Tutuklamaya itiraz, tutuklama kararına veya tutukluluğun devamı kararına karşı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) öngördüğü başvuru yoludur. 1 Haziran 2024’ten beri itiraz süresi, kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır. İtiraz eden kişi dilekçesini kararı veren hâkimliğe veya mahkemeye verir; ancak dosyayı kanunun gösterdiği başka bir merci inceler. Bu rehber; tutuklamaya itiraz süresini, inceleme mercilerini, dilekçede tartışılacak noktaları, tahliye talebini, 30 günlük tutukluluk incelemesini ve Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruyu güncel metne göre anlatır.
Özet
- Süre: Tutuklama kararına itiraz süresi iki haftadır (CMK m. 268/1). Süre, kararın öğrenildiği günden başlar. 7499 sayılı Kanun eski yedi günlük süreyi 1/6/2024’ten itibaren iki haftaya çıkardı.
- Merci: Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama kararını asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler (CMK m. 268/3-b). Kovuşturmada asliye ceza kararına ağır ceza, ağır ceza kararına ise izleyen daire bakar.
- İnceleme: İtiraz tutukluluğu kendiliğinden durdurmaz. Merci kural olarak duruşma yapmadan karar verir ve bu karar kesindir (CMK m. 269, 271).
- Paralel yollar: Tutuklu her aşamada tahliye isteme hakkına sahiptir. Soruşturmada sulh ceza hâkimi tutukluluğu en geç 30 günde bir inceler (CMK m. 104, 108).
- Sonraki aşama: Başvuru yolları tükendikten sonra 30 gün içinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru mümkündür (6216 sayılı Kanun m. 47/5).
Tutuklamaya İtiraz Nedir?
Tutuklamaya itiraz, şüpheli veya sanığın tutuklanmasına ya da tutukluluğunun devamına ilişkin hâkim kararının başka bir merci tarafından denetlenmesini sağlayan olağan başvuru yoludur. Kanun bu hakkı CMK m. 101/5 ve 104/2’de açıkça tanır. İtiraz, hükme karşı istinaf veya temyiz değildir; tutuklama tedbirinin hukuka uygunluğunu tartışır.
Tutuklama bir ceza değil, koruma tedbiridir. Çünkü kişi hakkında henüz hüküm yoktur ve masumiyet karinesi devam eder. Bu nedenle kanun, kişi özgürlüğüne bu ölçüde ağır bir müdahaleyi sıkı şartlara bağlar. Dolayısıyla tutuklamaya itiraz, bu şartların somut dosyada gerçekten bulunup bulunmadığını ikinci bir hâkime inceletme imkânıdır.
Hükme karşı başvurulan kanun yolları ise ayrı bir konudur. Yani mahkeme yargılamayı bitirip hüküm kurduktan sonra istinaf ve temyiz devreye girer. İtiraz ile istinaf arasındaki farka hükmün açıklanmasının geri bırakılması yazımızda da değindik.
Tutuklamaya itiraz hangi kararları kapsar?
Kanun, tutuklamayla ilgili birden çok karar için itiraz yolunu açar. Şüpheli veya sanık açısından en sık başvurulan kararlar şunlardır:
- Tutuklama kararı: Sulh ceza hâkimliğinin veya mahkemenin verdiği ilk tutuklama kararı (CMK m. 101/5).
- Tutukluluğun devamı kararı: 30 günlük incelemede veya duruşmada verilen devam kararları (CMK m. 104/2).
- Tahliye talebinin reddi: Salıverilme istemini reddeden karar (CMK m. 105).
- Adli kontrol kararı: Tutuklama yerine verilen adli kontrol yükümlülükleri.
Öte yandan savcı da tutuklama talebinin reddine itiraz etme hakkına sahiptir. Bu durumda merci şüpheliyi ilk kez kendisi tutuklarsa, şüpheli bu yeni karara ayrıca itiraz eder (CMK m. 271/4).
Tutuklamaya itiraz, tahliye talebi ve tutukluluk incelemesi farkı
Ancak uygulamada bu üç yol arasındaki fark çoğu zaman gözden kaçar. Aşağıdaki tablo her birinin dayanağını, kimin başlattığını ve süresini gösterir.
| Yol | Dayanak | Kim başlatır? | Süre |
|---|---|---|---|
| Tutuklamaya itiraz | CMK m. 101/5, 104/2, 268 | Şüpheli, sanık, müdafi; ret kararında savcı | Öğrenmeden itibaren iki hafta |
| Tahliye talebi | CMK m. 104/1, 105 | Şüpheli, sanık veya müdafi | Her aşamada; karar üç gün içinde |
| Tutukluluk incelemesi | CMK m. 108 | Soruşturmada savcının istemiyle hâkim; şüpheli de ister | En geç 30 günde bir |
Tutuklamanın Şartları ve Tutuklamaya İtiraz
Tutuklama için iki şart birlikte aranır: kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeni. Ayrıca tedbir, beklenen ceza ile ölçülü olmalıdır (CMK m. 100/1). Tutuklamaya itirazın konusu, bu üç unsurdan en az birinin somut dosyada eksik olduğunu göstermektir.
Kuvvetli suç şüphesi ve somut delil
Kanun, kuvvetli şüphenin “somut delillere” dayanmasını şart koşar. Bu nedenle soyut bir ihbar, doğrulanmamış bir beyan veya yalnızca suçlamanın ağırlığı bu şartı tek başına karşılamaz. Dolayısıyla itiraz dilekçesi delillerin çelişkilerini, eksiklerini ve şüpheliyle bağlantısını ayrı ayrı tartışmalıdır.
Örneğin dijital kayıtlar sıkça delil olarak dosyaya girer. Bu kayıtların ne kadar süre saklandığı ve neyi ispatladığı konusunda HTS kaydının delil değeri yazımız fikir verir.
Tutuklama nedenleri: kaçma ve delil karartma
Kanun iki durumda tutuklama nedeninin var sayılabileceğini belirtir (CMK m. 100/2):
- Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması ya da kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular bulunması,
- Davranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ya da tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı girişimi konusunda kuvvetli şüphe oluşturması.
Özellikle kaçma şüphesine karşı en çok ikamet, aile, iş ve düzenli gelir bilgileri önem taşır. Buna karşılık delil karartma şüphesinde ise delillerin toplanıp toplanmadığı, tanıkların dinlenip dinlenmediği belirleyicidir.
Katalog suçlarda tutuklama zorunlu mu?
