Malpraktis tazminat davası, hekimin veya sağlık kuruluşunun tıbbi standartlara aykırı müdahalesi nedeniyle zarar gören hastanın ya da yakınlarının maddi ve manevi zararını istediği davadır. Hastanın izleyeceği yol, müdahalenin nerede yapıldığına bağlıdır. Özel hastane ve muayenehane uyuşmazlıklarında Yargıtay, ilişkiyi vekâlet sözleşmesi sayar ve tüketici mahkemesini görevli görür. Buna karşılık devlet hastanesindeki tıbbi hatada hasta, hekime değil idareye karşı idare mahkemesinde dava açar. Bu rehber iki yolu, süreleri, onamı, komplikasyonu ve tazminat kalemlerini birlikte ele alıyor.
Kısaca
- Özel hastane ve serbest hekim: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ilişkiyi vekâlet sözleşmesi sayar; 28.05.2014’ten sonra açılan davalarda tüketici mahkemesi görevlidir. Dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (TKHK m. 73/A).
- Devlet ve kamu hastanesi: Hasta, davayı hekime değil ilgili idareye karşı açar (Anayasa m. 129/5, 657 sayılı Kanun m. 13). Önce idareye başvurmak gerekir: öğrenmeden itibaren bir yıl, her hâlde beş yıl (İYUK m. 13).
- Zamanaşımı: Vekâlet ilişkisinde beş yıl (TBK m. 147/5), haksız fiilde iki ve on yıl (TBK m. 72). Fiil suç oluşturuyorsa daha uzun ceza zamanaşımı uygulanır.
- Komplikasyon: Tıbbi kurallara uygun müdahaleye rağmen ortaya çıkan ve hastaya önceden açıklanan risk, kural olarak tazminat doğurmaz. Ancak mahkeme komplikasyon yönetimini ve aydınlatma eksikliğini ayrıca inceler.
- Onam: Genel bir “ameliyata izin veriyorum” formu her zaman yeterli olmaz. Danıştay, ameliyata özgü riskleri içermeyen formu yetersiz bularak manevi tazminatın önünü açtı.
Malpraktis Tazminat Davası Nedir?
Malpraktis tazminat davası, teşhis, tedavi, ameliyat, ilaç uygulaması veya bakım sırasında tıbbi standartlara aykırı davranış nedeniyle doğan zararın giderilmesi için açılan davadır. Davacı, hatalı müdahaleyi, zararı ve ikisi arasındaki nedensellik bağını ortaya koyar. Mahkeme sorumluluğu çoğunlukla bilirkişi veya Adli Tıp Kurumu raporuyla değerlendirir.
Günlük dilde insanlar malpraktis kelimesini “doktor hatası” anlamında kullanır. Ancak hukuken mesele, hekimin sonuçtan değil özensiz davranıştan sorumlu olmasıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bunu açıkça vurgular: Hekim, tedavinin istenen sonucu vermemesinden değil, sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın özensiz olmasından sorumludur. Daireye göre mesleki iş gören vekil en hafif kusurundan bile sorumludur. Bu nedenle tereddüt doğuran durumlarda araştırma yapmalı, koruyucu tedbir almalı ve hastayı riske sokmayan en emin yolu seçmelidir (E. 2022/5767, K. 2022/9263).
Hangi durumlar malpraktis iddiasına konu olur?
Uygulamada uyuşmazlıklar teşhis, tedavi, ameliyat, enjeksiyon, doğum takibi, acil müdahale ve sevk aşamalarında ortaya çıkar. Yargı kararlarına yansıyan örnekler şunlardır:
- Teşhis aşaması: Gebelik takibinde ileri tarama testlerinin yapılmadığı iddiası.
- Tedavi ve uygulama: Yenidoğana yapılan uygulama sonrası ciltte yanık veya kas içi iğne sonrası sinir hasarı.
- Ameliyat: Katarakt ameliyatı sonrası görme kaybı veya fıtık ameliyatı sonrası organ kaybı.
- Acil hizmet: Acil serviste hastanın kabul edilmemesi ve ambulansla sevk sağlanmaması.
- Bilgilendirme: Ameliyata özgü riskler anlatılmadan genel bir formla rıza alınması.
Bu örneklerin hepsinde mahkeme aynı soruyu sorar: Sağlık çalışanı, benzer durumdaki özenli bir meslektaşının göstereceği dikkati gösterdi mi? Mahkeme bu sorunun cevabını tıbbi kayıtlarda ve bilirkişi raporunda arar.
