Nafaka davası: nafaka türleri, miktarın belirlenmesi, artırım ve kaldırma

Nafaka davası, bir kişinin eşinden, eski eşinden, çocuğunun diğer ebeveyninden ya da yakın akrabasından geçimi için düzenli para ödemesi istediği davadır. Türk Medeni Kanunu dört nafaka türü tanır: tedbir, iştirak, yoksulluk ve yardım nafakası. Ancak kanun miktar için bir oran öngörmez; hâkim ihtiyacı ve ödeme gücünü birlikte tartar. Ayrıca Anayasa Mahkemesi, yoksulluk nafakasındaki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiştir; iptal 30.06.2027’de yürürlüğe girecektir.

Kısaca

  • Dört tür: Tedbir nafakası (TMK m. 169, 197), iştirak nafakası (m. 182, 327-330), yoksulluk nafakası (m. 175) ve yardım nafakası (m. 364-365).
  • Oran yok: Kanunda “gelirin yüzde şu kadarı” gibi bir kural yer almaz. Mahkeme ihtiyacı, ödeme gücünü, tarafların sosyal ve ekonomik durumunu ve hakkaniyeti gözetir.
  • Kusur ölçütü: Yoksulluk nafakası isteyen eşin kusuru diğer eşten daha ağır olmamalıdır; buna karşılık kanun nafaka yükümlüsünün kusurunu aramaz (m. 175).
  • AYM kararı: “Süresiz olarak” ibaresi 30.06.2027’ye kadar yürürlüktedir.
  • Süre: Boşanmadan doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçince zamanaşımına uğrar (m. 178).
  • Ödenmezse: Alacaklı icra takibi başlatır; şikâyet üzerine borçlu hakkında üç aya kadar tazyik hapsi gündeme gelir (İİK m. 344).
Nafaka türleri: eşe bağlanan tedbir ve yoksulluk nafakası ile çocuğa ve akrabaya bağlanan iştirak ve yardım nafakası
Dört nafaka türü ve dayanakları

İçindekiler

Nafaka Davası Nedir ve Bu Davayı Kimler Açar?

Nafaka davası, kanunun bakım veya katkı yükümlülüğü yüklediği kişiden düzenli ödeme istemeye yönelik davadır. Eşler, ayrı yaşama, boşanma davası ve boşanma sonrası dönem için birbirine karşı; çocuğa bakan ebeveyn çocuk için diğerine karşı; yoksulluğa düşen kişi ise üstsoy, altsoy ve kardeşlerine karşı bu davayı açar.

Özellikle uygulamada “nafaka davası” ifadesi birden fazla davayı anlatır. Kimi zaman nafaka, boşanma davası içindeki bir taleptir. Kimi zaman ise kişi nafakayı tek başına, bağımsız bir davayla ister. Bunun yanında taraflar, daha önce bağlanan nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması için de ayrı davalar açar. Bu nedenle davaya başlamadan önce hangi nafaka türünün istendiğini ve hangi davanın açılacağını belirlemek gerekir.

Ayrıca nafakanın hukuki dayanağı Türk Medeni Kanunu’dur. Kanun, evlilik birliği içindeki dayanışmayı, ana ve babanın çocuğa bakım borcunu ve aile içindeki yardımlaşma yükümlülüğünü ayrı maddelerde düzenler. Dolayısıyla her nafaka türünün şartı, süresi ve sona erme sebebi farklıdır.

Nafaka Davası Türleri ve Hukuki Dayanakları

Türk Medeni Kanunu dört nafaka türü öngörür. Tedbir nafakası evlilik devam ederken, iştirak nafakası çocuk için, yoksulluk nafakası boşanmadan sonra eş için, yardım nafakası ise yoksulluğa düşecek akraba için bağlanır. Üstelik her türün talep edeni, borçlusu ve kanuni dayanağı birbirinden farklıdır.

Nafaka türüKim ister?Kimden?DayanakHangi dönem?
Tedbir nafakasıEş ve çocuklarDiğer eşTMK m. 169, 197Dava öncesi ayrı yaşama ve boşanma davası süresi
İştirak nafakasıÇocuğa fiilen bakan ana veya baba (çocuk adına)Velayeti kendisine verilmeyen ebeveynTMK m. 182, 327-331Boşanmadan sonra, kural olarak çocuğun erginliğine kadar
Yoksulluk nafakasıBoşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşDiğer eşTMK m. 175, 176Boşanmadan sonra
Yardım nafakasıYoksulluğa düşecek kişiÜstsoy, altsoy, kardeşTMK m. 364, 365Yoksulluk sürdükçe

Kadın ya da erkek olmak nafaka hakkını değiştirmez. Çünkü kanun, yoksulluk nafakasında “taraf” kelimesini kullanır. Bu nedenle şartları taşıyan erkek eş de nafaka isteme hakkına sahiptir.

Tedbir Nafakası: Dava Öncesinde ve Boşanma Davası Sırasında

Tedbir nafakası, evlilik sürerken ayrı yaşayan eşin ve çocukların geçimi için hükmedilen geçici nafakadır. Boşanma davası açılmadan önce eş, TMK m. 197’ye göre bu nafakayı ister. Boşanma veya ayrılık davası açıldığında ise hâkim, davanın devamı süresince gerekli önlemleri kendiliğinden alır (m. 169).

Dava açılmadan önce ayrı yaşamada tedbir nafakası

Ortak hayat bir eşin kişiliğini, ekonomik güvenliğini veya ailenin huzurunu ciddi biçimde tehlikeye düşürüyorsa o eş, ayrı yaşama hakkına sahiptir (TMK m. 197). Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine diğer eşin yapacağı parasal katkıyı belirler. Ayrıca konut, ev eşyası ve malların yönetimi hakkında da önlem alır. Eşin birlikte yaşamaktan haksız olarak kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hâle gelmesi durumunda da bu istem mümkündür.

Burada önemli bir fark vardır: dava öncesindeki tedbir nafakası talebe bağlıdır. Yani eş istemezse hâkim kendiliğinden nafakaya hükmetmez. Bu yol, boşanmak istemeyen ama ayrı yaşamak zorunda kalan eş için özellikle önem taşır.

Boşanma davası sırasında tedbir nafakası

Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan geçici önlemleri kendiliğinden alır (TMK m. 169). Kanun bu önlemler arasında özellikle eşlerin barınmasını, geçimini, mallarının yönetimini ve çocukların bakım ve korunmasını sayar. Dolayısıyla tedbir nafakası, kural olarak dava boyunca eşin ve çocukların geçimini güvenceye alır.

Tedbir nafakası geçici bir önlemdir. Bu nedenle davanın devamı süresince uygulanır; boşanma hükmüyle birlikte yerini, şartları varsa yoksulluk ve iştirak nafakasına bırakır. Dava sırasında bir çocuk doğarsa hâkim, çocukların bakım ve korunmasına ilişkin önlemleri de kapsayan bu yetkisini o çocuk için de kullanır.

Tedbir nafakasının miktarına itiraz mümkün mü?

Tedbir nafakasının miktarı da tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumuna uygun olmalıdır. Nitekim Yargıtay, fiziksel şiddet nedeniyle erkeğin ağır kusurlu olduğu bir davada kadın için tedbir ve yoksulluk, çocuk için tedbir ve iştirak nafakalarını az buldu. Daire, nafakanın niteliğini ve günün ekonomik koşullarını gözeterek hakkaniyete uygun miktar belirlenmesi gerektiğini belirtti ve kararı kadın yararına bozdu (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/9142, K. 2024/5854, T. 12.09.2024). Dolayısıyla bu karar, tedbir nafakası miktarının da kanun yolunda denetlendiğini gösterir.

Öte yandan bazı internet kaynaklarında “başkasıyla yaşayan eş tedbir nafakası alamaz” gibi genel kurallar yer alıyor. Ancak bu durumun tedbir nafakasına etkisi, somut olayın delilleriyle birlikte değerlendirilmelidir.

İştirak Nafakası: Çocuk İçin Nafaka Davası

İştirak nafakası, velayet kendisine verilmeyen ana veya babanın çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmasıdır (TMK m. 182/3). Çocuğa fiilen bakan ebeveyn, çocuk adına diğerine karşı dava açar. Mahkeme miktarı çocuğun ihtiyaçlarına ve ana babanın ödeme gücüne göre belirler.

İştirak nafakası davasını kim açar?

Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açma hakkına sahiptir (TMK m. 329). Çocuğun kayyımı veya vasisi de bu davayı açar. Ayrıca ayırt etme gücüne sahip küçük de davayı kendisi açma imkânına sahiptir. Çocuğun bakım, eğitim ve korunma giderlerini ana ve baba birlikte karşılar (m. 327); iştirak nafakası bu ortak yükümlülüğün boşanmadan sonraki görünümüdür.

İştirak nafakası kaç yaşına kadar sürer?

Ana ve babanın bakım borcu çocuğun ergin olmasına kadar sürer (TMK m. 328/1). Ancak ergin çocuğun eğitimi devam ediyorsa ana ve baba, durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde, eğitim sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür (m. 328/2). Böylece ergin çocuk, talebini artık kendi adına ileri sürer. Bazı kaynaklar bu talebi “yardım nafakası” olarak adlandırır; dayanak ise hem m. 328/2 hem de altsoya karşı yardım yükümlülüğünü düzenleyen m. 364’tür.

Anne veya baba yeniden evlenirse iştirak nafakası ne olur?

Velayeti alan ebeveynin yeniden evlenmesi, iştirak nafakasını kendiliğinden sona erdirmez. Çünkü TMK m. 176/3’teki “yeniden evlenme” sebebi, eşe bağlanan irat biçimindeki nafakaya ilişkindir. İştirak nafakası ise çocuğun hakkıdır. Bununla birlikte durum değişirse hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır (m. 331). Dolayısıyla tarafların hayat koşullarındaki her esaslı değişiklik, ancak mahkeme kararıyla nafakaya yansır.

Yoksulluk Nafakası Şartları

Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşin, diğer eşten mali gücü oranında istediği nafakadır (TMK m. 175). İki şart aranır: talep eden boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmeli ve kusuru diğer eşten daha ağır olmamalıdır. Nafaka yükümlüsünün kusurlu olması ise şart değildir.

TMK m. 175’in güncel metni

Kanun metni şöyledir: “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.” Bu metindeki “süresiz olarak” ibaresini Anayasa Mahkemesi iptal etti; iptal hükmü 30.06.2027’de yürürlüğe girecek. Bu kararı aşağıda ayrı bir başlıkta anlatıyoruz.

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşme ne demek?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu yoksul kişiyi; yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür ve eğitim gibi zorunlu harcamalarını karşılayacak geliri olmayan kişi olarak tanımlar. Kurul aynı kararda, asgari ücret düzeyinde, hatta biraz üzerinde gelirin yoksulluk nafakasına engel olmadığını, ancak miktarın belirlenmesinde gözetileceğini belirtti (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1009, K. 2019/1179, T. 14.11.2019).

Buna karşılık sürekli ve düzenli geliri ile malvarlığı olan eş için durum farklıdır. Yargıtay, hem SGK emekli aylığı alan hem çalışan, ayrıca birden fazla taşınmazı bulunan kadın lehine bağlanan yoksulluk nafakasını bozdu; çünkü TMK m. 175’in koşulları oluşmamıştı (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/6054, K. 2026/1946, T. 19.02.2026). Benzer biçimde, iki tarafın da emekli aylığı aldığı ve gelirlerinin birbirine yakın olduğu bir davada Daire, gelirleri denk eşler arasında boşanma yüzünden yoksulluğa düşmenin bulunmadığını kabul etti (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/10627, K. 2026/6066, T. 03.06.2026).

Kusur karşılaştırması: kim yoksulluk nafakası alamaz?

Kanun, mutlak bir kusursuzluk aramaz; bunun yerine karşılaştırma yapar. Nafaka isteyen eş, diğer eşten daha ağır kusurlu ise yoksulluk nafakası alamaz. Buna karşılık eşit kusurlu, az kusurlu veya kusursuz eş nafaka isteme hakkına sahiptir. Bazı internet kaynaklarında yükümlü eşin “daha ağır kusurlu” olması şart gibi anlatılıyor; oysa m. 175/2, yükümlünün kusurunu açıkça şart olmaktan çıkarır.

Yargıtay’ın 2026 tarihli bir kararında istinaf mahkemesi, zina vakıasını sabit görüp zina davasını kabul etmiş, buna rağmen tarafları eşit kusurlu sayarak kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmetmişti. Yargıtay ise kadının ağır, erkeğin az kusurlu olduğunu belirtti. Daire, ağır kusurlu eşin yoksulluk nafakası alamayacağını belirterek kararı bozdu (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/1705, K. 2026/620, T. 20.01.2026). Aldatma iddiasının nafaka ve tazminata etkisini aldatan eşin nafaka ve tazminat hakkı yazımızda ayrıntılı ele aldık.

Yoksulluk nafakasını toptan ödemek mümkün mü?

Evet, bu mümkündür. TMK m. 176/1, maddi tazminatın ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine imkân tanır. Bununla birlikte uygulamada en sık görülen biçim aylık irattır. Taraflar, özellikle anlaşmalı boşanmada, nafakanın tek seferde ödenmesini de kararlaştırma imkânına sahiptir. Öte yandan kanun, manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine izin vermez (m. 176/2).

AYM’nin Süresiz Nafaka Kararı: Nafaka Davası Açısından Bugünkü Durum

Anayasa Mahkemesi, TMK m. 175/1’deki “süresiz olarak” ibaresini 04.06.2026 tarihli, E. 2025/156, K. 2026/131 sayılı kararıyla iptal etti. Karar, 30.09.2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete’de yer aldı. İptal, yayımdan dokuz ay sonra, 30.06.2027’de yürürlüğe girecek; o tarihe kadar mevcut hüküm yürürlüktedir.

Bu davada itiraz yoluyla başvuran mahkeme bir aile mahkemesidir. AYM, kuralın lafzı her durumda süresiz nafakayı zorunlu kılmasa da yerleşik yargısal uygulamanın hâkime süre konusunda takdir tanımadığını tespit etti. Mahkeme bu nedenle kuralı açık ve belirli bulmadı. Ayrıca yükümlülüğün hiçbir ölçüt belirlenmeden kategorik olarak süresiz öngörülmesinin, kusurlu olması bile gerekmeyen borçlu yönünden ağır bir külfet yarattığını belirtti. Aynı ibare, AYM’nin 17.05.2012 tarihli, E. 2011/136, K. 2012/72 sayılı kararında Anayasa’ya aykırı bulunmamıştı.

AYM gerekçesinde hâkimin nafakanın süresini belirlerken bakacağı ölçütleri de saydı: evliliğin süresi, nafaka alacaklısının yaşı, eğitim ve sağlık durumu ile kendi geçimini sağlama kapasitesi. Mahkeme ayrıca süresiz nafakayı gerektiren hâllerin kriterlerinin kanunda açıkça yer alması gerektiğini vurguladı. Ayrıca iptalin doğuracağı hukuki boşluk kamu yararını zedeleyeceği için yürürlüğü dokuz ay erteledi.

Bugünkü durumu üç noktada özetlemek mümkündür:

  • 30.06.2027’ye kadar TMK m. 175 mevcut hâliyle yürürlüktedir; mahkemeler bu tarihe kadar maddeyi bu hâliyle uygular. AYM gerekçesinde aktarılan uygulamaya göre Yargıtay, yoksulluk nafakasına süre sınırı koymayı kanuna aykırı sayıyordu (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/8859, K. 2017/14407, T. 12.12.2017).
  • Anayasa m. 153/5’e göre iptal kararları geriye yürümez. Ancak iptalin yürürlüğe girmesinden sonra görülen davalarda ve kesinleşmiş eski nafaka kararlarında ne olacağı, yasa koyucunun getireceği düzenlemeye ve geçiş hükümlerine bağlıdır. Dolayısıyla bu konuda bugün kesin bir şey söylemek mümkün değildir.
  • Bu yazının güncellendiği tarih itibarıyla TMK m. 175’i değiştiren yasalaşmış bir düzenleme yoktur. Basında yeni bir nafaka düzenlemesine ilişkin taslaklar tartışılıyor; ancak bunlar yürürlükteki hukuk değildir.

Kararın gerekçesini, karşıoy yazılarını ve olası etkilerini AYM’nin süresiz nafaka iptal kararı yazımızda ayrıntılı inceledik.