Hayır, katalog suç tutuklamayı zorunlu kılmaz. CMK m. 100/3, sayılan suçlarda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe varsa tutuklama nedeninin “var sayılabileceğini” söyler. Buna karşılık hâkim yine 100/1’deki ölçülülük şartını ve 101/2’deki gerekçe yükümlülüğünü gözetmek zorundadır.
Katalogda yer alan başlıca suçlar şunlardır:
- Kasten öldürme, işkence, cinsel saldırı (birinci fıkra hariç) ve çocukların cinsel istismarı,
- Hırsızlık, yağma ve uyuşturucu imal ve ticareti,
- Göçmen kaçakçılığı, insan ticareti ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma (bazı fıkralar hariç),
- Devletin güvenliğine ve Anayasal düzene karşı suçlar,
- Kanunda sayılan ağır kasten yaralama hâlleri ile kadına, sağlık personeline ve öğretmenlere karşı kasten yaralama.
Ayrıca öğretmenlere karşı kasten yaralama bendini (100/3-k) kanun koyucu 2024’te ekledi. Katalogda yer almayan suçlarda ise hâkim, 100/2’deki somut olguları ayrıca göstermek zorundadır. Örneğin nitelikli dolandırıcılık bu listede yer almaz.
Ölçülülük
Ölçülülük, tutuklamanın işin önemiyle ve verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiriyle orantılı olmasıdır. Kanun, ölçülü olmayan durumda tutuklama kararı verilemeyeceğini açıkça söyler. Bu yüzden itiraz dilekçesi beklenen cezayı, suçun niteliğini ve tutuklulukta geçen süreyi bu başlık altında ele alır.
Tutuklama Yasağı ve Adli Kontrol Seçeneği
Kanun bazı suçlarda tutuklamayı tamamen yasaklar. Yalnızca adli para cezası gerektiren suçlarda ve üst sınırı iki yılı geçmeyen hapis cezası gerektiren suçlarda tutuklama kararı verilemez (CMK m. 100/4). Vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar bu yasağın istisnasıdır.
Tutuklama yasağının uygulandığı hâllerde bile hâkim adli kontrol kararı verme yetkisine sahiptir (CMK m. 109/2). Ayrıca tutuklama nedenleri bulunsa da hâkim tutuklama yerine adli kontrolü seçme yetkisine sahiptir (109/1). Kanun ayrıca ağır hastalık, engellilik, gebelik veya doğumdan itibaren altı ay geçmemiş olma hâllerinde adli kontrol seçeneğini özel olarak düzenler (109/4).
Örneğin imza, yurt dışına çıkış yasağı ve konuttan çıkmama, adli kontrol yükümlülükleri arasındadır. Elektronik izlemeyle uygulanan yükümlülükleri elektronik kelepçe yazımızda ayrıntılı anlattık. Gebe veya küçük çocuğu olan kadınların infaz sürecine ilişkin kurallar için 0-6 yaş çocuğu olan kadın hükümlü yazımıza bakabilirsiniz.
Bununla birlikte adli kontrol yükümlülüğüne isteyerek uymayan kişi hakkında hâkim derhâl tutuklama kararı verme yetkisine sahiptir (CMK m. 112/1). Bu yüzden tutuklamaya itirazda önerilen yükümlülüklerin gerçekçi olması önemlidir.
Tutuklama Kararında Bulunması Gereken Gerekçe
Tutuklama kararı, kanunun saydığı dört unsuru somut olgulara dayanarak göstermek zorundadır. Bunlar kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedeni, tedbirin ölçülülüğü ve adli kontrolün yetersizliğidir (CMK m. 101/2). Gerekçesi eksik veya kalıp ifadelerden oluşan karar, tutuklamaya itirazın en güçlü dayanağıdır.
Üstelik kanun bu yükümlülüğü yalnız ilk tutuklama kararı için koymaz. Tutukluluğun devamı ve tahliye isteminin reddi kararlarında da hâkim aynı dört unsuru açıkça göstermek zorundadır. Adli kontrolün neden yetersiz kalacağını gösterme şartı (101/2-d) 2021 değişikliğiyle (7331 sayılı Kanun) metne girdi.
Sorgu, müdafi ve kararın bildirilmesi
Savcı soruşturmada tutuklama istemiyle şüpheliyi sulh ceza hâkimliğine sevk eder. Kovuşturmada ise mahkeme savcının istemiyle veya kendiliğinden karar verir (CMK m. 101/1). Tutuklama istenen kişi, seçtiği ya da barodan görevlendirilen müdafiin yardımından yararlanma hakkına sahiptir (101/3).
Ardından hâkim kararı sözlü olarak bildirir ve bir örneğini yazılı verir. Tutuklama kararı verilmezse kişi derhâl serbest kalır (101/4). Ayrıca hâkim, tutuklama ve uzatma kararlarını tutuklunun bir yakınına veya belirlediği kişiye gecikmeden bildirir. Tutuklu yabancıysa ve yazılı itirazı yoksa hâkim durumu konsolosluğa bildirir (CMK m. 107).
Tutuklamaya İtiraz Süresi: İki Hafta
Tutuklamaya itiraz süresi, kararın öğrenildiği günden itibaren iki haftadır (CMK m. 268/1). Eski metindeki yedi günlük süreyi 7499 sayılı Kanun iki haftaya çıkardı. Değişiklik 1/6/2024’te yürürlüğe girdi. Yedi gün yazan kaynaklar bu değişiklikten önceki metne dayanır.
Ayrıca süre karar tarihinden değil, ilgilinin kararı öğrendiği günden başlar. Tutuklama kararı genellikle sorgu sırasında yüzüne karşı açıklandığından, şüpheli için öğrenme günü çoğu zaman karar günüdür. Buna karşılık kararı daha sonra öğrenen ilgililer için başlangıç günü farklıdır.
Süreyi takvim üzerinde görmek için hukuki süre hesaplama aracımızdan yararlanmak mümkündür. Ancak hesaplama, kararın öğrenildiği günün doğru belirlenmesine bağlıdır.
Süre geçtiyse tutuklu ne yapar?
İki haftalık süre geçse bile tutuklu çaresiz kalmaz. Şüpheli veya sanık her aşamada tahliye talebinde bulunma hakkına sahiptir (CMK m. 104/1). Ayrıca soruşturmada sulh ceza hâkimi tutukluluğu en geç 30 günde bir inceler. Dolayısıyla bu kararların her birine karşı yeniden itiraz yolu açık kalır.

