Hizmet tespit davası, işverenin Sosyal Güvenlik Kurumuna hiç bildirmediği ya da eksik bildirdiği çalışmaların mahkeme kararıyla sigortalı hizmet olarak kayda geçmesini sağlayan davadır. Dayanağı 5510 sayılı Kanunun m. 86/9 hükmüdür. Kanun bu dava için hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayan 5 yıllık hak düşürücü bir süre öngörür. Bu rehber şartları, tarafları, süreyi, delilleri ve Yargıtay’ın güncel kararlarını anlatır.
Özet
- Dayanak: 5510 sayılı Kanun m. 86/9; 2008 öncesi dönemler için mülga 506 sayılı Kanun m. 79/10.
- Süre: Dava, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılmalıdır. Yargıtay bu süreyi resen gözetilen hak düşürücü süre olarak kabul eder.
- Mahkeme: İş mahkemesi; iş mahkemesi olmayan yerde asliye hukuk mahkemesi (7036 m. 2/3, m. 5).
- Ön şartlar: Arabuluculuk dava şartı değildir (7036 m. 3/1). Kanun SGK’ya ön başvuruyu da şart koşmaz (7036 m. 4/1).
- SGK’nın rolü: Davacı davayı işverene karşı açar; mahkeme davayı Kuruma resen ihbar eder ve Kurum davalı yanında fer’i müdahil olur (7036 m. 4/2).
Hizmet Tespit Davası Nedir?
Hizmet tespit davası, sigortasız ya da eksik bildirimle çalışan işçinin fiilî çalışmasını SGK kayıtlarına işletmesini sağlayan bir tespit davasıdır. İşçi, çalıştığı süreleri ve bu sürelerdeki kazancını mahkeme kararıyla ispat eder. Mahkemenin kararında belirttiği gün sayısı ve kazanç toplamı, Kurum kayıtlarında esas alınır (5510 m. 86/9).
Uygulamada aynı dava için “hizmet tespiti davası”, “sigortasız çalışmanın tespiti” veya “SGK hizmet tespit davası” ifadelerine de rastlarsınız. Hepsi aynı hukuki yolu anlatır. Davanın amacı bir alacak tahsil etmek değil, sigortalılık geçmişini düzeltmektir. Bu nedenle davanın sonucu emeklilik, işsizlik ödeneği ve diğer sigorta haklarında belirleyici rol oynar.
Hukuki dayanak: 5510 m. 86/9 ve 506 m. 79/10
Hüküm, aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işverence verilmeyen sigortalıları kapsar. Çalışması Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar da kapsamdadır. Bu kişiler çalıştıklarını hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde iş mahkemesinde ilamla ispatlarsa, Kurum mahkeme kararındaki kazanç toplamlarını ve prim ödeme gün sayılarını esas alır (5510 m. 86/9). Bu fıkradaki “muhtasar ve prim hizmet beyannamesi” ibaresini 6728 sayılı Kanun 2016’da ekledi.
Fıkranın öncülü, mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun m. 79/10 hükmüdür. Yargıtay, 2008 öncesine uzanan çalışmalarda iki hükmü birlikte dayanak gösterir. Her iki düzenleme de aynı 5 yıllık süreyi ve aynı mantığı içerir. Süre, belgeleri işverence verilmeyen veya çalışması Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için işler.
Hizmet tespiti ile diğer SGK tespit davaları
Sosyal güvenlik alanında birden fazla tespit davası türü vardır. Hizmet tespiti, işverenin bildirmediği çalışmayı konu alır. Sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti, ilk sigortalı çalışmanın tarihine yöneliktir ve çoğu zaman doğrudan Kurum kaydını hedefler. Prime esas kazancın tespiti ise çalışmanın değil, bildirilen ücretin gerçeğe uygun olup olmadığını tartışır. İş kazası ve meslek hastalığına ilişkin tespit davaları ise ayrı kurallara tabidir.
Hizmet Tespit Davası Hangi Durumlarda Gündeme Gelir?
Hizmet tespit davası, işçinin çalıştığı bir dönemin SGK kayıtlarına hiç yansımadığı, geç yansıdığı ya da eksik gün veya eksik kazançla yansıdığı durumlarda gündeme gelir. Hepsinde ortak nokta, fiilî çalışma ile Kurum kaydı arasındaki farktır. Bu farkı kapatmanın yolu mahkeme kararıdır.
Uygulamada en sık rastlanan durumlar şunlardır:
- Hiç bildirilmeyen çalışma: İşçi aylarca veya yıllarca çalıştığı hâlde işveren onu hiç sigortalı göstermemiştir.
- Geç giriş: İşçi işe başladıktan bir süre sonra işe giriş bildirgesi verilmiştir; aradaki dönem kayıtlarda görünmez.
- Erken çıkış: İşçi çalışmaya devam ettiği hâlde işveren çıkış bildirmiştir.
- Eksik gün: Ayın tamamında çalışan işçi için daha az gün bildirilmiştir.
- Eksik kazanç: Gerçek ücret yerine daha düşük bir tutar bildirilmiştir.
- Sigortalılık başlangıcı: İlk çalışmanın tarihi Kurum kaydından daha eskidir.
Bu farkları görmenin en pratik yolu, e-Devlet üzerinden alınan SGK hizmet dökümünü kontrol etmektir. Dökümdeki giriş ve çıkış tarihleri ile ayrılış kodlarının ne anlama geldiğini SGK işten çıkış kodları yazımızda ayrıntılı olarak açıkladık.
Hizmet Tespit Davasının Şartları
Hizmet tespit davasının başarıya ulaşması için dört unsur birlikte aranır. İşçi bir işverene bağlı olarak fiilen çalışmış olmalı ve işveren bu çalışmayı Kuruma hiç ya da eksik bildirmiş olmalıdır. Ayrıca işçi davayı 5 yıllık süre içinde açmalı ve çalışmayı inandırıcı delillerle ispatlamalıdır.
| Şart | İçeriği | Dayanak |
|---|---|---|
| Hizmet akdiyle çalışma | İşçi, bir işverene bağlı olarak ve ücret karşılığında fiilen çalışmış olmalıdır. | 5510 m. 4/1-a, m. 7/1-a |
| Bildirim eksikliği | İşveren belgeleri vermemiş ya da çalışmayı Kurum tespit etmemiş olmalıdır. | 5510 m. 86/9 |
| Süre | Dava, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılmalıdır. | 5510 m. 86/9; 506 m. 79/10 |
| İspat | Davacı çalışmanın varlığını, süresini ve mümkünse ücretini; bordro tanığı, komşu işyeri tanığı ve belgelerle ortaya koymalıdır. | Yargıtay uygulaması |
Kanun, 4/1-a sigortalısı için sigorta hak ve yükümlülüklerinin çalışmaya başlanan tarihten itibaren başladığını kabul eder (5510 m. 7/1-a). İşveren de işçiyi kural olarak sigortalılık başlangıcından önce işe giriş bildirgesiyle Kuruma bildirmek zorundadır (5510 m. 8/1). Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi işçinin hakkını ortadan kaldırmaz. Ancak işçi, bildirilmeyen dönemi kanundaki süre içinde mahkemede ispat etmek zorundadır.
Hizmet Tespit Davasında Taraflar ve SGK’nın Konumu
Hizmet tespit davasında davacı, bildirilmeyen çalışmayı ileri süren sigortalıdır; davalı ise işverendir. SGK, işveren aleyhine açılan bu davalarda kural olarak davalı değildir. Mahkeme davayı Kuruma resen ihbar eder ve Kurum davaya davalı yanında fer’i müdahil sıfatıyla girer (7036 m. 4/2).