Yardım Nafakası: Anne, Baba ve Kardeşe Karşı Nafaka Davası

Yardım nafakası, yardım almadığı takdirde yoksulluğa düşecek kişinin üstsoyundan, altsoyundan veya kardeşlerinden istediği nafakadır (TMK m. 364). Ancak kardeşlere karşı dava için kardeşin refah içinde bulunması gerekir. Davacı, davayı mirasçılıktaki sıraya göre açar; talep, geçimi için gerekli miktarı kapsar.

Örneğin geliri olmayan yaşlı bir anne, çocuklarından yardım nafakası isteme hakkına sahiptir. Kanun, yardım miktarını davacının geçimi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun tutar olarak belirler (m. 365). Ancak hakkaniyete aykırılık hâlinde hâkim miktarı azaltır veya yükümlülüğü kaldırır. Ayrıca yoksul kişiye bakan resmî veya kamuya yararlı kurumlar da bu davayı açma hakkına sahiptir.

Öte yandan eşin ve ana babanın bakım borcu yardım nafakasından ayrıdır; kanun bu yükümlülükleri saklı tutar (m. 364). Yetki bakımından ise yardım nafakasına özgü bir kural vardır: yetkili mahkeme taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir (m. 365).

Nafaka Hesaplaması: Mahkeme Miktarı Neye Göre Belirler?

Kanunda nafaka miktarını belirleyen sabit bir formül veya gelir yüzdesi yer almaz. Mahkeme; nafaka alacaklısının ihtiyacını, borçlunun ödeme gücünü, tarafların sosyal ve ekonomik durumunu, nafakanın niteliğini ve günün ekonomik koşullarını birlikte tartar. Son ölçüt hakkaniyettir (TMK m. 4).

“Maaşın yüzde kaçı nafaka olur?” sorusunun cevabı

Kanunda böyle bir oran yer almaz. İnternette sık görülen “gelirin şu kadar yüzdesi” anlatımlarının kanuni bir dayanağı yoktur; yerleşik bir Yargıtay ölçütü olarak da doğrulanamamıştır. Bu nedenle “30 bin TL maaş alan ne kadar nafaka verir?” sorusuna tek bir rakamla cevap vermek mümkün değildir. Aynı gelire sahip iki borçlu, çocuk sayısına, kira yüküne, sağlık giderlerine ve karşı tarafın gelirine göre çok farklı miktarlarla karşılaşır.

Mahkemenin dikkate aldığı ölçütler

NafakaKanundaki ölçütYargıtay uygulamasındaki vurgu
İştirakÇocuğun ihtiyaçları, ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri; çocuğun gelirleri (TMK m. 330)Günün ekonomik koşulları ve hakkaniyet
YoksullukTalep edenin yoksulluğu, diğer tarafın mali gücü (TMK m. 175)Asgari ücret düzeyindeki gelir nafakaya engel değil, miktarı etkiler
YardımGeçim için gerekli miktar, karşı tarafın mali gücü (TMK m. 365)Hakkaniyete aykırılıkta azaltma veya kaldırma
TedbirEşlerin barınması, geçimi, çocukların bakımı (TMK m. 169, 197)Gerçekleşen sosyal ve ekonomik durum

Özellikle borçlunun ödeme gücü, miktarın üst sınırını fiilen belirler. Nitekim Yargıtay, toplam nafakanın borçlunun asgari ücret düzeyindeki gelirini aştığı bir artırım davasında kararı bozdu; çünkü artırım, önceki kararın kurduğu dengeyi borçlu aleyhine bozuyordu (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/2205, K. 2019/3731, T. 01.04.2019). Mahkeme, tarafların gelirini tespit etmek için genellikle kolluk aracılığıyla sosyal ve ekonomik durum araştırması yaptırır.

Kurgusal örnek: mahkeme hangi bilgilere bakar?

Aşağıdaki örnek tamamen kurgusaldır. On iki yıllık evliliğin ardından boşanan bir çiftin bir çocuğu var. Kadın evlilik boyunca çalışmamış, boşanmadan sonra kirada oturuyor. Buna karşılık erkek düzenli maaşla çalışıyor ve kendi evinde yaşıyor. Mahkeme bu durumda önce kusur dağılımına bakar: kadın daha ağır kusurlu değilse yoksulluk nafakasının önü açıktır.

Ardından mahkeme, kadının zorunlu giderlerini, erkeğin bordrosunu, kira ve diğer yüklerini, çocuğun okul ve sağlık giderlerini karşılaştırır. Bu bilgilere göre çocuk için iştirak nafakasını, kadın için yoksulluk nafakasını ayrı ayrı belirler. Böylece iki nafakanın toplamı da erkeğin ödeme gücünü aşmamalıdır. Örnekte kadın sonradan asgari ücretle bir işe girerse bu durum yoksulluk nafakasını kendiliğinden sona erdirmez; ancak erkeğe bir azaltma davası açma imkânı verir.

Nafaka her yıl artar mı? ÜFE ile yıllık artış

Nafaka kendiliğinden artmaz. Hâkim, ancak istem hâlinde nafakanın gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğini karara bağlar (TMK m. 176/5; iştirak nafakası için m. 182/3 ve m. 330/3; yardım nafakası için m. 365). Bu nedenle davacının dilekçesinde yıllık artışı açıkça istemesi gerekir. Yargıtay uygulamasında artış ölçütü TÜFE değil, ÜFE’dir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/2205, K. 2019/3731, T. 01.04.2019).

Yıllık artışın hesap mantığı basittir: yeni aylık nafaka, önceki aylık nafakaya kararda gösterilen ÜFE oranı kadar artışın eklenmesiyle ortaya çıkar. Yani formül şöyledir: “önceki nafaka + (önceki nafaka × ÜFE oranı)”. Bununla birlikte kararda belirli bir dönem veya ÜFE değeri yer alıyorsa hesabı o esasa göre yapmak gerekir.

Nafaka talebinizi veya nafaka yükümlülüğünüzü değerlendirmek mi istiyorsunuz?

Nafakanın türü, miktarı ve süresi; kusur dağılımına, gelir belgelerine ve ailenin yaşam koşullarına göre değişir. Somut durumunuzun hukuki açıdan değerlendirilmesi için belgelerinizle birlikte bir avukata danışabilirsiniz.

Telefon: 0535 668 81 22 WhatsApp’tan Yazın

Nafaka Davası Açma Süreci: Adım Adım

Davacı, nafaka davasını aile mahkemesine sunduğu bir dava dilekçesiyle başlatır. Dilekçede istenen nafaka türü, aylık miktar ve varsa yıllık artış talebi açıkça yazılmalıdır. Boşanma davasında davacı nafakayı ayrıca talep etmelidir; bağımsız davada ise süre ve yetki kurallarına dikkat etmek gerekir.

  1. Nafaka türünü belirleyin: Tedbir, iştirak, yoksulluk veya yardım nafakası mı istiyorsunuz? Şartlar ve dayanak maddeler farklıdır.
  2. Belgeleri toplayın: Bordro, SGK hizmet dökümü, emekli aylığı belgesi, tapu ve araç kayıtları, kira sözleşmesi, çocuğun okul ve sağlık giderleri.
  3. Talebi açıkça yazın: Dilekçede her nafaka türü için ayrı aylık miktar ve gelecek yıllar için artış talebi yer almalıdır.
  4. Doğru mahkemeyi seçin: Görevli mahkeme aile mahkemesidir; yetki için nafakanın türüne göre farklı kurallar uygulanır.
  5. Araştırmaya hazırlanın: Mahkeme tarafların sosyal ve ekonomik durumunu araştırır; beyanlarınızın belgelerle uyumlu olması gerekir.
  6. Kararı takip edin: Gerekirse kanun yoluna başvurun; nafaka ödenmezse icra takibi başlatın.
Nafaka davası adımları: nafaka türünü belirleme, belgeleri toplama, dilekçede açık talep, aile mahkemesinde dava, sosyal ve ekonomik durum araştırması ve karar
Nafaka davası adım adım

Nafaka davası için gerekli belgeler ve deliller

Mahkeme, nafakanın varlığına ve miktarına tarafların gerçek gelirine göre karar verir. Bu nedenle gelir belgeleri, malvarlığı kayıtları ve zorunlu giderleri gösteren belgeler davanın temelini oluşturur. Ayrıca tanık beyanları da delildir; ancak Yargıtay, sebep ve saik açıklanmayan, yoruma dayalı tanık beyanlarının kusur olarak yüklenemeyeceğini vurgular (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/9142, K. 2024/5854, T. 12.09.2024).

