı ve katkı payı davalarının görülebilirlik ön koşuludur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, boşanma davası derdestken açılan tasfiye davasında mahkemenin davayı usulden reddetmemesi, boşanma davasını bekletici mesele yapması gerektiğine hükmetti (E. 2023/6050, K. 2024/6103, T. 19.09.2024).
Ayrıca aynı kararda Daire, dava şartı noksanlığı hüküm anına kadar giderilmişse davanın usulden reddedilemeyeceğini belirtti. Dolayısıyla bazı kaynaklardaki “boşanma kesinleşmeden mal paylaşımı davası açılamaz” anlatımı eksiktir. Doğrusu şudur: dava açmak mümkündür, fakat hüküm boşanmanın kesinleşmesine bağlıdır.
Yurt dışında boşanma hâlinde
Aynı kararın somut olayında boşanma kararını yabancı bir mahkeme vermişti. Daire, yabancı mahkemenin boşanma kararının Türkiye’de ancak tanıma veya tenfiz kararıyla sonuç doğuracağını vurguladı. Bu nedenle yurt dışında boşanan eşler, Türkiye’de mal rejimi davası açmadan önce veya dava sırasında tanıma ya da tenfiz yoluna başvurur.
Boşanmada Mal Paylaşımında Zamanaşımı
Katılma alacağı, Türk Borçlar Kanunu m. 146 uyarınca on yıllık zamanaşımına tabidir. Evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirinden alacakları için zamanaşımı işlemez (TBK m. 153). Bu nedenle on yıllık süre, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren başlar.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, katılma alacağında zamanaşımının bir yıl mı yoksa on yıl mı olduğu tartışmasında on yıllık süreyi kabul etti. Kurul, boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin bir yıllık sürenin (TMK m. 178) katılma alacağına uygulanmadığını belirtti. Kurul süreyi, boşanma hükmünün kesinleştiği tarihten ıslah tarihine kadar hesapladı. Bu karar oyçokluğuyla çıktı (E. 2013/375, K. 2013/520, T. 17.04.2013).

Buna karşılık üçüncü kişilere karşı davada farklı süreler geçerlidir. Bu dava hakkı, öğrenmeden itibaren 1 yıl ve her hâlde rejimin sona ermesinden itibaren 5 yıl içinde düşer (TMK m. 241). Kanun bu süreleri hak düşürücü süre olarak düzenler.
Boşanmada Mal Paylaşımı İçin Arabuluculuk Zorunlu mu?
Hayır. Mal rejiminin tasfiyesi, 6325 sayılı Kanun m. 18/B’de sayılan dava şartı arabuluculuk alanları arasında yer almaz. Bu nedenle dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunlu değildir. Ancak taraflar isterse, alacaklar üzerinde serbestçe tasarruf edebildikleri için ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurma imkânına sahiptir.
Kanuna göre arabuluculuk, yalnızca tarafların serbestçe tasarruf edebileceği iş ve işlemlerden doğan uyuşmazlıklara uygulanır (6325 sayılı Kanun m. 1/2). Katılma alacağı, değer artış payı ve katkı payı bu niteliktedir. Dava şartı arabuluculuk ise yalnızca ilgili kanunlarda öngörülen hâllerde gündeme gelir (m. 18/A). İhtiyari arabuluculukta çözümü taraflar birlikte belirler; arabulucu taraflardan birinin temsilcisi değildir.
- Aile içi şiddet istisnası: Aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir (6325 sayılı Kanun m. 1/2). Böyle bir iddia varsa mal paylaşımı uyuşmazlığında da arabuluculuk yoluna gidilemez.
- Ortaklığın giderilmesi farklıdır: Boşanmadan sonra eşlerin paylı mülkiyetindeki bir taşınmaz için ortaklığın giderilmesi davası, mal rejimi davasından ayrı bir davadır ve dava şartı arabuluculuğa tabidir (m. 18/B-1-b).
Arabuluculuk türleri hakkında ihtiyari arabuluculuk ve zorunlu arabuluculuk yazılarımızda ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.
Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı ve Protokol
Anlaşmalı boşanmada eşler mal paylaşımını protokolde düzenleme hakkına sahiptir. Ancak protokol mal rejimi hakkında açık bir hüküm içermiyorsa ileride tasfiye davası açılıp açılamayacağı tartışma konusu olur. Bu nedenle protokolde hangi malın kime kalacağını ve tasfiyenin tamamlanıp tamamlanmadığını açıkça yazmak gerekir.