Hizmet tespit davasında davacı kimdir?
Bu hakka, çalışmanın Kurum kayıtlarına geçmesinden doğrudan yararlanacak olan sigortalı sahiptir. Birçok kaynak, sigortalının ölümünden sonra hak sahiplerinin de bu davayı açma imkânı bulunduğunu yazar. Bununla birlikte hak sahiplerinin durumunu somut dosya üzerinden ayrıca değerlendirmek gerekir.
Hizmet tespit davasında davalı kimdir?
Davacı, davayı bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen işverene karşı açar. Kanun, hizmet tespiti talebiyle işveren aleyhine açılan davaların Kuruma resen ihbar edilmesini öngörür. Kurum bu davalarda davalı yanında fer’i müdahil sıfatını alır. Taraflar başvurmasa bile kanun yoluna gitme hakkına sahiptir ve kesinleşen kararı uygulamakla yükümlüdür (7036 m. 4/2).
Kurumun davaya katılması, kararın Kurum kayıtlarına doğrudan yansımasını sağlar. Öte yandan Kurum, davada çoğu zaman hak düşürücü süre itirazını ileri sürer ve aleyhine verilen kararları temyiz eder. Örneğin aşağıda özetlenen bir kararda Yargıtay, ilk derece ve istinaf aşamasında kabul gören davada fer’i müdahil Kurumun temyizi üzerine bozma kararı verdi.
Bazı taleplerde ise Kurum doğrudan davalıdır. Örneğin yalnız sigortalılık başlangıç tarihinin Kurum kaydına göre düzeltilmesini isteyen bir davada Yargıtay, Kurumun davalı olduğu bir dosyayı inceledi. Bu ayrım çoğu kaynakta kurulmaz; oysa davalının doğru belirlenmesi davanın esasa girmesi için önem taşır.
Hizmet Tespit Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Hizmet tespit davasında görevli mahkeme iş mahkemesidir. İş mahkemesi kurulmamış yerlerde asliye hukuk mahkemesi davaya iş mahkemesi sıfatıyla ve 7036 sayılı Kanunun usulüne göre bakar. Yetkili mahkeme ise davalının yerleşim yeri ya da işin yapıldığı yer mahkemesidir (7036 m. 2/3, m. 5, m. 6).
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, iş mahkemelerinin görev alanını üç grupta toplar. İlk grup, hizmet sözleşmesinden doğan hukuk uyuşmazlıklarıdır. İkinci grup, Kurumun veya İŞKUR’un taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik uyuşmazlıklarıdır. Üçüncü grup ise diğer kanunların iş mahkemesini görevli saydığı uyuşmazlıklardır (m. 5/1). Ayrıca 5510 sayılı Kanun da kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıkları iş mahkemelerine bırakır (5510 m. 101).
Yetki bakımından işçi, işverenin yerleşim yeri mahkemesinde veya fiilen çalıştığı işyerinin bulunduğu yer mahkemesinde dava açma hakkına sahiptir. Birden fazla davalı varsa davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (7036 m. 6). Örneğin Yalova’daki bir şantiyede çalışan işçi, işvereni başka ilde olsa bile davasını Yalova’da açma hakkına sahiptir.
Hizmet Tespit Davasında Arabuluculuk ve SGK’ya Ön Başvuru
Hizmet tespit davası açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu değildir. Kanun dava şartı arabuluculuğu işçi ve işveren alacağı, tazminat ve işe iade davalarıyla sınırlar (7036 m. 3/1). Hizmet tespiti bu sayımda yer almaz. SGK’ya ön başvuru da gerekmez; kanun bu talepleri açıkça istisna tutar (7036 m. 4/1).

Arabuluculuk neden dava şartı değil?
7036 sayılı Kanun m. 3/1, kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade taleplerinde arabulucuya başvurmayı dava şartı yapar. 7445 sayılı Kanun 2023’te bu kapsama, aynı alacaklarla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarını da ekledi. Hizmet tespiti ise bir alacak veya tazminat talebi değildir; işçinin sigortalılık kaydının düzeltilmesine yöneliktir.
Kanunda “hizmet tespiti” ibaresi açıkça geçmez. Sonuç, bu davanın m. 3/1’deki sayımın dışında kalmasından çıkar. Bu yazıda yer alan dört Yargıtay kararının hiçbirinde de arabuluculuk son tutanağı aranmadı. Bazı kaynaklar hizmet tespitinde önce zorunlu arabuluculuğa gidilmesi gerektiğini yazar; bu anlatım kanunun sayımıyla örtüşmez. Dava şartı arabuluculuğun kapsamını zorunlu arabuluculuk yazımızda ayrıca ele aldık.
Buna karşılık aynı çalışma ilişkisinden doğan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı veya ücret alacağı davalarında arabuluculuk dava şartıdır. İşe iade talebinde de durum aynıdır; bu sürecin işleyişini işe iade davası yazımızda anlattık. Öte yandan iş kazası ve meslek hastalığından doğan tazminat ile bunlarla ilgili tespit davaları da kanun gereği arabuluculuk dışında kalır (7036 m. 3/3). Bu davaların özelliklerini iş kazası tazminat davası yazımızda inceledik.
SGK’ya ön başvuru neden gerekmez?
7036 sayılı Kanun m. 4/1, sosyal güvenlik mevzuatından doğan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce Kuruma başvurmayı zorunlu tutar. Kurumun 60 gün içinde cevap vermemesi, kanuna göre ret anlamına gelir. Ancak aynı hüküm, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti taleplerini açıkça bu zorunluluğun dışında bırakır.
Dolayısıyla işçi, SGK’ya dilekçe verip 60 gün beklemeden doğrudan iş mahkemesinde dava açma hakkına sahiptir. Kuruma başvurmak yasak değildir; ancak bu başvuru dava şartı olmadığı için davayı geciktirme gerekçesi olmamalıdır.
Hizmet Tespit Davasında 5 Yıllık Hak Düşürücü Süre
Hizmet tespit davası, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılmalıdır (5510 m. 86/9). Yargıtay bu süreyi hak düşürücü süre olarak nitelendirir ve mahkeme süreyi taraflar ileri sürmese bile kendiliğinden gözetir. Süre geçmişse mahkeme davayı esasa girmeden reddeder.

Süre ne zaman başlar? Hesaplama örneği
Süre, işten ayrılış gününden değil, çalışmanın geçtiği takvim yılının sonundan başlar. Bu nedenle her yılın çalışması için ayrı bir son gün ortaya çıkar. Kesintisiz devam eden bir çalışma iddiasında ise Yargıtay, sürenin kesintisiz çalışmanın sona erdiği yılın sonundan başladığını kabul eder.
| Kurgusal durum | Sürenin başlangıcı | Son yıl |
|---|---|---|
| İşçi 2019 yılının birkaç ayında sigortasız çalıştı ve işten çıktı. | 2019 yılının sonu | 2024 yılının sonu |
| İşçi 2016 yılında sigortasız çalıştı, 2017 yılında bildirimli olarak aynı işyerinde aralıksız devam etti ve 2018 yılında işten çıktı. | Kesintisizlik ispatlanırsa 2018 yılının sonu | 2023 yılının sonu |
| İşçi 2020 ve 2022 yıllarında aynı işyerinde ayrı ayrı mevsimlik dönemlerde çalıştı. | Her dönem için kendi yılının sonu | Her dönem için ayrı ayrı |
Süreyi hesaplarken yalnız kendi hesabınıza güvenmemeniz yararlı olur. Takvim üzerinde süre hesabı için sitemizdeki hukuki süre hesaplama aracını kullanmanız mümkündür. Ancak kesintisizlik veya mevsimlik çalışma tartışması bulunan dosyalarda başlangıç tarihini belirleyen husus, hesap değil delildir.
