Ziynet eşyası davası, düğünde, nişanda veya kınada takılan altın, bilezik ve benzeri takıların aynen ya da bedel olarak geri istendiği davadır. Kanunda düğün takılarının kime ait olduğunu söyleyen bir hüküm yoktur; bu nedenle Yargıtay önce eşlerin anlaşmasına, sonra yerel örf ve âdete bakar. Bu rehber, güncel Yargıtay kararları ışığında aidiyet, ispat, talep biçimi, zamanaşımı ve harç konularını açıklar.
Kısaca
- Aidiyet: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi önce paylaşım anlaşmasına, sonra ispatlanan yerel âdete bakar. İkisi de yoksa her takı, takıldığı eşe aittir. Karşı cinse özgü takıyı ise Yargıtay o cinse ait kabul eder.
- Kişisel mal: Ziynet, karşılıksız kazanım olarak eşin kişisel malıdır (TMK m. 220). Bu nedenle mal rejimi paylaşımına girmez; sahibi onu ayrıca geri ister (TMK m. 226/1).
- İspat: Kadın önce ziynetin varlığını ve elinden alındığını ispatlar. Bunu başarırsa erkek, ziynetin geri verilmemek üzere verildiğini veya rızayla harcandığını ispatlamak zorundadır.
- Talep: Davacı aynen iade ister; olmazsa dava tarihindeki bedeli ya da fiili ödeme günündeki değeri talep eder. İkinci seçenekte mahkeme yalnız aynen iade hükmü kurar.
- Süre: Ziynet duruyorsa istem zamanaşımına uğramaz. Ziynet yoksa bedel için 10 yıllık süre geçerlidir ve bu süre evlilik sürdükçe işlemez. Mahkemeler TMK m. 178’deki bir yıllık süreyi ziynete uygulamaz.
- Belirsiz alacak: 7589 sayılı Kanun, HMK m. 107’yi 31.07.2026’da kaldırdı. Ziynetin değerini tam bilmeyen davacı kısmi dava açar ve talebini bir kez artırır (HMK m. 109/4).
Ziynet Eşyası Davası Nedir?
Ziynet eşyası davası, bir eşin kendisine ait olup diğer eşte veya onun ailesinde kalan takıları geri almak için açtığı davadır. Davanın dayanağı TMK m. 226/1’deki “Her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır.” kuralıdır. Uygulamada bu davaya ziynet alacağı davası da denir.
Ziynet eşyası davası çoğunlukla boşanmayla gündeme gelir. Ancak dava, boşanmanın bir sonucu değildir; kişisel malın geri istenmesidir. Bu nedenle Yargıtay, ziynetin evlilik sürerken, boşanma davasıyla birlikte veya boşanmadan sonra istenmesini mümkün görür (Yargıtay 2. HD, E. 2026/222, K. 2026/6130).
Ziynet eşyası nedir, hangi takılar ziynettir?
Ziynet, evlilik münasebetiyle hediye edilen ve ekonomik değer taşıyan takılardır. Örneğin bilezik, burma bilezik, çeyrek, yarım ve tam altın, Cumhuriyet altını, set, kolye, küpe, yüzük ve pırlanta bu gruba girer. Yargıtay, düğünde takılan dövizi ve Türk lirasını da aynı aidiyet ölçütüyle değerlendirir (Yargıtay 2. HD, E. 2024/5797, K. 2024/10388). Öte yandan ziynet, eşler arasında ayrıca kararlaştırılan mehirden farklı bir taleptir; mehir için mehir alacağı davası yazımız ayrıntılı bilgi verir.
Ayrıca Yargıtay, ziynetin rahatça saklanıp taşınabilen bir eşya olduğunu vurgular (Yargıtay HGK, E. 2018/345, K. 2021/1562). Bu özellik ispat kurallarını doğrudan etkiler. Öte yandan Yargıtay ziynetin misli eşya olduğunu da kabul eder; yani aynı ayar ve ağırlıktaki bir altın, kaybolan altının yerine geçer (Yargıtay 2. HD, E. 2023/8761, K. 2023/6363).
Ziynet kişisel mal mıdır, mal paylaşımına girer mi?
Ziynet, karşılıksız kazanım olarak kişisel maldır ve mal rejimi paylaşımına girmez. TMK m. 220, karşılıksız kazanılan değerleri ve yalnız kişisel kullanıma yarayan eşyayı kişisel mal olarak sayar. Yargıtay da düğünde hediye edilen takıları bu kapsamda görür (Yargıtay 2. HD, E. 2026/222, K. 2026/6130).
Dolayısıyla ziynet, mal rejimi tasfiyesinde değer artış payı veya katılma alacağı hesabına alınmaz. Bunun yerine sahibi, ziyneti diğer eşten aynen geri ister. Ancak evlilik içinde eşlerin geliriyle alınan yatırım altını farklı bir durumdur; bu altının niteliğini mal rejimi kuralları belirler. Konunun ayrıntısı için boşanmada mal paylaşımı rehberimize, evlenmeden önce edinilen değerler için de evlenmeden önce alınan malların durumu yazımıza bakabilirsiniz.
Düğün Takıları Kime Aittir?
Mahkeme düğün takılarında önce eşlerin paylaşım anlaşmasına bakar. Anlaşma yoksa ispatlanan yerel örf ve âdeti uygular. İkisi de yoksa Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin güncel görüşüne göre erkeğe ve kadına takılan, ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak takıldığı eşe aittir.
Yargıtay HGK, mevzuatta düğün takılarının aidiyetini düzenleyen bir hüküm bulunmadığını açıkça belirtir (Yargıtay HGK, E. 2018/345, K. 2021/1562). Bu yüzden mahkemeler, yıllar içinde içtihatla bir sıra oluşturdu. Aşağıdaki görsel bu sırayı özetler.

Önce anlaşma, sonra yerel örf ve âdet
Eşler, takıların nasıl paylaşılacağını kendi aralarında kararlaştırma hakkına sahiptir. Örneğin Hukuk Genel Kurulunun incelediği bir dosyada erkek, nişan hediyelerini yarı yarıya paylaşma konusunda anlaştıklarını ileri sürdü. Kadın da duruşmada hediyelerin yarısını istediğini söyledi. Bunun üzerine Kurul, paylaşım anlaşmasını esas aldı ve ret kararını onadı (Yargıtay HGK, E. 2018/345, K. 2021/1562).
Anlaşma yoksa mahkeme yerel örf ve âdete bakar. Ancak âdeti iddia eden taraf, o yörede gerçekten böyle bir uygulama bulunduğunu ispatlamalıdır. Örneğin “bizim köyde erkeğe takılan altın erkeğe kalır” diyen eş, bunu tanık veya başka delillerle gösterir.
Takılan eşe ait olma kuralı
Anlaşma yoksa ve kimse yerel âdeti ispat edemezse Yargıtay 2. Hukuk Dairesi şu ilkeleri uygular: erkeğe ve kadına takılan, ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendisine aittir. Buna karşılık Daire, karşı cinse özgü bir takıyı o cinse ait sayar. Örneğin erkeğe takılan bir kadın kolyesi kadına, kadına takılan bir erkek saati de erkeğe aittir.
Ayrıca her iki cinse özgü olan takı, takıldığı eşe aittir. Bir takının hangi cinse özgü olduğu tartışmalıysa mahkeme bilirkişiden görüş alır. Daire, bu ölçütleri “ilkesel nitelikteki yeni görüşü” olarak açıkladı ve somut olayda erkeğe takılan 10 çeyrek altını erkeğe bıraktı (Yargıtay 2. HD, E. 2024/5797, K. 2024/10388).
Takı torbası ve düğünde takılan para
Daireye göre takı sandığına veya torbasına giren, her iki cinse özgü takılar eşlerin ortak malıdır. Düğünde takılan Türk lirası ve döviz de ekonomik değer taşıdığı için aynı ölçüte bağlıdır; yani para, takıldığı eşe aittir. Bu nedenle düğün parasını genel olarak borç ya da yardım gören anlatımlar güncel içtihatla örtüşmez.
