İmam nikâhı hukuken geçerli mi sorusunun kısa cevabı hayırdır. Türk hukukunda evliliği yalnız evlendirme memuru önünde yapılan resmî nikâh kurar. Dini nikâh tek başına eşler arasında evlilik bağı doğurmaz. Bu nedenle nafaka, boşanma tazminatı, mal rejimi ve yasal mirasçılık gibi haklar oluşmaz. Buna karşılık genel hükümlere dayanan bazı haklar ve çocuğun hakları varlığını korur.
Kısaca
- Geçerlilik: Evlenme, tarafların evlendirme memuru önünde olumlu cevap verdiği anda oluşur (TMK m. 142). Evlenmenin geçerliliği dinî törene bağlı değildir (TMK m. 143).
- Sıralama: Kanuna göre aile cüzdanı gösterilmeden evlenmenin dinî töreni yapılamaz. Bu yasak medeni hukukta duruyor.
- Ceza: Anayasa Mahkemesi, resmî nikâhsız dinî töreni cezalandıran TCK m. 230/5 ve 230/6’yı iptal etti (RG 10.06.2015). Bu nedenle dini nikâh kıymak veya kıydırmak bugün tek başına suç değildir.
- Müftülük nikâhı: Müftülükte kıyılan nikâh, evlendirme memurluğu yetkisiyle yapılan resmî nikâhtır; imam nikâhı değildir.
- Eşin hakları: Nafaka ve boşanma tazminatı yoktur. Ancak katkı için sebepsiz zenginleşme, haksız fiil tazminatı, ziynet iadesi, destekten yoksun kalma tazminatı ve 6284 koruması gündeme gelir.
- Çocuğun hakları: Soybağı tanıma veya babalık davasıyla kurulduğunda çocuk babasına mirasçı olur ve nafaka hakkına sahiptir.
İmam Nikâhı Hukuken Geçerli mi?
İmam nikâhı hukuken geçerli bir evlilik değildir. Türk Medeni Kanunu evliliği yalnız evlendirme memuru önünde yapılan resmî törene bağlar. Dinî tören, resmî nikâhtan sonra yapılırsa eşlerin inanç tercihidir; resmî nikâh hiç yoksa dinî tören taraflar arasında evlilik ilişkisi kurmaz ve nüfus kaydına evli olarak yansımaz.
TMK m. 143 bu ilişkiyi üç cümlede düzenler: “Evlenme töreni biter bitmez evlendirme memuru eşlere bir aile cüzdanı verir. Aile cüzdanı gösterilmeden evlenmenin dinî töreni yapılamaz. Evlenmenin geçerli olması dinî törenin yapılmasına bağlı değildir.” Dolayısıyla resmî nikâhtan sonra dinî tören yapılmasa bile evlilik tamdır. Tersine, yalnız dini nikâh kıyan çift kanun önünde evli değildir.
Bu yazı, dini nikâhın medeni hukuk ve ceza hukuku bakımından sonuçlarını anlatır. Ayrıca imam nikâhlı eşin ve çocuğun haklarını ayrı başlıklarda açıklıyoruz. Bunun yanında hangi davanın hangi mahkemede görüldüğünü ve sürelerin nasıl işlediğini de gösteriyoruz.
İmam Nikâhı Değil Resmî Nikâh: Türk Hukukunda Evliliğin Kuruluşu
Türk hukukunda evlilik için çiftin evlendirme memurluğuna birlikte başvurması gerekir. Ardından memur ve iki tanık önündeki törende olumlu cevap verirler. Evlenme, tarafların olumlu sözlü cevaplarını verdikleri anda oluşur (TMK m. 142). Bu usul dışında kalan hiçbir tören kanun önünde evlilik doğurmaz.
Başvuru, evlendirme memuru ve tören
Çiftler, birinin oturduğu yerdeki evlendirme memurluğuna birlikte başvurur (TMK m. 134). Belediye bulunan yerlerde evlendirme memuru belediye başkanı veya onun görevlendireceği memurdur; köylerde ise bu görevi muhtar yürütür. Çiftler başvuruyu yazılı veya sözlü yapma hakkına sahiptir (TMK m. 135); gerekli belgeleri ise TMK m. 136 düzenler.
Tören, evlendirme dairesinde, evlendirme memuru ve ayırt etme gücüne sahip ergin iki tanık önünde açık olarak gerçekleşir. Taraflar isterse memur, uygun bulacağı başka bir yerde de töreni yapar (TMK m. 141). Tören biter bitmez evlendirme memuru eşlere aile cüzdanı verir (TMK m. 143). Evlendirme işlemini yapanlar, evlenme bildirimini on gün içinde nüfus müdürlüğüne gönderir (5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 23/1).
Müftülük nikâhı imam nikâhı mıdır?
Hayır. Müftülükte kıyılan nikâh resmî nikâhtır. 5490 sayılı Kanun m. 22/2’ye göre Bakanlık, il ve ilçe müftülüklerine evlendirme memurluğu yetkisi verme hakkına sahiptir. Müftülük ibaresini bu maddeye 19/10/2017 tarihli 7039 sayılı Kanun ekledi. Bu yetkiyle müftülükte yapılan evlenme, belediyede kıyılan nikâhla aynı hukuki sonuçları doğurur.
Ancak aynı madde, eşlerden biri yabancı ise belediye evlendirme memurluklarını ve nüfus müdürlerini yetkili kılar. Dolayısıyla yabancı uyruklu bir eşle evlenmek isteyen kişiler müftülüğe değil, bu mercilere başvurur. Müftülük nikâhında da tören, evlendirme memuru sıfatıyla yapılan resmî işlemdir. Bu nedenle cami imamının kıydığı dinî törenle karıştırmamak gerekir.
Resmî Nikâh ile İmam Nikâhı Arasındaki Farklar
İki tören arasındaki temel fark, doğurdukları hukuki sonuçtur. Resmî nikâh evlilik birliğini kurar ve nafaka, mal rejimi, miras gibi bütün aile hukuku sonuçlarını doğurur. İmam nikâhı ise dinî bir törendir ve tek başına bu sonuçların hiçbirini doğurmaz. Ayrıca nüfus kaydında medeni hâli değiştirmez.
| Konu | Resmî nikâh | Yalnız imam nikâhı |
|---|---|---|
| Kim yapar? | Evlendirme memuru (belediye, muhtar, yetkili müftülük) | Dinî töreni yöneten kişi |
| Hukuki geçerlilik | Evlilik birliğini kurar (TMK m. 142) | Evlilik doğurmaz |
| Nüfus kaydı | Medeni hâl “evli” olur | Kayıtta değişiklik olmaz |
| Ayrılık | Boşanma davası gerekir | Boşanma davası yok |
| Nafaka ve boşanma tazminatı | Şartları varsa talep hakkı var | Aile hukukuna dayalı istem yoktur |
| Mal rejimi | Edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli | Geçerli değil; katkı için sebepsiz zenginleşme |
| Yasal mirasçılık | Sağ kalan eş mirasçıdır | Eş mirasçı olmaz; vasiyet ve bağış mümkündür |
| Çocuk ile baba arasındaki soybağı | Evlilikle kendiliğinden doğar | Tanıma veya babalık davası gerekir |

Resmî Nikâhsız İmam Nikâhı Suç mu?
Resmî nikâh olmadan imam nikâhı kıymak veya kıydırmak bugün tek başına suç değildir. Anayasa Mahkemesi bu fiili cezalandıran TCK m. 230/5 ve 230/6’yı iptal etti; karar 10.06.2015’te Resmî Gazete’de yer aldı. Buna karşılık TMK m. 143’teki “aile cüzdanı gösterilmeden dinî tören yapılamaz” kuralı medeni hukukta yürürlüktedir.