Zamanaşımı mı, hak düşürücü süre mi?
İnternette sık görülen “hizmet tespit davası zamanaşımı” ifadesi teknik olarak yanlıştır. Zamanaşımını ancak karşı taraf ileri sürer; hak düşürücü süreyi ise mahkeme kendiliğinden dikkate alır. Yargıtay’ın yerleşik görüşü, 5 yıllık sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu yönündedir. Bu nedenle işverenin itiraz etmemesi veya çalışmayı kabul etmesi süreyi kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Kanun hizmet tespiti için 5 yıldan farklı bir dava süresi öngörmez. Öte yandan işçilik alacaklarındaki zamanaşımı süreleri ayrı bir konudur; hizmet tespitinde bu sürelerin yeri yoktur.
Sürenin işlemediği haller
Kanun 5 yıllık süreyi, belgeleri işverence verilmeyen veya çalışması Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için öngörür. Bu nedenle Yargıtay belgelerin varlığına özel bir önem verir. İşveren işe giriş bildirgesi veya dönem bordrosu gibi belgeleri Kuruma vermişse ya da Kurum çalışmayı tespit etmişse, Kurumun öğrendiği ve sonrasında kesintisiz devam eden çalışmalarda süre geçmiş olmaz. Bu durumda çalışma Kurumun bilgisi dâhiline girmiştir; tartışma süre değil, ispat üzerinde yoğunlaşır.
Blok (kesintisiz) çalışma ve dairedeki karşı oy
Uygulamada en çok tartışılan konu, işe giriş bildirgesinden önce başlayan ve bildirgeden sonra da aralıksız devam eden çalışmalardır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2025 tarihli kararlarında çoğunluk görüşü açıktır. Bildirim öncesi çalışma bildirge tarihini de kapsayacak şekilde kesintisiz sürmüşse, süre kesintisiz çalışmanın sona erdiği yılın sonundan başlar. Ancak bu çalışma da sona ermiş ve üzerinden 5 yıl geçmişse mahkeme davayı süreden reddeder.
Ancak aynı kararlarda istikrarlı bir karşı oy da yer alır. Karşı oya göre, blok hâlindeki bir çalışmanın bir bölümü Kuruma bildirilmişse çalışma bölünmez bir bütündür. Dolayısıyla işveren belgelerden birini vermişse veya Kurum çalışmayı tespit etmişse önceki dönem için de hak düşürücü süre işlemez. Çoğunluk görüşü, yukarıda anılan 2025 tarihli üç kararda tutarlıdır. Bununla birlikte karşı oyun varlığı, konunun tamamen kapanmadığını gösterir ve dosyada bu görüşün de savunulmasına imkân tanır.
Mevsimlik ve kesintili çalışmada süre
Yargıtay’a göre işe giriş bildirgesi ve bordrolar kural olarak sigortalının imzasını taşır. Bu nedenle birden fazla giriş bildirgesi ve kısmi bildirimler kesintili çalışma karinesi oluşturur. Bu karinenin aksini işçi ancak eş değerde delille ispatlar; tanık beyanı tek başına yetmez. Karine çürütülemezse süre her çalışma dönemi için ayrı ayrı hesaplanır. Yargıtay bu ilkeyi açıklarken bir Hukuk Genel Kurulu kararına da atıf yapar.
SGK’ya şikâyet ve Kurum denetiminde 1 yıl sınırı
Sigortasız çalıştığını SGK’ya bildiren işçinin şikâyeti üzerine Kurum denetim elemanları işyerinde inceleme yapar. Ancak kanun bu denetime bir sınır koyar. Denetim elemanlarının işyerinde fiilen yaptığı ve kayıt veya belgeye dayanmayan tespitlerde Kurum, bildirilmeyen hizmet veya kazancın en fazla tespit tarihinden geriye bir yıllık kısmını esas alır (5510 m. 86/8). Daha eski çalışmaların kayda geçmesi için mahkeme yolu gerekir.
Şikâyetin 5 yıllık hak düşürücü süreyi durdurup durdurmadığı konusunda açık bir düzenleme bulunmaz. 7036 m. 4/1’deki süre durması, Kuruma ön başvuru gereken davalar için düzenlenmiştir ve hizmet tespiti bu ön başvurudan istisnadır. Bu nedenle şikâyet sonucunu beklerken süreyi kaçırmamak için davayı süre içinde açmak en güvenli yoldur.
Hizmet tespitine ilişkin bilgilendirme
Hak düşürücü sürenin başlangıcı, kesintisiz çalışma iddiası ve delillerin yeterliliği her dosyada farklı sonuç doğurur. Bu nedenle somut durumun hukuki değerlendirmesi için bir avukatın görüşüne başvurmanız yararlı olur.
1999 Öncesi Hizmet Tespit Davası, 1 Günlük Tespit ve EYT
1999 öncesi çalışmalar için hizmet tespit davası açmak mümkündür; ancak 5 yıllık hak düşürücü süre ve ispat kuralları bu dönemde de aynen geçerlidir. Yargıtay, EYT açısından önem taşıyan birkaç günlük veya birkaç aylık başlangıç farkları için açılan davalarda da süreyi ve delil yeterliliğini titizlikle arar.
Sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti
Sigortalılık başlangıç tarihi, emeklilik şartlarının belirlenmesinde önemli bir eşiktir. Bu nedenle bazı işçiler, ilk çalışmalarının Kurum kaydındaki tarihten daha eski olduğunu ileri sürerek başlangıç tarihinin tespitini ister. Yargıtay’ın 2025 tarihli bir kararında dershane öğretmeni olarak çalışan davacı, işe girişinin 01.09.1999 olduğunu, ancak işe giriş bildirgesinin 02.11.1999 tarihli verildiğini ileri sürdü. İlk derece mahkemesi davayı hak düşürücü süre nedeniyle reddetti; Daire bu sonucu onadı.
1 günlük hizmet tespit davası
“1 günlük hizmet tespit davası” ifadesi, sigortalılık başlangıcını öne çekmek amacıyla tek bir günlük çalışmanın tespitini isteyen davaları anlatır. Böyle bir dava açmak hukuken mümkündür. Ancak Yargıtay’ın 2024 tarihli bir kararında 1990 tarihli işe giriş bildirgesi Kuruma 1993’te ulaşmıştı. Ayrıca işveren o döneme ait bordroları vermemişti ve dinlenen tanıklar bordro tanığı değildi. Mahkeme 1 günlük çalışmanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetti ve Daire kararı onadı.
Bu karar pratik bir ders verir: Kuruma geç ulaşan bir işe giriş bildirgesi, tek başına sigortalılık başlangıcını ispatlamaya her zaman yetmez. Bordro tanığı, komşu işyeri tanığı ve dönemin kayıtları gibi destekleyici kanıtlar dosyanın kaderini belirler.
EYT ve hizmet tespiti ilişkisi
7438 sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici m. 95, kamuoyunda EYT olarak bilinen düzenlemedir. 08.09.1999 öncesinde sigortalılık başlangıcı bulunması, bu düzenleme açısından önem taşır. Bu nedenle 1999 öncesi çalışmalar için hizmet tespiti talepleri son yıllarda arttı. Bununla birlikte geçici m. 95’in kapsamı ve diğer koşulları bu yazının konusu değildir. Ayrıca davacı hizmet tespit davasını kazansa bile emeklilik için diğer koşulları da sağlamak zorundadır.