Tutuklamaya İtiraz Nereye Yapılır?
Tutuklamaya itiraz eden kişi, dilekçesini kararı veren hâkimliğe veya mahkemeye verir; zabıt kâtibinin tutanağa geçirdiği bir beyan da yeterlidir (CMK m. 268/1). Buna karşılık dosyayı inceleyen merci, kararı kimin verdiğine göre değişir. Bu nedenle doğrudan inceleme merciine verilen dilekçe kanundaki usule uymaz.
Tutanakla yapılan itirazda beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. Kanun, tutuklunun bulunduğu kurumdan yapacağı başvurulara ilişkin özel hükmü (CMK m. 263) ayrıca saklı tutar.
Tutuklamaya itiraz mercileri tablosu
| Kararı veren | İtirazı inceleyen merci | Dayanak |
|---|---|---|
| Sulh ceza hâkimliği (tutuklama ve adli kontrol) | Yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi | CMK m. 268/3-b |
| Sulh ceza işlerine bakan asliye ceza hâkimi | Ağır ceza mahkemesi başkanı | CMK m. 268/3-b |
| Asliye ceza mahkemesi | Yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesi | CMK m. 268/3-c |
| Ağır ceza mahkemesi veya başkanı | Numara olarak izleyen daire; tek daire varsa en yakın ağır ceza mahkemesi | CMK m. 268/3-c |
| Naip hâkim | Mensup olduğu ağır ceza mahkemesinin başkanı | CMK m. 268/3-d |
Öte yandan son numaralı ağır ceza dairesinin kararını birinci daire inceler. Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ceza dairesinin ilk derece sıfatıyla verdiği kararlarda da benzer bir sıralama uygulanır (268/3-e). Ağır ceza mahkemelerinin görev alanı için ağır ceza mahkemesi hangi davalara bakar yazımıza bakabilirsiniz.
Soruşturma evresinde tutuklamaya itiraz
Soruşturmada tutuklama kararını sulh ceza hâkimliği verir. 2021 değişikliğinden (7331 sayılı Kanun) beri bu kararlara itirazı yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler. Oysa daha önce sulh ceza hâkimlikleri birbirinin kararını incelerdi. Bazı kaynaklar hâlâ eski kuralı aktarır; bu nedenle merciyi güncel metinden kontrol etmek gerekir.
Anayasa Mahkemesi, eski sistemdeki bu “yatay itiraz” yöntemini Hikmet Kopar ve diğerleri kararında incelemişti. Mahkeme o dönemde tarafsızlık ve etkili başvuru şikâyetlerini açıkça dayanaktan yoksun bularak kabul edilemez saymıştı (AYM Genel Kurul, B. No: 2014/14061, 8/4/2015). Güncel merci kuralı ise artık 268/3-b’dir.
Kovuşturma evresinde tutukluluğa itiraz
İddianamenin kabulünden sonra tutukluluk hakkında yargılamayı yapan mahkeme karar verir. Örneğin asliye ceza mahkemesinin tutukluluğun devamı kararına itirazı ağır ceza mahkemesi inceler. Ağır ceza mahkemesinin kararına itirazda ise numara olarak izleyen daire merci olur.

Tutuklamaya İtiraz Kimler Yapabilir?
Tutuklamaya itiraz hakkı başta şüpheli veya sanığa ve onun müdafiine aittir. Kanun itirazı genel olarak “ilgililere” tanır (CMK m. 268/1). Savcı da tutuklama talebinin reddine ya da tahliye kararına karşı itiraz etme yetkisine sahiptir. İtiraz dilekçesini vermek için müdafi şart değildir; tutuklu kendisi de itiraz eder.
Buna karşılık tutuklunun eşi, anne-babası veya çocukları açısından durum daha belirsizdir. Kanun “ilgili” kavramını ayrıca tanımlamaz. Bu yüzden yakınların kendi adlarına verdiği dilekçenin nasıl değerlendirileceği tartışmaya açıktır. En sağlam yol, itirazı tutuklunun kendisinin veya müdafiinin yapmasıdır. Yakınlar ise belgelerin toplanmasında önemli bir destek sağlar.
Tutuklu yakınları için bu süreç çoğu zaman ağır ve belirsiz geçer. Ancak itiraz, tahliye talebi ve 30 günlük inceleme gibi yolların her birinin kendine özgü bir işlevi vardır. Yolları sırasıyla ve belgeye dayanarak kullanmak, tek bir dilekçeye bütün beklentiyi bağlamaktan daha gerçekçidir.
Tutuklamaya İtirazın İncelenmesi ve Sonuçlanma Süresi
Kararı veren hâkim itirazı yerinde görürse kendi kararını düzeltir; görmezse dosyayı en çok üç gün içinde inceleme merciine gönderir (CMK m. 268/2). Ardından merci kural olarak duruşma yapmadan karar verir. Ancak kanun merci için gün olarak bir süre koymaz; kararın mümkün olan en kısa sürede verilmesini ister (271/3).

Tutuklamaya itiraz tutukluluğu durdurur mu?
Hayır. İtiraz, kararın yerine getirilmesini kendiliğinden durdurmaz (CMK m. 269). Yani tutuklu, itirazın sonucunu tutukevinde bekler. Kararı veren veya inceleyecek merci, kararın yerine getirilmesinin geri bırakılmasına karar verme yetkisine sahiptir. Ancak bu yetkinin kullanılması istisnaidir.
Savcının görüşü ve üç günlük cevap hakkı
Merci itirazı savcıya ve karşı tarafa bildirme, gerekirse inceleme ve araştırma yapma yetkisine sahiptir (CMK m. 270/1). Tutukluluğa itirazda merci savcıdan görüş alırsa bu görüşü şüpheliye, sanığa veya müdafiine bildirmek zorundadır. Bunlar üç gün içinde kendi görüşlerini bildirme hakkına sahiptir (270/2).
Bu kuralın arka planında Anayasa Mahkemesinin 2013 tarihli Firas Aslan ve Hebat Aslan kararı yer alır (B. No: 2012/1158, 21/11/2013). Olayda tutukluluğun devamına yapılan itirazı merci dosya üzerinden reddetmişti. Merci savcının yazılı görüşünü almış, ancak bu görüşü başvuruculara bildirmemişti. AYM, silahların eşitliği gereği tarafların beyanlarının birbirine bildirilmesi ve cevap imkânı tanınması gerektiğini belirterek ihlal kararı verdi.