Örneğin anlaşmalı boşanmadan sonra açılan bir davada mahkeme, ziynetlerle birlikte kadına ait düğün parasının da aynen iadesine, olmazsa bedeline karar verdi. Yargıtay da bu kararı onadı (Yargıtay 2. HD, E. 2023/6716, K. 2024/3945).
Eski içtihat ve Hukuk Genel Kurulunun yaklaşımı
Dairenin eski görüşü, anlaşma veya âdet yoksa düğünde kime ne takılırsa takılsın ziynet, altın, döviz ve Türk lirasının tamamını kadına ait sayıyordu. Daire bu görüşten ayrıldığını 2024 tarihli kararında açıkça belirtti. Ancak yeni görüşün hangi kararla ve hangi tarihte başladığı bu kararda yazmaz; bu nedenle eski tarihli dosyalarda farklı sonuçlar görmek mümkündür.
Öte yandan Hukuk Genel Kurulu, kadına özgü ziynet eşyası bakımından istikrarlı bir kural uygular. Kurula göre kadına özgü ziynetler, aksine anlaşma veya yerel âdet yoksa, misafir bu takıyı hangi eşe takarsa taksın kadının kişisel malıdır. Kurul bunları kadına yapılmış bir bağış olarak görür (Yargıtay HGK, E. 2017/1040, K. 2020/240). Dolayısıyla bilezik, kolye veya küpe gibi kadına özgü takılarda iki yaklaşım aynı sonuca ulaşır.
Ziynet Eşyası Davası İçin Doğru Zaman
Ziynet eşyası davası için kanun belirli bir aşama aramaz; davacı bu davayı evlilik devam ederken, boşanma davasıyla birlikte veya boşanmadan sonra açar. Çünkü TMK m. 226/1 uyarınca her eş, diğer eşte bulunan malını mal rejimi tasfiyesiyle birlikte ya da tasfiyeden önce geri isteme hakkına sahiptir. Boşanma kararının kesinleşmesini beklemek zorunlu değildir.
Evlilik sürerken ve boşanma davası devam ederken
Yargıtay, ziynetin tasfiyeden önce de istenebileceğini açıkça kabul eder (Yargıtay 2. HD, E. 2026/222, K. 2026/6130). Örneğin Hukuk Genel Kurulunun incelediği bir dosyada kadın, boşanma davası sürerken ayrı bir ziynet davası açtı ve Kurul bu davayı esastan inceledi (Yargıtay HGK, E. 2025/199, K. 2026/51).
Boşanma davasıyla birlikte ziynet talebi
Davacı, boşanma dilekçesinde ziynet eşyası davası kapsamında ziynetlerin aynen iadesini veya bedelini de isteme hakkına sahiptir. Ancak bu talep, boşanmadan bağımsız bir alacak talebidir. Bu nedenle davacı, ziynet talebi için ayrıca nispi harç öder.
Ayrıca boşanma davasında taraflar kusur, nafaka ve velayet gibi başka konuları da tartışır. Boşanma sebepleri için evlilik birliğinin temelinden sarsılması rehberimize, dava aşamaları için çekişmeli boşanma davası nasıl açılır yazımıza bakabilirsiniz. Çocuklarla ilgili düzenleme için ise boşanmada velayet rehberimiz yol gösterir.
Boşanmadan sonra açılan ziynet davası
Boşanma kesinleştikten sonra da eş, ziynet eşyası davası açma hakkını korur. Örneğin Hukuk Genel Kurulunun incelediği bir dosyada kadın, boşanmadan sonra ayrı bir dava açtı ve Kurul hükmün nasıl kurulacağını esastan değerlendirdi (Yargıtay HGK, E. 2023/1142, K. 2025/370). Bu durumda zamanaşımı süresini doğru hesaplamak önem taşır; bu konuyu aşağıda ayrıca açıklıyoruz. Kesinleşme tarihinin nasıl tespit edileceği için gerekçeli karar ve kesinleşme yazımıza bakabilirsiniz.
Anlaşmalı boşanma protokolü ziynet hakkını ortadan kaldırır mı?
Protokoldeki genel “birbirimizden hiçbir talebimiz yoktur” ifadesi, ziynet hakkını ortadan kaldırmaz. Hukuk Genel Kurulu, ziynetin anlaşmalı boşanmanın mali sonuçları arasında yer almadığına ve genel “talep yoktur” ifadesinin ziynetleri kapsamadığına karar verdi (Yargıtay HGK, E. 2014/589, K. 2015/2784, T. 02.12.2015).
Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eşlerin anlaşmalı boşanmada “karşılıklı talep yok” demesine rağmen kadının sonradan açtığı ziynet davasındaki kabul kararını onadı (E. 2023/6716, K. 2024/3945). Protokolün içeriği için anlaşmalı boşanma davası rehberimize bakabilirsiniz.
Ziynet Eşyası Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Ziynet eşyası davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir; çünkü uyuşmazlık aile hukukundan doğar (4787 sayılı Kanun m. 4). Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ise asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar. Yargıtay kararları da bu uygulamayı açıkça gösterir.
Örneğin Hukuk Genel Kurulunun incelediği bir dosyayı Vakfıkebir Asliye Hukuk Mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görmüştü (Yargıtay HGK, E. 2023/1142, K. 2025/370). Yetki bakımından ise genel kural, davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Başka bir yerde dava açma imkânı bulunup bulunmadığı ise somut olayın özelliklerine göre ayrıca incelenmelidir.
Kayınpeder veya kayınvalide ziynetleri aldıysa davalı kimdir?
Ziynetleri eşin ailesi aldıysa kadın, eşine karşı da dava açma hakkına sahiptir. Yargıtay, kayınbabanın “muhafaza” bahanesiyle aldığı ziynetler için eşe karşı açılan davada husumet yokluğu kararını bozdu. Daireye göre baba ile oğul arasındaki menfaat birliği ve hayatın olağan akışı, erkeğin de sorumlu tutulmasını haklı kılar (Yargıtay 2. HD, E. 2026/222, K. 2026/6130).
Ancak aynı dosyada bölge adliye mahkemesi, kadının kayınbabaya karşı açtığı dava için görevsizlik kararı verdi ve bu davayı genel mahkemeye bıraktı; Yargıtay bu kısmı incelemedi. Dolayısıyla eşin ailesine karşı ayrıca dava açılacaksa görev sorununu baştan değerlendirmek gerekir.
Ziynet davasında arabuluculuk zorunlu mu?
Hayır, aile hukuku uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk yoktur. Eşler isterlerse ihtiyari arabuluculuğa başvurmayı değerlendirir. Ancak ziynet alacağının bu yola elverişli olup olmadığı somut olaya göre değişir; aile içi şiddet iddiası bulunan uyuşmazlıklar ise arabuluculuğa elverişli değildir (6325 sayılı Kanun m. 1/2). Genel bilgi için ihtiyari arabuluculuk yazımıza bakabilirsiniz.
Ziynet Eşyası Davasında İspat Yükü Kimdedir?
Ziynet eşyası davasında ispat yükü iki aşamada işler. Önce kadın, ziynetin cins, sayı, nitelik ve miktar olarak varlığını ve evlilikte elinden alınıp iade edilmediğini ispatlar. Bunu başarırsa ziyneti iade etmeme sebebini, yani rızayı veya geri verilmemek üzere verildiğini erkek ispatlar.
Genel kural, iddiasını ispat yükünün iddia edene ait olmasıdır (TMK m. 6, HMK m. 190). Ayrıca belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden eş, bunu ispatlamakla yükümlüdür (TMK m. 222/1). Yargıtay bu kuralları ziynet davasına “hayatın olağan akışı” ölçüsüyle uygular.

Birinci aşama: kadın neyi ispatlar?
Hukuk Genel Kuruluna göre olağan olan, kadına özgü ziynetin kadının himayesinde bulunmasıdır. Bu nedenle aksini, yani ziynetin elinden alındığını iddia eden kadın ispatlar. Kurul, kadının önce ziynetin cins, sayı, nitelik ve miktar olarak varlığını, ardından evlilik içinde elinden alınıp iade edilmediğini ya da evden ayrılırken götürmesinin mümkün olmadığını göstermesini arar (Yargıtay HGK, E. 2018/345, K. 2021/1562).