Hizmet Tespit Davasında İspat ve Deliller
Hizmet tespit davasında çalışmanın varlığını, süresini ve kazancını ispat yükü kural olarak davacı işçidedir. Ancak bu davalar kamu düzenine ilişkin olduğundan hâkim yalnız tarafların delillerine bağlı kalmaz; Kurum kayıtlarını, işyeri dosyasını ve bordroları getirterek resen araştırma yapma yetkisine sahiptir.

Mahkemenin resen araştırması
Yargıtay, hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin olduğunu ve hâkimin resen araştırma yapma yetkisi bulunduğunu vurgular. Bu nedenle mahkeme, işyerinin Kurumdaki dosyasını, dönem bordrolarını, işe giriş bildirgelerini ve işyeri kayıtlarını getirtir. Ayrıca bordrolarda adı geçen kişileri ve komşu işyerlerinde çalışanları tanık olarak dinler. Davacı da bu araştırmanın yönünü belirleyen kişi ve kayıtları dilekçesinde açıkça göstermelidir.
Bordro tanığı
Bordro tanığı, davacının çalıştığını ileri sürdüğü dönemde aynı işyerinde çalışan ve adı Kuruma verilen bordrolarda görünen kişidir. Bu tanık, işyerindeki çalışmasını resmî kayıtla ispatladığı için mahkemeler beyanına daha fazla ağırlık verir. Yargıtay, 1 günlük tespit talebini reddeden kararı onarken dinlenen tanıkların bordro tanığı olmamasına özellikle dikkat çekti.
Komşu işyeri tanığı
Komşu işyeri tanığı, aynı dönemde yakındaki bir işyerinde çalışan ya da o işyerinin sahibi olan ve davacının çalışmasını dışarıdan gözlemleyen kişidir. Bordro tanığına ulaşılamayan dosyalarda bu tanıklar önem kazanır. Örneğin bir çarşıda dükkân işleten komşu esnaf, davacının yıllarca aynı işyerinde çalıştığına tanıklık etme imkânına sahiptir. Yargıtay’ın incelediği 1 günlük tespit dosyasında komşu işyeri tanığına ulaşılamaması da ret sonucunu etkileyen unsurlardan biriydi.
Belgeler ve diğer deliller
Tanık beyanını destekleyen belgeler davanın gücünü artırır. Uygulamada şu deliller öne çıkar:
- Banka üzerinden yapılan ücret ödemeleri ve dekontlar,
- İşverenle veya iş arkadaşlarıyla yapılan yazışmalar,
- İşyeri kimlik kartı, giriş-çıkış kayıtları, vardiya çizelgeleri,
- İşyerinde çalışırken çektiğiniz fotoğraflar,
- Meslek kuruluşu veya Millî Eğitim Bakanlığı gibi kurumların kayıtları,
- Varsa iş sözleşmesi ve işe giriş bildirgesi örneği.
Hiçbir delil tek başına davanın sonucunu belirlemez. Mahkeme delilleri birlikte değerlendirir ve özellikle resmî kayıtlarla çelişen anlatımları dikkatle tartar.
Hizmet tespit davasında tanık beyanı yeterli mi?
Hizmet tespitinde tanık beyanı önemli bir delildir; ancak her durumda yeterli değildir. Yargıtay’a göre birden fazla işe giriş bildirgesi veya kısmi bildirimler kesintili çalışma karinesi oluşturur. İşçi bu karinenin aksini ancak eş değerde delille ispatlar; tanık beyanı yetmez. Bu nedenle Kurum kayıtlarında kesintili bir tablo varken “aralıksız çalıştım” iddiasını yalnız tanıklarla kanıtlamak çoğu zaman sonuç vermez.
Eksik Gün, Prime Esas Kazanç ve Bağ-Kur Ayrımı
Hizmet tespit davası yalnız hiç bildirilmeyen dönemler için değil, eksik bildirilen gün sayıları için de gündeme gelir. Kanun, mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamlarını ve prim ödeme gün sayılarını esas alır. Bu nedenle eksik gün ve gerçek ücret tartışmaları da bu dava yolunun içinde yer alır (5510 m. 86/9).
Eksik gün bildirimi, örneğin ayın tamamında çalışan işçinin bazı günlerinin bildirilmemesi, hem emeklilik hem de diğer sigorta hakları bakımından sonuç doğurur. Prim günü eksikliğinin işsizlik ödeneği şartlarına nasıl yansıdığını işsizlik maaşı rehberimizde açıkladık.
Gerçek ücretin altında bildirim yapılması ise prime esas kazancın tespiti talebini gündeme getirir. Örneğin işçiye fiilen daha yüksek ücret ödenirken asgari ücret üzerinden bildirim yapılması bu kapsama girer. Kanun metni kazanç toplamlarını da mahkeme kararına bağladığı için bu talep hizmet tespitiyle yakından ilişkilidir. Gerçek ücret talebinde sürenin ve ispatın nasıl uygulanacağı ise somut dosyanın özelliklerine göre değişebilir.
Bağ-Kur (4/b) çalışmaları
5510 m. 86/9, işverenin bildirmediği çalışmaları konu alır; bu yönüyle hizmet akdine dayanan 4/1-a sigortalılığına ilişkindir. Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların, yani 4/1-b kapsamındakilerin sigortalılık uyuşmazlıkları farklı esaslara tabidir. Ayrıca 7036 m. 4/1’deki ön başvuru istisnası yalnız hizmet akdine tabi çalışmalar için geçerlidir. Dolayısıyla Bağ-Kur sigortalılığına ilişkin bir uyuşmazlıkta dava öncesinde Kuruma başvuru kural olarak zorunludur.
Hizmet Tespit Davası Süreci Adım Adım
Hizmet tespit davası birkaç aşamadan oluşur. İşçi önce hizmet dökümünü inceler, süreyi hesaplar ve delilleri toplar. Ardından iş mahkemesinde dava açar; Kurum davaya katılır, mahkeme tanık ve kayıt araştırması yapar ve karar sonrasında kanun yolları gündeme gelir. Mahkeme basit yargılama usulünü uygular (7036 m. 7/1).
- Hizmet dökümünü kontrol edin: e-Devlet’teki dökümde eksik dönemleri, geç girişi ve eksik günleri belirleyin.
- Süreyi hesaplayın: Her çalışma yılının sonuna 5 yıl ekleyin; kesintisiz çalışma iddiası varsa çalışmanın bittiği yılı esas alın.
- Delilleri toplayın: Bordro tanıklarının ve komşu işyeri çalışanlarının isimlerini, banka kayıtlarını ve yazışmaları bir araya getirin.
- Davayı açın: İşvereni davalı göstererek iş mahkemesinde dava açın; arabuluculuk ve SGK başvurusu gerekmez.
- Kurumun katılımı: Mahkeme davayı SGK’ya resen ihbar eder; Kurum fer’i müdahil sıfatıyla davaya girer.
- Araştırma ve tanıklar: Mahkeme Kurum kayıtlarını getirtir, tanıkları dinler ve gerekirse resen araştırma yapar.
- Karar ve kanun yolları: Karara karşı istinaf, ardından temyiz yolu açıktır; süre ilamın tebliğinden başlar (7036 m. 7/3, 7/4).
- Kurum uygulaması: Kesinleşen kararı Kurum uygular ve kayıtlara işler (7036 m. 4/2).
Hizmet tespit davası dilekçesinde neler yer almalı?