Ayrıca aynı kararda AYM, itirazın her durumda duruşmalı incelenmesinin zorunlu olmadığını da belirtti. Mahkeme ayrıca uzun tutukluluk süresi ve yetersiz gerekçe nedeniyle kişi özgürlüğü hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Karar 2013 tarihlidir; bugünkü güvence ise doğrudan 270/2’de yer alır.
Merci hangi kararları verir?
Merci itirazı yerinde görürse itiraz konusu hakkında da karar verir (CMK m. 271/2). Bu durumda örneğin tahliyeye veya tutuklama yerine adli kontrole hükmeder. İtirazı yerinde bulmazsa reddeder.
Merciin itiraz üzerine verdiği kararlar kesindir (271/4). Bunun tek istisnası, ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararıdır. Örneğin savcının itirazı üzerine merci şüpheliyi tutuklarsa, şüpheli bu karara itiraz etme hakkına sahiptir. Kesin karardan sonra ise tahliye talebi ve tutukluluk incelemesi yolları açık kalır.
Tutuklamaya itiraz kaç günde sonuçlanır?
Kanun bu soruya gün olarak cevap vermez. Kesin olan tek süre, kararı veren hâkimin dosyayı en çok üç gün içinde merciye göndermesidir. Merci kararını mümkün olan en kısa sürede verir. Bazı kaynaklardaki kesin gün sayıları kanuna dayanmaz; tahliye talebindeki üç günlük karar süresi ise farklı bir kuraldır.
Tutuklamaya İtiraz Dilekçesinde Ele Alınacak Noktalar
Tutuklamaya itiraz dilekçesi, yalnızca suçsuzluk iddiasına değil, tutuklama kararının dört unsuruna yönelmelidir. Bu nedenle dilekçe kuvvetli şüpheyi, tutuklama nedenini, ölçülülüğü ve adli kontrolün yeterliliğini ayrı başlıklar altında, somut belgelerle tartışmalıdır. Oysa kalıp dilekçeler bu unsurları çoğu zaman karşılamaz.
Tutuklamaya itiraz dilekçesinin iskeleti
- Başlık ve taraflar: Kararı veren hâkimliğin veya mahkemenin adı, dosya numarası, şüpheli veya sanığın kimlik bilgileri.
- İtiraz edilen karar: Kararın tarihi ve öğrenme tarihi; sürenin iki hafta içinde olduğu.
- Kuvvetli şüphe: Delillerin çelişkileri, eksikleri ve şüpheliyle bağlantısı.
- Tutuklama nedeni: Kaçma veya delil karartma şüphesini çürüten somut olgular.
- Ölçülülük: Beklenen ceza, suçun niteliği ve tutuklulukta geçen süre.
- Adli kontrol önerisi: Uygulamaya elverişli somut yükümlülükler ve bunların neden yeterli olduğu.
- Talep: Tahliye, olmadığı takdirde adli kontrol altında serbest bırakma.
Kontrol listesi
- Kararın gerekçesi 101/2’nin dört bendini somut olgularla gösteriyor mu, yoksa kalıp ifadelerden mi oluşuyor?
- Kaçma şüphesine karşı ikamet, aile, iş ve kendiliğinden teslim olma gibi bilgiler var mı?
- Savcılık delilleri topladı mı, tanıkları dinledi mi?
- Suç tutuklama yasağı kapsamında mı (100/4)?
- Ağır hastalık, engellilik veya gebelik gibi bir durum var mı (109/4)?
- Dosyada kısıtlama kararı varsa, bu kısıtlama savunmayı nasıl etkiliyor?
Eklenmesi yararlı belgeler
| Belge | Hangi unsuru destekler? |
|---|---|
| Tutuklama kararı ve sorgu tutanağı | Gerekçe eksikliği ve kuvvetli şüphe |
| İkametgâh, işyeri ve SGK kaydı | Kaçma şüphesinin bulunmadığı |
| Aile durumu ve bakmakla yükümlü olunan kişiler | Kaçma şüphesi ve ölçülülük |
| Sağlık raporu | 109/4 kapsamındaki durumlar |
| Zararın giderildiğine ilişkin belgeler | Ölçülülük (etkisi somut olaya bağlıdır) |
Tutuklamaya itiraz sürecine ilişkin bilgilendirme
Tutuklamaya itirazda hangi unsurun öne çıkarılacağı, dosyadaki delillere, kararın gerekçesine ve tutuklunun kişisel durumuna göre değişir. Somut dosyanın hukuki açıdan değerlendirilmesi için bir avukata danışılması gerekebilir.
Tahliye Talebi ve Tutukluluk İncelemesi
Tutuklamaya itiraz dışında iki yol daha vardır. Tutuklu her aşamada tahliye isteme hakkına sahiptir ve hâkim bu talebe üç gün içinde karar verir (CMK m. 104-105). Ayrıca soruşturmada sulh ceza hâkimi tutukluluğu en geç 30 günde bir inceler (108/1). Her iki yolda verilen ret kararına da itiraz mümkündür.
Tahliye talebi
Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilmesini isteme hakkına sahiptir (CMK m. 104/1). Hâkim bu isteme üç gün içinde kabul, red veya adli kontrol şeklinde cevap verir. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda bu süre yedi gündür (105/1).
Ancak duruşma dışında verilen bu kararlarda hâkim savcının, şüphelinin, sanığın veya müdafiin görüşünü almaz. Dosya bölge adliye mahkemesinde veya Yargıtay’dayken salıverilme istemine ilgili daire dosya üzerinden karar verir (104/3). Bu nedenle tahliye talebi, yeni bir delil veya değişen bir durum ortaya çıktığında özellikle işlevseldir.
30 günlük tutukluluk incelemesi
Soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, savcının istemi üzerine tutukluluğun devamının gerekip gerekmediğini en geç otuzar günlük sürelerle inceler (CMK m. 108/1). Bu incelemede hâkim şüpheliyi veya müdafiini dinler. Şüpheli de bu süre içinde incelemeyi kendisi isteme hakkına sahiptir (108/2).
Buna karşılık kovuşturma evresinde hâkim veya mahkeme tutukluluk hakkında her oturumda karar verir. Koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında veya 30 günlük süre içinde kendiliğinden karar verir (108/3). “30 günde bir” ifadesi bu nedenle bir üst sınırdır; mahkeme tutukluluğu daha sık da değerlendirir.