Ayrıca Kurul, bu olguların şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanmasını ister (Yargıtay HGK, E. 2017/1040, K. 2020/240). Dolayısıyla “düğünde çok altın vardı” gibi genel bir anlatım yeterli değildir. Kadın, hangi takının kaç adet olduğunu ve kimde kaldığını somut olarak göstermelidir.
İkinci aşama: erkek neyi ispatlar?
Kadın birinci aşamayı ispatlarsa yük erkeğe geçer. Bu durumda erkek, ziynetin kadına iade edildiğini, geri verilmemek üzere kendisine verildiğini veya kadının isteğiyle bozdurulup ortak ihtiyaca harcandığını ispatlamak zorundadır (Yargıtay 2. HD, E. 2026/222, K. 2026/6130). Erkek bunu ispatlarsa iade yükümlülüğü sona erer.
Evi terk eden kadın altınlarını yanında götürdü mü?
Uygulama, evden ayrılan kadının ziynetlerini yanında götürdüğünü hayatın olağan akışı olarak kabul eder. Ancak bu bir karinedir ve kadın aksini ispat etme hakkına sahiptir. Kadın, ziynetlerin evden ayrılmadan önce elinden alındığını, götürmesine engel olunduğunu veya ziynetlerin evde kaldığını ispatlarsa karine çürür (Yargıtay HGK, E. 2018/345, K. 2021/1562).
Örneğin bir dosyada görgü tanığı, kadın adına kiralanan banka kasasındaki ziynetleri “borcum var” diyen erkeğin aldığını ve bozdurduğunu anlattı. Mahkeme ziynetlerin iadesine karar verdi ve Yargıtay kararı onadı (Yargıtay 2. HD, E. 2023/6716, K. 2024/3945). Kadının evden kovulduğu durumlar için de aynı ölçüde dikkat gerekir; çünkü bu hâlde ispat yükünün nasıl dağıldığına dair güncel kararlar her dosyada aynı sonucu vermez.
Erkeğin kabulü (ikrar) ispat yükünü değiştirir mi?
Evet, erkeğin mahkeme önündeki kabulü kesin delildir ve ispat yükünü doğrudan etkiler (HMK m. 188). Örneğin bir dosyada erkek, cevap dilekçesinde düğünde toplam 12 bilezik olduğunu kabul etti. Hukuk Genel Kurulu bu beyanı ikrar saydı ve mahkemenin yalnız 7 bilezik üzerinden verdiği kararı bozdu (Yargıtay HGK, E. 2017/1040, K. 2020/240).
Ayrıca erkek ziynetleri bozdurduğunu kabul ederse bu kez rızayı onun ispatlaması gerekir. Örneğin Yargıtay, ziynetleri bozdurup ortak ihtiyaca harcadığını kabul eden, ancak kadının onayını ispatlayamayan erkeğin aleyhindeki kararı onadı (Yargıtay 2. HD, E. 2023/4484, K. 2023/3573).
Ziynet Eşyası Davasında Deliller Nelerdir?
Ziynet eşyası davasında en sık kullanılan deliller düğün, nişan ve kına video kayıtları ile fotoğraflar, görgü tanıkları, kuyumcu faturaları, banka kasası kayıtları, mesajlar ve yemindir. Mahkeme bu delilleri birlikte değerlendirir; ziynetin cinsini ve değerini belirlemek için de çoğunlukla kuyumcu bilirkişiden yararlanır.
Düğün videosu, fotoğraflar ve bilirkişi incelemesi
Düğün videosu ve fotoğrafları, hangi takının kime takıldığını gösteren en güçlü delillerdir. Örneğin bir dosyada mahkeme, düğün fotoğraflarını bilirkişiye inceletti ve yalnız varlığı şüphesiz belirlenen ziynetler için kabul kararı verdi. Yargıtay bu yaklaşımı onadı (Yargıtay 2. HD, E. 2023/4484, K. 2023/3573).
Ancak görüntüden niteliği anlaşılamayan hediyelerde mahkeme dikkatli davranmalıdır. Örneğin bir dosyada ilk derece mahkemesi, takı kesesine atılan ve görüntüden niteliği anlaşılamayan 87 hediyeyi çeyrek altın kabul etmişti; Hukuk Genel Kurulu kararı başka gerekçelerle bozdu (Yargıtay HGK, E. 2025/199, K. 2026/51). Ayrıca bilirkişi raporunda görülen bir ziynet, dava dilekçesinde istenmemişse mahkeme ona hükmetmez; çünkü hâkim taleple bağlıdır (HMK m. 26).
Ziynetin varlığını tanıkla ispat etmek mümkün mü?
Evet, davacı ziynetin varlığını ve kimde kaldığını tanıkla ispat etme hakkına sahiptir. Belirleyici olan, tanığın olayı bizzat görmesi ve anlatımının tutarlı olmasıdır. Örneğin bir dosyada mahkeme, ziynetlerin banka kasasından erkeğe geçtiğini gören tanığa dayanarak davayı kabul etti; erkek tanıklarının anlatımını ise çelişkili buldu (Yargıtay 2. HD, E. 2023/6716, K. 2024/3945).
Buna karşılık bilezikleri kadının kolunda gördüğünü anlatan bir tanık, Hukuk Genel Kurulunun ret yönündeki direnme kararını onamasında etkili oldu (Yargıtay HGK, E. 2018/345, K. 2021/1562). Dolayısıyla duyuma dayanan tanık beyanı zayıf kalır.
Yemin delili
Yemin, ikrar, senet ve kesin hükümle birlikte kesin deliller arasında yer alır (Yargıtay HGK, E. 2017/1040, K. 2020/240). Davacı iddiasını başka delille ispatlayamazsa karşı tarafa yemin teklif etme hakkına sahiptir. Ancak bunun için davacının dilekçede yemin deliline yer vermesi gerekir. Ayrıca mahkeme, yemin teklif hakkını davacıya hatırlatmalıdır; bir dosyada bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesi bu hatırlatmayı yapmadığı için kararı kaldırdı (Yargıtay HGK, E. 2025/199, K. 2026/51).
Davaya hazırlıkta gereken belgeler
- Nüfus kaydı, evlilik kaydı ve varsa kesinleşme şerhli boşanma kararı
- Düğün, nişan ve kına video kayıtları ile fotoğraflar
- Kuyumcu faturaları veya gider pusulaları
- Banka kasası ve hesap kayıtları
- Ziynetlerin alınmasıyla ilgili mesajlar
- Görgü tanıklarının listesi
- Varsa paylaşım anlaşması, evlilik sözleşmesi veya anlaşmalı boşanma protokolü
Ziynet talebinizi hangi delillere dayandıracaksınız?
Ziynetlerin listesi, kime takıldığı, nerede kaldığı ve hangi delillerle gösterileceği her dosyada farklıdır. Bu tür uyuşmazlıklarda doğru yol olayın özelliklerine ve mevcut belgelere göre değiştiği için somut durumunuzu bir avukata danışabilirsiniz.
Bozdurulan veya Harcanan Altınlar Geri Alınır mı?
Bozdurulan altınlar, kadının rızası ve geri verilmemek üzere verdiği ispatlanmadıkça geri alınır. Erkek, kadının isteği ve onayıyla ziyneti bozdurup ortak ihtiyaca harcadığını ya da kadının ziyneti iade etmemek üzere verdiğini ispatlarsa iade yükümlülüğü ortadan kalkar. Aksi hâlde mahkeme aynen iadeye, olmazsa bedele karar verir.
Örneğin Hukuk Genel Kurulunun incelediği dosyada erkek, bilezikleri kadının rızasıyla düğün borcuna, tüp bebek tedavisine ve ortak giderlere harcadıklarını savundu. Ancak Kurul, erkeğin 12 bilezik yönündeki kabulünü esas aldı ve mahkemenin 12 bilezik üzerinden karar vermesi gerektiğine hükmetti (Yargıtay HGK, E. 2017/1040, K. 2020/240). Dolayısıyla harcamanın ortak ihtiyaca yönelik olması tek başına yetmez; kadının onayını da ispat etmek gerekir.