Boşanma davasında nafaka talebinin zamanı

Yoksulluk nafakasını boşanma davası içinde isteyecek eş, bu talebi dava dilekçesinde veya usulen öngörülen süre içinde ileri sürmelidir. Yargıtay, cevaba cevap süresi geçtikten sonra verilen dilekçeyle ileri sürülen yoksulluk nafakası talebi hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” hükmedilmesi gerektiğini belirtti (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/4297, K. 2025/11176, T. 15.12.2025). Ayrıca aynı kararda Daire, usulüne uygun ileri sürülmeyen vakıaları da kusur olarak yüklemedi. Ayrıca çekişmeli boşanma davasının aşamalarını ayrı bir yazımızda anlattık.

Anlaşmalı boşanmada nafaka

Anlaşmalı boşanmada taraflar nafakanın türünü, miktarını ve ödeme biçimini protokolde kararlaştırır; hâkimin onayladığı protokoldeki nafaka, mahkeme kararıyla bağlanan nafaka gibi sonuç doğurur. Özellikle protokolde yıllık artışın da yazılması, ileride çıkacak uyuşmazlıkları azaltır. Protokol hazırlarken dikkat etmeniz gereken noktaları anlaşmalı boşanma davası yazımızda ele aldık. Protokolle belirlenen nafakanın sonradan değiştirilmesi ise aşağıda, kaldırma başlığında yer alıyor.

Nafaka Davası Hangi Mahkemede Açılır? Görev ve Yetki

Nafaka davalarına aile mahkemesi bakar. Ancak aile mahkemesi kurulmayan yerlerde ise Hâkimler ve Savcılar Kurulunun belirlediği asliye hukuk mahkemesi bu davaları görür. Yetkili mahkeme nafakanın türüne göre değişir: boşanmadan sonraki nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m. 177).

Görevli mahkeme: aile mahkemesi

4787 sayılı Kanun, Türk Medeni Kanunu’nun aile hukukuna ilişkin hükümlerinden doğan dava ve işleri aile mahkemesinin görevine verir (m. 4/1). Dolayısıyla nafaka davaları da bu kapsamdadır. Kanun, aile mahkemelerini her ilde ve merkez nüfusu yüz binin üzerindeki her ilçede, tek hâkimli ve asliye derecesinde kurar (m. 2). Dolayısıyla küçük bir ilçede yaşayan kişi, davasını HSK’nın görevlendirdiği asliye hukuk mahkemesinde açar.

Nafaka davası için yetkili mahkeme

  • Boşanmadan sonra açılan nafaka davaları: Nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi (TMK m. 177).
  • Yardım nafakası: Taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesi (TMK m. 365).
  • Genel kural: Davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi (HMK m. 6).

Bazı internet kaynaklarında farklı yetki kuralları birbirine karıştırılıyor. Örneğin “taraflardan birinin yerleşim yeri” kuralı kanunda yalnızca yardım nafakası için yazılıdır. TMK m. 177’nin kesin yetki kuralı olup olmadığı ve genel yetki kuralıyla ilişkisi ise ayrıca değerlendirme gerektirir.

Boşandıktan Sonra Nafaka Davası Açmak Mümkün mü?

Evet. TMK uyarınca boşanmadan sonraki nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m. 177). Ancak yoksulluk nafakası için süre sınırı vardır: boşanmadan doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (m. 178).

Anayasa Mahkemesi de bir ilk inceleme kararında bu ayrımı açıkça kaydetti. Mahkemeye göre TMK m. 175, yalnızca boşanma davasında veya m. 178’e göre bir yıl içinde açılan bağımsız yoksulluk nafakası davasında uygulanır. Bu nedenle artırım veya kaldırma davasında bu hükmün iptalini isteyen başvuruyu yetkisizlik nedeniyle reddetti (AYM, E. 2025/91, K. 2025/82, T. 27.03.2025).

Buna karşılık iştirak nafakasında durum farklıdır. Çocuğun bakım ihtiyacı devam ettikçe ve koşullar değiştikçe, çocuğa bakan ebeveyn nafaka talebinde bulunma veya miktarın yeniden belirlenmesini isteme hakkına sahiptir (TMK m. 331). Boşanma davasında yoksulluk nafakasından açıkça feragat eden eşin sonradan bağımsız dava açıp açamayacağı ise somut olayın ve feragatin içeriğine göre değerlendirilmesi gereken bir sorudur.

Nafaka Artırım Davası

Taraflar nafaka artırım davasını, mali durumları değiştiğinde veya hakkaniyet gerektirdiğinde mevcut nafakanın yükseltilmesi için açar (TMK m. 176/4; çocuk için m. 331). Kanun, önceki karardan sonra belirli bir sürenin geçmesini şart koşmaz. Yani belirleyici olan, koşulların gerçekten değişmiş olmasıdır. İlamdaki yıllık artışın icrası, ÜFE talebi, yetki ve yargılama usulünü nafaka artırım davası rehberimizde ayrıntılı olarak anlattık.

Yargıtay, artırım davasında önceki kararın kesinleşmesinden dava tarihine kadar geçen süreyi, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumunu, nafakanın niteliğini, ekonomik göstergeleri ve ÜFE oranını birlikte gözetir. Daireye göre artırım, önceki takdirdeki dengeyi koruyacak oranda olmalıdır. Denge borçlu aleyhine bozulmuşsa yoksulluk nafakası artırım davası reddedilmelidir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/2205, K. 2019/3731, T. 01.04.2019).

Artırım hangi tarihten itibaren geçerli olur?

Artırılan nafaka, artırım davasının açıldığı tarihten itibaren geçerli olur. Örneğin bir davada istinaf mahkemesi yoksulluk nafakasını karşı dava tarihinden itibaren artırdı ve sonraki yıllar için ÜFE artışına hükmetti; Yargıtay da bu kararı onadı (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4819, K. 2024/6122, T. 19.09.2024). Artırılan tutar dava tarihinden önceki aylara yürütülmez; o aylar için ilamdaki tutar ve varsa ilamdaki yıllık artış hükmü uygulanır.

Nafaka Azaltma ve Kaldırma Davası

Nafaka, kanunda sayılan bazı hâllerde kendiliğinden sona erer; bazı hâllerde ise ancak mahkeme kararıyla kalkar. Yeniden evlenme ve ölüm nafakayı kendiliğinden sona erdirir. Fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması ve haysiyetsiz hayat ise kaldırma davasını gerektirir (TMK m. 176/3).

Yoksulluk nafakasının sona ermesi: yeniden evlenme ve ölümde kendiliğinden, fiilen evli gibi yaşama, yoksulluğun kalkması ve haysiyetsiz hayatta mahkeme kararıyla
Yoksulluk nafakası hangi hâllerde sona erer?

Nafakanın kendiliğinden kalktığı hâller

İrat biçiminde ödenmesine karar verilen nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar (TMK m. 176/3). Yani kanun bu hâllerde nafakanın kalkmasını ayrı bir kaldırma kararına bağlamaz. Buna karşılık fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması ve haysiyetsiz hayat sürme hâllerinde nafaka ancak mahkeme kararıyla kalkar.

Fiilen evliymiş gibi yaşamanın ispatı

Kaldırma için alacaklının evlenmeksizin bir başkasıyla “aynen evlilik gibi ortak bir hayat kurarak” fiilen birlikte yaşadığı ispatlanmalıdır. Yargıtay, ayrı konutlarda sık görüşmenin ve konaklama kayıtlarının tek başına yetmediğini belirtti. Bir davada alt mahkemeler sosyal medya paylaşımları, otel kayıtları, fotoğraflar, tanıklar ve birlikte yurt dışı tatili gerekçesiyle nafakayı kaldırmıştı. Yargıtay ise kararı bozdu ve davanın reddedilmesi gerektiğini belirtti (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/1980, K. 2020/3397, T. 29.06.2020).

Benzer şekilde 2024 tarihli bir davada istinaf mahkemesi, sık otel konaklaması ve basın haberleri dışında ortak hayatı gösteren somut ve inandırıcı delil bulunmadığı için kaldırma talebini reddetti. Yargıtay da bu yönleri onadı (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4819, K. 2024/6122, T. 19.09.2024). Dolayısıyla aynı konutta sürekli yaşamayı, ortak giderleri ve çevrenin bu ilişkiyi evlilik gibi algıladığını gösteren deliller ön plana çıkar.