Malpraktis Tazminat Davasının Şartları
Malpraktis tazminat davasında hastanın kazanması için dört unsur birlikte bulunmalıdır. Bunlar tıbbi standarda aykırı bir davranış, kusur, gerçek bir zarar ve davranış ile zarar arasında nedensellik bağıdır. Kamu hastanelerinde ise mahkeme kusur yerine idarenin hizmet kusurunu inceler. Unsurlardan biri eksikse mahkeme davayı reddeder.
- Tıbbi standarda aykırılık: Müdahale, tıp biliminin genel kabul görmüş kurallarına uymamalıdır.
- Kusur: Hekim veya kuruluş özen borcunu ihlal etmelidir. Sözleşme ilişkisinde borçlu, kusursuzluğunu ispat etmedikçe zarardan sorumludur (TBK m. 112).
- Zarar: Bedensel zarar, tedavi gideri, kazanç kaybı, ölüm hâlinde destekten yoksun kalma veya manevi zarar.
- Nedensellik bağı: Zararın hatalı davranıştan doğduğu tıbben ortaya konmalıdır.
Nedensellik bağı çoğu zaman en zor unsurdur. Örneğin Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin incelediği bir dosyada raporlar acil serviste eksiklik bulunduğunu belirtti. Ancak otopsi yapılmadığı için ölüm nedeni kesinleşmedi ve ilk derece mahkemesi illiyet bağını kuramadı (E. 2024/14478, K. 2025/16777). Bu yüzden olay sonrasında tıbbi kayıtları ve gerekiyorsa otopsi gibi delilleri zamanında güvence altına almak büyük önem taşır.
Hekim ile Hasta Arasındaki Hukuki İlişki
Özel sağlık hizmetinde Yargıtay, hekim ile hasta arasındaki ilişkiyi kanunda ayrıca düzenlenmemiş bir iş görme sözleşmesi olarak görür ve vekâlet hükümlerini uygular (TBK m. 502). Bazen aynı olay haksız fiil de oluşturur. Kamu hastanesinde ise ilişki idare hukukuna tabidir ve sorumluluk idarenin hizmet kusuruna dayanır.
Vekâlet sözleşmesi ve özen borcu
Vekil, üstlendiği işi vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle yürütür. Özen ölçüsü, benzer alanda hizmet veren basiretli bir vekilin davranışıdır (TBK m. 506). Dolayısıyla mahkeme hekimin davranışını, aynı branştaki özenli bir hekimin o koşullarda yapacağıyla karşılaştırır. Vekâlet ilişkisinin hasta açısından önemli bir avantajı vardır: Borç gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe zararı giderir (TBK m. 112).
Haksız fiil ve sorumlulukların yarışması
Kusurlu ve hukuka aykırı fiille başkasına zarar veren, zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m. 49). Haksız fiilde ise zarar gören, hem zararı hem de karşı tarafın kusurunu ispatlar (TBK m. 50). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tıbbi müdahalenin hem sözleşmeye aykırılık hem de haksız fiil oluşturabileceğini kabul eder. Kurula göre bu durumda iki sorumluluk yarışır ve hasta dayanağını seçer. Hasta açıkça seçim yapmamışsa hâkim lehine olan hükümleri uygular (HGK, E. 2017/778, K. 2019/329). Kanun da sorumluluk birden çok sebebe dayanıyorsa hâkimin zarar görene en elverişli giderim imkânını sağlayan sebebe göre karar vereceğini düzenler (TBK m. 60).
Estetik müdahalelerde eser sözleşmesi tartışması
Bazı kaynaklar, estetik amaçlı müdahaleleri belirli bir sonucun taahhüt edildiği eser sözleşmesi olarak nitelendirir. Bu görüşe göre eser sözleşmesindeki süreler gündeme gelir. Kanun, yüklenicinin ağır kusuru dışında eser sözleşmesinden doğan alacaklara beş yıllık zamanaşımı uygular (TBK m. 147/6). Ayrıca ayıplı eserde yüklenicinin ağır kusuru varsa yirmi yıllık süre öngörür (TBK m. 478). Ancak Yargıtay hekimlik sözleşmesine yerleşik olarak vekâlet hükümlerini uygular. Estetik müdahalede eser hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı ise tartışmalıdır. Bu nedenle “ağır kusurda yirmi yıl” bilgisini her tıbbi hata için geçerli bir kural gibi görmemek gerekir.
Rıza alınmadan yapılan müdahale
Hastanın rızası alınmadan yapılan müdahalelerde bazı davacılar vekâletsiz iş görme hükümlerine ve on yıllık genel zamanaşımına dayanır. Ancak Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, gebelik takibinde aydınlatma eksikliği iddia edilen 2026 tarihli bir dosyada bu savunmayı kabul etmedi. Daire, ilişkiyi vekâlet olarak nitelendirdi ve beş yıllık zamanaşımının dolduğunu onadı (E. 2025/5817, K. 2026/2817). Dolayısıyla davacının, uzun süreye güvenerek davayı geciktirmesi ciddi risk taşır.