Erkeğin geri vermek üzere aldığı ziynetler
Kadın, erkeğin ziyneti geri vermek üzere, yani emanet olarak aldığını ispatlarsa erkek onu iade etmekle yükümlüdür. Örneğin bir dosyada tanıklar, erkeğin bilezikleri kadından geri vermek üzere aldığını anlattı. Erkek ise iadeyi veya bağışlamayı ispatlayamadı. Bunun üzerine Yargıtay bilezikleri kadına bıraktı (Yargıtay 2. HD, E. 2024/5797, K. 2024/10388).
Benzer şekilde başka bir dosyada erkeğin ailesi, ziynetleri kayınvalidenin kasasında saklamak üzere almıştı (Yargıtay HGK, E. 2025/199, K. 2026/51). Bu tür emanet durumlarında kadının, teslimin saklama amacıyla yapıldığını gösteren tanık veya mesajları dosyaya sunması önem taşır.
Kadın altınları kendisi harcadıysa ne olur?
Kadın ziynetlerini kendi isteğiyle bozdurup harcadıysa bunları erkekten isteyemez. Çünkü bu durumda ziynet artık erkekte değildir ve TMK m. 226/1’in aradığı şart gerçekleşmez. Eşler, malvarlıkları üzerinde kanun sınırları içinde serbestçe tasarruf etme hakkına sahiptir (TMK m. 193, 223/1). Ancak kadın, altınları erkeğe geri almak üzere verdiğini ispatlarsa iade isteme hakkı devam eder (Yargıtay 2. HD, E. 2024/5797, K. 2024/10388).
Erkeğin düğün takılarını geri isteme hakkı var mı?
Evet, erkek de kendisine ait olup kadında kalan takıları geri isteme hakkına sahiptir. Yargıtay’ın güncel ölçütüne göre erkeğe takılan ve erkeğe özgü ya da her iki cinse özgü takılar kural olarak erkeğe aittir (Yargıtay 2. HD, E. 2024/5797, K. 2024/10388). Erkek de bu takıların varlığını ve karşı tarafta kaldığını ispatlar.
Ziynet Eşyası Davasında Aynen İade mi, Bedel mi?
Ziynet eşyası davasında asıl talep aynen iadedir; bedel talebi ise aynen iade mümkün olmazsa devreye girer. Davacı bu noktada iki yol arasında seçim yapar: aynen iade, olmazsa dava tarihindeki bedel ya da aynen iade, olmazsa fiili ödeme günündeki değer. Seçilen yol, mahkemenin kuracağı hükmü doğrudan değiştirir.

Ziynet misli eşyadır: erkek onu sattıysa da mahkeme aynen iadeye hükmeder
Ziynet misli eşya olduğu için erkek, aynısını bulamasa da aynı nitelikte bir benzerini temin etme imkânına sahiptir. Bu nedenle Yargıtay, ziynetin satıldığı gerekçesiyle aynen iade hakkında hüküm kurulmamasını hatalı bulur. Örneğin kayınpederin kadının ziynetlerini rızası dışında sattığı bir dosyada Daire, aynen iade hükmü kurulması gerektiğini belirtti (Yargıtay 2. HD, E. 2023/8761, K. 2023/6363).
Dava tarihindeki bedel talebi
Davacı, aynen iade mümkün olmazsa dava tarihindeki bedeli isterse mahkeme bu bedeli hükümde gösterir. Ancak HMK m. 297/2 uyarınca hüküm açık ve infaza elverişli olmalıdır. Bu nedenle mahkeme, her ziynetin cins, nitelik ve miktarının yanında bedelini de ayrı ayrı yazar. Hukuk Genel Kurulu, ziynetleri sayıp yalnız toplam bedel gösteren kararı bu gerekçeyle bozdu (Yargıtay HGK, E. 2023/1142, K. 2025/370).
Öte yandan davacı dava tarihindeki değeri istemişse mahkeme ona göre hüküm kurar. Örneğin bir dosyada kadın sonradan “muacceliyet tarihindeki değeri” istediğini ileri sürdü; ancak Yargıtay talebin dava tarihi değeri olduğunu esas aldı ve kararı onadı (Yargıtay 2. HD, E. 2023/4484, K. 2023/3573).
Fiili ödeme günündeki değer talebi
Davacı, aynen iade mümkün olmazsa fiili ödeme günündeki değeri isterse mahkeme yalnız aynen iade hükmü kurar. Çünkü Yargıtay’a göre güncel değerin tespiti infaz aşamasının işidir; mahkemenin bunun için ayrıca hüküm kurmasına gerek yoktur. Örneğin kadının ıslahla fiili ödeme tarihindeki bedeli istediği bir dosyada mahkeme dava tarihindeki 720.727,50 TL’ye hükmetti. Yargıtay bu kararı kadın yararına bozdu (Yargıtay 2. HD, E. 2025/8636, K. 2026/4113).
Ayrıca Daire, “fiilen ödeme günündeki bedelin tahsiline” şeklinde infazda tereddüt doğuran bir hüküm kurulamayacağını belirtti. Bu seçenekte dilekçede açıklanan değerler yalnız harca esas değerdir ve infazda dikkate alınmaz (Yargıtay 2. HD, E. 2026/1115, K. 2026/7241). Bu nedenle bazı internet kaynaklarında geçen “mahkeme fiili ödeme tarihindeki değere karar vermelidir” ifadesi güncel içtihatla örtüşmez.
| Talep biçimi | Mahkemenin hükmü | Bedelin belirlenmesi | Karar |
|---|---|---|---|
| Aynen iade, olmazsa dava tarihindeki bedel | Aynen iade; olmazsa her ziynet için ayrı bedel | Bilirkişi dava tarihine göre hesaplar | HGK, E. 2023/1142, K. 2025/370 |
| Aynen iade, olmazsa fiili ödeme günündeki değer | Yalnız aynen iade | Güncel değerin tespiti infaz aşamasının işidir | 2. HD, E. 2025/8636, K. 2026/4113 |
| Ziynet satılmış veya bozdurulmuş | Mahkeme yine aynen iadeye hükmeder | Misli eşya olduğu için benzerini temin etmek mümkündür | 2. HD, E. 2023/8761, K. 2023/6363 |
Faiz ne zamandan işler?
Dava tarihindeki bedel istendiğinde mahkeme bedele faiz yürütür. Örneğin bir dosyada kadın, dava tarihindeki değerin yasal faiziyle iadesini istedi ve mahkeme kalem kalem bedelle kısmen kabul kararı verdi (Yargıtay 2. HD, E. 2023/4484, K. 2023/3573). Davacı talebini sonradan artırmışsa ilk derece mahkemeleri bedelin bir kısmına dava tarihinden, artan kısmına ise ıslah tarihinden faiz yürüttü (Yargıtay 2. HD, E. 2023/6716, K. 2024/3945).
Kaldırılan karara göre yapılan ödeme davayı bitirir mi?
Hayır, erkeğin kaldırılmış bir karara dayanarak yaptığı ödeme, değeri hâlâ çekişmeli olan talepler bakımından davayı konusuz bırakmaz (HMK m. 331). Örneğin bir dosyada erkek, kaldırılan karardaki bedelleri faiziyle ödedi ve pırlantaları icrada teslim etti. İlk derece mahkemesi davanın konusuz kaldığına karar verdi; Hukuk Genel Kurulu ise bu kararı bozdu (Yargıtay HGK, E. 2025/199, K. 2026/51).
Kısmi Dava, Talep Artırımı ve Islah
Ziynetin değeri dava açılırken tam bilinmiyorsa davacı kısmi dava açar ve talebini sonradan bir kez artırır. Belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m. 107’yi 7589 sayılı Kanun 31.07.2026’da yürürlükten kaldırdı. Bu nedenle davacı, bu tarihten sonra açacağı davada belirsiz alacak davası yoluna başvuramaz.