İmam nikâhı yasağı: TMK 143 hâlâ yürürlükte
Medeni Kanun, resmî nikâh ile dinî tören arasında bir sıra kurar: önce resmî nikâh, sonra isteyen için dinî tören. Kanun bu sıraya aykırılık için bugün ayrı bir ceza öngörmüyor. Ancak yasak ortadan kalkmış değildir. Dolayısıyla “artık serbest” ifadesi teknik olarak eksiktir; doğru anlatım, yasağın sürdüğü fakat cezai karşılığının kalmadığıdır.
İmam nikâhı cezası: Anayasa Mahkemesinin 2015 iptal kararı
Anayasa Mahkemesi, bir sulh ceza mahkemesinin itirazı üzerine TCK m. 230/5 ve 230/6’yı inceledi (AYM, E. 2014/36, K. 2015/51, T. 27.05.2015, RG 10.06.2015/29382). Beşinci fıkra, aralarında evlenme olmaksızın dinsel tören yaptıranlara iki aydan altı aya kadar hapis cezası öngörüyordu. Altıncı fıkra ise evlenme belgesini görmeden dinsel tören yapan kişiyi aynı cezayla cezalandırıyordu.
Sonuçta Mahkeme bu fıkraları Anayasa’nın 13., 20. ve 24. maddelerine aykırı buldu ve oyçokluğuyla iptal etti. Gerekçeye göre Medeni Kanun, resmî nikâh yaptırmayanları evlilikten doğan haklardan yoksun bırakarak zaten hukuki bir yaptırım öngörür. Ayrıca dinî tören olmadan birlikte yaşamak ve çocuk sahibi olmak suç değilken yalnız dinî töreni cezalandırmak ölçüsüzdür. Mahkeme, dinsel töreni suç olmaktan çıkarmanın bu birlikteliği hukuken geçerli hâle getirmediğini de vurguladı.
Kararda yürürlüğü erteleyen bir hüküm yoktur. Bu nedenle iptal, kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı 10.06.2015’te yürürlüğe girdi. 2024-2026 yıllarında çıkan yargı paketleri TCK m. 230’a yeni bir fıkra eklemedi. Dolayısıyla 27.10.2026 itibarıyla dini nikâhı yeniden suç hâline getiren bir hüküm yok.
TCK 230’un yürürlükteki fıkraları resmî evlenmeye ilişkindir
TCK m. 230’un yürürlükteki ilk dört fıkrası resmî evlenme işlemini konu alır. Evli olmasına rağmen başkasıyla evlenme işlemi yaptıran kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası alır (m. 230/1). Evli olmadığı hâlde evli olduğunu bildiği kişiyle evlenme işlemi yaptıran da aynı cezayla karşılaşır (m. 230/2). Gerçek kimliğini saklayarak evlenme işlemi yaptıran kişi ise üç aydan bir yıla kadar hapis cezası alır (m. 230/3).
Evli bir kişinin başkasıyla imam nikâhı kıyması
Resmî olarak evli bir kişinin başkasıyla imam nikâhı kıyması mevcut evliliği bitirmez. Üstelik yeni bir evlilik de kurmaz. Bu durumun ceza hukukundaki niteliği ise somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir. Medeni hukuk yönünden ise ikinci birliktelik, resmî eş bakımından boşanma sebebi olarak önem taşır.
Resmî eş, bu birlikteliğe dayanarak zina (TMK m. 161) veya evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166) sebebiyle boşanma davası açma hakkına sahiptir. Sürelerin ve ispatın ayrıntılarını aldatma ve zina nedeniyle boşanma rehberimizde anlattık. Resmî olarak evli biri ikinci kez resmî nikâh kıyarsa ikinci evlilik mutlak butlanla sakattır (TMK m. 145/1).
İmam Nikâhı ve Eşin Hakları: Neler Doğmaz, Neler Doğar?
İmam nikâhlı eş, aile hukukundan doğan haklara sahip değildir. Bu nedenle boşanma davası, nafaka, boşanma tazminatı, mal rejimi tasfiyesi ve yasal mirasçılık yoktur. Buna karşılık borçlar hukukunun genel hükümleri herkes için geçerlidir. Katkı alacağı, haksız fiil tazminatı, ziynet iadesi ve destekten yoksun kalma tazminatı bu hükümlere dayanır.
Bu nedenle “imam nikâhlı kadının hiçbir hakkı yoktur” cümlesi doğru değildir. Doğru ayrım, aile hukuku hakları ile genel hükümlere dayalı haklar arasındadır. Kurallar kadın ve erkek için aynıdır; imam nikâhlı erkek de örneğin katkı alacağı veya destekten yoksun kalma tazminatı için aynı yollara başvurur.
| Talep | İmam nikâhlı eş için durum | Dayanak |
|---|---|---|
| Boşanma davası | Yok; hukuken evlilik kurulmadı | TMK m. 142, 143 |
| Yoksulluk ve tedbir nafakası | Yok | Aile hukuku hükümleri yalnız eşlere uygulanır |
| Boşanmada maddi ve manevi tazminat | Yok; ancak şartları varsa haksız fiil tazminatı | TBK m. 49 vd.; 4. HD 2016/11945 |
| Mal paylaşımı | Mal rejimi yok; katkı için sebepsiz zenginleşme | TBK m. 77, 82; 3. HD 2014/12569 |
| Ziynet eşyası | İade veya bedel talebi mümkün | 3. HD 2014/2317 |
| Yasal mirasçılık | Yok; vasiyet ve bağış mümkündür | TMK m. 499 (sağ kalan eş) |
| Destekten yoksun kalma | Eylemli destek ispatlanırsa mümkün | TBK m. 53; HGK 2011/3 |
| Şiddete karşı koruma | Resmî nikâh şartı yok | 6284 sayılı Kanun m. 1, 2 |
İmam nikâhı nişanlılık yerine geçer mi?
Hayır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, gayriresmi birlikteliğin Medeni Kanun anlamında evlilik olmadığı gibi nişanlılık da olmadığını belirtti (4. HD, E. 2016/11945, K. 2018/6685, T. 07.11.2018). Bu nedenle nişanın bozulmasına ilişkin hediyelerin geri verilmesi ve tazminat kuralları imam nikâhlı birliktelikte doğrudan uygulanma imkânına sahip değildir. Mahkeme talepleri genel hükümlere göre inceler.
İmam Nikâhı Sona Erince Tazminat Hakkı Var mı?
İmam nikâhı sona erdiğinde boşanmaya bağlı maddi ve manevi tazminat istenemez; çünkü ortada boşanma yoktur. Ancak birlikteliği sona erdiren tarafın davranışı hukuka aykırı ve kusurluysa, zarar gören taraf haksız fiil hükümlerine göre tazminat davası açma hakkına sahiptir. Bu davaya aile mahkemesi değil, asliye hukuk mahkemesi bakar.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2018 tarihli kararı
Olayda kadın, erkekle gayriresmi olarak evlendiğini, erkeğin resmî nikâh vaadine rağmen nikâhtan kaçındığını ve üç dört aylık birliktelikten sonra haksız biçimde ayrıldığını ileri sürdü. Ziynetlerinin iadesini ve manevi tazminat istedi. Mahkeme ilişkiyi nişanlılık saydı; maddi talebi kısmen kabul etti, manevi tazminatı ise ispatlanamadığı gerekçesiyle reddetti.
Buna karşılık Daire kararı görev yönünden bozdu. Gerekçeye göre birliktelik evlilik veya nişanlılık olmadığından, sona erdirilmesine dayalı tazminat istemi aile hukuku kurallarına göre değil, haksız fiil hükümlerine göre genel görevli asliye hukuk mahkemesinde çözülmelidir. Ayrıca 4787 sayılı Kanun m. 4’teki sınırlı sayım nedeniyle bu dava aile mahkemesine ait değildir.