Özel Hastanede Malpraktis Tazminat Davası
Özel hastanede, özel tıp merkezinde veya muayenehanede yaşanan tıbbi hatada hasta; hastaneyi işleten kişiye, hatalı müdahaleyi yapan hekime veya ikisine birlikte dava açar. Davanın görüldüğü yer, Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımına göre tüketici mahkemesidir. Tüketici mahkemesine gitmeden önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır.
Kime karşı malpraktis tazminat davası açmak gerekir?
Özel hastane, hekim ve diğer sağlık çalışanlarının işi yürütürken verdiği zarardan yardımcı kişi sıfatıyla sorumludur (TBK m. 116/1). Uzmanlık gerektiren ve izinle yürütülen bir hizmette, yardımcı kişilerin fiilinden sorumlu olunmayacağına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür (TBK m. 116/3). Bu nedenle hastanın imzaladığı bir belgede bu yönde bir sorumsuzluk kaydı bulunması hastanenin sorumluluğunu kaldırmaz. Birden çok kişi aynı zarara sebep olmuşsa müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanır (TBK m. 61). Örneğin hasta, ameliyatı yapan hekimi, anesteziyi uygulayan hekimi ve hastaneyi aynı davada birlikte davalı gösterir.
Görevli mahkeme: tüketici mahkemesi
6502 sayılı Kanun, tüketici işlemi tanımına vekâlet sözleşmesini de alır (TKHK m. 3/1-l) ve tüketici işlemlerinden doğan davalarda tüketici mahkemesini görevli kılar (TKHK m. 73/1). Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, özel hastanede doğum sırasında anestezi uygulamasından sonra annenin vefat ettiği bir dosyada bu kuralı uyguladı. Daire, vekâletin 28.05.2014’te yürürlüğe giren Kanun kapsamına girdiğini ve bu tarihten sonra açılan davalarda tüketici mahkemesinin görevli olduğunu belirtti. Ayrıca görevin kamu düzenine ilişkin olduğunu ve yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetileceğini vurguladı (E. 2022/5767, K. 2022/9263).
Bazı kaynaklar, hasta davasını yalnızca haksız fiile dayandırırsa asliye hukuk mahkemesinin görevli olacağını savunur. Ancak bu yazıda ele alınan güncel Yargıtay kararları, özel hastane ve hekimle hasta arasındaki ilişkiyi vekâlet sayarak tüketici mahkemesini esas alıyor. Görevsiz mahkemede açılan dava usulden reddedildiği için hasta zaman ve masraf kaybeder. Bu nedenle mahkemeyi seçerken bu riski hesaba katmak gerekir. Tüketicinin açtığı davalar tüketici mahkemesinde harçtan muaftır (TKHK m. 73/2).
Malpraktis tazminat davası için yetkili mahkeme
Genel kural, davalının yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m. 6). Davalı birden fazlaysa davacı bunlardan birinin yerleşim yerinde dava açar (HMK m. 7). Ayrıca sözleşmeden doğan davalarda ifa yeri, yani tedavinin yapıldığı yer mahkemesi de yetkilidir (HMK m. 10). Bunlara ek olarak tüketici, kendi yerleşim yerindeki tüketici mahkemesine de başvurma hakkına sahiptir (TKHK m. 73/5). Haksız fiile dayanan istemlerde zararın meydana geldiği yer ve zarar görenin yerleşim yeri de yetkilidir (HMK m. 16).
Malpraktis Tazminat Davasında Arabuluculuk
Hasta, özel hastane veya serbest hekime karşı tüketici mahkemesinde malpraktis tazminat davası açmadan önce arabulucuya başvurur; bu başvuru dava şartıdır (TKHK m. 73/A). Kanun malpraktis için ayrı bir istisna öngörmez. Kamu hastanesine karşı idare mahkemesinde açılan tam yargı davasında ise dava şartı arabuluculuk yoktur.
Arabuluculuk sürecinde taraflar anlaşamazsa arabulucu son tutanağı düzenler. Davacı bu tutanağı dava dilekçesine ekler. Arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağa kadar geçen sürede zamanaşımı durur (HUAK m. 18/A-15). Ayrıca taraflara ulaşılamaması veya anlaşma sağlanamaması gibi hâllerde tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücretini Adalet Bakanlığı bütçesi karşılar (TKHK m. 73/A-3). Yargıtay’ın 2026 tarihli bir kararına konu dosyada da hasta, arabuluculuk son tutanağından sonra tüketici mahkemesinde dava açmıştı (E. 2025/5817, K. 2026/2817). Başvuru usulünü arabuluculuk başvurusu yazımızda, hangi uyuşmazlıklarda zorunlu olduğunu ise zorunlu arabuluculuk rehberimizde anlattık.