HMK m. 109/4’e göre kısmi davada davacı, talebini iddianın genişletilmesi yasağına bağlı olmaksızın tahkikat sona erene kadar bir defaya mahsus artırma hakkına sahiptir. Ayrıca artırılan kısım için zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılır. Öte yandan geçiş hükmü, davacının 31.07.2026’dan önce açtığı belirsiz alacak davalarında eski m. 107’nin uygulamasını sürdürür.
Bunun yanında uygulamada davacıların talebi ıslahla artırdığı dosyalar da vardır. Örneğin bir dosyada kadın, ıslah dilekçesiyle harca esas değeri belirtip aynen iade, olmazsa fiili ödeme tarihindeki bedeli istedi (Yargıtay 2. HD, E. 2026/1115, K. 2026/7241). Dolayısıyla talep artırımında hangi yolun kullanıldığı ve faizin hangi tarihten başlayacağı, dilekçede açıkça yazılmalıdır.
Ziynet Eşyası Davasında Zamanaşımı
Ziynet eşyası davasında zamanaşımı, ziynetin mevcut olup olmamasına göre değişir. Eğer ziynet hâlâ duruyorsa istem mülkiyete dayanan istihkak davasıdır ve zamanaşımına uğramaz. Buna karşılık ziynet artık mevcut değilse istem tazminata dönüşür ve mahkeme 10 yıllık genel zamanaşımı süresini uygular (TBK m. 146).
Yargıtay bu ayrımı, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemi üzerine verdiği kararda açıkça ortaya koydu. Somut olayda boşanma 26.06.2014’te kesinleşmiş, davacı ziynet bedeli davasını ise 30.03.2017’de açmıştı. Mahkeme davayı zamanaşımından reddetti; Daire ise kararı sonuca etkili olmamak üzere bozdu (Yargıtay 2. HD, E. 2021/5038, K. 2021/6749).
Zamanaşımı ne zaman başlar?
Evlilik sürdükçe eşlerin birbirinden alacaklarında zamanaşımı işlemez (TBK m. 153). Bu nedenle bedel istemi için 10 yıllık süre, uygulamada boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren hesaplanır. Dolayısıyla boşanma kesinleşmeden önce ziynetin bozdurulduğu bir olayda süre, bozdurma tarihinden değil evliliğin sona ermesinden sonra işlemeye başlar.
TMK 178’deki bir yıllık süre ziynete uygulanır mı?
Hayır, mahkemeler TMK m. 178’deki bir yıllık süreyi ziynet alacağına uygulamaz. Örneğin bir dosyada ilk derece mahkemesi, anlaşmalı boşanmadan sonra açılan ziynet davasını bu süre gerekçesiyle reddetti. Bölge adliye mahkemesi ise 10 yıllık sürenin uygulanacağını belirtip kararı kaldırdı ve sonradan verilen kabul kararını Yargıtay onadı (Yargıtay 2. HD, E. 2023/6716, K. 2024/3945).
Ayrıca erkeğin TMK m. 178’e dayanan zamanaşımı itirazına rağmen başka bir dosyada da Yargıtay kararı onadı (Yargıtay 2. HD, E. 2023/8761, K. 2023/6363). Bununla birlikte eski tarihli bazı kararlar bir yıllık süreyi uygulamıştı; güncel uygulama ise 10 yıl yönündedir. Boşanmanın diğer mali sonuçları için nafaka davası ve hesaplaması yazımıza bakabilirsiniz.
Ziynet Eşyası Davasında Harç ve Masraflar
Ziynet eşyası davası, değeri para ile ölçülebilen bir dava olduğu için nispi harca tabidir. Nispi karar ve ilam harcının oranı binde 68,31’dir ve davacı bunun dörtte birini dava açarken peşin öder. Buna ek olarak başvurma harcı, gider avansı ve bilirkişi ücreti de dava masrafları arasında yer alır.
Harçlar Kanunu tarifesine göre başvurma harcı 2026 yılı için 732,00 TL’dir. Bu tutar her yıl değişir; bu nedenle dava açılacak yılın tarifesini ayrıca kontrol etmek gerekir. Gider avansının tutarını ise mahkeme, dosyadaki işlemlere göre belirler.
| Kalem | Kural | Örnek: 200.000 TL değerli talep |
|---|---|---|
| Nispi karar ve ilam harcı | Binde 68,31 (%6,831) | 13.662 TL |
| Peşin harç | Nispi harcın dörtte biri | 3.415,50 TL |
| Başvurma harcı | 2026 tarifesi | 732,00 TL |
| Gider avansı ve bilirkişi | Dosyaya göre değişir | Mahkeme belirler |
Ayrıca fiili ödeme günündeki değer talep edildiğinde dilekçede yazılan değer harca esas alınır (Yargıtay 2. HD, E. 2026/1115, K. 2026/7241). Ret hâlinde ise maktu karar harcı ve karşı tarafın vekâlet ücreti ayrı kalemler olarak gündeme gelir.
Ziynet Eşyası Davası Süreci Adım Adım
Ziynet eşyası davası, ziynet listesinin çıkarılmasıyla başlar; delillerin toplanması, dava açılması, bilirkişi incelemesi ve hükümle devam eder. Hüküm kesinleştikten sonra davacı, ilamlı icra yoluyla ziynetlerin teslimini ister. Aşağıdaki akış, sürecin temel aşamalarını gösterir.
- 1Ziynet listesi. Davacı, video ve fotoğraf karelerinden her takının cinsini, ayarını, gramını ve adedini çıkarır.
- 2Aidiyetin tespiti. Her takının kime takıldığını, hangi cinse özgü olduğunu ve takı torbasına konulup konulmadığını belirler.
- 3Ziynetin yeri. Ziynetin kadında mı, erkekte mi, ailesinde mi kaldığını ya da bozdurulup bozdurulmadığını araştırır.
- 4Deliller. Video, fotoğraf, görgü tanığı, kuyumcu belgesi, banka kasası kaydı, mesaj ve yemin delilini dilekçede gösterir.
- 5Dava. Davacı, aile mahkemesinde boşanmayla birlikte veya ayrı bir dava olarak aynen iade ister.
- 6Bilirkişi ve hüküm. Kuyumcu bilirkişi ziynetleri değerlendirir; mahkeme her ziynet için ayrı hüküm kurar.
- 7Kanun yolu ve icra. Taraflar istinaf ve temyiz yoluna başvurur; kesinleşen hükmü davacı ilamlı icrayla yerine getirir.
Ziynet eşyası davası ne kadar sürer?
Kanun, ziynet eşyası davası için belirli bir süre öngörmez; süre delillerin niteliğine, tanık sayısına ve bilirkişi incelemesine göre değişir. Ancak HMK m. 147/3 uyarınca iki duruşma arasındaki süre en çok 3 aydır. Ayrıca istinaf ve temyiz aşamaları da toplam süreyi uzatır. Bu nedenle ziynet eşyası davası için “şu kadar sürer” şeklinde kesin bir süre vermek doğru olmaz.
İstinaf, temyiz ve kesinlik sınırı
Taraflar, ilk derece kararına karşı tebliğden itibaren 2 hafta içinde istinaf yoluna başvurur (HMK m. 345). Bölge adliye mahkemesi kararına karşı da tebliğden itibaren 2 hafta içinde temyiz yolu açıktır (HMK m. 361). Ancak temyiz için uyuşmazlığın değeri, HMK m. 362’deki kesinlik sınırını aşmalıdır.
Örneğin bir dosyada Yargıtay, kadının reddedilen kısma ilişkin temyiz talebini miktardan reddetti. Çünkü bölge adliye mahkemesinin karar tarihindeki kurla hesaplanan değer, o tarihte geçerli kesinlik sınırının altında kalıyordu (Yargıtay 2. HD, E. 2024/5797, K. 2024/10388). Bu sınır her yıl yeniden belirlendiği için karar tarihindeki tutarı ayrıca kontrol etmek gerekir.