Savcının serbest bırakması ve kovuşturmaya yer olmadığı kararı
Soruşturmada savcı tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varırsa şüpheliyi kendiliğinden serbest bırakır (CMK m. 103/2). Savcı ayrıca şüphelinin adli kontrol altında serbest bırakılmasını sulh ceza hâkiminden ister. Savcının kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermesi hâlinde de şüpheli serbest kalır.
Azami Tutukluluk Süreleri
Kanun tutuklulukta geçecek süreye üst sınır koyar. Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde süre en çok 1 yıldır; zorunlu hâllerde mahkeme bunu 6 ay uzatır. Ağır ceza işlerinde süre en çok 2 yıldır; uzatma toplam 3 yılı, bazı suçlarda 5 yılı geçemez (CMK m. 102).
| Evre ve iş türü | Azami süre | Dayanak |
|---|---|---|
| Toplam süre: ağır ceza dışı işler | 1 yıl; zorunlu hâllerde 6 ay uzatma | CMK m. 102/1 |
| Toplam süre: ağır ceza işleri | 2 yıl; uzatma toplam 3 yıl | CMK m. 102/2 |
| TCK 2. Kitap 4. Kısım 4-7. bölüm suçları ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar | Uzatma toplam 5 yıl | CMK m. 102/2 |
| Soruşturma: ağır ceza dışı / ağır ceza işleri | 6 ay / 1 yıl | CMK m. 102/4 |
| Soruşturma: 4-7. bölüm, Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki ve toplu suçlar | 1 yıl 6 ay; gerekçeyle 6 ay uzatma | CMK m. 102/4 |
Hâkim süreyi uzatmadan önce savcının, şüpheli veya sanığın ve müdafiin görüşünü alır (102/3). Çocuklarda süreler daha kısadır: 15 yaşını doldurmamışlarda yarı, 18 yaşını doldurmamışlarda dörtte üç oranında uygulanır (102/5).
Ancak azami süre bir hedef değil, aşılamayacak sınırdır. Yani tutukluluğun bu sınırın altında kalması, makul olduğu anlamına gelmez. Firas Aslan kararında AYM, makul süreyi aşan tutukluluğu ve yetersiz gerekçeyi ihlal saymıştı.
Tutuklamaya İtirazdan Sonra Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru
Tutuklamaya itiraz reddedildikten sonra kişi özgürlüğü hakkının ihlal edildiğini düşünen kişi, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkına sahiptir. Başvuru süresi, başvuru yollarının tüketildiği tarihten itibaren 30 gündür (6216 sayılı Kanun m. 47/5). Önce itiraz yolunun kullanılması şarttır.
Başvuru yollarını tüketme şartı
Kanun, bireysel başvurudan önce idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmesini ister (6216 sayılı Kanun m. 45/2). Bu yüzden tutuklama kararına itiraz etmeden doğrudan AYM’ye gitmek, başvurunun kabul edilemez sayılmasına yol açar. Haklı mazeret hâlinde, mazeretin kalkmasından itibaren 15 gün içinde başvuru mümkündür.
Hikmet Kopar ve diğerleri kararında AYM, bu kuralın önemini başka bir yönden de gösterdi. Mahkemeye göre kanuni gözaltı süresinin aşıldığı iddiasını inceleyecek yer, CMK m. 141’e göre açılacak tazminat davasıdır. Bu nedenle bu dava etkili bir hukuk yoludur ve AYM, bu yol tüketilmeden yapılan bireysel başvuruyu incelemez.
Tutukluluk devam ederken 30 günlük sürenin hangi karardan itibaren işleyeceği, dosyanın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir. Bu konuda en güvenli yaklaşım, itirazın reddi kararının öğrenildiği tarihi esas alarak süreyi kaçırmamaktır.
AYM tutuklamayı nasıl denetler?
Anayasa Mahkemesi L.C.E. kararında tutuklamayı belirli bir sırayla denetlediğini gösterdi (B. No: 2022/42369, 26/2/2025). Mahkeme önce kanuni dayanağa, ardından suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtiye bakar. Daha sonra tutuklama nedenlerinin olgusal temelini, yani meşru amacı inceler. Son olarak tedbirin ölçülü olup olmadığını değerlendirir.
AYM bu kararda isnat edilen suçun ağırlığını kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biri saydı. Katalog suç olmasının tutuklama nedeni varsayımını desteklediğini, mağdur ve tanıklar üzerinde baskı ihtimalinin de meşru amaç olduğunu belirtti. Başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun buldu. Karar, itiraz dilekçesinin bu dört aşamalı teste göre kurulması gerektiğini gösterir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi boyutu
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de kişi özgürlüğünü ve tutulmanın hukuka uygunluğunun denetlenmesini güvence altına alır. AYM, Firas Aslan kararında AİHM’in Nikolova/Bulgaristan ve Ceviz/Türkiye kararlarına atıf yaptı. AİHM’e başvuru süresi ve koşulları ayrı kurallara tabidir; bu kuralları başvuru tarihindeki resmî metinden kontrol etmek gerekir.
Haksız Tutuklama Tazminatı
Kanuna aykırı tutuklanan, tutuklandıktan sonra kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya beraat kararı alan kişi Devletten tazminat isteme hakkına sahiptir (CMK m. 141). Kişi bu istemi, kararın kesinleştiğinin tebliğinden itibaren 3 ay ve her hâlde kesinleşmeden itibaren 1 yıl içinde ileri sürmelidir (142/1).
Ayrıca kanun tazminat hakkı tanıyan durumları ayrı ayrı sayar. Bunlardan biri doğrudan itiraz hakkıyla ilgilidir: Yakalama, adli kontrol veya tutuklama işlemine karşı kanundaki başvuru imkânlarından yararlandırılmayan kişi de tazminat ister (141/1-k). Tutuklanması yakınlarına bildirilmeyen veya tutuklama nedeni kendisine açıklanmayan kişi de bu kapsamdadır.
7499 sayılı Kanun bu alanda iki önemli değişiklik yaptı. Birincisi, konutu terk etmeme veya tedavi gibi bazı adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra beraat eden kişiye de tazminat hakkı tanıdı (141/1-l). İkincisi, beraat, kovuşturmaya yer olmadığı kararı ve fazla tutukluluk hâllerinde istemlerin 6384 sayılı Kanun hükümlerine göre Tazminat Komisyonuna gönderilmesini öngördü (142/2). Komisyon usulünün ayrıntıları ayrı bir inceleme konusudur.