Tüketici hakem heyetinin görevine giren uyuşmazlıklar dava şartı arabuluculuğun dışında kalır (TKHK m. 73/A-1-a). Hakem heyetinin görev alanını parasal bir sınır belirler. Bu nedenle başvurudan önce talebin bu sınırın altında kalıp kalmadığını kontrol etmek gerekir.
Kamu Hastanesinde Tıbbi Hata ve Tam Yargı Davası
Devlet hastanesi, eğitim ve araştırma hastanesi, devlet üniversitesi hastanesi ve aile sağlığı merkezi kamu sağlık kuruluşudur. Buralardaki tıbbi hatada hasta, hekime değil ilgili idareye karşı idare mahkemesinde tam yargı davası açar. Dava açmadan önce idareye yazılı başvuru yapmak zorunludur. Mahkeme idarenin hizmet kusurunu inceler.
Kamu görevlisi hekime doğrudan dava açmak mümkün mü?
Hayır. Anayasa’ya göre kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ancak idare aleyhine açılır (Anayasa m. 129/5). 657 sayılı Kanun da kişilerin kamu görevleriyle ilgili zararlarından dolayı personele değil ilgili kuruma dava açacağını düzenler (m. 13/1). Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, acil serviste nöbetçi doktora karşı asliye hukukta açılan davayı inceledi. Daire, esasa girilemeyeceğine ve davanın pasif husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğine karar verdi. Daireye göre görev sırasında yapılan tıbbi müdahaledeki kusur hizmet kusurudur. Hizmetten ayrılabilen kişisel kusur ise yalnız görevliyle ilgisi olmayan özel hayattaki davranışlardan doğar (E. 2024/14478, K. 2025/16777).
İdareye başvuru ve dava açma süreleri
İdari eylemden zarar gören kişi, dava açmadan önce ilgili idareye başvurur. Bu başvuru, eylemi öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yapılmalıdır (İYUK m. 13/1). İdare isteği reddederse ret işleminin tebliğinden itibaren dava süresi işler. İdare otuz gün içinde cevap vermezse bu sürenin bitiminden itibaren dava süresi başlar. Cevapsızlık süresi 2021’de 7331 sayılı Kanunla altmış günden otuz güne indi. İdare mahkemesinde dava süresi, özel kanunda aksi yoksa altmış gündür (İYUK m. 7). Örneğin Danıştay’ın incelediği bir dosyada aile önce idareye başvurdu. Ret işleminin tebliğinden yaklaşık iki ay sonra da dava açtı (Danıştay 10. D., E. 2023/1984, K. 2026/333). Süreleri hesaplamak için hukuki süre hesaplama aracımızdan yararlanabilirsiniz.
Bazen hasta tam yargı davasını önce görevsiz adli yargı mahkemesinde açar ve mahkeme görev yönünden ret kararı verir. Bu durumda sonradan idare mahkemesinde açtığı davada idareye yeniden başvurması gerekmez (İYUK m. 13/2). Ancak bu kural, yanlış mahkemede geçen zamanı ve masrafı geri getirmez.
Hizmet kusuru ne demektir?
Danıştay hizmet kusurunu, idarenin yürüttüğü hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel aksaklık olarak tanımlar. Bu kusur hizmetin kötü, geç işlemesi veya hiç işlememesiyle ortaya çıkar. Daireye göre sağlık idaresi, hizmeti yeterli araç ve gereci olan tesislerde, yetişmiş personelle yürütmekle yükümlüdür (Danıştay 10. D., E. 2022/3634, K. 2025/5547). Ayrıca idarenin eylemlerinden doğan ölüm ve vücut bütünlüğü zararlarında da Türk Borçlar Kanunu’nun tazminat hükümleri uygulanır (TBK m. 55/2).
İdarenin hekime rücu etmesi
İdare, ödediği tazminat için genel hükümlere göre sorumlu personele rücu hakkına sahiptir (657 sayılı Kanun m. 13/1). Sağlık alanında rücu edilip edilmeyeceğine ve miktarına, Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Mesleki Sorumluluk Kurulu bir yıl içinde karar verir (3359 sayılı Kanun Ek m. 18). 2024’te eklenen hükümle idare, ödediği tazminattan sonra sigortası bulunan sağlık meslek mensubunun yerine geçer. Ardından tazminatı kusur oranında ve teminat dâhilinde sigorta şirketinden ister. Rücu, hastanın tazminat hakkını etkilemez; idare ile çalışanı arasındaki iç ilişkiyi düzenler.