Ziynet eşyası davası kararının icrası nasıl olur?
Davacı, kesinleşen aynen iade hükmünü ilamlı icra yoluyla yerine getirir. Davacı fiili ödeme günündeki değeri istemişse ve erkek ziyneti aynen teslim etmezse güncel değeri infaz aşamasında tespit etmek gerekir (Yargıtay 2. HD, E. 2025/8636, K. 2026/4113). Bu nedenle davacının ayrıca güncel bedel için yeni bir dava açmasına gerek kalmaz.
Ziynet Eşyası Davası Dilekçesinde Talebin Yazımı
Ziynet eşyası davası dilekçesinde davacı her ziyneti cins, ayar, gram ve adet olarak ayrı ayrı yazar; talebini de aynen iade ve olmazsa bedel şeklinde açıkça kurar. Ayrıca davacı dilekçede delillerini, yemin deliline dayandığını ve hangi tarihteki değeri istediğini belirtir. Toplu ve belirsiz talepler hükmün infazını zorlaştırır.
Aşağıdaki metin yalnız örnek bir talep kalıbıdır ve her dosyaya doğrudan uygulanamaz. Davacı, kendi ziynet listesine ve tercih ettiği talep biçimine göre metni değiştirir.
“Düğünde tarafıma takılan ve davalıda kalan 6 adet 22 ayar burma bilezik, 4 adet yarım altın ve 10 adet çeyrek altının aynen iadesine; aynen iade mümkün olmazsa her bir ziynetin fiili ödeme günündeki değerinin ödenmesine karar verilmesini talep ederim. Harca esas değer olarak şimdilik … TL gösteriyorum. Delil olarak düğün video kayıtları, fotoğraflar, tanık beyanları, banka kasası kayıtları, bilirkişi incelemesi ve yemin deliline dayanıyorum.”
Öte yandan davacı dava tarihindeki bedeli tercih ederse dilekçede bu tarihi ve bedelin faizini açıkça yazar. Böylece mahkeme, HMK m. 297/2’ye uygun biçimde her ziynet için ayrı bedel gösterir.
Ziynet Eşyası Davasında Sık Yapılan Hatalar
Ziynet eşyası davasında en sık hatalar; ziynetleri tek tek yazmadan toplu bedel istemek, aynen iade talebini unutmak, yemin deliline dayanmamak ve bir yıllık süre geçti diye dava açmamaktır. Ayrıca erkeğe takılan altınların otomatik olarak kadına ait olduğunu düşünmek de güncel içtihatla örtüşmez.
- Toplu bedel istemek: Mahkeme her ziynet için ayrı bedel göstermek zorundadır (HMK m. 297/2).
- Aynen iadeyi unutmak: Ziynet misli eşyadır; erkek ziyneti satmış olsa da davacı aynen iade ister.
- Talep biçimini bilmeden seçmek: Fiili ödeme günü değeri istenirse mahkeme yalnız aynen iade hükmü kurar.
- Nispi harcı yatırmamak: Boşanma davası içinde istenen ziynet için de nispi harç gerekir.
- Yemin deliline dayanmamak: Başka delil yetersiz kalırsa yemin son çaredir.
- Duyuma dayalı tanık göstermek: Görgüye dayanmayan tanık beyanı zayıf kalır.
- Protokoldeki genel feragat cümlesine güvenmek: Genel “talep yoktur” ifadesi ziynetleri kapsamaz.
- Bir yıl geçti diye vazgeçmek: Mahkemeler TMK m. 178’i ziynet alacağına uygulamaz.
- Belirsiz alacak davası açmaya çalışmak: 31.07.2026’dan sonra bu dava türü yoktur; davacı kısmi dava açar.
Ziynet Eşyası Davası: Kurgusal Bir Örnek
Aşağıdaki örnek tamamen kurgusaldır ve gerçek bir dosyayı yansıtmaz. Amaç, ziynet eşyası davasında aidiyet, ispat ve talep biçimi kurallarının birlikte nasıl işlediğini göstermektir. Gerçek bir dosyada sonuç, delillere ve mahkemenin takdirine göre farklılaşır.
Misafirler, Eş A ile Eş B’nin düğününde Eş A’ya 6 bilezik ve 8 çeyrek, Eş B’ye ise 10 çeyrek ve bir erkek kol saati takıyor. Ayrıca misafirler bir miktar parayı takı torbasına atıyor. Düğünden bir süre sonra Eş B’nin annesi, bilezikleri “kasada saklamak için” alıyor. Evlilik birkaç yıl sonra boşanmayla bitiyor ve Eş A ayrı bir ziynet eşyası davası açıyor.
Mahkeme önce paylaşım anlaşmasına veya taraflardan birinin ispatladığı yerel âdete bakar. İkisi de yoksa Eş A’ya takılan bilezikler ve çeyrekler Eş A’ya, Eş B’ye takılan çeyrekler ve saat ise Eş B’ye aittir. Buna karşılık takı torbasındaki para, her iki cinse özgü olduğu için eşlerin ortak malıdır.
Bu noktada Eş A, düğün videosu ve bileziklerin alınışını gören tanıkla birinci aşamayı ispatlarsa yük Eş B’ye geçer. Eş B bileziklerin geri verilmemek üzere verildiğini ispatlayamazsa mahkeme bileziklerin aynen iadesine karar verir. Son olarak, Eş A fiili ödeme günündeki değeri istemişse mahkeme yalnız aynen iadeye hükmeder; güncel değerin tespiti ise infaz aşamasının işidir.
Ziynet talebinizin hukuki değerlendirmesi
Ziynetlerin kime ait olduğu, hangi talep biçiminin seçileceği ve zamanaşımı hesabı, her dosyada farklı belgelere ve olaylara dayanır. Somut durumunuzu hukuki açıdan değerlendirmek için bir avukata danışmanız yararlı olur.
Sıkça Sorulan Sorular
Ziynet eşyası davası: temel kavramlar
Ziynet eşyası nedir, nelere ziynet denir?
Evlilik vesilesiyle misafirlerin hediye ettiği ve ekonomik değer taşıyan takılar ziynettir. Bilezik, çeyrek, yarım ve tam altın, Cumhuriyet altını, set, kolye, küpe, yüzük ve pırlanta bu gruba girer.
Ziynet eşyası davası nedir?
Bir eşin kendisine ait olup diğer eşte veya onun ailesinde kalan takıları aynen ya da bedel olarak geri istediği davadır. Dayanağı, her eşin diğer eşte bulunan malını geri alacağını söyleyen TMK m. 226/1’dir.
Ziynet eşyası kişisel mal mıdır?
Evet, düğünde hediye edilen ziynet karşılıksız kazanım olarak eşin kişisel malıdır (TMK m. 220). Yargıtay da bu görüştedir (2. HD, E. 2026/222, K. 2026/6130).
Ziynet eşyaları mal paylaşımına girer mi?
Hayır, ziynet kişisel mal olduğu için katılma alacağı hesabına girmez. Sahibi onu diğer eşten ayrıca aynen geri ister; evlilik içinde eşlerin geliriyle aldığı yatırım altınının niteliğini ise mal rejimi kuralları belirler.
Ziynet ile mehir arasındaki fark nedir?
Ziynet, düğünde veya nişanda takılan hediyedir; mehir ise eşler arasında ayrıca kararlaştırılan farklı bir taleptir. Kadın iki talebi aynı davada birlikte ileri sürme hakkına sahiptir; Yargıtay’ın incelediği bir dosyada kadın ziynet ve mehir senedini birlikte istemişti (2. HD, E. 2025/8636, K. 2026/4113).
Ziynetle birlikte beyaz eşya gibi diğer eşyaları da istemek mümkün mü?
Evet, TMK m. 226/1 her eşin diğer eşte bulunan bütün mallarını kapsar. Yargıtay’ın incelediği bir dosyada taraflar çeyrek altınlarla birlikte beyaz eşyaları da aynı davada tartıştı (2. HD, E. 2024/5797, K. 2024/10388).
Düğün takıları kime aittir?
Düğünde takılan takılar kime aittir?