Dilekçede tarafların kimlik ve adres bilgileri ile işyerinin unvanı ve adresi yer almalıdır. Ayrıca çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, yapılan iş, alınan ücret ve bildirilmeyen dönemler açıkça yazılmalıdır. Ayrıca bordro tanıklarının ve komşu işyeri tanıklarının isimleri, banka ve yazışma kayıtları ile mahkemeden getirtilmesi istenen Kurum kayıtları gösterilmelidir. Kesintisiz çalışma iddiası varsa bu iddia ve dayanakları da ayrıca açıklanmalıdır.
Hizmet tespit davası ne kadar sürer?
Kanun hizmet tespit davası için belirli bir yargılama süresi öngörmez. Tanıkların sayısı, Kurum kayıtlarının gelme süresi, komşu işyeri araştırması ve kanun yolu aşamaları süreyi doğrudan etkiler. Kanun yolundaki dosyaların ivedilikle karara bağlanacağı ise kanunda yazılıdır (7036 m. 7/5). Dava açan taraf harç ve gider avansını öder; mahkeme yargılama giderlerini kural olarak haksız çıkan tarafa yükler. Harç ve avans tutarları her yıl değiştiği için güncel tarifeyi dava tarihinde kontrol etmek gerekir.
Hizmet Tespit Davası Kazanılırsa Ne Olur?
Mahkeme hizmet tespit davasını kabul edip karar kesinleştiğinde, Kurum mahkemenin belirlediği gün sayısını ve kazancı kayıtlarına işler. Kurum kesinleşen kararı uygulamakla yükümlüdür (7036 m. 4/2). Böylece tespit edilen süreler emeklilik ve diğer sigorta haklarının hesabında dikkate alınır.
Dava kazanılınca doğrudan emekli olunur mu?
Hayır. Hizmet tespit kararı yalnız eksik kalan süreleri kayda geçirir. Emeklilik için yaş, prim günü ve sigortalılık süresi gibi diğer koşulların ayrıca sağlanması ve Kuruma tahsis başvurusu yapılması gerekir. Mahkeme kararı bu koşulların yerine geçmez.
İşveren açısından sonuçlar ve primler
Kararın kayıtlara işlenmesi ve bildirilmeyen sürelere ait primlerin işverenden istenmesi uygulama aşamasıdır. Bildirim yükümlülüğüne aykırılık, işveren için ayrı yaptırımlar doğurur.
Hizmet tespiti ve işçilik alacakları
Hizmet tespiti ile işçilik alacakları farklı davalardır. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve ücret alacakları arabuluculuğa tabidir; hizmet tespiti ise değildir. Ancak hizmet tespitinde ortaya çıkan çalışma süresi, kıdem tazminatının hesabında da önem taşır. Kıdem tazminatının şartlarını ve hesabını kıdem tazminatı yazımızda, sigortasız çalışan işçinin işten çıkarılması hâlinde doğan diğer hakları ise işten çıkarılan işçinin hakları yazımızda topladık.
Davadan feragat
Davacı, davasından feragat etme hakkına sahiptir; feragat davayı sona erdirir. Feragat beyanından önce, özellikle hak düşürücü sürenin durumu ve ileride yeniden dava açma imkânı bakımından sonuçlarını değerlendirmek gerekir.
Hizmet Tespit Davasında Sık Yapılan Hatalar
Hizmet tespit davasında hak kaybının büyük kısmı sürenin yanlış hesaplanmasından ve delillerin zayıf kalmasından doğar. Süreyi işten ayrılış tarihinden saymak, SGK şikâyetine güvenmek ve yalnız yakın çevreden tanık göstermek en sık rastlanan hatalardır. Aşağıdaki liste bu riskleri özetler.
- Süreyi işten ayrılış tarihinden saymak; oysa süre hizmetin geçtiği yılın sonundan başlar,
- SGK’ya şikâyette bulunup sürenin durduğunu varsaymak,
- Yalnız akraba veya arkadaşları tanık göstermek, bordro ve komşu işyeri tanıklarını araştırmamak,
- Kesintili bildirim varken aralıksız çalışmayı yalnız tanıkla ispatlamaya çalışmak,
- Arabuluculuk son tutanağını veya SGK’nın 60 günlük cevap süresini beklemek,
- Geç ulaşan bir işe giriş bildirgesini tek başına yeterli delil saymak,
- Hizmet tespiti ile kıdem ve ihbar tazminatı davalarının usulünü karıştırmak.
Kurgusal örnek olay
Kurgusal bir örnekte, bir mobilya atölyesinde çalışan usta, ilk iki yılını sigortasız geçirir. Üçüncü yılın başında işveren işe giriş bildirgesi verir ve usta iki yıl daha aynı atölyede çalışır. Usta ayrıldıktan birkaç yıl sonra hizmet dökümünü inceler ve ilk iki yılın kayıtlarda olmadığını görür.
Usta, sürenin hangi yıldan başladığını tespit eder ve davayı kesintisiz çalışmanın sona erdiği yılın sonundan itibaren 5 yıl dolmadan açar. Dilekçesinde aynı dönemde bordroda görünen iki çalışma arkadaşını ve karşıdaki dükkânın sahibini tanık gösterir. Ayrıca ilk yıllara ait banka dekontlarını dosyaya ekler. Mahkeme Kurum kayıtlarını getirtir ve tanıkları dinler. Bu örnek tamamen kurgusaldır; her dosyanın sonucu kendi delillerine ve sürelere göre değişir.
Hizmet Tespit Davası Yargıtay Kararları
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2024 ve 2025 tarihli dört kararı, hizmet tespit davasında hak düşürücü sürenin, blok çalışmanın, kesintili çalışma karinesinin ve 1 günlük tespitin nasıl değerlendirildiğini gösterir. Üç kararda istikrarlı bir karşı oy da yer alır; bu nedenle çoğunluk ve azınlık görüşünü birlikte aktarıyoruz.
Kesintisiz çalışma iddiası süreyi kurtarmadı
Yargıtay 10. HD, E. 2025/651, K. 2025/5395, T. 10.04.2025. Davacı, 15.07.1999 ile 22.03.2005 arasında aynı fabrikada kesintisiz çalıştığını, ancak bildirimin 06.11.2002’den itibaren yapıldığını ileri sürdü. Davacı davayı 11.04.2023’te açtı. İlk derece mahkemesi davayı hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddetti, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetti. Fer’i müdahil Kurum da süreye itiraz etmişti.
Daire, oy çokluğuyla kararı onadı. Bölge adliye mahkemesinin gerekçesine göre, bildirim öncesi dönem için sigortalı hizmetlerin sona ermesinden sonra hak düşürücü süre içinde dava açılmamıştı. Karşı oy ise blok çalışmanın bölünmezliğini savundu. Karşı oya göre işveren belgelerden birini vermişse süre işlemez. Öte yandan çalışma 2005’te bitmiş, davacı ise davayı 2023’te açmıştı. Bu nedenle süreyi çalışmanın sonundan hesaplasak bile süre geçmiş görünüyordu.
Hizmet tespit davası ve birkaç aylık başlangıç farkı
Yargıtay 10. HD, E. 2025/1850, K. 2025/5055, T. 26.03.2025. Dershanede öğretmen olarak çalışan davacı, Millî Eğitim Bakanlığı hizmet cetveline göre işe girişinin 01.09.1999 olduğunu ileri sürdü. Ancak işe giriş bildirgesi 02.11.1999 tarihliydi. Davacı bu nedenle sigortalılık başlangıcının hizmet cetveline göre tespitini istedi. İlk derece mahkemesi davayı hak düşürücü süre nedeniyle reddetti, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu reddetti.