Ancak karar, tazminatın esasına ilişkin bir sonuç içermez; yalnız davanın niteliğini ve görevli mahkemeyi belirler. Dolayısıyla davacı, haksız fiilin unsurlarını, yani hukuka aykırı davranışı, kusuru, zararı ve aradaki nedensellik bağını ayrıca ispatlamak zorundadır.
İmam Nikâhı Döneminde Edinilen Mallar: Katkı ve Sebepsiz Zenginleşme
İmam nikâhlı birliktelikte mal rejimi geçerli değildir; çünkü mal rejimi yalnız resmî eşler arasında hüküm doğurur. Ancak birliktelik döneminde diğerinin adına alınan eve, araca veya başka bir mala para ya da emekle katkı yapan kişi, katkısını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteme hakkına sahiptir.
Mal rejimi yerine sebepsiz zenginleşme: 3. HD 2015
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin incelediği dosyada davacı, davalıyla yaklaşık 14 yıl resmî nikâhsız yaşadığını ve iki çocukları olduğunu belirtti. Ayrıca birliktelik döneminde davalı adına bir ev ve bir araç satın alındığını ileri sürdü. Davacı önce mal rejimi hükümlerine dayanarak bedel istedi. Yerel mahkeme, davacının sonraki açıklamalarını iddianın genişletilmesi sayarak davayı reddetti.
Buna karşılık Daire kararı oybirliğiyle bozdu (3. HD, E. 2014/12569, K. 2015/4998, T. 26.03.2015). Gerekçeye göre olayları bildirmek taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak ise hâkime aittir (HMK m. 33). Taraflar evli olmadığından mal rejimi uygulanamaz; ancak hâkim talebi TBK m. 77 vd. uyarınca sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak olarak nitelendirip incelemelidir.
Sebepsiz zenginleşmede şartlar ve süre
TBK m. 77’ye göre haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen kişi, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Geçerli olmayan, gerçekleşmemiş veya sona ermiş bir sebebe dayanan zenginleşme de bu kapsama girer. Birlikte yaşama amacıyla yapılan katkı, birliktelik bitince bu açıdan önem kazanır.
Süreye dikkat etmek gerekir. Sebepsiz zenginleşme istemi, hak sahibinin geri isteme hakkını öğrendiği tarihten itibaren 2 yılda zamanaşımına uğrar. Ayrıca her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçince istem zamanaşımına uğrar (TBK m. 82). Paranın yanlış hesaba gönderilmesi gibi başka sebepsiz zenginleşme örneklerini IBAN ile gönderilen paranın geri alınması yazımızda ele aldık.
Öte yandan katkının ispatı davacıya düşer. Banka hareketleri, kredi ödeme dekontları, tapu ve araç kayıtları ile tanık beyanları bu ispatta temel delillerdir. Bu nedenle birliktelik sürerken yapılan ödemelerin belgelenmesi, ileride ortaya çıkacak bir uyuşmazlıkta belirleyici olur.
Resmî nikâhtan önceki birliktelik döneminde alınan mallar
Örneğin bazı çiftler önce imam nikâhıyla yaşar, birkaç ay veya yıl sonra resmî nikâh kıyar. Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin merci tayini kararındaki dosyada taraflar resmî nikâhtan önce düğünle birlikte yaşamaya başlamıştı. Tapu kaydına göre taşınmazın kadın adına tescili bu fiili birliktelik dönemine denk geliyordu. Daha sonra boşanma kesinleşti ve davacı katkısı nedeniyle sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istedi.
Aile mahkemesi ve asliye hukuk mahkemesi ayrı ayrı görevsizlik kararı verdi. Daire, resmî evlilikten önceki fiili birliktelik içinde edinilen taşınmaza katkıya dayalı alacağın genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görüleceğine oybirliğiyle karar verdi (20. HD, E. 2015/4921, K. 2015/11437, T. 19.11.2015). Resmî evlilik sırasında edinilen mallar ise mal rejimi kurallarına tabidir.
İmam nikâhlı birliktelikte alacak ve tazminat değerlendirmesi
Katkının nasıl ispatlanacağı, zamanaşımının hangi tarihten başlayacağı ve talebin hangi mahkemede ileri sürüleceği her dosyada belgelere göre farklılaşır. Bu tür uyuşmazlıklarda doğru hukuki yol olayın özelliklerine bağlıdır; bu nedenle somut durumu bir avukatla değerlendirmek yararlı olur.
İmam Nikâhı ve Ziynet, Düğün Takıları
İmam nikâhlı eş, birliktelik sebebiyle kendisine verilen ziynet eşyalarının iadesini isteme hakkına sahiptir. Ancak mahkeme bu talebi aile hukuku kapsamında değil, haksız fiil ve genel hükümler çerçevesinde inceler. Bu nedenle davayı aile mahkemesinde değil, asliye hukuk mahkemesinde açmak gerekir; görev kamu düzenine ilişkindir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin incelediği olayda kadın, resmî nikâh yaptıracağını söyleyerek kendisini oyalayan erkekle imam nikâhıyla birlikte yaşamıştı. Ayrılınca birliktelik sebebiyle kendisine verilen ziynetlerin erkekte kaldığını ileri sürdü ve aynen iade, olmazsa bedel istedi. Mahkeme aile mahkemesi sıfatıyla davayı kabul etti.
Daire kararı görev yönünden bozdu (3. HD, E. 2014/2317, K. 2014/9661, T. 16.06.2014). Gerekçeye göre taraflar arasında resmî evlilikten ve yasal olarak korunması gereken bir birliktelikten söz edilemez. Uyuşmazlık haksız fiil olarak nitelendirilip genel mahkemede çözülmelidir. Takıların kime ait olduğu ve nasıl ispatlandığı konusundaki genel kuralları düğün takılarının hukuki durumu yazımızda bulabilirsiniz.
Mehir de dinî kökenli bir kavramdır ve bazı çiftler mehri imam nikâhı sırasında kararlaştırır. Mehir alacağının hukuki niteliği ve ispatı ayrı bir konudur; ayrıntıları mehir alacağı davası yazımızda anlattık.
İmam Nikâhı Uyuşmazlıklarında Görevli Mahkeme Hangisi?
İmam nikâhlı birliktelikten doğan alacak ve tazminat davalarına asliye hukuk mahkemesi bakar. Katkı alacağı, ziynet iadesi ve birlikteliğin sona erdirilmesine dayalı tazminat bu gruptadır. Buna karşılık çocuğun soybağı, babalık davası, velayet ve 6284 tedbirleri aile mahkemesinin görev alanındadır. Yanlış mahkemede açılan dava görevsizlikle zaman kaybettirir.
Aile mahkemesinin görevi sınırlıdır. 4787 sayılı Kanun m. 4 uyarınca bu mahkeme, Medeni Kanun’un aile hukukuna ilişkin hükümlerinden doğan dava ve işlere bakar. Yargıtay, yukarıdaki üç kararda imam nikâhlı veya fiili birliktelikten doğan malvarlığı taleplerini bu sınırın dışında gördü. Mahkeme görev konusunu kendiliğinden gözettiği için tarafların anlaşması da sonucu değiştirmez.
| Talep | Görevli mahkeme | Dayanak |
|---|---|---|
| Katkı nedeniyle sebepsiz zenginleşme alacağı | Asliye hukuk | 20. HD 2015/4921; 3. HD 2014/12569 |
| Ziynet eşyasının iadesi veya bedeli | Asliye hukuk | 3. HD 2014/2317 |
| Birlikteliğin sona erdirilmesine dayalı tazminat | Asliye hukuk | 4. HD 2016/11945 |
| Babalık davası ve doğum giderleri | Aile mahkemesi | TMK m. 301, 304 |
| Koruyucu ve önleyici tedbirler | Aile mahkemesi | 6284 m. 2/1-c |
İmam Nikâhı ve Ölüm: Miras, Vasiyet, Destekten Yoksun Kalma
İmam nikâhlı eş, ölen eşin yasal mirasçısı değildir; TMK m. 499’da düzenlenen sağ kalan eşin payı yalnız resmî eşe aittir. Bununla birlikte ölen kişi sağlığında vasiyetname düzenleyerek veya bağış yaparak imam nikâhlı eşine mal bırakma hakkına sahiptir. Ölüm bir kaza sonucu gerçekleştiyse destekten yoksun kalma tazminatı da gündeme gelir.