Özellikle “başkaca talebimiz yoktur” gibi genel ifadelerin mal rejimi alacağından feragat sayılıp sayılmayacağı yoruma açıktır. Bu konuda kesin bir kural vermek mümkün değildir; sonucu protokolün ifadesi ve somut olay belirler. Öte yandan kanundan farklı bir paylaşım oranı, boşanma, iptal veya mahkeme kararıyla mal ayrılığı hâlinde ancak mal rejimi sözleşmesinde açıkça öngörülmüşse geçerlidir (TMK m. 238). Ayrıca sözleşmeyle farklı bir katılma esası ortak olmayan çocukların saklı paylarını zedeleyemez (TMK m. 237).
Anlaşmalı boşanmanın şartları ve protokol için anlaşmalı boşanma davası rehberimize; çekişmeli süreç için çekişmeli boşanma davası yazımıza bakabilirsiniz.
Boşanmada Mal Paylaşımı Davası: Adımlar, Belgeler ve Masraflar
Mal paylaşımı davası, evlilik ve edinme tarihlerinin tespitiyle başlar, malvarlığı envanteri ve delillerin toplanmasıyla devam eder. Davacı, dilekçesini yetkili aile mahkemesine verir, nispi harcın dörtte birini peşin öder. Mahkeme keşif ve bilirkişi incelemesiyle değerleri belirledikten sonra karar verir.
Dava süreci adım adım
- Evlilik tarihini belirleyin; 01.01.2002 öncesi ve sonrası edinimleri ayırın.
- Noterde düzenlenen bir mal rejimi sözleşmesi veya evlenme başvurusunda yazılı bir rejim seçimi olup olmadığını kontrol edin.
- Tapu, araç, banka, hisse, şirket ve emeklilik ödemeleri dahil malvarlığı envanteri çıkarın.
- Kişisel mal savunması için miras ilamı, bağış kayıtları, evlilik öncesi tapu ve hesap dökümlerini toplayın.
- Mal kaçırma riski varsa ihtiyati tedbir ve aile konutu şerhini değerlendirin.
- Davayı boşanma davasında yetkili aile mahkemesinde açın; 31.07.2026 sonrasında kısmi dava ve bir defalık artırım imkânını planlayın.
- Bilirkişi raporundan sonra, tahkikat bitmeden talebi bir kez artırın (HMK m. 109/4).
- Kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf, bölge adliye mahkemesi kararının tebliğinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurun.
Gerekli belgeler
- Nüfus kayıt örneği ve kesinleşme şerhli boşanma kararı veya boşanma dava dosyasının numarası.
- Tapu kayıtları, edinme belgeleri ve araç kayıtları.
- Banka hesap dökümleri, kredi sözleşmeleri ve ödeme planları.
- Maaş ve SGK kayıtları.
- Miras ilamı veya veraset belgesi, bağış ve hibe kayıtları.
- Şirket ve ticaret sicil kayıtları, varsa mal rejimi sözleşmesi.
- Ev eşyası faturaları ve tanık listesi.
Bilirkişi incelemesi ve dava süresi
Uygulamada mahkeme malların sürüm değerini keşif ve bilirkişi incelemesiyle belirler. Değerin karar tarihine yakın olması önemlidir; çünkü mevcut mallar tasfiye anındaki değerleriyle hesaba girer (TMK m. 235). Davanın ne kadar süreceği ise mal sayısına, keşif ve bilirkişi aşamalarına, rapora itirazlara ve boşanma davasının kesinleşme durumuna göre değişir. Bu nedenle genel bir süre vermek yanıltıcı olur.
Harç ve masraflar
Mal paylaşımı davası konusu belli bir değerle ilgili dava olduğu için nispi harca tabidir. Harçlar Kanunu’na bağlı (1) sayılı tarifedeki nispi karar ve ilam harcı oranı binde 68,31’dir. Davacı bu harcın dörtte birini dava açarken peşin öder; kalan kısmın ödeme süresi kararın tebliğinden itibaren bir aydır (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a).