Daire, oy çokluğuyla kararı onadı. Karşı oya göre işveren 506 m. 79/10’daki belgelerden birini vermişse veya Kurum çalışmayı saptamışsa süre işlemez. Ayrıca bildirgeden önceki çalışmalar kesintisiz devam ediyorsa mahkemenin blok çalışmayı kabul etmesi gerekir. Karar, 1999 eşiği nedeniyle açılan kısa süreli başlangıç farkı davalarında da 5 yıllık sürenin uygulandığını gösterir.
Mevsimlik çalışmada kesintili çalışma karinesi
Yargıtay 10. HD, E. 2025/5026, K. 2025/11466, T. 08.09.2025. Otelde çalışan davacı, 1994’ten 01.03.2008’e kadar sigortasız çalıştığını ileri sürdü. Kurum kayıtlarında aynı işverenden yalnız 01.03.2008-30.10.2008 ve 10.01.2009-21.02.2009 dönemlerinde bildirim vardı ve çalışma mevsimlikti. Davacı davayı 17.10.2019’da açtı. İlk derece mahkemesi davayı kabul etti, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu reddetti.
Fer’i müdahil Kurumun temyizi üzerine Daire, oy çokluğuyla bölge adliye mahkemesi kararını kaldırdı ve ilk derece kararını bozdu. Gerekçeye göre bu davalar kamu düzenine ilişkindir ve hâkim resen araştırma yapar.
Daire, süre konusunda iki ilke ortaya koydu. İşveren belgeleri vermişse, Kurumun öğrendiği ve sonrasında kesintisiz süren çalışmalarda süre geçmiş olmaz. Ancak birden fazla giriş bildirgesi ve kısmi bildirimler kesintili çalışma karinesi oluşturur ve davacı bu karinenin aksini tanıkla değil, eş değer delille ispatlamak zorundadır. Somut olayda talep edilen dönemden sonra yalnız mevsimlik ve kesintili bildirimler bulunduğu için dava hak düşürücü süreye uğramıştı. Karşı oy burada da blok çalışma görüşünü tekrarladı.
Geç ulaşan işe giriş bildirgesi ve 1 günlük tespit
Yargıtay 10. HD, E. 2024/5771, K. 2024/6751, T. 12.06.2024. Davacı, 15.07.1990 tarihli işe giriş bildirgesine dayanarak o tarihte 1 gün çalıştığının ve sigortalılık başlangıcının bu tarih olduğunun tespitini istedi. Kayıtlara göre bildirge Kuruma 10.03.1993’te ulaşmış, aynı işyerinden bildirimler 01.06.1991’de başlamış ve 1990 dönem bordroları verilmemişti. Mahkemenin dinlediği tanıklar bordro tanığı değildi; mahkeme komşu işyeri tanığına da ulaşamadı.
İlk derece mahkemesi çalışmanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetti, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu reddetti. Daire, oy birliğiyle kararı onadı. Bu dosyada davalı Kurumdu. Karar, geç ulaşan bir bildirgenin destekleyici kanıt olmadan sigortalılık başlangıcını ispatlamaya yetmeyebileceğini gösterir.
Kararların birlikte değerlendirilmesi
Dört karar birlikte okunduğunda Dairenin çoğunluk görüşü tutarlıdır. Buna göre 5 yıllık süre hak düşürücüdür. Kesintisizlik iddiası süreyi yalnız kesintisiz çalışmanın bittiği yıla kadar kaydırır. Kesintili kayıtlar karşısında ise tanık beyanı yeterli değildir. Buna karşılık karşı oy da blok çalışmanın bölünmezliğini istikrarlı biçimde savunur. Dolayısıyla benzer bir dosyada çoğunluk görüşüne göre hareket etmek temel kural olmakla birlikte, karşı oydaki gerekçenin de savunma olarak ileri sürülmesi mümkündür.
Hizmet tespit davasına ilişkin değerlendirme
Sigortasız veya eksik bildirilen çalışmanın kayda geçmesi; sürenin doğru hesaplanmasına, davalının doğru belirlenmesine ve delillerin niteliğine bağlıdır. Somut durumunuzu hukuki açıdan değerlendirmek için bir avukattan görüş almanız yararlı olur.
Büromuzun iş hukuku alanındaki çalışmalarına ilişkin bilgiye Yalova iş hukuku sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Temel bilgiler ve kapsam
Hizmet tespit davası nedir?
İşverenin SGK’ya hiç bildirmediği veya eksik bildirdiği çalışmaların mahkeme kararıyla sigortalı hizmet olarak kayda geçmesini sağlayan davadır. Dayanağı 5510 sayılı Kanunun m. 86/9 hükmüdür.
Hizmet tespit davası hangi hallerde gündeme gelir?
Çalışmanın SGK kayıtlarına hiç yansımadığı, geç giriş veya erken çıkış bildirildiği, eksik gün ya da gerçek ücretin altında kazanç bildirildiği durumlarda gündeme gelir. Ortak nokta, fiilî çalışma ile Kurum kaydı arasındaki farktır.
Hizmet tespit davasının şartları nelerdir?
Öncelikle hizmet akdine dayanan fiilî bir çalışma ve bu çalışmanın Kuruma hiç ya da eksik bildirilmesi gerekir. Ayrıca davanın 5 yıllık süre içinde açılması ve çalışmanın inandırıcı delillerle ispatı şarttır (5510 m. 86/9).
Hizmet tespit davası ile sigortalılık süresinin tespiti aynı şey mi?
Tam olarak aynı değildir. Hizmet tespiti işverenin bildirmediği çalışmayı konu alır. Sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti ise ilk sigortalı çalışmanın tarihine yöneliktir ve çoğu zaman doğrudan Kurum kaydını hedefler.
Hizmet dökümünde görünmeyen çalışmamı nasıl öğrenirim?
e-Devlet üzerinden SGK hizmet dökümünüzü alıp çalıştığınız dönemlerle karşılaştırmanız gerekir. Giriş ve çıkış tarihleri, gün sayıları ve kazançlar fiilî çalışmanızla uyuşmuyorsa eksik bildirim vardır.
Eksik gün bildirimi için hizmet tespit davası açmak mümkün mü?
Evet. Kanun, mahkeme kararında belirtilen prim ödeme gün sayılarını esas aldığından ayın tamamında çalışıp eksik gün bildirilen işçi de bu yolu kullanır (5510 m. 86/9).
İşverenim sigortamı asgari ücretten gösterdi, ne yapmalıyım?
Gerçek ücretin altında yapılan bildirim, prime esas kazancın tespiti talebini gündeme getirir. 5510 m. 86/9 kazanç toplamlarını da mahkeme kararına bağlar; ancak bu talepte süre ve ispatın nasıl uygulandığı somut dosyada ayrıca değerlendirilmelidir.
Hizmet tespit davasında taraflar ve mahkeme
Hizmet tespit davasını kimler açar?
Davacı, çalışmanın kayda geçmesinden doğrudan yararlanacak olan sigortalıdır. Sigortalının ölümünden sonra hak sahiplerinin durumunun somut dosyada ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Hizmet tespit davasında davalı kim olur?
Davalı, bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen işverendir. Mahkeme davayı SGK’ya resen ihbar eder ve Kurum davalı yanında fer’i müdahil olur (7036 m. 4/2).
Hizmet tespit davasında SGK davalı mıdır?
İşveren aleyhine açılan hizmet tespiti davasında SGK kural olarak davalı değil, fer’i müdahildir (7036 m. 4/2). Buna karşılık yalnız Kurum kaydındaki sigortalılık başlangıcının düzeltilmesini isteyen davalarda Kurumun kendisi davalıdır.