Vakıf üniversitesi hastaneleri
Vakıf üniversitesi hastanelerinde yargı yolu ve davalının kim olacağı tartışmalıdır. Yargı kararları, vakıf üniversitesinde çalışan hekimin kamu görevlisi olup olmadığı konusunda farklı değerlendirmeler içeriyor. Bu nedenle böyle bir dosyada davayı açmadan önce hastanenin hukuki statüsünü ve güncel içtihadı ayrıca incelemek gerekir.

| Konu | Özel hastane / serbest hekim | Kamu hastanesi |
|---|---|---|
| Hukuki ilişki | Vekâlet sözleşmesi (TBK m. 502) | İdari hizmet; hizmet kusuru |
| Davalı | Hastane işleteni, hekim, gerekirse sigorta şirketi | İlgili idare; hekim davalı olmaz |
| Mahkeme | Tüketici mahkemesi | İdare mahkemesi (tam yargı) |
| Dava öncesi şart | Arabuluculuk (TKHK m. 73/A) | İdareye başvuru (İYUK m. 13) |
| Temel süre | Beş yıl; haksız fiilde iki ve on yıl | Bir yıl / beş yıl içinde başvuru, ardından altmış gün |
| Rücu | Hastane ile hekim arasındaki iç ilişki | İdare, Mesleki Sorumluluk Kurulu kararıyla |
Tıbbi hata şüphesi taşıyorsanız
Malpraktis iddiasında izlenecek yol; müdahalenin yapıldığı kuruluşun niteliğine, tıbbi kayıtlara, onam belgelerine ve sürelere göre değişir. Görevli mahkeme ve uygulanacak ön şart da dosyanın özelliklerine bağlıdır. Somut durumu hukuki açıdan değerlendirmek için bir avukata danışmanız yerinde olur.
Malpraktis Tazminat Davasında Zamanaşımı
Malpraktis tazminat davasında süre, dayanılan hukuki ilişkiye göre değişir. Vekâlet ilişkisinde beş yıllık zamanaşımı uygulanır. Haksız fiilde süre, zararı ve sorumluyu öğrenmeden itibaren iki yıl, her hâlde fiilden itibaren on yıldır. Fiil suç oluşturuyorsa daha uzun ceza zamanaşımı devreye girer. Kamu hastanesinde ise idareye başvuru süreleri belirleyicidir.

Malpraktis tazminat davası için beş yıllık süre
Vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklar beş yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 147/5). Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, özel hastane ve hekimle hasta arasındaki ilişkide bu süreyi uygular. Örneğin 2016’da doğan çocuğa ilişkin gebelik takibi iddiasında aile davayı 2024’ün sonunda açtı. Daire, beş yılın dolduğu gerekçesiyle verilen ret kararını onadı (E. 2025/5817, K. 2026/2817).
Haksız fiilde iki ve on yıllık süre
Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yılda, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yılda zamanaşımına uğrar (TBK m. 72/1). Bu sürede başlangıcı belirleyen olgu öğrenmedir. Bununla birlikte on yıllık üst sınır, hasta zararı geç fark etse bile işler.
Fiil suçsa uzamış (ceza) zamanaşımı
Tazminat, ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü bir suçtan doğmuşsa o süre uygulanır (TBK m. 72/1). Taksirle yaralamada dava zamanaşımı sekiz yıl, taksirle öldürmede on beş yıldır (TCK m. 66/1). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, doğumda hekimin geç müdahalesi iddiasıyla altı yıldan sonra açılan davada beş yıllık süreyi uygulayan yerel kararı bozdu. Kurula göre fiil aynı zamanda suç oluşturduğundan ceza zamanaşımı uygulanır. Bunun için ceza davası açılması veya mahkûmiyet kararı gerekmez; fiilin suç niteliği taşıması yeterlidir. O dosyada ceza mahkemesi hükmün açıklanmasını geri bırakmıştı (HGK, E. 2017/778, K. 2019/329). HAGB kararının sonuçlarını hükmün açıklanmasının geri bırakılması yazımızda ayrıca anlattık.
Zamanaşımı ne zaman başlar? Tartışmalı nokta
Sözleşmeden doğan alacakta zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla başlar (TBK m. 149). Ancak tıbbi zararlar bazen yıllar içinde belirginleşir ve başlangıç tarihi bu nedenle tartışmalıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli bir kararında çoğunluk, katarakt ameliyatı sonrası görme kaybında ıslahla artırılan talebin zamanaşımına uğramadığını kabul etti. Çoğunluk bu değerlendirmede, hastanın maluliyete ilişkin Adli Tıp raporunu öğrendiği tarihi dikkate aldı. Buna karşılık karşı oy yazan üye, zararın öğrenilmesinin kapsamının değil varlığının öğrenilmesi olduğunu belirtti. Ona göre raporun geç alınması süreyi ertelemez; yalnız zararın kendisi gelişmeye devam ediyorsa süre bu gelişmenin bitmesiyle başlar (E. 2023/5195, K. 2024/708).