Örneğin 1.000.000 TL’lik bir talepte nispi harç 68.310 TL’dir; peşin kısım 17.077,50 TL’dir. Bu tutarın yanında başvurma harcı, gider avansı ve bilirkişi ücreti de vardır. Bu kalemlerin tutarı her yıl değişir; güncel tutarı dava açmadan önce mahkeme veznesinden veya güncel tarifeden kontrol etmek gerekir. Bazı kaynaklarda geçen birkaç bin liralık toplam masraf tahmini, nispi harç karşısında yanıltıcıdır.
Boşanmada Mal Paylaşımında Sık Yapılan Hatalar
Boşanmada mal paylaşımında hak kayıplarının önemli bir kısmı, kanunun ispat kurallarını ve sürelerini bilmemekten kaynaklanır. Aşağıdaki hatalar hem davacı hem de davalı eş açısından sonucu doğrudan etkiler. Bu nedenle dava açmadan veya protokol imzalamadan önce bu noktaları kontrol etmek faydalıdır.
- Protokolde mal rejimine ilişkin açık hüküm bırakmamak veya “başkaca talep yoktur” gibi belirsiz ifadeler kullanmak.
- Miras veya evlilik öncesi parayla alınan malın izini belgelememek.
- Edinilmiş mal karinesini (TMK m. 222) bilmemek.
- Tapusu karşı tarafta olan malı “benim değil” diye talep dışı bırakmak.
- Kişisel malın gelirinin paylaşıma girdiğini atlamak.
- Mal kaçırma şüphesinde tedbir istememek ve üçüncü kişilere karşı 1 yıllık süreyi kaçırmak.
- Yurt dışında boşandıktan sonra tanıma veya tenfiz yaptırmamak.
- Aldatmanın kendiliğinden payı sıfırlayacağını düşünmek.
- Ziynet eşyası talebini mal rejimi davasıyla karıştırmak.
- 31.07.2026 sonrasında davayı “belirsiz alacak davası” olarak açmak.
Boşanmanın diğer mali sonuçları için nafaka davası ve hesaplaması yazımıza da bakabilirsiniz.
Mal paylaşımı davası açmayı mı düşünüyorsunuz?
Zamanaşımı, kısmi dava ve artırım kuralları ile kişisel mal savunmasının delilleri, davanın planlanmasında belirleyicidir. Belgelerinizle birlikte bir avukattan hukuki görüş alabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Boşanmada mal paylaşımı: temel kurallar
Boşanmada mal paylaşımı nasıl yapılır?
Uygulamada boşanmada mal paylaşımı üç aşamada ilerler: mahkeme her eşin mallarını kişisel ve edinilmiş mal olarak ayırır, paylaşıma giren mallardan borçları düşerek artık değeri bulur ve her eşe diğerinin artık değerinin yarısını verir (TMK m. 231, 236).
Boşanmada mallar yarı yarıya mı bölünür?
Hayır, tüm mallar değil, yalnızca artık değer yarı yarıya bölünür. Kişisel mallar hesaba girmez; ayrıca zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada hâkim, kusurlu eşin payını azaltma yetkisine sahiptir (TMK m. 236).
Mal rejiminin tasfiyesi ile mal paylaşımı aynı şey mi?
Evet. Halk arasında boşanmada mal paylaşımı denilen işlemin kanundaki adı mal rejiminin tasfiyesidir; davanın konusu katılma alacağı, değer artış payı ve gerekirse katkı payıdır.
Yasal mal rejimi nedir?
Kanuna göre eşler sözleşmeyle başka bir rejim seçmediyse yasal rejim edinilmiş mallara katılmadır (TMK m. 202).
Ev hanımı mal paylaşımından pay alır mı?
Evet, çünkü kanun her eşe diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde hak tanır ve bunun için gelir şartı aramaz (TMK m. 236). Yargıtay da katılma alacağının kanundan doğduğunu, talep eden eşin gelirinin veya katkısının gerekmediğini vurguladı (8. HD, E. 2016/2267, K. 2017/3531).
Boşanmada mal paylaşımına giren ve girmeyen mallar
Mal paylaşımına hangi mallar girer?
TMK m. 219 uyarınca evlilik içinde karşılığı verilerek elde edilen değerler girer: çalışma karşılığı edinimler, sosyal güvenlik ödemeleri, çalışma gücü kaybı tazminatları, kişisel malların gelirleri ve bunların yerine geçen değerler (TMK m. 219).