Nafaka alan eş işe girerse ne olur?

Nafaka kendiliğinden sona ermez. Yoksulluğun ortadan kalkması, kaldırma sebebidir; fakat Yargıtay Hukuk Genel Kurulu asgari ücret düzeyindeki gelirin yoksulluğu ortadan kaldırmadığını kabul etti (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1009, K. 2019/1179, T. 14.11.2019). Buna karşılık düzenli ve yeterli gelirin yanında önemli bir malvarlığı edinen eş için nafakanın şartları ortadan kalkar. Bu durumda borçlu, kaldırma veya azaltma davası açma hakkına sahiptir.

Borçlu işsiz kalırsa veya yoksullaşırsa ne olur?

Borçlunun mali durumunun kötüleşmesi, azaltma davasının tipik sebebidir (TMK m. 176/4). Hukuk Genel Kurulu, 2019 tarihli kararında TMK m. 175’teki “malî gücü oranında” ibaresinin borçlunun ödeme gücünü de koşul yaptığını belirtti. Kurul, AYM’nin 25.06.2009 tarihli, E. 2005/56, K. 2009/94 sayılı kararına da atıf yaparak, kendi kusuru olmadan yoksullaşan borçlu yönünden nafakanın kaldırılmasını hakkaniyete uygun buldu ve kaldırma kararını onadı (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1009, K. 2019/1179, T. 14.11.2019).

Ancak Kurul bu kararı oyçokluğuyla verdi; karşıoy yazısı, borçlunun çalışmaya engel rahatsızlığını raporla ispatlamadığını vurguladı. Bu nedenle “işsiz kalan borçlunun nafakası kalkar” diye genel bir kural çıkarmak doğru değildir. Kararın dayanağı, borçlunun kendi kusuru olmadan yoksullaşmasıdır; işini kendi isteğiyle bırakan veya gelirini gizleyen borçlu bu gerekçenin kapsamına girmez. Ayrıca kaldırma veya azaltma kararı verilinceye kadar mevcut nafaka borcu devam eder; ödemeyi kendiliğinden durdurmak icra ve tazyik hapsi riskini doğurur.

Anlaşmalı boşanma protokolündeki nafakayı değiştirmek mümkün mü?

Evet, ama şartları ağırdır. Yargıtay, protokolle kararlaştırılıp hâkimce onaylanan nafakanın da indirilebileceğini veya kaldırılabileceğini kabul eder. Bununla birlikte yasal şartlar oluşmadan bunu istemek hakkın kötüye kullanılmasıdır. Daireye göre sırf boşanmayı sağlamak için mali gücünün üstünde yükümlülük üstlenen kişinin sonradan kaldırma istemesi iyi niyet ve sözleşmeye bağlılık ilkesiyle bağdaşmaz; umulmadık bir gelişmeyle edim dengesi bozulursa uyarlama mümkündür (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/1980, K. 2020/3397, T. 29.06.2020).

Nafaka Ödenmezse Ne Olur?

Nafaka ödenmezse alacaklı, mahkeme kararına dayanarak icra takibi başlatır ve borçlunun maaşına veya mallarına haciz koydurur. Ayrıca nafaka kararının gereğini yerine getirmeyen borçlu, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsiyle karşılaşır (İİK m. 344). Ödeme yapan borçlu tahliye olur.

İcra takibi ve maaş haczi

Nafaka alacaklısı, nafakaya hükmeden mahkeme kararına dayanarak ilamlı icra takibi başlatır. Borçlu ödemezse icra dairesi, alacaklının talebi üzerine borçlunun maaşına haciz koyar. Nafaka alacağı adi alacak sayılmadığından maaştan kesintide iki ayrı kural uygulanır. Her ay işleyen nafaka, İİK m. 83’teki dörtte bir oranıyla sınırlı olmaksızın tamamıyla maaştan kesilir; maaş aylık nafakadan düşükse maaşın tamamı icra dosyasına aktarılabilir. Birikmiş (geçmiş aylara ait) nafaka için ise İİK m. 83’teki genel kural uygulanır: işleyen nafaka düşüldükten sonra kalan maaşın dörtte biri birikmiş nafakaya kesilir (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/7778, K. 2026/647, T. 05.02.2026).

İflas hâlinde ise nafaka alacağı ayrıcalıklıdır: iflasın açılmasından önceki son bir yıl içinde tahakkuk etmiş ve nakden ifası gereken aile hukukundan doğan nafaka alacakları birinci sıradadır (İİK m. 206). Ancak bu sıra kuralı yalnızca iflas sıralamasına ilişkindir.

Tazyik hapsi nedir, nasıl düşer?

Tazyik hapsi, adından da anlaşılacağı gibi borçluyu ödemeye zorlamaya yönelik bir araçtır; TCK’daki hapis cezasıyla aynı kurum değildir. İİK m. 344’e göre nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlu, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsiyle karşılaşır. Borçlu ödeme yaparsa tahliye olur. Ayrıca borçlu nafakanın kaldırılması veya azaltılması davası açmışsa, mahkeme ileri sürülen sebepleri gözeterek tazyik hapsinin uygulanmasını bu davanın sonuna bırakma imkânına sahiptir.

Bazı internet kaynaklarında tazyik hapsinin yalnızca belirli bir döneme ait borç için uygulandığı yazıyor; İİK m. 344 metninde böyle bir sınırlama yer almaz. Şikâyetin süresi ve usulü ise ayrıca incelenmesi gereken bir konudur.

TCK m. 233 ile ilişkisi

Türk Ceza Kanunu m. 233/1, aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişiyi şikâyet üzerine üç aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır. 08.08.2026 tarihli 7593 sayılı Kanun, üst sınırı bir yıldan iki yıla çıkardı. Ancak mahkeme kararıyla bağlanan nafakanın ödenmemesine özgü yaptırım İİK m. 344’teki tazyik hapsidir. TCK m. 233’ün bu durumda ayrıca uygulanıp uygulanmayacağı somut olaya göre değerlendirilmelidir; iki hükmü birbirine karıştırmamak gerekir.

Birikmiş nafaka alacağı zamanaşımına uğrar mı?

Evet. Mahkeme kararıyla belirlenen nafakada her aylık taksit, ödenmesi gereken tarihten itibaren on yıllık zamanaşımına tabidir. Borç bir ilama bağlandığından TBK m. 156/2’deki on yıllık süre uygulanır; kira bedeli gibi dönemsel edimler için öngörülen beş yıllık süre (TBK m. 147/1) ilamla belirlenen nafakaya uygulanmaz. Buna göre icra takibinin başladığı tarihten geriye doğru son on yıla ait ödenmemiş nafaka istenebilir; daha eski taksitler zamanaşımına uğrar.

Zamanaşımı kendiliğinden dikkate alınmaz; borçlunun bunu ileri sürmesi gerekir (TBK m. 161). TMK m. 178’deki bir yıllık süre ise boşanmadan doğan dava haklarına ilişkindir ve birikmiş nafakanın tahsilini etkilemez.

Nafaka Davası Ne Kadar Sürer, Masrafları Nelerdir?

Nafaka davasının süresi için resmî bir ortalama yoktur. Özellikle tebligat, sosyal ve ekonomik durum araştırması, tanık dinlenmesi ve kanun yolu aşamaları süreyi belirler. Harç ve masraflar ise her yıl yeniden belirlenen tarifelere bağlıdır; bu nedenle güncel tutarı dava tarihinde kontrol etmek gerekir.

Boşanma davası içindeki nafaka talebi ise boşanma davasıyla birlikte sonuçlanır. Avukatlık ücreti de taraflar arasındaki sözleşmeye ve her yıl güncellenen tarifeye bağlıdır.

Nafaka davası kararına karşı kanun yolu

Nafaka kararlarına karşı kanun yoluna başvuru imkânı, kanundaki parasal sınırlara bağlıdır. Örneğin bölge adliye mahkemesi kararının temyizi kesinlik sınırına bağlıdır (HMK m. 362/1-a); bu sınır her yıl değişir. Örneğin Yargıtay, 2024 tarihli bir dosyada nafaka yönlerinin o yıl uygulanan 378.290 TL’lik kesinlik sınırının altında kaldığını belirterek bu yönlerdeki temyiz dilekçesini reddetti (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4819, K. 2024/6122, T. 19.09.2024). Dava tarihindeki güncel sınırı ayrıca kontrol etmek gerekir.