Dolayısıyla güvenli yaklaşım, süreyi en erken başlangıç tarihine göre hesaplamaktır. Zarar sonradan ağırlaşıyorsa bu durum belgelerle ortaya konmalıdır. Kamu hastanelerinde ise süre, İYUK m. 13’teki öğrenme tarihi ve beş yıllık üst sınıra göre işler.
Komplikasyon ile Malpraktis Arasındaki Fark
Komplikasyon, tıbbi kurallara uygun bir müdahaleye rağmen ortaya çıkabilen ve önceden tamamen önlenemeyen olumsuz sonuçtur. Malpraktis ise standarda aykırı, özensiz müdahaledir. Komplikasyon kural olarak tazminat doğurmaz. Ancak hekim riski önceden anlatmamışsa veya komplikasyonu doğru yönetmemişse sorumluluk yine gündeme gelir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, diz protezi ameliyatından sonra ağrı kesici iğne nedeniyle sinir hasarı ve bacakta felç gelişen hastanın davasında bu ayrımı uyguladı. Bilirkişiler, kurallara uygun bir enjeksiyonda bile hasarın komplikasyon olarak ortaya çıkma ihtimali bulunduğunu ve uygulama hatasına dair tıbbi delil olmadığını belirtti. Hastanın imzaladığı ayrıntılı onam formunda ağrı kesici işlemlerin riskleri arasında sinir felci açıkça yazılıydı. Bu nedenle Daire, hastanın aydınlatıldığını kabul etti ve ret kararını onadı (E. 2024/300, K. 2025/323).
Malpraktis tazminat davası ve komplikasyon yönetimi
Komplikasyon gerçekleştikten sonra hekimin ve kurumun nasıl davrandığı ayrı bir sorudur. Danıştay 10. Dairesi, doğumda bebeğin omzunun takılması sonrasında kol sinirlerinde kalıcı hasar oluşan bir dosyada Adli Tıp raporunu yetersiz buldu. Rapor komplikasyon yönetimini uygun saymıştı. Ancak bu değerlendirme, dosyada belgesi bulunmayan bir sevke dayanıyordu. Daire, kararı bozdu ve süreci bütün hâlinde inceleyen yeni bir rapor istedi. Bu raporun ailenin doğum sonrası bilgilendirilip bilgilendirilmediğini ve farklı bir tedavi sürecinde engel oranının değişip değişmeyeceğini de değerlendirmesi gerekiyordu (E. 2023/1984, K. 2026/333).
Malpraktis Tazminat Davası ve Hastanın Onamı
Onam, hekim müdahalenin amacını, yöntemini, alternatiflerini, risklerini ve muhtemel komplikasyonlarını anlattıktan sonra hastanın verdiği rızadır. Hukuk dilinde buna aydınlatılmış onam adı verilir. Hekim, her müdahale öncesinde hastanın veya küçük ya da kısıtlıysa veli veya vasisinin muvafakatini alır. Büyük cerrahi müdahalelerde muvafakatin yazılı olması gerekir (1219 sayılı Kanun m. 70).
Hekim hastaya hangi bilgileri vermeli?
Hasta Hakları Yönetmeliği, hastaya verilmesi gereken bilgileri sayar (m. 15):
- Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği.
- Müdahalenin kim tarafından, nerede, nasıl yapılacağı ve tahmini süresi.
- Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ile fayda ve riskleri.
- Muhtemel komplikasyonlar.
- Müdahaleyi reddetmenin muhtemel fayda ve riskleri.
- İlaçların önemli özellikleri ve yaşam tarzı önerileri.
Yönetmeliğe göre uyuşmazlık doğurması muhtemel müdahaleler için kurum bu bilgileri içeren bir rıza formu hazırlar. Hekim bilgileri sözlü olarak da aktarır ve formu iki nüsha imzalatır; bir nüshayı hastaya verir (m. 26). Ayrıca 2025’te 7557 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle muvafakat, kimlik doğrulamaya imkân veren yöntemlerle elektronik ortamda da alınabiliyor (1219 sayılı Kanun m. 70).
Genel onam formu yeterli mi?