Hangi mallar mal paylaşımına girmez?
Kanuna göre evlilik öncesi mallar, miras veya karşılıksız kazanma yoluyla gelen değerler, manevi tazminat alacakları, kişisel kullanım eşyası ve bunların yerine geçen değerler paylaşıma girmez (TMK m. 220).
Evlenmeden önce alınan ev boşanmada paylaşıma girer mi?
Hayır, çünkü evlilik öncesi ev kişisel maldır. Ancak evin evlilik içindeki kira gelirleri paylaşıma girer ve kredisi evlilikte ödendiyse denkleştirme gündeme gelir (TMK m. 219, 230).
Evlenmeden önce alınan evin kredisi evlilikte ödendiyse ne olur?
Ev kişisel mal olarak kalır; ancak evlilikteki gelirle ödenen taksitler için denkleştirme yapılır ve diğer eş bunun üzerinden katılma alacağı ister. Taksitlerin alım bedeline oranı evin tasfiye zamanındaki değerine uygulanır, bulunan tutar malik eşin edinilmiş mallarına eklenir ve diğer eş artık değerin yarısını alır (TMK m. 230, 236).
Miras kalan mal boşanmada paylaşıma girer mi?
Hayır, çünkü miras yoluyla gelen değerler kişisel maldır (TMK m. 220). Ancak mirasın evlilik içindeki gelirleri, örneğin kira geliri, paylaşıma girer.
Miras parasıyla alınan ev paylaşıma girer mi?
Hayır, kişisel malın yerine geçen değer de kişisel maldır (TMK m. 220). Yargıtay, bu durumun banka kaydının yanında tarihlerin yakınlığı ve tanık beyanlarıyla da ispatını kabul etti (2. HD, E. 2026/3326, K. 2026/3881).
Evlilik öncesi evin kira geliri paylaşıma girer mi?
Evet, çünkü kişisel malların gelirleri edinilmiş maldır (TMK m. 219). Eşler aksini ancak mal rejimi sözleşmesiyle kararlaştırma hakkına sahiptir (TMK m. 221).
Maaş birikimi ve banka hesabı paylaşıma girer mi?
Evet, çünkü evlilik içinde maaştan biriktirilen para çalışma karşılığı edinimdir ve paylaşıma girer. Hesapta dava tarihinde bulunan tutar hesaba girer.
Boşanmada mal paylaşımında ispat ve özel mallar
Tapu kocanın üzerindeyse kadın hak alır mı?
Evet. Mal evlilik içinde karşılığı verilerek alındıysa tapudaki isimden bağımsız olarak paylaşıma girer ve kadın, katılma alacağı veya katkısı varsa değer artış payı ister. Aynı kural tapu kadının üzerindeyse erkek için de geçerlidir.
Bir malın kişisel mal olduğunu kim ispat eder?
Kanuna göre malın kendisine ait kişisel mal olduğunu iddia eden eş ispat eder. Kanun, bir eşin bütün mallarını aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul eder; kime ait olduğu ispat edilemeyen mallar ise eşlerin paylı mülkiyetindedir (TMK m. 222). Yargıtay’a göre tapu tescil tarihi tek başına yetmez; mahkeme ödeme tarihlerini araştırır (2. HD, E. 2023/5996, K. 2024/5370).
Ev eşyaları boşanmada kime kalır?
Yalnızca bir eşin kişisel kullanımına yarayan eşya o eşin kişisel malıdır (TMK m. 220). Diğer eşyanın niteliğini edinme kaynağı belirler; kime ait olduğu ispat edilemeyen eşya eşlerin paylı mülkiyetindedir (TMK m. 222).
Manevi tazminat paylaşıma girer mi?
Hayır, çünkü manevi tazminat alacakları kanun gereği kişisel maldır (TMK m. 220).
Şirket hisseleri boşanmada paylaşıma girer mi?
Evlilik içinde karşılığı verilerek alınan hisse paylaşıma girer ve tasfiye anındaki sürüm değeriyle hesaba katılır. Evlilik öncesi hisse ise kişisel maldır; eşler sözleşmeyle işletmeye ayrılan malları kişisel mal sayma hakkına sahiptir (TMK m. 221).
Emeklilik ve sosyal güvenlik ödemeleri paylaşıma girer mi?