Vasiyet, bağış ve saklı pay sınırı
Bu nedenle vasiyet ve bağış, imam nikâhlı eşi korumanın hukuki yollarıdır. Ancak ölen kişinin çocukları, ana-babası veya resmî eşi gibi saklı paylı mirasçıları varsa, bu mirasçılar saklı paylarını zedeleyen kısım için tenkis davası açma hakkına sahiptir. Saklı payın hesaplanması mirasçıların durumuna göre ayrıca değerlendirilir.
Mirasçılık durumunu belgelemek için mirasçılık belgesi alınır. Bu süreci mirasçılık belgesi yazımızda anlattık. Payları kabaca görmek için miras payı hesaplama aracımıza bakabilirsiniz; ancak araç, imam nikâhlı eşe yasal pay ayırmaz.
İmam nikâhı ve destekten yoksun kalma tazminatı
Evet, şartları varsa alır. TBK m. 53, ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin kayıplarını tazmini gereken zararlar arasında sayar. Kanun burada mirasçılığı veya resmî evliliği değil, destek ilişkisini esas alır. Ölen kişi imam nikâhlı eşinin geçimine düzenli olarak katkı sağlıyorsa, bu eş tazminat davası açma hakkına sahiptir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011 tarihli kararında davacının imam nikâhlı eşi trafik kazasında öldü. Bunun üzerine davacı, sigortacıdan destekten yoksun kalma tazminatı istedi. Davacı ile ölen kişi daha önce resmî olarak evliydi; boşanmalarına rağmen fiilen birlikte yaşamaya devam etmişlerdi. Yerel mahkeme boşanmayı ve davacının başka biriyle evli olmasını gerekçe göstererek davayı reddetti ve bozma kararına karşı direnme kararı verdi.
Kurul direnme kararını oyçokluğuyla bozdu (HGK, E. 2011/3, K. 2011/142, T. 13.04.2011). Benimsenen gerekçeye göre destekten yoksun kalma tazminatı için resmî evlilik bağı gerekmez, mirasçı olmak da gerekmez. Önemli olan düzenli ve eylemli birlikteliğin ve destek ihtiyacının kanıtlanmasıdır. Mahkeme, ölümden önce birlikte yaşanıp yaşanmadığını, ortak hayatı ve sosyal-ekonomik durumu araştırmalıdır.
Kararın tarihi 2011’dir ve o tarihte dayanak eski Borçlar Kanunu idi. Bugün ise aynı zarar kalemi TBK m. 53’te yer alır. Trafik kazalarında sigortaya başvuru ve süreleri trafik kazası tazminatı yazımızda ayrıca ele aldık.
İmam nikâhı ve dul, yetim aylığı
İmam nikâhlı kadının dul aylığı alıp alamayacağı veya imam nikâhıyla yaşamanın babadan bağlanan yetim aylığını etkileyip etkilemeyeceği sorularının cevabını sosyal güvenlik mevzuatı belirler. Bu sorular için SGK kayıtları üzerinden ayrı bir değerlendirme gerekir.
İmam Nikâhı, Şiddet ve Terk: Eşin Korunması
İmam nikâhlı eş, şiddete uğradığında 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruyucu ve önleyici tedbirlerden yararlanır. Üstelik bu koruma için resmî nikâh şartı yoktur. Ayrıca hamile olduğunu bildiği ve sürekli birlikte yaşadığı kadını çaresiz durumda terk etmek, TCK m. 233/2 kapsamında suçtur. 7593 sayılı Kanun bu suçun cezasını 2026’da artırdı.
6284 sayılı Kanun ve koruma kararı
6284 sayılı Kanun’un amacı kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarının korunmasıdır (m. 1/1). Kanun ev içi şiddeti, aynı haneyi paylaşmasa da aile veya hanede ya da aile mensubu sayılan diğer kişiler arasında gerçekleşen şiddet olarak tanımlar (m. 2/1-b). Bu tanım resmî evlilik aramaz. Tedbir kararlarını aile mahkemesi hâkimi verir (m. 2/1-c). Uzaklaştırma kararı alma sürecini eşe karşı uzaklaştırma kararı yazımızda adım adım anlattık.
Gebe kadını çaresiz durumda terk etmek: TCK 233/2
TCK m. 233/2, hamile olduğunu bildiği eşini veya sürekli birlikte yaşadığı ve kendisinden gebe kalmış bulunduğunu bildiği evli olmayan bir kadını çaresiz durumda terk eden kişiyi cezalandırır. Madde açıkça “evli olmayan” kadını da kapsadığı için imam nikâhlı birliktelikte doğrudan önem taşıyan ceza hükümlerinden biridir.
7593 sayılı Kanun m. 3 (8/8/2026), bu fıkradaki “üç aydan bir yıla” ibaresini “altı aydan iki yıla” olarak değiştirdi. Eski aralığı aktaran kaynaklar artık güncel değildir. Suçun “sürekli birlikte yaşama” ve “çaresiz durumda terk” unsurlarının varlığı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
İmam Nikâhı Birlikteliğinden Doğan Çocuğun Hakları
Kanun, ana ve babası resmî olarak evli olmayan çocuğu evlilik dışında doğmuş kabul eder. Dolayısıyla imam nikâhından doğan çocuk da bu durumdadır. Çocuk ile ana arasındaki soybağı doğumla kendiliğinden oluşur. Baba ile soybağı ise tanıma veya babalık davası sonunda verilen hükümle oluşur. Soybağı kurulunca çocuk, babasına karşı nafaka ve miras haklarına sahip olur.
İmam nikâhı ve soybağı (TMK 282)
TMK m. 282’ye göre çocuk ile ana arasındaki soybağını doğum kurar. Baba ile soybağını ise ana ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmü kurar; evlat edinme de soybağı doğurur. İmam nikâhlı birliktelikte “ana ile evlilik” yolu bulunmadığından babalık bağı ancak tanıma veya babalık davasıyla oluşur. Soybağı davalarında yetkili mahkeme, taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesidir (TMK m. 283).
Babanın çocuğu tanıması (TMK 295)
Kanuna göre tanıma, babanın nüfus memuruna veya mahkemeye yazılı başvurusu ya da resmî senette veya vasiyetnamesinde beyanıyla gerçekleşir (TMK m. 295). Dolayısıyla baba, nüfus müdürlüğüne yazılı başvuru yaparak veya noterde düzenlenen resmî senetle çocuğu tanıma hakkına sahiptir. Tanıyan kişi küçük veya kısıtlıysa velisinin ya da vasisinin rızası gerekir.
Çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı varsa, bu bağ geçersiz kılınmadıkça tanıma mümkün değildir. Bu durum özellikle annenin resmî olarak başka biriyle evli olduğu veya evliliğin yeni sona erdiği hâllerde önem taşır. Tanıma bir beyan veya başvurudur; uygulamada sık duyulan “tanıma belgesi” ifadesi, bu beyanın yazılı biçimini anlatır.