Nafaka Davası Açarken Sık Yapılan Hatalar

Nafaka davalarındaki hak kayıplarının önemli bir kısmı esastan değil, talebin zamanında ve doğru biçimde yapılmamasından kaynaklanır. Aşağıdaki hatalar, hem nafaka isteyen hem de nafaka ödeyen taraf açısından sonucu doğrudan etkiler. Bu nedenle dilekçe hazırlamadan önce listeyi gözden geçirmek yararlıdır.

  • Boşanma dilekçesinde yoksulluk nafakasını hiç istememek veya süresinden sonra istemek.
  • Yıllık artış talebini dilekçeye yazmamak ve artışın kendiliğinden gerçekleşeceğini sanmak.
  • Artırım davasında TÜFE istemek; Yargıtay uygulaması ÜFE yönündedir.
  • Fiilen evli gibi yaşamayı yalnızca sosyal medya paylaşımı veya otel kaydıyla ispatlamaya çalışmak.
  • Protokolde ödeme gücünü aşan nafaka kabul edip sonra kaldırma istemek.
  • Nafaka alan eş işe girdi diye ödemeyi kendiliğinden kesmek.
  • Gelir belgelerini eksik vermek veya gelirini gizlemek.
  • Boşanmadan sonra bir yıllık süreyi (TMK m. 178) kaçırmak.

Nafaka Davası ile İlgili Güncel Yargıtay Kararları

Aşağıdaki tablo, bu yazıda tam metni incelenen kararları özetler. Bu kararlar, nafakanın şartları, miktarı, artırımı ve kaldırılması konusunda uygulamanın yönünü gösterir. Ancak her karar kendi somut olayına dayanır; benzer görünen bir dosyada farklı delil durumu farklı sonuç doğurur.

KararKonuSonuç ve ilke
2. HD, E. 2025/1705, K. 2026/620Zina ve kusurAğır kusurlu eş yoksulluk nafakası alamaz; bozma.
2. HD, E. 2025/6054, K. 2026/1946Emekli, çalışan ve mal sahibi eşTMK m. 175 koşulları yok; bozma.
2. HD, E. 2025/10627, K. 2026/6066Gelirleri denk eşlerYoksulluğa düşme yok; bozma.
2. HD, E. 2025/4297, K. 2025/11176Süresinde istenmeyen nafakaMahkeme karar verilmesine yer olmadığına hükmetmeli; bozma.
2. HD, E. 2024/4819, K. 2024/6122Fiilî birliktelik iddiası, protokolSomut delil yok, kaldırma reddi; temyiz sınırı.
2. HD, E. 2023/9142, K. 2024/5854Nafaka miktarıNafakalar az; hakkaniyete uygun artırım; bozma.
2. HD, E. 2020/1980, K. 2020/3397Protokolle bağlanan nafakanın kaldırılmasıOrtak hayat ispatlanmadı; hakkın kötüye kullanılması; bozma.
2. HD, E. 2019/2205, K. 2019/3731Artırım ve ÜFEÖnceki dengeyi koruyan artış, yıllık artışta ÜFE; bozma.
HGK, E. 2017/1009, K. 2019/1179Asgari ücret ve borçlunun yoksullaşmasıAsgari ücret yoksulluğu kaldırmaz; kusursuz yoksullaşan borçluda kaldırma.

Boşanma sebebinin kusur dağılımına etkisini aldatma ve zina nedeniyle boşanma yazımızda, boşanma sürecinde aile konutunun korunmasını ise aile konutu şerhi yazımızda anlattık.

Nafaka davası açmayı, artırım veya kaldırma istemeyi mi düşünüyorsunuz?

Başvuracağınız hukuki yol; boşanma kararının içeriğine, kesinleşme tarihine, gelir belgelerine ve delillerin yeterliliğine göre değişir. Kararınız ve belgelerinizle birlikte bir avukattan hukuki görüş alabilirsiniz.

Telefon: 0535 668 81 22 WhatsApp’tan Yazın

Sıkça Sorulan Sorular

Nafaka davası: temel sorular

Nafaka davası nedir?

Kanunun bakım veya katkı yükümlülüğü yüklediği kişiden düzenli para ödemesi istemeye yönelik davadır. Bu davada davalı; eş, eski eş, çocuğun diğer ebeveyni ya da yoksulluğa düşecek kişinin üstsoyu, altsoyu veya kardeşleridir.

Nafaka davası açmanın şartları nelerdir?

Şartlar nafaka türüne göre değişir. Örneğin tedbir nafakası için ayrı yaşamada haklı sebep veya devam eden bir boşanma davası (TMK m. 169, 197), yoksulluk nafakası için boşanma yüzünden yoksulluğa düşme ve daha ağır kusurlu olmama (m. 175), yardım nafakası için ise yoksulluğa düşme tehlikesi (m. 364) gerekir.

Nafaka türleri nelerdir?

Türk Medeni Kanunu dört nafaka türü tanır: tedbir nafakası, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası ve yardım nafakası. Ayrıca her birinin talep edeni, borçlusu ve dayanak maddesi farklıdır.

Nafaka davası nasıl açılır?

Davacı, aile mahkemesine bir dava dilekçesi vererek davayı başlatır. Dilekçede istenen nafaka türü, aylık miktar ve gelecek yıllar için artış talebi açıkça yer almalıdır; ayrıca gelir, gider ve malvarlığını gösteren belgeleri de dilekçeye eklemek gerekir.

Nafaka davası hangi mahkemede açılır?

Görevli mahkeme aile mahkemesidir (4787 sayılı Kanun m. 4). Ancak aile mahkemesi kurulmayan yerlerde Hâkimler ve Savcılar Kurulunun belirlediği asliye hukuk mahkemesi davaya bakar.

Nafaka davasında yetkili mahkeme neresidir?

TMK m. 177 uyarınca boşanmadan sonraki nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Buna karşılık yardım nafakasında taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesi (m. 365), genel kural olarak ise davalının yerleşim yeri mahkemesi (HMK m. 6) yetkilidir.

Yardım nafakası nedir, kimden istenir?

Yardım nafakası, yardım almadığı takdirde yoksulluğa düşecek kişinin üstsoyundan, altsoyundan veya kardeşlerinden istediği nafakadır (TMK m. 364). Ancak kardeşe karşı dava için kardeşin refah içinde bulunması gerekir. Davacı davayı mirasçılıktaki sıraya göre açar; talep, geçim için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun miktarı kapsar (m. 365).

Nafaka davası ve tedbir nafakası

Tedbir nafakası nedir?

Tedbir nafakası, evlilik sürerken ayrı yaşayan eşin ve çocukların geçimi için bağlanan geçici nafakadır. Dava öncesindeki tedbir nafakasının dayanağı TMK m. 197, boşanma davası sırasındakinin dayanağı ise m. 169’dur.

Boşanma davası açmadan nafaka istemek mümkün mü?

Evet. TMK m. 197’ye göre birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine diğer eşin yapacağı parasal katkıyı belirler. Ancak bu yolda hâkim talep olmadan karar vermez; boşanma davası başladıktan sonra ise geçici önlemleri kendiliğinden alır (m. 169).

Tedbir nafakası ne zaman sona erer?

Tedbir nafakası, davanın devamı süresince uygulanan geçici bir önlemdir (TMK m. 169). Bu nedenle boşanma hükmüyle birlikte yerini, şartları varsa yoksulluk ve iştirak nafakasına bırakır.

Tedbir nafakasının miktarına itiraz etmek mümkün mü?

Evet. Tedbir nafakası da kanun yolu denetimine tabidir. Örneğin Yargıtay, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumuna göre az bulduğu tedbir nafakaları nedeniyle kararı bozmuştur (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/9142, K. 2024/5854, T. 12.09.2024).

Nafaka davası ve iştirak nafakası

İştirak nafakası nedir?

İştirak nafakası, velayet kendisine verilmeyen ana veya babanın çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmasıdır (TMK m. 182/3). Nafaka çocuğun hakkıdır; bu nedenle çocuğa bakan ebeveyn onu çocuk adına talep eder.

İştirak nafakası davasını kim açar?