Danıştay 10. Dairesi 2025’te önemli bir ayrım yaptı. Fıtık ameliyatı sonrası enfeksiyon gelişen ve bir organını kaybeden hasta için Adli Tıp raporu, ameliyatın tekniğe uygun olduğunu ve enfeksiyonun komplikasyon sayılacağını belirtti. Daire, hizmet kusuru kanıtlanmadığı için maddi tazminat reddini onadı. Ancak dosyadaki onam formunda yalnızca cerrahi işleme izin verildiğine dair genel bir ifade vardı. Form, ameliyata özgü riskleri, enfeksiyonu ve organ kaybı ihtimalini içermiyordu. Danıştay bu belgeyi aydınlatma yükümlülüğünü karşılamayan bir belge saydı. Hastanın aydınlatılma ve onay verme hakkının elinden alındığı gerekçesiyle manevi tazminat reddini bozdu (E. 2022/3634, K. 2025/5547).
Onam eksikliğini dava dilekçesinde ileri sürün
Onam eksikliği, davanın başında açıkça ileri sürülmesi gereken bir iddiadır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, yenidoğana yapılan uygulama sonrası ciltte yanık oluşan dosyada aileyi bu nedenle haklı bulmadı. Daireye göre dava dilekçesi onama ilişkin bir itiraz içermiyordu. Aile bu iddiayı ancak kanun yolu aşamasında getirdi; Daire de dilekçede bulunmayan iddiayı incelemedi (E. 2024/1984, K. 2025/1708). Bu nedenle dava dilekçesi hem uygulama hatasını hem de aydınlatma eksikliğini ayrı başlıklar hâlinde içermelidir.
Malpraktis Tazminat Davasında Bilirkişi ve Adli Tıp Raporu
Malpraktis tazminat davasının sonucunu çoğu zaman tıbbi bilirkişi raporu belirler. Mahkeme; Adli Tıp Kurumu ihtisas kurullarından, üniversitelerden veya bilirkişi heyetlerinden rapor alır. Taraflar rapora itiraz etme hakkına sahiptir. Rapor somut verilere dayanmıyorsa veya raporlar çelişiyorsa mahkeme çelişkiyi gidermeden hüküm kurmamalıdır.
Danıştay 10. Dairesine göre bilirkişi, somut tıbbi verileri kullanarak her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca ulaşmalı ve somut gerekçe göstermelidir. Somut verilere dayanmayan ve hatalı değerlendirme içeren raporlara dayanan karar, kişilerin anayasal haklarını yeterince korumaz. Daire bu gerekçeyle dosyanın Adli Tıp Kurumu Üst Kuruluna gönderilmesini istedi (E. 2023/1984, K. 2026/333).
Uygulamada raporlar arasında sık sık çelişki çıkar. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022 tarihli kararına konu dosyada Adli Tıp ihtisas kurulları kusur bulmamıştı. Buna karşılık bir üniversite raporu, anestezi uygulamasında test dozunun yapılmadığını belirtmişti (E. 2022/5767, K. 2022/9263). Başka bir dosyada istinaf mahkemesi, çocuk hastalıkları alanındaki öğretim üyelerinin de bulunduğu üç kişilik akademik kuruldan rapor alınmasını istedi (E. 2024/1984, K. 2025/1708). Dolayısıyla rapora itiraz ederken hangi tıbbi soruların cevapsız kaldığını tek tek göstermek gerekir.
Tıbbi kayıtlar ve delil tespiti
Hasta, sağlık durumuyla ilgili dosyayı ve kayıtları doğrudan veya vekili ya da kanuni temsilcisi aracılığıyla inceleme ve suretini alma hakkına sahiptir (Hasta Hakları Yönetmeliği m. 16). Ayrıca kayıtlardaki eksik veya hatalı bilgilerin düzeltilmesini isteme hakkına da sahiptir (m. 17). Delilin kaybolma veya ileri sürülmesinin zorlaşma ihtimali varsa dava açmadan önce mahkemeden delil tespiti istemek de mümkündür (HMK m. 400).
Davada işe yarayan belgeler genellikle epikriz, ameliyat notu, anestezi ve hemşire gözlem kayıtları ile onam formlarıdır. Bunlara tetkik sonuçları, reçete ve faturalar, sağlık kurulu veya engel raporu eklenir. Ölüm hâlinde ölüm belgesi ve mirasçılık belgesi de gerekir. Sağlık verisi özel nitelikli kişisel veridir. Bu nedenle kayıtları yalnız davanın gerektirdiği ölçüde paylaşmak gerekir; sağlık verilerinin hukuka aykırı yayılmasına ilişkin yolları KVKK suçu ve şikâyet süreci yazımızda anlattık.