Baba tanımazsa: babalık davası
Baba çocuğu tanımazsa ana ve çocuk babalık davası açma hakkına sahiptir (TMK m. 301). Davalı babadır; baba ölmüşse mirasçıları davalı olur. Mahkeme davayı Cumhuriyet savcısına ve Hazineye ihbar eder. Davayı ana açmışsa kayyıma, kayyım açmışsa anaya da ihbar eder.
Davalının çocuğun doğumundan önceki üç yüzüncü gün ile yüz sekseninci gün arasında ana ile cinsel ilişkide bulunması, kanuna göre babalık karinesi oluşturur (TMK m. 302). Uygulamada babalığın ispatında genetik inceleme sık başvurulan delildir. Babalık davası, diğer soybağı davalarıyla birlikte aile mahkemesinin görev alanındadır.
Babalık davası süreleri (TMK 303)
Ana ve çocuk, babalık davasını doğumdan önce de sonra da açma hakkına sahiptir. Ananın dava hakkı doğumdan itibaren bir yıl geçmekle düşer. Çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı varsa bir yıllık süre, bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihten başlar. Gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa süre, sebebin ortadan kalkmasından itibaren bir ay içinde işler.
Çocuk bakımından durum farklıdır. Anayasa Mahkemesi, maddedeki çocuğa ilişkin süre sınırlamalarını iki ayrı kararla iptal etti; bir fıkra tamamen, diğer bir fıkra ise “çocuk” yönünden yürürlükten kalktı. Bu nedenle kanun metninde çocuğun babalık davası için hak düşürücü bir süre kalmadı. Süreleri takvim üzerinde görmek için hukuki süre hesaplama aracımızdan yararlanabilirsiniz.

Annenin doğum ve geçim giderleri (TMK 304)
Ana, babalık davasıyla birlikte veya ayrı olarak doğum giderlerini isteme hakkına sahiptir. Ayrıca doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderlerini ve gebelik ile doğumun gerektirdiği diğer giderleri talep eder (TMK m. 304). Bu talep, imam nikâhlı annenin doğrudan kanuna dayanan ve uygulamada çoğu zaman gözden kaçan bir hakkıdır.
Ayrıca giderlerin ispatı için hastane faturaları, doğum öncesi kontrol belgeleri ve ilaç masrafları saklanmalıdır. Geçim giderinde ise annenin bu dönemdeki zorunlu ihtiyaçları esas alınır; tutarı mahkeme dosyadaki belgelere göre belirler.
Anne ve baba sonradan resmî nikâh kıyarsa (TMK 292)
Ana ve baba birbiriyle evlenirse, evlilik dışında doğan çocuk evlilik içi çocuk hükümlerine kendiliğinden tabi olur (TMK m. 292). Dolayısıyla imam nikâhıyla yaşayan çift sonradan resmî nikâh kıyarsa, ortak çocukları için ayrıca dava açmalarına gerek kalmaz.
Velayet kimde olur? (TMK 337)
Kanuna göre ana ve baba evli olmadığında velayet anaya aittir (TMK m. 337/1). Ana küçük, kısıtlı veya ölmüşse ya da velayet kendisinden alınmışsa hâkim, çocuğun menfaatine göre çocuğa vasi atar veya velayeti babaya verir (TMK m. 337/2). Mahkeme babanın velayet talebini bu çerçevede değerlendirir. Ayrıca kişisel ilişki ve velayetin genel ölçütleri için boşanmada velayet rehberimize bakabilirsiniz.
Çocuk nafakası ve miras hakkı
Soybağı kurulduktan sonra baba, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılmakla yükümlüdür (TMK m. 327 vd.). Bu nedenle ana, çocuk adına iştirak nafakası isteme hakkına sahiptir. Nafakanın belirlenmesine ilişkin ölçütleri nafaka davası ve hesaplaması yazımızda anlattık.
Miras hakkı da soybağına bağlıdır. TMK m. 498’e göre evlilik dışında doğan ve soybağı tanıma veya hâkim hükmüne dayanan çocuklar, baba yönünden evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olur. Dolayısıyla tanınan veya babalık davasıyla bağlanan çocuk, babasının ve baba tarafındaki hısımlarının mirasında evlilik içinde doğan kardeşleriyle aynı konumdadır.
Çocuğun soyadı ve nüfus kaydı
Ana ve babası evli olmayan çocuğun hangi soyadını taşıyacağını nüfus mevzuatı ve uygulaması belirler. Anayasa Mahkemesi, TMK m. 321’de evli olmayan ana-babanın çocuğuna ilişkin ibareyi iptal etti; madde bugün yalnız ana ve babanın evli olduğu durumu düzenliyor. Soyadı konusunda güncel uygulama için nüfus müdürlüğünden bilgi almak gerekir.
İmam Nikâhı Sonrası Resmî Nikâha Geçiş
İmam nikâhıyla yaşayan çift, evlenme engeli yoksa her zaman resmî nikâh kıyma hakkına sahiptir. Bunun için birinin oturduğu yerdeki evlendirme memurluğuna veya yetkili müftülüğe birlikte başvururlar. Resmî nikâh, o tarihten itibaren bütün aile hukuku sonuçlarını doğurur. Ayrıca ortak çocuklar kendiliğinden evlilik içi çocuk hükümlerine tabi olur.
Ancak resmî nikâh geriye yürümez. Resmî nikâhtan önceki imam nikâhı döneminde edinilen mallar, mal rejimi kapsamına girmez. Bu döneme ilişkin katkı talepleri için, yukarıda anlatılan 20. Hukuk Dairesi kararında olduğu gibi asliye hukuk mahkemesinde sebepsiz zenginleşme davası açmak gerekir.
İmam nikâhı sona erince hukuki işlem gerekir mi?
Hayır. Ortada hukuken geçerli bir evlilik olmadığı için imam nikâhlı birlikteliğin sona ermesi mahkeme kararı gerektirmez. Evliliğin iptali (butlan) davası da yalnız resmî evliliklere ilişkindir; butlan ancak hâkim kararıyla sonuç doğurur (TMK m. 156). Resmî evliliklerde iptal sebeplerini evliliğin iptali davası yazımızda anlattık.
İmam Nikâhı ve Dinî Boyut
İmam nikâhının dinî şartları ve dinen nasıl sona erdiği, medeni hukukun değil din işlerinin konusudur. Ayrıca bu sorularda mezhepler arasında farklı görüşler var. Bu yazı hukuki sonuçlara odaklanıyor ve dinî hükümlere girmiyor. Bu nedenle dinî konularda Diyanet İşleri Başkanlığının resmî kaynaklarına başvurmanızı öneririz.
Hukuk açısından belirleyici nokta değişmez: Dinî tören hangi şartları taşırsa taşısın, tek başına evlilik doğurmaz. Bu nedenle dinî törenin geçerliliği tartışması, tarafların kanun önündeki haklarını ne artırır ne azaltır.
İmam Nikâhı Sona Erdiğinde Adım Adım Yol Haritası
İmam nikâhı sona erdiğinde yapılması gerekenler, birliktelikte çocuk, ortak mal veya şiddet bulunup bulunmadığına göre değişir. Önce nüfus kaydıyla resmî evlilik bulunmadığını teyit etmek gerekir. Ardından çocuk varsa soybağı, mal varsa katkı alacağı, zarar varsa tazminat için doğru mahkemeyi ve süreleri belirlemek gerekir.

- Durumu tespit edin: e-Devlet veya nüfus kayıt örneğiyle resmî evliliğin bulunup bulunmadığını kontrol edin.
- Çocuğun soybağını kurun: Baba tanımıyorsa aile mahkemesinde babalık davası açın; annenin bir yıllık süresini kaçırmayın (TMK m. 303).