Sosyal güvenlik ve yardım kurumlarının ödemeleri paylaşıma girer (TMK m. 219). Ancak toptan ödemenin rejimin sona ermesinden sonraki döneme düşen kısmı, peşin sermaye değeri kadar kişisel mal niteliğindedir (TMK m. 228).
Düğünde takılan altınlar mal paylaşımına girer mi?
Ziynet eşyası talebi, mal rejimi davasından ayrı bir talep ve dava konusudur. Ancak ziynet bozdurulup diğer eşin malına katıldıysa değer artış payı gündeme gelir; Yargıtay bu yöndeki ilk derece kararını onadı (2. HD, E. 2022/727, K. 2023/1883). Kişisel mal niteliği ve ispat kuralları için ziynet eşyası davalarına ilişkin yazımıza bakabilirsiniz.
Boşanmada mal paylaşımı hesabı
Katılma alacağı nedir?
Kanuna göre katılma alacağı, bir eşin diğer eşin artık değerinin yarısı üzerindeki alacak hakkıdır (TMK m. 236).
Değer artış payı nedir?
TMK m. 227 uyarınca değer artış payı, bir eşin diğer eşe ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız katkısı oranında, malın tasfiye anındaki değeri üzerinden istediği alacaktır (TMK m. 227).
Katılma alacağı ile katkı payı arasındaki fark nedir?
Katılma alacağı 01.01.2002 sonrası edinimlere uygulanan yasal rejimden doğar ve katkı şartı aramaz. Katkı payı ise 2002 öncesi mal ayrılığı döneminde edinilen mala somut katkı yapan eşin içtihatla tanınan alacağıdır.
Artık değer nasıl hesaplanır?
Mahkeme paylaşıma giren malların toplam değerine hesaba eklenen değerleri ve denkleştirme alacaklarını katar, bu mallara ilişkin borçları çıkarır (TMK m. 231). Sonuç eksiye düşerse uygulama bunu sıfır kabul eder.
Mal paylaşımında malın hangi tarihteki değeri esas alınır?
Mevcut mallar tasfiye anındaki, yani karar tarihine en yakın sürüm değeriyle; hesaba eklenen değerler ise devir tarihindeki değeriyle hesaba girer (TMK m. 232, 235).
Katılma alacağına faiz ne zamandan işler?
Aksine anlaşma yoksa faiz tasfiyenin sona ermesinden, yani karar tarihinden itibaren işler (TMK m. 239). Yargıtay değer artış payında da aynı tarihi esas aldı (2. HD, E. 2025/1304, K. 2025/4536).
Katılma alacağı ev olarak veya taksitle ödenir mi?
Borçlu eş, katılma alacağını ayın veya para olarak öder; ayni ödemede sürüm değeri esas alınır. Ayrıca hemen ödeme ciddi güçlük yaratıyorsa borçlu eş erteleme ister, alacaklı eş de gerektiğinde güvence talep eder (TMK m. 239).
2002 öncesi mallar, kusur ve mal kaçırma
2002 öncesi alınan mallar nasıl paylaştırılır?
01.01.2002’den önce edinilen mallara eski Medeni Kanun’daki mal ayrılığı rejimi uygulanır. Bu mallar için katılma alacağı yoktur; mala somut katkısı olan eş katkı payı alacağı ister.
Katkı payı nasıl hesaplanır?
Katkı payının hesap yöntemini Yargıtay içtihadı belirler ve sonuç somut dosyadaki katkının ispatına, oranına ve malın değerine göre değişir. Bu nedenle genel bir formül vermek yanıltıcı olur.
Aldatan eş mal paylaşımından pay alır mı?
Kural olarak alır; çünkü genel kusur, örneğin şiddetli geçimsizlikte ağır kusur, katılma alacağını etkilemez. Ancak boşanma zina veya hayata kast nedeniyle gerçekleştiyse hâkim, kusurlu eşin payını hakkaniyete göre azaltma veya kaldırma yetkisine sahiptir (TMK m. 236/2).
Boşanma davasından önce satılan mallar paylaşıma dahil mi?
Kural olarak hayır, çünkü satılan mal dava tarihinde mevcut değildir; ancak satış bedeli veya bu bedelle alınan mal hesaba girer. Ayrıca mahkeme karşılıksız ya da katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirleri hesaba ekler (TMK m. 229).