Mahkeme önce eşlerin paylaşım anlaşmasına, anlaşma yoksa ispatlanan yerel âdete bakar. İkisi de yoksa Yargıtay 2. Hukuk Dairesine göre ekonomik değer taşıyan her takı, takıldığı eşe aittir (E. 2024/5797, K. 2024/10388).
Erkeğe takılan takılar kime aittir?
Anlaşma veya ispatlı âdet yoksa erkeğe takılan takı kural olarak erkeğe aittir. Ancak bu takı kadına özgü ise Yargıtay onu kadına ait sayar; erkeğe özgü takılar da aynı şekilde erkeğe aittir.
Düğünde takılan çeyrek, yarım ve tam altınlar kimin olur?
Bu altınlar her iki cinse özgü olduğu için takıldığı eşe aittir. Örneğin Yargıtay, erkeğe takılan 10 çeyrek altını erkeğe bıraktı (2. HD, E. 2024/5797, K. 2024/10388).
Düğünde takılan para kime aittir?
Düğünde takılan Türk lirası ve döviz de takıldığı eşe aittir; çünkü Yargıtay ekonomik değer taşıyan her şeyi aynı ölçüte bağlar. Yargıtay, bir dosyada kadına ait düğün parasının aynen iadesine ilişkin kararı onadı (2. HD, E. 2023/6716, K. 2024/3945).
Takı torbasına atılan altınlar kimin?
Takı sandığına veya torbasına konulan, her iki cinse özgü takılar eşlerin ortak malıdır. Kadına veya erkeğe özgü bir takı torbaya konmuşsa o cinse ait olur.
Nişanda ve kınada takılan altınlar kime aittir?
Nişan ve kınada takılan altınlar da düğün takılarıyla aynı ölçütlere bağlıdır. Yargıtay, nişanda takılan bilezikler ile düğün ve kınada takılan ziynetleri aynı ilkelerle inceledi (HGK, E. 2018/345, K. 2021/1562; 2. HD, E. 2026/222, K. 2026/6130).
Yerel örf ve âdeti ispat etmenin yolu nedir?
Âdeti ileri süren eş, o yörede gerçekten böyle bir uygulama bulunduğunu tanık veya diğer delillerle gösterir. İspatlanamayan âdet, aidiyet kararında esas alınmaz.
Eşlerin ziynetlerin paylaşımı için anlaşma yapma hakkı var mı?
Evet, eşler takıların nasıl paylaşılacağını kendi aralarında kararlaştırma hakkına sahiptir. Hukuk Genel Kurulu, ispatlanan yarı yarıya paylaşım anlaşmasını esas aldı (HGK, E. 2018/345, K. 2021/1562).
Ziynet eşyası davasında zaman ve mahkeme
Ziynet davasını boşanma davasıyla birlikte açmak mümkün mü?
Evet, davacı boşanma dilekçesinde ziynetlerin aynen iadesini veya bedelini de isteme hakkına sahiptir. Ancak bu talep için ayrıca nispi harç öder.
Boşanmadan sonra ziynet davası açmak mümkün mü?
Evet, boşanma kesinleştikten sonra da ayrı bir ziynet davası açmak mümkündür. Bedel istemi için 10 yıllık zamanaşımı süresini gözetmek gerekir.
Evlilik devam ederken ziynetleri geri istemek mümkün mü?
Evet, TMK m. 226/1 uyarınca eş, diğer eşte bulunan malını tasfiyeden önce de geri isteme hakkına sahiptir. Yargıtay bu imkânı açıkça kabul eder (2. HD, E. 2026/222, K. 2026/6130).
Anlaşmalı boşanmadan sonra ziynet eşyası davası açmak mümkün mü?
Evet, anlaşmalı boşanma ziynet davası açma hakkını ortadan kaldırmaz. Yargıtay, anlaşmalı boşanmadan sonra açılan ziynet davasındaki kabul kararını onadı (2. HD, E. 2023/6716, K. 2024/3945).
Protokolde hiçbir talebimiz yoktur yazdıysak ziynet istemek mümkün mü?
Evet, genel “talep yoktur” ifadesi ziynetleri kapsamaz. Hukuk Genel Kurulu, ziynetin anlaşmalı boşanmanın mali sonuçları arasında yer almadığına karar verdi (HGK, E. 2014/589, K. 2015/2784).
Ziynet eşyası davası için görevli mahkeme hangisidir?
Görevli mahkeme aile mahkemesidir (4787 sayılı Kanun m. 4). Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.
Ziynet davasında yetkili mahkeme neresidir?
Ayrı açılan davada genel kural, davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Başka bir yerde dava açma imkânı bulunup bulunmadığını somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirmek gerekir.
Kayınvalide veya kayınpeder ziynetleri aldıysa davayı kime açmalı?
Kadın, ziynetleri kayınbabası almış olsa bile eşine karşı da dava açma hakkına sahiptir. Yargıtay, baba ile oğul arasındaki menfaat birliği nedeniyle eşe karşı açılan davada husumet yokluğu kararını bozdu (2. HD, E. 2026/222, K. 2026/6130).
Ziynet davasında arabuluculuk zorunlu mu?
Hayır, aile hukuku uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk yoktur. İhtiyari arabuluculuğa elverişlilik somut olaya göre değişir; aile içi şiddet iddiası bulunan uyuşmazlıklar ise elverişli değildir (6325 sayılı Kanun m. 1/2).
Ziynet eşyası davasında ispat
Ziynet davasında ispat yükü kimdedir?
İspat yükü iki aşamada işler: önce kadın ziynetin varlığını ve elinden alındığını ispatlar, sonra erkek iade etmeme sebebini ispatlar. Hukuk Genel Kurulu bu şemayı açıkça benimser (HGK, E. 2018/345, K. 2021/1562).
Kadın ziynetlerin elinden alındığını nasıl ispatlar?
Kadın; ziynetin cins, sayı, nitelik ve miktarını, ardından evlilikte elinden alındığını ya da evden ayrılırken götüremediğini gösterir. Bunun için video, fotoğraf, tanık, banka kasası kaydı ve mesajlardan yararlanır.
Evi terk eden kadın için altınlarını götürdü karinesi geçerli mi?
Evet, uygulama bunu hayatın olağan akışı olarak kabul eder; ancak kadın aksini ispatlayarak karineyi çürütme hakkına sahiptir. Kadın, ziynetlerin elinden alındığını veya götürmesine engel olunduğunu ispatlarsa karine çürür.
Düğün videosu ve fotoğrafları delil olur mu?
Evet, video ve fotoğraflar hangi takının kime takıldığını gösteren en güçlü delillerdir. Bir dosyada mahkeme fotoğrafları bilirkişiye inceletti ve yalnız varlığı şüphesiz ziynetler için kabul kararı verdi (2. HD, E. 2023/4484, K. 2023/3573).
Ziyneti tanıkla ispat etmek mümkün mü?
Evet, davacı ziynetin varlığını ve kimde kaldığını tanıkla ispat etme hakkına sahiptir. Belirleyici olan, tanığın olayı bizzat görmesi ve anlatımının tutarlı olmasıdır (2. HD, E. 2023/6716, K. 2024/3945).
Ziynet davasında yemin teklif etmek mümkün mü?
Evet, yemin kesin delildir ve davacı başka delille ispat edemezse karşı tarafa yemin teklif eder. Bunun için davacının dilekçede yemin deliline yer vermesi gerekir.
Erkek ziynetleri aldığını kabul ederse ne olur?
Mahkeme önündeki kabul kesin delildir (HMK m. 188). Hukuk Genel Kurulu, erkeğin 12 bilezik takıldığı yönündeki beyanını ikrar saydı ve 12 bilezik üzerinden kabul gerektiğine hükmetti (HGK, E. 2017/1040, K. 2020/240).
Bozdurulan altınlar ve iade
Eşim altınlarımı bozdurup harcadıysa geri alma hakkım var mı?