- Giderleri ve nafakayı isteyin: Doğum ve geçim giderleri (TMK m. 304) ile çocuk için iştirak nafakası talep edin.
- Katkıyı belgeleyin: Ortak mala yaptığınız ödemeleri dekont ve kayıtlarla toplayın. Ayrıca 2 yıl ve 10 yıllık süreye dikkat edin (TBK m. 82).
- Ziynet ve tazminat: Ziynet iadesi ve haksız fiil tazminatı için asliye hukuk mahkemesine başvurun.
- Şiddet varsa: 6284 sayılı Kanun kapsamında aile mahkemesinden koruma kararı isteyin.
İmam nikâhı uyuşmazlığında hangi belgeler işe yarar?
Nüfus kayıt örnekleri, çocuğun doğum belgesi ve birlikte yaşamayı gösteren belgeler ilk sırada gelir. İkametgâh kayıtları, faturalar, fotoğraflar ve tanıklar birlikteliği ispatlar. Katkı için banka hareketleri, kredi sözleşmeleri, tapu ve araç kayıtları gerekir. Ziynet için düğün fotoğrafları ve videoları önem taşır. Şiddet hâlinde darp raporu ve şikâyet kayıtları önem taşır. Ölüm hâlinde ise ölüm belgesi, kaza tutanağı ve gelir belgeleri dosyanın temelini oluşturur.
İmam Nikâhı Konusunda Sık Yapılan Hatalar
İmam nikâhı konusunda en sık hata, dini nikâhı resmî evlilik sanmaktır. Bu yanılgı, boşanma veya nafaka davası açmaya çalışmaya, katkı alacağını aile mahkemesinde açmaya ve sürelerin kaçırılmasına yol açar. Ayrıca bazı kişiler 2015’te iptal edilen cezanın hâlâ uygulandığını zanneder; müftülük nikâhını da imam nikâhıyla karıştırır.
- Yanlış dava türü: İmam nikâhlı birliktelikte boşanma veya yoksulluk nafakası davası açmak.
- Yanlış mahkeme: Katkı, ziynet ve tazminat taleplerini aile mahkemesinde açmak; bu davalara asliye hukuk mahkemesi bakar.
- Belgesiz katkı: Ortak mala yapılan ödemeleri belgelememek.
- Süre kaybı: Babalık davasında annenin bir yıllık süresini veya sebepsiz zenginleşmede TBK m. 82 sürelerini kaçırmak.
- Kavram karışıklığı: Tanıma ile babalık davasını, müftülük nikâhı ile imam nikâhını birbirine karıştırmak.
- Eski bilgi: TCK m. 230/5-6’daki cezanın hâlâ geçerli olduğunu zannetmek.
Kurgusal örnek olay
A ve B, resmî nikâh kıymadan imam nikâhıyla altı yıl birlikte yaşıyor. Bu sürede B kendi adına bir daire satın alıyor. Üstelik A, kendi maaşından kredi taksitlerinin bir kısmını ödüyor. Çiftin bir çocuğu oluyor, ancak B çocuğu tanımıyor. Birliktelik sona erince A, B’den nafaka ve “mal paylaşımı” istemeyi planlıyor.
A’nın yoksulluk nafakası ve mal rejimine dayalı katılma alacağı talebi sonuç vermez; çünkü taraflar hukuken evli değildir. Buna karşılık A, krediye yaptığı ödemeleri dekontlarla göstererek asliye hukuk mahkemesinde sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası açma hakkına sahiptir. Ayrıca aile mahkemesinde babalık davası açar, doğum giderlerini ve çocuk için iştirak nafakasını ister. Babalık davasında annenin bir yıllık süresi doğumdan itibaren işlediği için A, takvimi dikkatle izlemelidir.
İmam nikâhı ve çocuğun hakları hakkında hukuki değerlendirme
Soybağının kurulması, babalık davasının süresi, katkı alacağı ve görevli mahkeme gibi konular birbirine bağlıdır ve her dosyada belgelere göre farklı sonuç doğurur. Somut durumunuzu hukuki açıdan değerlendirmek için bir avukata danışmanız mümkündür.
Sıkça Sorulan Sorular
İmam nikâhı hukuken geçerli mi?
İmam nikâhı hukuken geçerli mi?
Hayır. Türk hukukunda evliliği yalnız evlendirme memuru önünde yapılan resmî nikâh kurar; evlenme, tarafların memur önünde olumlu cevap verdiği anda oluşur (TMK m. 142). Tek başına kıyılan imam nikâhı kanun önünde evlilik doğurmaz.
Dini nikâh resmî nikâhın yerine geçer mi?
Geçmez. TMK m. 143’e göre evlenmenin geçerli olması dinî törenin yapılmasına bağlı değildir. Bu nedenle dini nikâh ne resmî nikâhın yerine geçer ne de onun bir şartıdır.
Sevgilimle imam nikâhı kıydık, hukuken evli miyiz?
Hayır. İmam nikâhı nüfus kaydında medeni hâlinizi değiştirmez ve aranızda evlilik ilişkisi kurmaz. Bu nedenle kanun önünde evli olmak için evlendirme memurluğuna birlikte başvurup resmî nikâh kıymanız gerekir.
Evlilik hukuken hangi anda başlar?
Evlilik, tarafların evlendirme memuru ve iki tanık önündeki törende olumlu sözlü cevaplarını verdikleri anda oluşur (TMK m. 141, 142). Ardından evlendirme memuru aile cüzdanını tören biter bitmez eşlere verir.
Resmî nikâhtan sonra dini nikâh kıyılmazsa evlilik geçersiz olur mu?
Olmaz. Kanun açıkça evlenmenin geçerliliğini dinî törene bağlamaz (TMK m. 143). Dolayısıyla dinî tören yapıp yapmamak eşlerin kendi tercihidir.
Resmî nikâh ile imam nikâhı arasındaki fark nedir?
Resmî nikâh evlilik birliğini kurar ve nafaka, mal rejimi, miras gibi aile hukuku sonuçlarını doğurur. İmam nikâhı ise dinî bir törendir; tek başına bu sonuçların hiçbirini doğurmaz.
Müftülük nikâhı ve resmî nikâh
Müftülükte kıyılan nikâh imam nikâhı mıdır?
Hayır, müftülük nikâhı resmî nikâhtır. 5490 sayılı Kanun m. 22/2 uyarınca il ve ilçe müftülüklerine evlendirme memurluğu yetkisi verilmesi mümkündür ve bu yetkiyle yapılan nikâh resmî evlilik doğurur.
Müftülük nikâhı resmî nikâh yerine geçer mi?
Evet. Müftülük, evlendirme memuru sıfatıyla işlem yapar; bu nikâh belediyede kıyılan nikâhla aynı hukuki sonuçları doğurur. Ancak eşlerden biri yabancıysa kanun belediye evlendirme memurluklarını ve nüfus müdürlerini yetkili kılar.
Müftülük nikâhının yasal dayanağı nedir?
Dayanak, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 22. maddesidir. Müftülük ibaresini bu maddeye 19/10/2017 tarihli 7039 sayılı Kanun ekledi.
Resmî nikâh için hangi kuruma başvuru yapmak gerekir?
Çiftler, birinin oturduğu yerdeki evlendirme memurluğuna birlikte başvurur (TMK m. 134). Belediye bulunan yerlerde memur belediye başkanı veya görevlendirdiği memur, köylerde ise muhtardır; yetki verilen müftülükler de bu görevi yürütür.
İmam nikâhlı çift resmî nikâha nasıl geçer?