Tutuklamaya İtirazda Sık Yapılan Hatalar
Tutuklamaya itirazda en sık hatalar; süreyi yedi gün sanmak, dilekçeyi doğrudan inceleme merciine vermek, yalnızca suçsuzluk iddiasıyla yetinmek ve savcı görüşüne süresinde cevap vermemektir. Ancak kanun metnini ve kararı dikkatle okumak bu hataların çoğunu önler.
- Eski süreye güvenmek: Süre 1/6/2024’ten beri iki haftadır; ancak iki haftayı beklemek yerine itirazı erken hazırlamak daha sağlıklıdır.
- Başlangıç gününü yanlış belirlemek: Kanun “öğrenme” gününü esas alır.
- Yanlış yere başvurmak: Dilekçenin muhatabı kararı veren hâkimlik veya mahkemedir.
- Yalnızca “suçsuzum” demek: Kuvvetli şüphe, neden, ölçülülük ve adli kontrol ayrı ayrı tartışılmalıdır.
- Savcı görüşünü cevapsız bırakmak: Bildirilen görüşe üç gün içinde cevap verme hakkı vardır.
- Katalog suçta tutuklamayı zorunlu sanmak: Kanun yalnızca bir varsayım öngörür.
- Bireysel başvuruda sırayı karıştırmak: Önce itiraz yolunu tüketmek, sonra 30 gün içinde AYM’ye başvurmak gerekir.
- Tazminat sürelerini kaçırmak: 3 ay ve 1 yıllık süreler ayrıca takip edilmelidir.
Kurgusal örnek olay
Kurgusal bir örnekte, bir şüpheli bir işyerinden hırsızlık yaptığı iddiasıyla gözaltına alınır. Savcı tutuklama talebiyle şüpheliyi sulh ceza hâkimliğine sevk eder. Bunun üzerine hâkimlik, suçun katalogda yer aldığını ve kaçma şüphesini belirterek tutuklama kararı verir. Ancak karar, adli kontrolün neden yetersiz kalacağını açıklamaz.
Şüphelinin müdafii, ertesi hafta kararı veren hâkimliğe itiraz dilekçesi verir. Özellikle dilekçede şüphelinin aynı adreste uzun süredir oturduğunu, düzenli bir işi bulunduğunu ve kamera kayıtlarının zaten dosyaya alındığını belgeleriyle gösterir. Ayrıca imza ve yurt dışı çıkış yasağı yükümlülüklerini önerir. Hâkimlik kararını düzeltmez ve dosyayı asliye ceza hâkimine gönderir.
Daha sonra merci savcıdan görüş alır ve bu görüşü müdafiye bildirir. Ardından müdafi üç gün içinde cevap verir. Merci, dosyadaki olgulara göre itirazı kabul ederek adli kontrole hükmedebileceği gibi reddetme yetkisine de sahiptir. Öte yandan ret hâlinde müdafi, yeni gelişmeleri tahliye talebiyle ve 30 günlük incelemede yeniden ileri sürer.
Tutukluluk sürecine ilişkin bilgilendirme
Tutuklamaya itiraz, tahliye talebi, tutukluluk incelemesi ve bireysel başvuru arasındaki sıra ile süreler her dosyada farklı biçimde işler. Bu tür süreçlerde doğru yol, olayın özelliklerine ve mevcut belgelere göre değişir. Somut durumun değerlendirilmesi için bir avukattan görüş alabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Kavram olarak tutuklamaya itiraz
Tutuklamaya itiraz nedir?
Tutuklamaya itiraz, tutuklama veya tutukluluğun devamı kararını başka bir hâkime inceleten başvuru yoludur. Kanun bu hakkı CMK m. 101/5 ve 104/2’de tanır; usulü ise 267-271. maddeler düzenler.
Tutuklama kararına itiraz hakkım var mı?
Evet, tutuklama kararına itiraz hakkınız vardır. CMK m. 101/5, tutuklama hakkında verilen kararlara itiraz yolunu açıkça tanır.
Tutukluluğun devamı kararına itiraz mümkün mü?
Evet, mümkündür. CMK m. 104/2, tutukluluğun devamı veya salıverme kararlarına itiraz yolunu açar. 30 günlük incelemede veya duruşmada verilen devam kararları da bu kapsamdadır.
Tahliye talebinin reddine itiraz mümkün mü?
Evet, tahliye talebini reddeden karara itiraz mümkündür (CMK m. 105). Bu durumda da ret kararının öğrenilmesinden itibaren iki haftalık itiraz süresi işler.
Tutuklamaya itiraz ile tahliye talebi arasındaki fark nedir?
İtiraz, verilmiş bir kararı başka bir merciye denetletir ve iki haftalık süreye bağlıdır. Tahliye talebi ise süreye bağlı değildir; tutuklu her aşamada aynı hâkimden salıverilmesini ister ve hâkim üç gün içinde karar verir (CMK m. 104-105).
İki haftalık tutuklamaya itiraz süresi
Tutuklamaya itiraz süresi kaç gün?
Süre iki haftadır. Süre, kararın öğrenildiği günden itibaren işler (CMK m. 268/1).
Tutuklamaya itiraz süresi 7 gün mü, 2 hafta mı?
Güncel süre iki haftadır. 7499 sayılı Kanun eski yedi günlük süreyi iki haftaya çıkardı ve değişiklik 1/6/2024’te yürürlüğe girdi. Yedi gün yazan kaynaklar eski metne dayanır.
İtiraz süresi ne zaman başlar?
Süre, kararın ilgili tarafından öğrenildiği gün başlar. Kanun karar tarihini değil, öğrenme gününü esas alır. Örneğin sorguda yüzüne karşı açıklanan kararda bu gün çoğu zaman karar günüdür.
İtiraz süresini kaçırırsam ne yapabilirim?
Süre geçse bile tahliye talebi yolu açıktır. Tutuklu her aşamada salıverilmesini isteme hakkına sahiptir (CMK m. 104/1). Ayrıca 30 günlük incelemede verilen yeni devam kararına karşı yeniden itiraz mümkündür.
Tutuklamaya itiraz kaç günde sonuçlanır?
Kanun merci için gün olarak bir süre öngörmez. Kararı veren hâkim dosyayı en çok üç gün içinde merciye gönderir (268/2). Merci ise kararını mümkün olan en kısa sürede verir (271/3).
Tutuklamaya itiraz mercii
Tutuklamaya itiraz nereye yapılır?