Eşim mallarını kaçırıyor, ne yapabilirim?
Mahkemeden ihtiyati tedbir isteme (HMK m. 389), aile konutu için tapuya şerh koydurma (TMK m. 194) ve gerekirse üçüncü kişilere karşı dava açma (TMK m. 241) haklarına sahipsiniz.
Mallar akrabaya devredildiyse geri istemek mümkün mü?
Evet, sınırlı ölçüde mümkündür. Borçlu eşin malvarlığı yetmezse alacaklı eş, hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları bunlardan yararlanan üçüncü kişiden, eksik kalan miktarla sınırlı olarak ister. Bu hak öğrenmeden itibaren 1 yıl, her hâlde 5 yıl içinde düşer (TMK m. 241).
Boşanmada mal paylaşımı davası ve mahkeme
Mal paylaşımı davasına hangi mahkeme bakar?
Kanuna göre aile mahkemesi bakar; mal rejimi davaları aile hukukundan doğan davalardır (4787 sayılı Kanun m. 4).
Mal paylaşımı davasında yetkili mahkeme neresidir?
TMK m. 214’e göre boşanma hâlinde yetkili mahkeme, boşanma davasında yetkili olan mahkemedir. Ölüm hâlinde ölenin son yerleşim yeri, diğer hâllerde davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m. 214).
Boşanma kesinleşmeden mal paylaşımı davası açmak mümkün mü?
Evet, dava açmak mümkündür; ancak boşanmanın kesinleşmesi görülebilirlik ön koşuludur; mahkeme boşanma davasını bekletici mesele yapar ve davayı bu gerekçeyle usulden reddetmez (2. HD, E. 2023/6050, K. 2024/6103).
Mal paylaşımı davasının harcı ne kadar?
Harç tarifesine göre nispi karar ve ilam harcı binde 68,31’dir; davacı bunun dörtte birini dava açarken peşin öder (492 sayılı Kanun m. 28/a). Başvurma harcı, gider avansı ve bilirkişi ücreti bu tutarın dışındadır.
Mal paylaşımı kararına itiraz süresi ne kadar?
HMK uyarınca istinaf süresi kararın tebliğinden itibaren iki hafta, temyiz süresi de tebliğden itibaren iki haftadır (HMK m. 345, 361).
Zamanaşımı ve 2026 değişikliği
Mal rejimi hangi tarihte sona erer?
Boşanmada mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer (TMK m. 225). Bu tarihten sonra edinilen mallar hesaba girmez.
Mal paylaşımı davasında zamanaşımı kaç yıldır?
TBK m. 146 uyarınca katılma alacağı on yıllık zamanaşımına tabidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bir yıllık sürenin uygulanmadığını kabul etti (E. 2013/375, K. 2013/520).
Zamanaşımı ne zaman başlar?
TBK m. 153 uyarınca evlilik devam ettikçe eşler arasındaki alacaklarda zamanaşımı işlemez (TBK m. 153). Bu nedenle süre, boşanma kararının kesinleşmesiyle başlar.
Belirsiz alacak davası yürürlükten kalktı mı, mal paylaşımı davası artık nasıl açılmalı?
Evet. 7589 sayılı Kanun HMK m. 107’yi 31.07.2026’dan itibaren yürürlükten kaldırdı. Yeni davalarda davacı kısmi dava açar ve talebini tahkikat sonuna kadar bir kez artırır; artırılan kısımda zamanaşımı dava tarihinde kesilir (HMK m. 109/4).
31.07.2026’dan önce açtığım belirsiz alacak davası ne olacak?
Geçiş hükmüne göre m. 107, kaldırılma tarihinden önce açılan davalara uygulanmaya devam eder; davanız eski kurallarla sürer.
Arabuluculuk, protokol ve sözleşme
Mal paylaşımı davası için arabulucuya gitmek zorunlu mu?
Hayır, çünkü mal rejiminin tasfiyesi, 6325 sayılı Kanun m. 18/B’deki dava şartı arabuluculuk alanları arasında yer almaz.
Boşanmada mal paylaşımı için arabuluculuğa başvurmak mümkün mü?
Evet, taraflar isterse ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurur; çünkü bu alacaklar üzerinde taraflar serbestçe tasarruf eder (6325 sayılı Kanun m. 1/2). Ancak aile içi şiddet iddiası varsa uyuşmazlık arabuluculuğa elverişli değildir.