Evlenme engeli yoksa çift, evlendirme memurluğuna veya yetkili müftülüğe birlikte başvurup resmî nikâh kıyar. Resmî nikâh o tarihten itibaren hüküm doğurur; önceki imam nikâhı dönemine geriye yürümez.
Dini nikâh ve imam nikâhı suç mu?
Resmî nikâhsız imam nikâhı kıymak suç mu?
Bugün tek başına suç değildir. Anayasa Mahkemesi bu fiili cezalandıran TCK m. 230/5 ve 230/6’yı E. 2014/36, K. 2015/51 sayılı kararıyla iptal etti; karar 10.06.2015’te Resmî Gazete’de yer aldı.
İmam nikâhı kıyan hocaya ceza var mı?
Hayır. Anayasa Mahkemesi, evlenme belgesini görmeden dinsel tören yapan kişiyi cezalandıran TCK m. 230/6’yı iptal etti. Ancak TMK m. 143’teki aile cüzdanı gösterilmeden dinî tören yapılamaz kuralı medeni hukukta yürürlüktedir.
Resmî nikâhtan önce dini tören yapma yasağı hâlâ var mı?
Evet, yasak medeni hukukta duruyor: TMK m. 143’e göre aile cüzdanı gösterilmeden evlenmenin dinî töreni yapılamaz. Ancak bu yasağa aykırılık 2015’ten beri cezai bir sonuç doğurmuyor.
Anayasa Mahkemesi dini nikâh cezasını hangi gerekçeyle iptal etti?
Mahkeme, Medeni Kanun’un resmî nikâh yaptırmayanları evlilikten doğan haklardan yoksun bırakmasını yeterli bir hukuki yaptırım saydı. Dinî tören olmadan birlikte yaşamak suç değilken yalnız töreni cezalandırmayı ölçüsüz buldu ve fıkraları Anayasa’nın 13., 20. ve 24. maddelerine aykırı gördü.
İmam nikâhıyla birlikte yaşamak suç mu?
Hayır. Resmî nikâhsız birlikte yaşamak tek başına suç değildir; Anayasa Mahkemesi de kararında bu noktaya dikkat çekti. Ancak birliktelik içinde işlenen şiddet, gebe kadını terk gibi fiiller kendi hükümlerine göre suç oluşturur.
TCK 230’da hâlâ hangi suçlar var?
TCK m. 230’un yürürlükteki fıkraları resmî evlenme işlemine ilişkindir. Örneğin evliyken başkasıyla evlenme işlemi yaptırmak bu kapsamdadır. Ayrıca evli olduğunu bildiği kişiyle veya gerçek kimliğini saklayarak evlenme işlemi yaptırmak da suçtur.
Evli bir kişi başkasıyla imam nikâhı kıyarsa ne olur?
Mevcut resmî evlilik devam eder ve imam nikâhı yeni bir evlilik kurmaz. Resmî eş, bu birlikteliğe dayanarak zina (TMK m. 161) veya evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166) sebebiyle boşanma davası açma hakkına sahiptir.
İmam nikâhı ve eşin hakları
İmam nikâhlı eşin hiç hakkı yok mu?
Var. Aile hukukundan doğan nafaka, boşanma tazminatı, mal rejimi ve yasal miras hakları yoktur. Ancak katkı için sebepsiz zenginleşme, haksız fiil tazminatı, ziynet iadesi, destekten yoksun kalma tazminatı ve 6284 koruması gibi genel hükümlere dayanan haklar mevcuttur.
İmam nikâhlı kadının boşanma davası açma hakkı var mı?
Hayır. Ortada hukuken geçerli bir evlilik olmadığı için boşanma davasının konusu da yoktur. Birlikteliğin sona ermesi mahkeme kararı gerektirmez; alacak ve tazminat taleplerini ise genel hükümlere göre ayrı davalarda ileri sürmek gerekir.
İmam nikâhlı kadın nafaka hakkına sahip mi?
Kendisi için yoksulluk veya tedbir nafakası alamaz; çünkü bu nafakalar yalnız eşler arasında geçerlidir. Ancak soybağı kurulduktan sonra ana, birliktelikten doğan çocuk için babadan iştirak nafakası isteme hakkına sahiptir (TMK m. 327 vd.).
İmam nikâhlı eşin tazminat hakkı var mı?
Boşanmaya bağlı tazminat alamaz, ancak şartları varsa haksız fiil tazminatı ister. Yargıtay, birlikteliğin sona erdirilmesine dayalı tazminat isteminin haksız fiil hükümlerine göre asliye hukuk mahkemesinde çözüleceğini belirtti (4. HD, E. 2016/11945, K. 2018/6685).
Resmî nikâh vaadiyle oyalanıp terk edilen kişinin tazminat hakkı var mı?
Haksız fiilin unsurlarını ispatlarsa isteme hakkına sahiptir. Davacı hukuka aykırı davranışı, kusuru, zararı ve nedensellik bağını birlikte göstermelidir. Ayrıca bu davaya aile mahkemesi değil, asliye hukuk mahkemesi bakar.
İmam nikâhı nişanlılık yerine geçer mi?
Hayır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, gayriresmi birlikteliğin evlilik olmadığı gibi nişanlılık da olmadığını belirtti. Bu nedenle nişanın bozulmasına ilişkin kurallar burada doğrudan uygulanma imkânına sahip değildir.
İmam nikâhlı erkeğin de aynı hakları var mı?
Evet. Genel hükümlere dayanan haklar cinsiyete göre değişmez. Örneğin imam nikâhlı erkek de katkı alacağı, haksız fiil tazminatı veya destekten yoksun kalma tazminatı için aynı yollara başvurur.
Ortak mallar, ziynet ve görevli mahkeme
İmam nikâhlı eşin mal paylaşımı hakkı var mı?
Mal rejimine dayalı paylaşım isteyemez; çünkü mal rejimi yalnız resmî eşler arasında geçerlidir. Ancak diğerinin adına alınan mala katkı yaptıysa, katkısını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri ister (TBK m. 77).
Birliktelikte alınan eve katkı yapan imam nikâhlı eş ne yapmalı?
Katkısını belgelerle ispatlayıp asliye hukuk mahkemesinde sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası açmalıdır. Yargıtay, mal rejimine dayanılarak açılan talebin hâkim tarafından sebepsiz zenginleşme olarak nitelendirilip incelenmesi gerektiğini belirtti (3. HD, E. 2014/12569, K. 2015/4998).
Sebepsiz zenginleşme davasında zamanaşımı ne kadar?
Zamanaşımı, hak sahibinin geri isteme hakkını öğrendiği tarihten itibaren 2 yıldır. Ayrıca her hâlde zenginleşmeden itibaren 10 yıl geçince istem zamanaşımına uğrar (TBK m. 82). Bu süreler geçince davalı zamanaşımı itirazında bulunma hakkına sahiptir.
Katkıyı ispat için hangi deliller gerekir?
En güçlü deliller banka hareketleri, kredi ödeme dekontları, tapu ve araç kayıtlarıdır. Ayrıca tanık beyanları da ödemeleri kimin yaptığını göstermeye yardımcı olur.
İmam nikâhlı eş ziynet eşyalarını geri isteme hakkına sahip mi?
Evet, birliktelik sebebiyle verilen ziynetlerin aynen iadesini veya bedelini isteme hakkı vardır. Yargıtay bu talebin haksız fiil olarak nitelendirilip genel mahkemede, yani asliye hukukta çözülmesi gerektiğini belirtti (3. HD, E. 2014/2317, K. 2014/9661).
İmam nikâhı davalarında görevli mahkeme hangisi?
Katkı alacağı, ziynet iadesi ve tazminat davalarına asliye hukuk mahkemesi bakar. Babalık davası, çocukla ilgili talepler ve 6284 tedbirleri ise aile mahkemesinin görev alanındadır.