Evet, eşiniz rızanızı veya altınların geri verilmemek üzere verildiğini ispatlayamazsa iade yükümlülüğü devam eder. Bozdurmayı kabul eden erkek, rızayı ispatlamak zorundadır (2. HD, E. 2023/4484, K. 2023/3573).
Altınları ortak ev ihtiyacı için bozdurduysak iade istemek mümkün mü?
Harcama kadının isteği ve onayıyla yapıldıysa ve erkek bunu ispatlarsa iade yükümlülüğü kalkar. Ancak harcamanın ortak ihtiyaca yönelik olması tek başına yetmez; rızanın da ispatlanması gerekir.
Rızayla verdiğim altınları geri isteme hakkım var mı?
Altınları geri verilmemek üzere verdiyseniz iade isteme hakkınız kalmaz. Buna karşılık altınları geri almak üzere verdiğinizi ispatlarsanız erkek onları iade etmekle yükümlüdür (2. HD, E. 2024/5797, K. 2024/10388).
Kadın kendi altınlarını harcadıysa erkekten isteme hakkı var mı?
Hayır, kadın altınlarını kendi isteğiyle harcadıysa onları erkekten isteyemez. Çünkü TMK m. 226/1 ziynetin diğer eşte bulunmasını arar.
Düğün takılarını erkek de geri isteme hakkına sahip mi?
Evet, erkek de kendisine ait olup kadında kalan takıları geri isteme hakkına sahiptir. Erkeğe takılan ve erkeğe ya da iki cinse özgü takılar kural olarak erkeğe aittir.
Ziynette aynen iade mi, bedel mi esastır?
Asıl talep aynen iadedir; bedel ancak aynen iade mümkün olmazsa gündeme gelir. Ziynet misli eşya olduğu için erkek onu satmış olsa bile mahkeme aynen iadeye hükmeder (2. HD, E. 2023/8761, K. 2023/6363).
Bedel, faiz ve talep artırımı
Ziynet bedeli hangi tarihe göre hesaplanır?
Bu, davacının talebine bağlıdır: davacı dava tarihindeki bedeli ya da fiili ödeme günündeki değeri ister. Mahkeme taleple bağlıdır (HMK m. 26) ve hükmü buna göre kurar.
Fiili ödeme günündeki değeri istemek mümkün mü?
Evet, ancak bu durumda mahkeme yalnız aynen iade hükmü kurar; güncel değerin tespiti ise infaz aşamasına kalır. Yargıtay, fiili ödeme günündeki bedelin tahsiline şeklinde hüküm kurulamayacağını belirtti (2. HD, E. 2026/1115, K. 2026/7241).
Mahkemenin ziynetlerin toplam bedelini tek rakamla yazması doğru mu?
Hayır, mahkeme her ziynetin cins, nitelik, miktar ve bedelini ayrı ayrı göstermelidir (HMK m. 297/2). Hukuk Genel Kurulu, yalnız toplam bedel gösteren kararı bozdu (HGK, E. 2023/1142, K. 2025/370).
Ziynet davasında faiz ne zamandan işler?
Dava tarihindeki bedel istenmişse faiz dava tarihinden işler. Davacı talebini sonradan artırdıysa ilk derece mahkemeleri artan kısma ıslah tarihinden faiz yürüttü (2. HD, E. 2023/6716, K. 2024/3945).
Ziynet davasını belirsiz alacak davası olarak açmak hâlâ mümkün mü?
Hayır, 7589 sayılı Kanun HMK m. 107’yi 31.07.2026’da kaldırdı. Ancak geçiş hükmü, bu tarihten önce açılan belirsiz alacak davalarında eski kuralın uygulamasını sürdürür.
Ziynet davasını kısmi dava olarak açmak mümkün mü?
Evet, değer tam bilinmiyorsa davacı kısmi dava açar. HMK m. 109/4’e göre talebini tahkikat sona erene kadar bir defaya mahsus artırma hakkına sahiptir; artırdığı kısım için de zamanaşımı dava tarihinde kesilir.
Ziynet eşyası davası dilekçesinde neler yer almalı?
Dilekçe, her ziyneti cins, ayar, gram ve adet olarak ayrı ayrı göstermeli; aynen iade talebini ve olmazsa davacının hangi tarihteki bedeli istediğini açıkça belirtmelidir. Ayrıca deliller ve yemin delili de dilekçede yer almalıdır.
Zamanaşımı, harç ve süre
Ziynet davası zamanaşımı kaç yıl?
Ziynet hâlâ duruyorsa istem zamanaşımına uğramaz; ziynet mevcut değilse mahkeme bedel için 10 yıllık süreyi uygular (TBK m. 146). Yargıtay bu ayrımı açıkça kabul eder (2. HD, E. 2021/5038, K. 2021/6749).
Boşanmadan 1 yıl geçtiyse ziynet davası açmak mümkün mü?
Evet, mahkemeler TMK m. 178’deki bir yıllık süreyi ziynet alacağına uygulamaz. Yargıtay, bu süre nedeniyle verilen ret kararından sonra kurulan kabul hükmünü onadı (2. HD, E. 2023/6716, K. 2024/3945).
Evlilik sürerken zamanaşımı işler mi?
Hayır, evlilik sürdükçe eşlerin birbirinden alacaklarında zamanaşımı işlemez (TBK m. 153). Bu nedenle bedel istemi için süre uygulamada boşanmanın kesinleşmesinden sonra başlar.
Ziynet davasının harcı ne kadar?
Ziynet davası nispi harca tabidir: harç oranı binde 68,31’dir ve davacı bunun dörtte birini peşin öder. Örneğin 200.000 TL değerli talepte nispi harç 13.662 TL, peşin harç 3.415,50 TL’dir; 2026 yılı başvurma harcı ise 732,00 TL’dir.
Ziynet davası ne kadar sürer?
Kanun belirli bir süre öngörmez; süre delillere, tanık sayısına ve bilirkişi incelemesine göre değişir. HMK m. 147/3 uyarınca iki duruşma arası en çok 3 aydır.
Ziynet davasında istinaf ve temyiz yolu açık mı?
Evet, taraflar tebliğden itibaren 2 hafta içinde istinaf ve temyiz yoluna başvurur (HMK m. 345, 361). Ancak temyiz için değer, HMK m. 362’deki kesinlik sınırını aşmalıdır.
Ziynet davası kararının icrası nasıl olur?
Davacı, kesinleşen aynen iade hükmünü ilamlı icra yoluyla yerine getirir. Davacı fiili ödeme günü değerini istemişse ve erkek ziyneti teslim etmezse güncel değerin tespiti infaz aşamasına kalır.
Kaynakça
Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 6, 178, 193, 220, 222, 223, 226. mevzuat.gov.tr
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 146, 153. mevzuat.gov.tr
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 26, 107 (mülga), 109, 147, 188, 190, 297, 331, 345, 361, 362. mevzuat.gov.tr
- 7589 sayılı Kanun, m. 19, 20, 21 (RG 31.07.2026, S. 33326).
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun, m. 4.
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 1.
- 492 sayılı Harçlar Kanunu ve (1) sayılı tarife. mevzuat.gov.tr
Yargı kararları
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/199, K. 2026/51, T. 28.01.2026.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/1142, K. 2025/370, T. 18.06.2025.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/345, K. 2021/1562, T. 02.12.2021.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1040, K. 2020/240, T. 04.03.2020.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2014/589, K. 2015/2784, T. 02.12.2015.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2026/1115, K. 2026/7241, T. 25.06.2026.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2026/222, K. 2026/6130, T. 03.06.2026.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/8636, K. 2026/4113, T. 14.04.2026.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/5797, K. 2024/10388, T. 24.12.2024.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6716, K. 2024/3945, T. 28.05.2024.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/8761, K. 2023/6363, T. 20.12.2023.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/4484, K. 2023/3573, T. 04.07.2023.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/5038, K. 2021/6749, T. 04.10.2021.
Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın özellikleri, yürürlükteki mevzuat ve güncel yargı kararları değerlendirmeyi değiştirebilir. Metin tek başına hukuki danışmanlık veya somut olaya özgü hukuki görüş yerine geçmez.