SGK hizmet tespit davasında neden yer alır?
Kanun, kararın Kurum kayıtlarına doğrudan yansıması için davanın Kuruma ihbarını öngörür. Kurum fer’i müdahil olarak taraflar başvurmasa bile kanun yoluna gitme hakkına sahiptir ve kesinleşen kararı uygulamakla yükümlüdür (7036 m. 4/2).
Hizmet tespit davasına hangi mahkeme bakar?
Görevli mahkeme iş mahkemesidir (7036 m. 5; 5510 m. 101). İş mahkemesi kurulmamış yerlerde asliye hukuk mahkemesi davaya 7036 sayılı Kanunun usulüne göre bakar (7036 m. 2/3).
Hizmet tespit davasında yetkili mahkeme neresidir?
Davalı işverenin dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi ile işin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir. Birden fazla davalı varsa birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (7036 m. 6).
Arabuluculuk ve ön başvuru
Hizmet tespit davasında arabuluculuk zorunlu mu?
Hayır. Dava şartı arabuluculuk, işçi ve işveren alacağı, tazminat ve işe iade davalarına ilişkindir (7036 m. 3/1). Hizmet tespiti bu sayımda yer almadığı için arabulucuya gitmeden dava açmak mümkündür.
Hizmet tespit davasından önce SGK’ya başvurmak zorunlu mu?
Hayır. 7036 m. 4/1, hizmet akdine tabi çalışmalar nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti taleplerini Kuruma ön başvuru zorunluluğunun dışında tutar.
Hizmet tespiti ile kıdem tazminatını aynı davada istemek mümkün mü?
İki talep farklı usullere tabidir. Kıdem, ihbar ve ücret alacakları için arabuluculuk dava şartıdır; hizmet tespiti için değildir. Bu nedenle alacak talepleri için önce arabulucuya başvurmak gerekir.
Bağ-Kur çalışmaları için hizmet tespit davası açmak mümkün mü?
5510 m. 86/9 işverenin bildirmediği çalışmaları, yani hizmet akdine dayanan 4/1-a sigortalılığını konu alır. Bağ-Kur (4/1-b) uyuşmazlıkları farklı esaslara tabidir ve bu davalarda Kuruma ön başvuru kural olarak zorunludur (7036 m. 4/1).
Hak düşürücü süre
Hizmet tespit davası kaç yıl geriye gider?
Dava, her çalışma yılının sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılmalıdır (5510 m. 86/9). Bu süre geçmişse mahkeme davayı kural olarak reddeder; ancak kesintisiz çalışma ve Kuruma belge verilmesi gibi durumlar sürenin başlangıcını etkiler.
Hizmet tespit davasında zamanaşımı var mı?
Teknik olarak zamanaşımı değil, 5 yıllık hak düşürücü süre vardır. Yargıtay bu süreyi hak düşürücü kabul eder ve mahkeme süreyi taraflar ileri sürmese de kendiliğinden gözetir.
5 yıllık süre ne zaman başlar?
Süre, hizmetin geçtiği takvim yılının sonundan başlar; işten ayrılış gününden başlamaz. Örneğin 2019’da geçen bir çalışma için süre 2019 yılının sonunda başlar ve 2024 yılının sonunda dolar.
Hak düşürücü süre ile zamanaşımı arasındaki fark nedir?
Zamanaşımını ancak karşı taraf ileri sürer. Hak düşürücü süreyi ise mahkeme kendiliğinden dikkate alır. Bu nedenle işverenin itiraz etmemesi, hizmet tespitindeki 5 yıllık süreyi ortadan kaldırmaz.
Sürenin işlemediği haller ve özel durumlar
Hangi durumlarda 5 yıllık süre işlemez?
Süre, belgeleri işverence verilmeyen veya çalışması Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar içindir. Yargıtay’a göre işveren işe giriş bildirgesi veya bordro vermişse ya da Kurum çalışmayı tespit etmişse durum değişir. Bu hâlde Kurumun öğrendiği ve sonrasında kesintisiz devam eden çalışmalarda süre geçmiş olmaz.
İşverenim işe giriş bildirgesini geç verdiyse önceki dönem için dava açabilir miyim?
Evet, ancak süreye dikkat etmeniz gerekir. Yargıtay’ın çoğunluk görüşüne göre önceki çalışma bildirge tarihini de kapsayacak şekilde kesintisiz sürmüşse süre, kesintisiz çalışmanın bittiği yılın sonundan başlar.
Blok çalışma nedir, süreye etkisi var mı?
Blok çalışma, bildirgeden önce başlayıp bildirgeden sonra da aralıksız devam eden çalışmadır. Yargıtay çoğunluğu bu durumda süreyi çalışmanın bittiği yılın sonundan başlatır. Karşı oya göre ise blok çalışmada önceki dönem için süre hiç işlemez.
Mevsimlik çalışmada hak düşürücü süre nasıl hesaplanır?
Birden fazla işe giriş bildirgesi ve kısmi bildirimler kesintili çalışma karinesi oluşturur. Bu karine çürütülemezse süre her çalışma dönemi için ayrı ayrı hesaplanır (Yargıtay 10. HD, E. 2025/5026, K. 2025/11466).
SGK’ya şikâyet 5 yıllık süreyi durdurur mu?
Bu konuda açık bir düzenleme bulunmadığından şikâyete güvenmek risklidir. 7036 m. 4/1’deki süre durması Kuruma ön başvuru gereken davalar içindir ve hizmet tespiti bu başvurudan istisnadır. En güvenli yol, şikâyetten bağımsız olarak davayı süre içinde açmaktır.
SGK denetimi sigortasız çalışmayı tespit ederse kaç yıl geriye gider?
Kanun burada bir yıllık sınır öngörür. Denetim elemanlarının işyerinde fiilen yaptığı ve kayda dayanmayan tespitlerde Kurum, bildirilmeyen hizmetin en fazla tespit tarihinden geriye bir yıllık kısmını esas alır (5510 m. 86/8). Daha eski dönemler için mahkeme kararı gerekir.
İşverenin çalışmayı kabul etmesi davayı kazandırır mı?
Tek başına kazandırmaz. Hak düşürücü süreyi mahkeme kendiliğinden gözetir; ayrıca dava kamu düzenine ilişkin olduğundan hâkim işverenin beyanıyla yetinmeyip Kurum kayıtlarını ve tanıkları araştırır.
1999 öncesi, 1 günlük tespit ve EYT
1999 öncesi için hizmet tespit davası açmak mümkün mü?
Evet, mümkündür. Ancak 5 yıllık hak düşürücü süre ve ispat kuralları bu dönemde de aynen uygulanır. Yargıtay, 1999 eşiği nedeniyle açılan kısa süreli başlangıç farkı davalarında da süreyi aradı (E. 2025/1850, K. 2025/5055).
1999 öncesi çalıştığımı nasıl ispat edebilirim?
Bordro tanıkları, komşu işyeri tanıkları, dönemin işyeri kayıtları ve Millî Eğitim Bakanlığı gibi kurumların resmî kayıtları en etkili delillerdir. Kuruma geç ulaşan bir işe giriş bildirgesi tek başına çoğu zaman yeterli olmaz.
EYT için hizmet tespit davası açmak mümkün mü?
Evet. 08.09.1999 öncesinde sigortalılık başlangıcı bulunması, 5510 geçici m. 95 açısından önem taşır. Ancak davayı kazanan kişi de emeklilik için diğer koşulları ayrıca sağlamak zorundadır.