İtiraz eden kişi dilekçesini kararı veren hâkimliğe veya mahkemeye verir (CMK m. 268/1). Ancak o hâkim kararını düzeltmezse dosyayı kanunun gösterdiği inceleme merciine gönderir.
Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama kararına itirazı kim inceler?
Yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler (CMK m. 268/3-b). Bu kuralı 2021 değişikliği (7331 sayılı Kanun) getirdi. Sulh ceza işlerine asliye ceza hâkimi bakıyorsa merci ağır ceza mahkemesi başkanıdır.
Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama kararına itirazı yine sulh ceza hâkimliği mi inceler?
Hayır. Tutuklama ve adli kontrol kararlarında 2021’den beri merci asliye ceza hâkimidir. Numara olarak izleyen sulh ceza hâkimliğine gitme kuralı, sulh ceza hâkimliğinin diğer kararları için geçerlidir (268/3-a).
Asliye ceza mahkemesinin tutukluluk kararına itirazı kim inceler?
Dilekçenin muhatabı asliye ceza mahkemesidir; itirazı ise yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesi inceler (CMK m. 268/3-c).
Ağır ceza mahkemesinin tutukluluk kararına itirazı kim inceler?
Numara olarak izleyen ağır ceza dairesi inceler. Son numaralı dairenin kararını birinci daire inceler; tek daire bulunan yerde merci en yakın ağır ceza mahkemesidir (268/3-c).
Dilekçeyi doğrudan inceleme merciine vermek doğru mu?
Hayır, kanun dilekçenin kararı veren mercie verilmesini öngörür. Kararı veren hâkim önce itirazı değerlendirir; yerinde görmezse dosyayı merciye kendisi gönderir.
Dilekçe yerine sözlü itiraz mümkün mü?
Evet, zabıt kâtibinin tutanağa geçirdiği bir beyanla itiraz mümkündür (CMK m. 268/1). Tutanaktaki beyanı ve imzayı hâkim veya mahkeme başkanı onaylar.
Tutuklamaya itiraz hakkı kimde?
Tutuklamaya itiraz hakkı kime aittir?
İtiraz hakkı başta şüpheli veya sanığa ve müdafiine aittir. Kanun hakkı genel olarak ilgililere tanır. Savcı ise tutuklama talebinin reddine ve tahliye kararına karşı itiraz eder.
Tutuklunun ailesi itiraz edebilir mi?
Bu konu tartışmaya açıktır; kanun ilgili kavramını ayrıca tanımlamaz. En sağlam yol, itirazı tutuklunun kendisinin veya müdafiinin yapmasıdır. Bununla birlikte aile, belgelerin toplanmasında önemli destek sağlar.
Tutuklamaya itiraz için avukat şart mı?
Hayır, avukat zorunlu değildir; bu yüzden tutuklu itirazı kendisi de yapar. Bununla birlikte tutuklama istenen kişi seçtiği veya barodan görevlendirilen müdafiin yardımından yararlanma hakkına sahiptir (CMK m. 101/3).
Savcı tutuklama talebinin reddine itiraz edebilir mi?
Evet, savcı bu karara itiraz etme hakkına sahiptir. Bu durumda merci itirazı yerinde görürse şüphelinin tutuklanmasına kendisi karar verir.
Savcının itirazı üzerine tutuklanan kişi itiraz edebilir mi?
Evet. Merciin itiraz üzerine verdiği kararlar kural olarak kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararına itiraz mümkündür (CMK m. 271/4).
Tutuklamaya itiraz sonrası inceleme
İtiraz edince tutuklu serbest kalır mı?
Hayır, itiraz tutukluluğu kendiliğinden sona erdirmez. Çünkü itiraz kararın yerine getirilmesini durdurmaz (CMK m. 269); bu nedenle tutuklu sonucu tutukevinde bekler.
Tutuklamaya itiraz duruşmalı mı incelenir?
Hayır, merci kural olarak duruşma yapmadan karar verir (CMK m. 271/1). Gerekirse savcıyı, ardından müdafiyi dinler. AYM de Firas Aslan kararında itirazın her durumda duruşmalı incelenmesinin zorunlu olmadığını belirtti.
Savcının görüşü bana bildirilir mi?
Evet. Merci tutukluluğa itirazda savcıdan görüş alırsa bu görüşü şüpheliye, sanığa veya müdafiine bildirmek zorundadır. Bunlar üç gün içinde kendi görüşlerini sunma hakkına sahiptir (CMK m. 270/2).
İtiraz kabul edilirse ne olur?
Merci itiraz konusu hakkında da karar verir (CMK m. 271/2). Örneğin tutuklunun tahliyesine veya tutuklama yerine adli kontrole hükmeder.
İtiraz reddedilirse ne olur?
Tutukluluk devam eder ve merciin ret kararı kesindir (271/4). Bu aşamadan sonra tahliye talebi, 30 günlük inceleme ve şartları varsa Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolları kalır.
İtirazın reddine tekrar itiraz mümkün mü?
Hayır, merciin itiraz üzerine verdiği karar kesindir (CMK m. 271/4). Tek istisna, merciin ilk kez verdiği tutuklama kararıdır.
Tutuklamaya itiraz dilekçesinde nelere değinilmeli?
Dilekçe kuvvetli şüpheyi, tutuklama nedenini, ölçülülüğü ve adli kontrolün yeterliliğini ayrı ayrı tartışmalıdır. Bunlar CMK m. 101/2’nin tutuklama kararında aradığı dört unsurdur. Ayrıca ikamet, iş ve aile durumunu gösteren belgeleri eklemek yararlıdır.
Tutuklamanın şartları
Tutuklama şartları nelerdir?
Tutuklama için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeni birlikte bulunmalıdır. Ayrıca tedbir, beklenen ceza veya güvenlik tedbiriyle ölçülü olmalıdır (CMK m. 100/1).
Kuvvetli suç şüphesi ne demek?
Kuvvetli suç şüphesi, kişinin suçu işlediğini gösteren somut delillerin bulunmasıdır. Bu nedenle kanun, şüphenin olgulara değil somut delillere dayanmasını şart koşar.
Tutuklama nedenleri nelerdir?
Kaçma, saklanma veya kaçma şüphesini uyandıran somut olgular ile delil karartma ya da tanık ve mağdur üzerinde baskı girişimi şüphesidir (CMK m. 100/2). Katalog suçlarda ise kanun bu nedenlerin var sayılabileceğini öngörür (100/3).