TMK m. 329 uyarınca küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına bu davayı açar. Ayrıca çocuğun kayyımı veya vasisi ve ayırt etme gücüne sahip küçük de dava açma hakkına sahiptir.

İştirak nafakası kaç yaşına kadar ödenir?

Kural olarak çocuğun ergin olmasına kadar sürer (TMK m. 328/1). Ancak ergin çocuğun eğitimi devam ediyorsa ana ve baba, durum ve koşulların elverdiği ölçüde eğitim sona erinceye kadar bakım yükümlülüğünü sürdürür (m. 328/2).

Üniversite okuyan çocuğun babasından nafaka hakkı var mı?

Evet, eğitimi devam ettiği sürece bu hakka sahiptir. TMK m. 328/2’ye göre ana ve baba, durum ve koşullara göre makul ölçüde, eğitim sona erinceye kadar ergin çocuğa bakmakla yükümlüdür.

18 yaşındayım, babama nafaka davası açmam mümkün mü?

Evet, eğitiminiz devam ediyorsa veya yardım almadığınızda yoksulluğa düşecekseniz bu davayı kendi adınıza açma hakkınız vardır. Bu talebin dayanağı, ergin çocuğun eğitimine ilişkin TMK m. 328/2 ve altsoya karşı yardım yükümlülüğünü düzenleyen m. 364’tür.

Anne yeniden evlenirse iştirak nafakası sona erer mi?

Hayır, kendiliğinden sona ermez. Çünkü yeniden evlenmeyle kendiliğinden kalkma kuralı eşe bağlanan nafakaya ilişkindir (TMK m. 176/3). Ancak koşullar değişirse hâkim, istem üzerine miktarı yeniden belirler veya nafakayı kaldırır (m. 331).

İştirak nafakası peşin mi ödenir?

Evet. TMK m. 330’a göre çocuk nafakası her ay peşin olarak ödenir. Ayrıca ödemeyi banka kanalıyla ve açıklamalı yapmak, ileride çıkacak bir uyuşmazlıkta ispatı kolaylaştırır.

Nafaka davası ve yoksulluk nafakası

Yoksulluk nafakası şartları nelerdir?

İki şart vardır: talep eden eş boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olmalı ve kusuru diğer eşten daha ağır olmamalıdır (TMK m. 175). Buna karşılık kanun yükümlünün kusurunu aramaz; miktar ise yükümlünün mali gücüyle orantılıdır.

Yoksulluk nafakası ne kadar süre ödenir?

TMK m. 175’teki “süresiz olarak” ibaresi 30.06.2027’ye kadar yürürlüktedir; bu nedenle mevcut uygulamada mahkemeler yoksulluk nafakasına süre sınırı koymaz. Nafaka ise yeniden evlenme veya ölümle ya da mahkemenin kaldırma kararıyla sona erer (m. 176/3).

AYM kararından sonra süresiz nafaka kalktı mı?

Henüz kalkmadı. Anayasa Mahkemesi “süresiz olarak” ibaresini 04.06.2026 tarihli, E. 2025/156, K. 2026/131 sayılı kararıyla iptal etti; karar 30.09.2026 tarihli Resmî Gazete’de yer aldı. Ancak iptal 30.06.2027’de yürürlüğe girecek; o tarihe kadar mevcut hüküm yürürlüktedir.

Erkek nafaka alabilir mi?

Evet. TMK m. 175 cinsiyet ayrımı yapmaz ve “taraf” ifadesini kullanır. Dolayısıyla boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan erkek de yoksulluk nafakası isteme hakkına sahiptir.

Yoksulluk nafakasında kusur ve gelir

Ağır kusurlu eş yoksulluk nafakası alabilir mi?

Hayır. Diğer eşten daha ağır kusurlu olan eş yoksulluk nafakası alamaz. Nitekim Yargıtay, zina vakıası sabit görülen eşi ağır kusurlu kabul ederek onun lehine hükmedilen yoksulluk nafakasını bozmuştur (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/1705, K. 2026/620, T. 20.01.2026).

Eşit kusurlu eş nafaka alabilir mi?

Evet. Kanun yalnızca talep edenin kusurunun diğer eşten daha ağır olmamasını arar (TMK m. 175). Bu nedenle eşit kusurlu, az kusurlu veya kusursuz eş, diğer şartlar varsa yoksulluk nafakası isteme hakkına sahiptir.

Asgari ücretle çalışan kadın nafaka alabilir mi?

Evet, bu mümkündür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, asgari ücret düzeyinde hatta biraz üzerinde gelirin yoksulluk nafakasına engel olmadığını, ancak miktarı belirlerken bu gelirin dikkate alınacağını belirtmiştir (E. 2017/1009, K. 2019/1179, T. 14.11.2019).

Emekli olan eş yoksulluk nafakası alabilir mi?

Emekli aylığı tek başına engel değildir; belirleyici olan, eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşüp düşmeyeceğidir. Örneğin Yargıtay, gelirleri birbirine yakın emekli eşler arasında ve emekli aylığının yanında çalışan, birden fazla taşınmazı olan eş lehine yoksulluk nafakasını kabul etmemiştir (E. 2025/10627, K. 2026/6066; E. 2025/6054, K. 2026/1946).

Nafaka davası ve miktar hesaplama

Nafaka miktarı neye göre belirlenir?

Mahkeme; alacaklının ihtiyacını, borçlunun ödeme gücünü, tarafların sosyal ve ekonomik durumunu, nafakanın niteliğini ve günün ekonomik koşullarını birlikte değerlendirir. Ayrıca çocuk nafakasında ölçütler TMK m. 330’da, yardım nafakasında m. 365’te yer alır; son ölçüt ise hakkaniyettir (m. 4).

Nafaka maaşın yüzde kaçıdır?

Kanunda böyle bir oran yoktur. “Gelirin belirli bir yüzdesi” anlatımlarının kanuni dayanağı yer almaz; mahkeme miktarı somut olayın ihtiyaç ve ödeme gücü dengesine göre belirler. Bu nedenle 30 bin TL maaş alan bir kişinin ne kadar nafaka ödeyeceğine tek bir rakamla cevap vermek mümkün değildir.

Nafaka her yıl kendiliğinden artar mı?

Hayır. Hâkim, ancak istem hâlinde nafakanın gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğini karara bağlar (TMK m. 176/5, 182/3, 330/3). Bu nedenle yıllık artışı dilekçede açıkça istemek gerekir.

Nafaka artışı TÜFE mi ÜFE mi?

Yargıtay uygulamasına göre yıllık artış ölçütü ÜFE’dir. Nitekim Yargıtay, TÜFE artışına hükmeden kararı bu yönden bozmuştur (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/2205, K. 2019/3731, T. 01.04.2019).

Nafaka davasında sosyal ve ekonomik durum araştırması nedir?

Mahkemenin tarafların gelirini, malvarlığını, konut durumunu ve giderlerini tespit etmek için genellikle kolluk aracılığıyla yaptırdığı araştırmadır. Mahkeme, nafakanın varlığına ve miktarına bu araştırmayı ve tarafların sunduğu belgeleri birlikte değerlendirerek karar verir.

Nafaka davasında hangi belgeler gerekir?

Bordro, SGK hizmet dökümü, emekli aylığı belgesi, tapu ve araç kayıtları, kira sözleşmesi, faturalar ve çocuğun okul ve sağlık giderlerini gösteren belgeler başlıca delillerdir. Ayrıca tanık beyanları da delildir; ancak yoruma dayalı beyanlar tek başına yeterli değildir.

Nafakayı tek seferde (toptan) ödemek mümkün mü?

Evet. TMK m. 176/1 uyarınca yoksulluk nafakasının ödenmesi toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde olur. Uygulamada en yaygın biçim aylık irattır; ancak taraflar özellikle anlaşmalı boşanmada toptan ödemeyi kararlaştırma imkânına sahiptir.

Boşandıktan sonra nafaka davası ve artırım

Boşandıktan sonra nafaka davası açmak mümkün mü?

Evet. TMK m. 177 uyarınca boşanmadan sonraki nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Ancak yoksulluk nafakası için boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıllık süre vardır (m. 178).

Boşandıktan sonra nafaka davası için süre ne kadar?

Yoksulluk nafakası için boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde dava açmak gerekir; bu süre geçince boşanmadan doğan dava hakları zamanaşımına uğrar (TMK m. 178). Buna karşılık iştirak nafakası, çocuğun bakım ihtiyacı sürdükçe gündeme gelir (m. 331).