Resmî nikâhtan önce birlikte yaşarken alınan mal ne olur?
Bu mal mal rejimine girmez; katkı alacağının dayanağı sebepsiz zenginleşme hükümleridir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi böyle bir davada asliye hukuk mahkemesini görevli saydı (E. 2015/4921, K. 2015/11437).
Ölüm, miras ve koruma
İmam nikâhlı eş mirasçı olur mu?
Hayır. TMK m. 499’daki sağ kalan eşin payı yalnız resmî eşe aittir. Bu nedenle imam nikâhlı eş, ölen kişinin yasal mirasçıları arasında yer almaz.
İmam nikâhlı eşe vasiyetle mal bırakmak mümkün mü?
Evet, ölen kişi vasiyetname düzenleyerek veya sağlığında bağış yaparak imam nikâhlı eşine mal bırakma hakkına sahiptir. Ancak saklı paylı mirasçılar, paylarını zedeleyen kısım için tenkis davası açma hakkına sahiptir.
İmam nikâhlı eş ölürse destekten yoksun kalma tazminatı hakkı doğar mı?
Şartları varsa doğar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu tazminat için resmî evlilik bağının ve mirasçılığın gerekmediğini belirtti. Buna göre düzenli ve eylemli birliktelik ile destek ihtiyacı kanıtlanmalıdır (HGK, E. 2011/3, K. 2011/142).
Destekten yoksun kalma tazminatının kanuni dayanağı nedir?
Bugünkü dayanak TBK m. 53’tür; madde, ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin kayıplarını ölüm hâlindeki zararlar arasında sayar. Hukuk Genel Kurulu ise 2011 tarihli kararını eski Borçlar Kanunu döneminde verdi.
Şiddet gören imam nikâhlı kadın koruma kararı isteme hakkına sahip mi?
Evet. 6284 sayılı Kanun ev içi şiddeti, aynı haneyi paylaşmasa da aile veya hanede ya da aile mensubu sayılan kişiler arasındaki şiddet olarak tanımlar (m. 2/1-b). Koruma için resmî nikâh şartı yoktur; tedbirleri aile mahkemesi hâkimi verir.
Hamile imam nikâhlı kadını terk etmek suç mu?
Çaresiz durumda terk hâlinde evet. TCK m. 233/2, sürekli birlikte yaşadığı ve kendisinden gebe kaldığını bildiği evli olmayan kadını çaresiz durumda terk eden kişiyi cezalandırır. Ayrıca 7593 sayılı Kanun bu cezayı altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına çıkardı.
İmam nikâhı ve çocuğun hakları
İmam nikâhından doğan çocuk kanunen evlilik dışı mı?
Evet, ana ve babası resmî olarak evli olmadığından kanun çocuğu evlilik dışında doğmuş kabul eder. Ana ile soybağını doğum, baba ile soybağını ise tanıma veya hâkim hükmü kurar (TMK m. 282).
İmam nikâhından doğan çocuk babasının nüfusuna nasıl bağlanır?
Baba çocuğu tanırsa veya mahkeme babalık davasını kabul ederse çocuk ile baba arasında soybağı oluşur. Tanıma, babanın nüfus memuruna veya mahkemeye yazılı başvurusu ya da resmî senette veya vasiyetnamesinde beyanıyla gerçekleşir (TMK m. 295).
Tanıma ile babalık davası arasındaki fark nedir?
Tanıma, babanın kendi iradesiyle yaptığı beyandır ve dava gerektirmez. Buna karşılık babalık davası, baba tanımadığında ana veya çocuğun aile mahkemesinde açtığı davadır; bu durumda soybağını mahkeme hükmü kurar.
Babalık davası açma hakkı kime aittir?
Babalık davasını ana ve çocuk açar (TMK m. 301). Davalı babadır, baba ölmüşse mirasçılarıdır; mahkeme davayı Cumhuriyet savcısına ve Hazineye ihbar eder.
Babalık davasında süre ne kadar?
Ananın dava hakkı doğumdan itibaren bir yıl geçmekle düşer. Gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa süre, sebebin ortadan kalkmasından itibaren bir ay içinde işler (TMK m. 303).
Çocuğun ileride babalık davası açma hakkı var mı?
Evet. Anayasa Mahkemesi TMK m. 303’teki çocuğa ilişkin süre sınırlamalarını iptal etti. Bu nedenle kanun metninde çocuğun davası için hak düşürücü süre kalmadı.
Anne doğum masraflarını babadan isteme hakkına sahip mi?
Evet. Ana, babalık davasıyla birlikte veya ayrı olarak doğum giderlerini, doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderlerini ve gebeliğin gerektirdiği diğer giderleri ister (TMK m. 304).
Velayet, miras ve diğer sorular
İmam nikâhından doğan çocuğun velayeti kimde olur?
Ana ve baba evli olmadığında velayet anaya aittir (TMK m. 337/1). Ancak ana küçük, kısıtlı veya ölmüşse ya da velayet kendisinden alınmışsa hâkim çocuğun menfaatine göre vasi atar veya velayeti babaya verir.
İmam nikâhından doğan çocuk babasına mirasçı olur mu?
Soybağı kurulduysa evet. TMK m. 498’e göre soybağı tanıma veya hâkim hükmüyle kurulan çocuk, baba yönünden evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olur.
Anne ve baba sonradan resmî nikâh kıyarsa çocuğun durumu ne olur?
Ana ve baba birbiriyle evlenince çocuk, evlilik içi çocuk hükümlerine kendiliğinden tabi olur (TMK m. 292). Dolayısıyla bunun için ayrıca dava açmak gerekmez.
İmam nikâhının iptali için dava açmak gerekir mi?
Hayır. İptal (butlan) davası yalnız resmî evliliklere ilişkindir ve butlan ancak hâkim kararıyla sonuç doğurur (TMK m. 156). Ayrıca imam nikâhı hukuken evlilik kurmadığı için iptal davasının konusu olmaz.
İmam nikâhının dinî şartları nelerdir?
Bu soru medeni hukukun değil, din işlerinin konusudur ve mezhepler arasında farklı görüşler var. Bu nedenle dinî şartlar için Diyanet İşleri Başkanlığının resmî kaynaklarına başvurmak gerekir. Hukuken ise sonuç değişmez; dinî tören tek başına evlilik doğurmaz.
Kaynakça
Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 134, 135, 136, 141, 142, 143, 145, 156, 161, 166, 282, 283, 292, 295, 301, 302, 303, 304, 321, 327, 337, 498, 499. mevzuat.gov.tr
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 230, 233. mevzuat.gov.tr
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 49, 53, 77, 82. mevzuat.gov.tr
- 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, m. 22, 23. mevzuat.gov.tr
- 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, m. 1, 2. mevzuat.gov.tr
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun, m. 4.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 33.
- 7039 sayılı Kanun, m. 6 (5490 sayılı Kanun m. 22 değişikliği).
- 7593 sayılı Kanun, m. 3 (TCK m. 233 değişikliği).
Yargı kararları
- Anayasa Mahkemesi, E. 2014/36, K. 2015/51, T. 27.05.2015, RG 10.06.2015/29382.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2011/3, K. 2011/142, T. 13.04.2011.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/2317, K. 2014/9661, T. 16.06.2014.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/12569, K. 2015/4998, T. 26.03.2015.
- Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2015/4921, K. 2015/11437, T. 19.11.2015.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/11945, K. 2018/6685, T. 07.11.2018.
Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın özellikleri, yürürlükteki mevzuat ve güncel yargı kararları değerlendirmeyi değiştirebilir. Metin tek başına hukuki danışmanlık veya somut olaya özgü hukuki görüş yerine geçmez.