Katalog suçta tutuklama zorunlu mu?
Hayır, zorunlu değildir. CMK m. 100/3, katalog suçlarda tutuklama nedeninin var sayılabileceğini söyler. Hâkim yine ölçülülüğü ve adli kontrolün neden yetmediğini göstermek zorundadır.
Hangi suçlarda tutuklama yapılamaz?
Yalnızca adli para cezası gerektiren suçlarda ve üst sınırı iki yılı geçmeyen hapis cezası gerektiren suçlarda tutuklama yasaktır (CMK m. 100/4). Vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar bu yasağın dışındadır.
Tutuklama kararında hangi gerekçe olmalı?
Kararda kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedeni, ölçülülük ve adli kontrolün yetersizliği somut olgularla gösterilmelidir (CMK m. 101/2). Bu yükümlülük tutukluluğun devamı ve tahliye isteminin reddi kararları için de geçerlidir.
Adli kontrol tutuklama yerine uygulanır mı?
Evet, tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adli kontrol kararı verme yetkisine sahiptir (CMK m. 109/1). Dolayısıyla itirazda somut adli kontrol yükümlülükleri önermek önemlidir.
Hamile veya ağır hasta kişi tutuklanır mı?
Kanun bu kişiler için tutuklama yerine adli kontrol seçeneğini özel olarak düzenler. Ağır hastalık, engellilik, gebelik veya doğumdan itibaren altı ay geçmemiş olma hâllerinde hâkim adli kontrole hükmetme yetkisine sahiptir (CMK m. 109/4).
Tahliye talebi, inceleme ve süreler
Tahliye talebine kaç günde karar verilir?
Hâkim tahliye talebine üç gün içinde karar verir (CMK m. 105/1). Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda bu süre yedi gündür.
Tutukluluk incelemesi kaç günde bir yapılır?
Soruşturmada sulh ceza hâkimi tutukluluğu en geç otuzar günlük sürelerle inceler (CMK m. 108/1). Buna karşılık kovuşturmada mahkeme her oturumda ve gerektiğinde oturumlar arasında karar verir.
Tutukluluk incelemesinde şüpheli dinlenir mi?
Evet. Soruşturma evresindeki incelemede sulh ceza hâkimi şüpheliyi veya müdafiini dinleyerek karar verir (CMK m. 108/1). Şüpheli de incelemeyi bu süre içinde kendisi isteme hakkına sahiptir.
Tutukluluk süresi en fazla ne kadar?
Ağır ceza dışı işlerde süre en çok 1 yıldır; zorunlu hâllerde mahkeme bunu 6 ay uzatır. Ağır ceza işlerinde süre 2 yıldır; uzatma toplam 3 yılı, bazı suçlarda 5 yılı geçemez (CMK m. 102).
Soruşturma aşamasında en fazla ne kadar tutuklu kalınır?
Ağır ceza dışı işlerde 6 ay, ağır ceza işlerinde 1 yıl. Ancak kanunda sayılan bazı suçlarda süre 1 yıl 6 aydır ve hâkim gerekçe göstererek bunu 6 ay uzatır (CMK m. 102/4).
Çocuklarda tutukluluk süreleri farklı mı?
Evet. 15 yaşını doldurmamış çocuklarda süreler yarı, 18 yaşını doldurmamış çocuklarda dörtte üç oranında uygulanır (CMK m. 102/5).
Tutuklanınca aileye haber verilir mi?
Evet. Hâkim, tutuklama ve uzatma kararlarını tutuklunun bir yakınına veya belirlediği kişiye gecikmeden bildirir (CMK m. 107). Ayrıca tutuklu yabancıysa ve yazılı itirazı yoksa hâkim durumu konsolosluğa bildirir.
Anayasa Mahkemesi ve tazminat
Tutuklamaya karşı Anayasa Mahkemesine başvuru mümkün mü?
Evet, kişi özgürlüğü hakkının ihlal edildiğini düşünen kişi bireysel başvuru yapma hakkına sahiptir. Ancak önce itiraz gibi kanuni başvuru yollarının tamamını tüketmesi gerekir (6216 sayılı Kanun m. 45/2).
Bireysel başvuru süresi ne kadar?
Süre, başvuru yollarının tüketildiği tarihten itibaren 30 gündür (6216 sayılı Kanun m. 47/5). Ancak haklı mazeret hâlinde, mazeretin kalkmasından itibaren 15 gün içinde başvuru mümkündür.
AYM’ye gitmeden önce itiraz şart mı?
Evet, şarttır. Kanun idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının önce tüketilmesini ister. Bu nedenle itiraz etmeden doğrudan AYM’ye başvurmak, başvurunun kabul edilemez sayılmasına yol açar.
AYM tutuklamada neye bakar?
AYM sırasıyla kanuni dayanağa, suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtiye, tutuklama nedenlerinin olgusal temeline ve ölçülülüğe bakar. Mahkeme bu testi L.C.E. kararında (B. No: 2022/42369) uyguladı.
Beraat eden tutuklu tazminat alabilir mi?
Evet. Kanuna uygun tutuklandıktan sonra beraat eden veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı alan kişi Devletten tazminat isteme hakkına sahiptir (CMK m. 141/1-e). Ayrıca 7499 sayılı Kanun bu istemler için Tazminat Komisyonu yolunu öngördü (142/2).
Haksız tutuklama tazminatı ne zamana kadar istenir?
Kişi istemini, kararın kesinleştiğinin tebliğinden itibaren 3 ay ve her hâlde kesinleşmeden itibaren 1 yıl içinde ileri sürmelidir (CMK m. 142/1).
Kaynakça
Mevzuat
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 100-109, 112, 141, 142, 267-271. mevzuat.gov.tr
- 7499 sayılı Kanun, m. 12, 13, 37, 40, RG 12.03.2024, S. 32487. resmigazete.gov.tr
- 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, m. 45-47. mevzuat.gov.tr
Yargı kararları
- Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No: 2012/1158, K.T. 21/11/2013.
- Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, Hikmet Kopar ve diğerleri, B. No: 2014/14061, K.T. 8/4/2015, RG 8/7/2015, S. 29410.
- Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, L.C.E., B. No: 2022/42369, K.T. 26/2/2025.
Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın özellikleri, yürürlükteki mevzuat ve güncel yargı kararları değerlendirmeyi değiştirebilir. Metin tek başına hukuki danışmanlık veya somut olaya özgü hukuki görüş yerine geçmez.