Anlaşmalı boşandıktan sonra nafaka istemek mümkün mü?

Yoksulluk nafakası için TMK m. 178’deki bir yıllık süre ve m. 175’in şartları geçerlidir. Ancak protokolde nafakadan açıkça vazgeçen eşin sonradan bağımsız dava açıp açamayacağı, feragatin içeriğine göre değerlendirilmesi gereken bir sorudur. Çocuk için iştirak nafakası ise koşullar değiştiğinde gündeme gelir (m. 331).

Boşanma davasında nafaka istemeyi unuttum, ne yapmalıyım?

Boşanma davası sürerken talebi usulen öngörülen süre içinde yapmak gerekir. Nitekim Yargıtay, cevaba cevap süresinden sonra ileri sürülen yoksulluk nafakası talebi hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” hükmetmek gerektiğini belirtmiştir (E. 2025/4297, K. 2025/11176, T. 15.12.2025). Boşanma kesinleştikten sonra ise TMK m. 178’deki bir yıllık süreye dikkat etmek gerekir.

Nafaka artırım davası için ne kadar beklemek gerekir?

Kanun belirli bir bekleme süresi öngörmez. TMK m. 176/4 ve çocuk için m. 331 uyarınca belirleyici olan, tarafların mali durumunun değişmesi veya hakkaniyetin artırımı gerektirmesidir.

Nafaka artırımı hangi tarihten geçerli olur?

Uygulamada nafaka artırımına dava tarihinden itibaren hükmedilir; Yargıtay bu yöndeki bir kararı onamıştır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4819, K. 2024/6122, T. 19.09.2024). Dava tarihinden önceki aylar için ise ilamdaki tutar uygulanır; artırılan tutar bu dönemlere yürütülmez.

Nafaka davası ile azaltma ve kaldırma

Nafakayı kaldırmanın yolu nedir?

Yeniden evlenme veya ölüm hâlinde nafaka kendiliğinden kalkar. Buna karşılık fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat hâllerinde borçlunun aile mahkemesinde kaldırma davası açması gerekir (TMK m. 176/3).

Eski eşim biriyle yaşıyor, nafakayı kaldırmam mümkün mü?

Evet, ancak alacaklının bir başkasıyla “aynen evlilik gibi ortak bir hayat kurarak” fiilen birlikte yaşadığını ispatlamanız gerekir. Örneğin Yargıtay, ayrı konutlarda sık görüşme, otel kayıtları ve sosyal medya paylaşımlarını tek başına yeterli görmemiştir (E. 2020/1980, K. 2020/3397, T. 29.06.2020).

Eski eşim yeniden evlendi, nafaka ödemeye devam edecek miyim?

Hayır. TMK m. 176/3’e göre irat biçimindeki nafaka, alacaklının yeniden evlenmesiyle kendiliğinden kalkar. Aynı kural taraflardan birinin ölümü hâlinde de geçerlidir.

Nafaka alan eş işe girerse nafaka kesilir mi?

Nafaka kendiliğinden sona ermez. Çünkü Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, asgari ücret düzeyindeki gelirin yoksulluğu ortadan kaldırmadığını kabul etmiştir. Ancak eş düzenli ve yeterli bir gelir elde etmişse borçlu, kaldırma veya azaltma davası açma hakkına sahiptir.

İşsiz kaldım, nafaka ödemek zorunda mıyım?

Evet, mahkeme yeni bir karar verinceye kadar nafaka borcu devam eder. Mali durumunuz kötüleştiyse TMK m. 176/4 uyarınca azaltma veya kaldırma davası açma hakkınız vardır. Hukuk Genel Kurulu, kendi kusuru olmadan yoksullaşan borçlu yönünden kaldırmayı hakkaniyete uygun bulmuştur; ancak Kurul bu kararı oyçokluğuyla vermiştir ve karar her işsizlik hâlini kapsamaz.

Anlaşmalı boşanma protokolündeki nafakayı değiştirmek mümkün mü?

Evet, ama şartları ağırdır. Yargıtay, hâkimin onayladığı protokoldeki nafakanın da indirilmesini veya kaldırılmasını mümkün görür; ancak yasal şartlar oluşmadan bunu istemeyi hakkın kötüye kullanılması sayar (E. 2020/1980, K. 2020/3397, T. 29.06.2020).

Nafaka ödenmezse

Nafaka ödenmezse ne olur?

Alacaklı, nafakaya hükmeden mahkeme kararına dayanarak icra takibi başlatır ve borçlunun maaşına veya mallarına haciz koydurur. Ayrıca İİK m. 344 uyarınca alacaklının şikâyeti üzerine borçlu üç aya kadar tazyik hapsiyle karşılaşır.

Tazyik hapsi nasıl düşer?

Borçlu ödeme yaparsa tahliye olur (İİK m. 344). Bununla birlikte borçlu nafakanın kaldırılması veya azaltılması davası açmışsa, mahkeme ileri sürülen sebepleri gözeterek tazyik hapsinin uygulanmasını bu davanın sonuna bırakma imkânına sahiptir.

Nafaka için maaşa haciz koydurmak mümkün mü?

Evet. Her ay işleyen nafaka dörtte bir sınırı gözetilmeden tamamıyla maaştan kesilir; maaş aylık nafakayı karşılamıyorsa maaşın tamamı kesilebilir. Birikmiş nafaka için ise işleyen nafaka düşüldükten sonra kalan maaşın dörtte biri kesilir (İİK m. 83; Yargıtay 12. HD, E. 2025/7778, K. 2026/647, T. 05.02.2026).

Birikmiş nafaka alacağı zamanaşımına uğrar mı?

Evet. İlamla belirlenen nafakada her aylık taksit, vadesinden itibaren on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 156/2). Takip tarihinden geriye doğru son on yılın nafakası istenebilir; daha eski taksitler için zamanaşımını borçlunun ileri sürmesi gerekir (TBK m. 161).

Nafaka ödememenin cezası nedir?

Mahkeme kararıyla bağlanan nafakanın ödenmemesine özgü yaptırım, İİK m. 344’e göre şikâyet üzerine uygulanan üç aya kadar tazyik hapsidir. TCK m. 233 ise aile hukukundan doğan bakım yükümlülüğünün ihlalini ayrıca suç olarak düzenler; bu hükmün nafaka borcuna uygulanıp uygulanmayacağını somut olaya göre değerlendirmek gerekir.

Kaynakça

Mevzuat

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 4, 169, 175, 176, 177, 178, 182, 197, 327, 328, 329, 330, 331, 364, 365. mevzuat.gov.tr
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 83, 206, 344. mevzuat.gov.tr
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 147, 156, 161. mevzuat.gov.tr
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 233 (7593 sayılı Kanun m. 3 ile değişik). mevzuat.gov.tr
  • 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun, m. 2, 4.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 6, 362.
  • 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 153.

Yargı kararları

  • Anayasa Mahkemesi, E. 2025/156, K. 2026/131, T. 04.06.2026 (RG 30.09.2026, S. 33386). resmigazete.gov.tr
  • Anayasa Mahkemesi, E. 2025/91, K. 2025/82, T. 27.03.2025 (ilk inceleme).
  • Anayasa Mahkemesi, E. 2011/136, K. 2012/72, T. 17.05.2012.
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1009, K. 2019/1179, T. 14.11.2019.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/10627, K. 2026/6066, T. 03.06.2026.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/6054, K. 2026/1946, T. 19.02.2026.
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/7778, K. 2026/647, T. 05.02.2026.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/1705, K. 2026/620, T. 20.01.2026.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/4297, K. 2025/11176, T. 15.12.2025.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4819, K. 2024/6122, T. 19.09.2024.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/9142, K. 2024/5854, T. 12.09.2024.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/1980, K. 2020/3397, T. 29.06.2020.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/2205, K. 2019/3731, T. 01.04.2019.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/8859, K. 2017/14407, T. 12.12.2017 (AYM’nin E. 2025/156 sayılı kararının gerekçesinde aktarıldığı biçimiyle).

Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın özellikleri, yürürlükteki mevzuat ve güncel yargı kararları değerlendirmeyi değiştirebilir. Metin tek başına hukuki danışmanlık veya somut olaya özgü hukuki görüş yerine geçmez.

Benzer Yazılar