Boşanmadan sonra ortak evin satışı için arabulucuya gitmek gerekir mi?
Evet, çünkü paylı mülkiyetteki taşınmaz için ortaklığın giderilmesi davası, mal rejimi davasından ayrıdır ve dava şartı arabuluculuğa tabidir (6325 sayılı Kanun m. 18/B-1-b).
Anlaşmalı boşanmadan sonra mal paylaşımı davası açmak mümkün mü?
Sonuç, protokolün içeriğine göre değişir. Protokol mal rejimini açıkça düzenlemiyorsa genel ifadelerin feragat sayılıp sayılmayacağı yoruma açıktır; somut protokolü incelemek gerekir.
Evlilik sözleşmesi noterde mi yapılır?
Evet. Mal rejimi sözleşmesinin şekli noterde düzenleme veya onaylamadır; eşler evlenme başvurusunda seçtikleri rejimi yazılı olarak da bildirir (TMK m. 205).
Yüzde elli dışında bir paylaşım oranı mümkün mü?
Eşler mal rejimi sözleşmesiyle artık değere katılmada başka bir esas kabul etme hakkına sahiptir. Ancak boşanmada bu anlaşma, sözleşmede açıkça öngörülmüşse geçerlidir ve ortak olmayan çocukların saklı paylarını zedeleyemez (TMK m. 237, 238).
Eşlerden biri ölürse mal paylaşımı nasıl işler?
Bu durumda mal rejimi ölümle sona erer ve sağ kalan eş katılma alacağını mirasçılara karşı ister. Ayrıca sağ kalan eş aile konutunda intifa veya oturma hakkı ile ev eşyasında mülkiyet talep eder; bu haklar boşanmada gündeme gelmez (TMK m. 240).
Kaynakça
Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 194, 202-206, 214, 218-241, 242-245, 249-250, 256-257. mevzuat.gov.tr
- 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun, m. 10.
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun, m. 4.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 146 ve 153.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 107 (mülga), 109, 326, 345, 361 ve 389.
- 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (RG 31.07.2026, S. 33326), m. 19, 20 ve 26.
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 1, 18/A ve 18/B.
- 492 sayılı Harçlar Kanunu, m. 28 ve (1) sayılı tarife.
Yargı kararları
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/375, K. 2013/520, T. 17.04.2013 (katılma alacağında on yıllık zamanaşımı). karararama.yargitay.gov.tr
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/18177, K. 2014/20840, T. 14.11.2014 (krediyle alınan konutta taksitlerin tasfiyeye etkisi). De Jure AI karar veritabanı.
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/2267, K. 2017/3531, T. 14.03.2017 (katılma alacağının kanundan doğması; kişisel kaynaklı katkıda denkleştirme). De Jure AI karar veritabanı.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/2397, K. 2023/1662, T. 06.04.2023 (ölümle sona eren mal rejiminde tasfiye ve faiz başlangıcı). De Jure AI karar veritabanı.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/727, K. 2023/1883, T. 25.04.2023 (ziynetle konut alımına katkı; alt derece kararının onanması). De Jure AI karar veritabanı.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/9398, K. 2024/453, T. 24.01.2024 (edinme değeri, değer artış payı ve katılma alacağının toplanması, faiz). De Jure AI karar veritabanı.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/8918, K. 2024/451, T. 24.01.2024 (tasfiye tarihindeki sürüm değeri; yargılama giderleri). De Jure AI karar veritabanı.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5996, K. 2024/5370, T. 04.07.2024 (kişisel mal savunmasının araştırılması; ödeme tarihleri). De Jure AI karar veritabanı.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6050, K. 2024/6103, T. 19.09.2024 (boşanma davasının bekletici mesele yapılması; yabancı boşanma kararının tanınması).
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/1304, K. 2025/4536, T. 05.05.2025 (değer artış payında faiz başlangıcı).
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2026/3326, K. 2026/3881, T. 09.04.2026 (miras parasıyla alınan taşınmazın kişisel mal niteliği ve ispat).
Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın özellikleri, yürürlükteki mevzuat ve güncel yargı kararları değerlendirmeyi değiştirebilir. Metin tek başına hukuki danışmanlık veya somut olaya özgü hukuki görüş yerine geçmez.