1 günlük hizmet tespit davası mümkün mü?
Evet, sigortalılık başlangıcını öne çekmek için tek günlük çalışmanın tespitini istemek mümkündür. Ancak Yargıtay, geç ulaşan bildirgeye dayanan ve bordro tanığıyla desteklenmeyen bir talebin reddini onadı (E. 2024/5771, K. 2024/6751).
1 günlük hizmet tespit davasında hak düşürücü süre uygulanır mı?
Evet. Tek günlük veya birkaç aylık başlangıç farkı için açılan davalarda da Yargıtay 5 yıllık süreyi uyguladı. Dairede blok çalışma gerekçesiyle buna karşı çıkan bir karşı oy bulunduğunu da belirtmek gerekir.
Sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti davası nedir?
İlk sigortalı çalışmanın Kurum kaydındaki tarihten daha eski olduğunun tespitini isteyen davadır. Bu tarih emeklilik koşullarında önemli bir eşik olduğu için özellikle 1999 öncesi çalışmalarda gündeme gelir.
Hizmet tespit davasında ispat ve deliller
Sigortasız çalıştığımı nasıl ispatlarım?
Bordro tanıkları, komşu işyeri tanıkları, banka ücret ödemeleri, yazışmalar, işyeri kimlik kartı, giriş-çıkış kayıtları ve fotoğraflarla ispatlarsınız. Mahkeme bu delilleri Kurum kayıtlarıyla birlikte değerlendirir.
Hizmet tespit davasında ispat yükü kimdedir?
Çalışmanın varlığını, süresini ve kazancını ispat yükü kural olarak davacı işçidedir. Ancak dava kamu düzenine ilişkin olduğu için hâkim resen araştırma yapma yetkisine de sahiptir.
Bordro tanığı nedir?
Davacının çalıştığını ileri sürdüğü dönemde aynı işyerinde çalışan ve adı Kuruma verilen bordrolarda görünen kişidir. Çalışması resmî kayıtla sabit olduğu için mahkemeler beyanına daha fazla ağırlık verir.
Komşu işyeri tanığı nedir?
Aynı dönemde yakındaki bir işyerinde çalışan ya da o işyerinin sahibi olan ve davacının çalışmasını dışarıdan gözlemleyen kişidir. Bordro tanığına ulaşılamayan dosyalarda önem kazanır.
Hizmet tespit davasını sadece tanıkla kazanmak mümkün mü?
Her durumda mümkün değildir. Kurum kayıtlarında birden fazla giriş bildirgesi veya kısmi bildirimler varsa kesintili çalışma karinesi oluşur. Yargıtay’a göre davacı bu karinenin aksini tanıkla değil, eş değer delille ispatlamak zorundadır.
İşyerinde çektiğim fotoğraflar delil olur mu?
Evet, fotoğrafları delil olarak sunmanız mümkündür; mahkeme bunları diğer delillerle birlikte değerlendirir. Ancak fotoğraf tek başına çalışmanın süresini göstermediği için tanık ve kayıtlarla desteklenmesi gerekir.
Banka maaş ödemeleri sigortasız çalışmayı ispatlar mı?
Düzenli ücret ödemelerini gösteren banka kayıtları güçlü bir yan delildir. Mahkeme bu kayıtları tanık beyanları ve Kurum kayıtlarıyla birlikte değerlendirerek çalışmanın varlığı ve süresi hakkında karar verir.
Mahkeme kendiliğinden araştırma yapar mı?
Evet. Yargıtay’a göre hizmet tespiti davaları kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle hâkim Kurum kayıtlarını, işyeri dosyasını ve bordroları getirterek resen araştırma yapar.
Hizmet tespit davası süreci ve sonuçları
Hizmet tespit davası açmak için ne yapmalıyım?
Önce hizmet dökümünüzü kontrol edip süreyi hesaplarsınız. Ardından delilleri toplar ve işvereni davalı göstererek iş mahkemesine dilekçe verirsiniz. Arabuluculuk ve SGK’ya ön başvuru gerekmez; mahkeme davayı Kuruma kendisi ihbar eder.
Hizmet tespit davası dilekçesinde neler yer almalı?
Dilekçede tarafların bilgileri, işyerinin unvanı ve adresi, çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, yapılan iş ve ücret yer almalıdır. Ayrıca bildirilmeyen dönemleri, bordro ve komşu işyeri tanıklarının isimlerini ve getirtilmesini istediğiniz kayıtları da yazmanız gerekir.
Hizmet tespit davası ne kadar sürer?
Kanun belirli bir yargılama süresi öngörmez. Tanık sayısı, Kurum kayıtlarının gelme süresi, komşu işyeri araştırması ve kanun yolu aşamaları süreyi belirler; mahkeme basit yargılama usulünü uygular (7036 m. 7/1).
Hizmet tespit davasının masrafları nelerdir?
Davayı açan taraf harç ve gider avansını öder; mahkeme yargılama giderlerini kural olarak haksız çıkan tarafa yükler. Tutarlar her yıl değiştiği için güncel tarifeyi dava tarihinde kontrol etmek gerekir.
Hizmet tespit davasında istinaf ve temyiz yolu açık mı?
Evet. 7036 m. 7/3 uyarınca HMK’nın kanun yolu hükümleri uygulanır ve kanun yolu süresi ilamın tebliğinden başlar (m. 7/4). Fer’i müdahil Kurum da taraflardan bağımsız olarak kanun yoluna başvurma hakkına sahiptir.
Hizmet tespit davası kazanılırsa ne olur?
Karar kesinleşince Kurum, mahkemenin belirlediği gün sayısını ve kazancı kayıtlarına işler. Kurum kesinleşen kararı uygulamakla yükümlüdür (7036 m. 4/2).
Hizmet tespit davası kazanılınca doğrudan emekli olunur mu?
Hayır. Karar yalnız eksik kalan süreleri kayda geçirir. Emeklilik için yaş, prim günü ve sigortalılık süresi gibi koşulların ayrıca sağlanması ve Kuruma tahsis başvurusu yapılması gerekir.
Hizmet tespit davasından feragat etmek mümkün mü?
Evet, davacı davasından feragat etme hakkına sahiptir ve feragat davayı sona erdirir. Hak düşürücü süre nedeniyle ileride yeniden dava açma imkânı kalmayabileceğinden feragatin sonuçlarını önceden değerlendirmek gerekir.
Kaynakça
Mevzuat
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, m. 4, 7, 8, 86, 101, Geçici m. 95. mevzuat.gov.tr
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, m. 2, 3, 4, 5, 6, 7. mevzuat.gov.tr
- 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu (mülga), m. 79/10.
- 6728 sayılı Kanun, m. 48 (5510 m. 86/9’a eklenen ibare, 2016).
- 7445 sayılı Kanun, m. 41 (7036 m. 3/1’e eklenen davalar, 2023).
- 7438 sayılı Kanun, m. 1 (5510 Geçici m. 95, 2023).
Yargı kararları
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/5026, K. 2025/11466, T. 08.09.2025.
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/651, K. 2025/5395, T. 10.04.2025.
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/1850, K. 2025/5055, T. 26.03.2025.
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/5771, K. 2024/6751, T. 12.06.2024.
- Kararlar karararama.yargitay.gov.tr üzerinden künyeyle aranarak erişilebilir. karararama.yargitay.gov.tr
Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın özellikleri, yürürlükteki mevzuat ve güncel yargı kararları değerlendirmeyi değiştirebilir. Metin tek başına hukuki danışmanlık veya somut olaya özgü hukuki görüş yerine geçmez.