Malpraktis Tazminat Davasında Tazminat Kalemleri
Malpraktis tazminat davasında hasta, tedavi giderlerini, kazanç kaybını, çalışma gücünün azalmasından doğan kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararı maddi tazminat olarak ister. Bedensel bütünlüğü zedelenen hasta manevi tazminat da talep eder. Ölüm hâlinde yakınlar destekten yoksun kalma ve manevi tazminat ister.
Bedensel zararda maddi tazminat
Kanun, bedensel zararları dört başlıkta sayar (TBK m. 54). Bunlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplardır. Bilirkişi hesabı bu Kanuna ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre yapar. Kanun, rücu imkânı olmayan sosyal güvenlik ödemelerini zarardan düşmeye ve hesaplanan tazminatı hakkaniyet gerekçesiyle değiştirmeye izin vermez (TBK m. 55/1). Hesaplama yöntemi trafik ve iş kazalarındakine benzer; ayrıntıları trafik kazası tazminatı ve iş kazası tazminat davası rehberlerimizde bulabilirsiniz.
Ölüm hâlinde yakınların talepleri
Ölümde yakınlar cenaze giderlerini, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderlerini ve çalışma gücü kaybını, ayrıca ölenin desteğinden yoksun kalanların kayıplarını ister (TBK m. 53). Ayrıca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde hâkim, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat verir (TBK m. 56/2).
Manevi tazminat
Hâkim, bedensel bütünlüğü zedelenen kişiye olayın özelliklerini gözeterek uygun bir miktar manevi tazminat öder (TBK m. 56/1). Sözleşme ilişkisinde de haksız fiil hükümleri kıyasen uygulanır (TBK m. 114/2). Danıştay’a göre manevi tazminat bir zenginleşme aracı değil, duyulan elem ve üzüntüyü kısmen hafifletmeyi amaçlayan bir tatmin aracıdır (E. 2022/3634, K. 2025/5547). Manevi tazminatın genel ölçütlerini maddi ve manevi tazminat yazımızda da ele aldık.
İndirim sebepleri ve faiz
Zarar gören, zararın doğmasında veya artmasında etkili olmuşsa hâkim tazminatı indirir (TBK m. 52). Örneğin mahkeme, hekimin önerdiği kontrollere gitmeyen hastanın kusurunu indirim sebebi olarak değerlendirir. Faiz konusunda 7589 sayılı Kanun, 2026’da Türk Borçlar Kanunu m. 55’e yeni fıkralar ekledi. Buna göre çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatında, kazancın bilindiği döneme ilişkin tutara olay tarihinden faiz işler. Kazancın bilinemediği döneme ilişkin tutara ise mahkeme karar tarihinden kanuni faiz yürütür. Yeni hükmün görülmekte olan davalara nasıl uygulanacağı ayrıca değerlendirilmelidir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası
Hekimler ve diş hekimleri, tıbbi kötü uygulama nedeniyle hastaların isteyeceği zararlara ve kurumlarının rücu taleplerine karşı sigorta yaptırmak zorundadır (1219 sayılı Kanun Ek m. 12). Sigorta, hastanın tazminatını teminat limiti içinde güvence altına alır. Ancak hastanın sigorta şirketine karşı izleyeceği yolu ayrıca değerlendirmek gerekir.
Kamu kurumlarında çalışan hekimler, primin yarısını kendileri öder; diğer yarısını döner sermaye veya kurum bütçesi karşılar. Özel kuruluşlarda çalışanların sigortasını kuruluş yaptırır ve primi çalışanla yarı yarıya paylaşır. Bununla birlikte işverenin ödediği prim çalışanın maaşından kesilemez. Serbest çalışan hekim ise sigortayı kendisi yaptırır. Teminat tutarlarını Sağlık Bakanlığının görüşüyle ilgili idare belirler.
Uygulamada hasta, sigorta şirketini hekim ve hastaneyle birlikte davalı gösterebiliyor. Örneğin Yargıtay’ın incelediği katarakt ameliyatı dosyasında mahkeme sigorta şirketini, poliçe limitiyle sınırlı olarak hekim ve hastaneyle birlikte sorumlu tuttu (E. 2023/5195, K. 2024/708). Buna karşılık hasta sigorta şirketine ayrı dava açarsa görevli mahkeme ve arabuluculuk şartı konusunda farklı uygulamalarla karşılaşma ihtimali vardır. Bu nedenle dava stratejisini poliçeye ve davalıların niteliğine göre kurmak gerekir.
Tıbbi Hatanın Ceza Boyutu
Tıbbi hata, hukuki sorumluluğun yanında taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçunun konusu da olur. Ceza soruşturması tazminat davasından bağımsız yürür. Ancak ceza dosyasında alınan Adli Tıp raporu, tazminat davasında önemli bir delil olur. Ayrıca fiilin suç niteliği, uzamış zamanaşımı için belirleyicidir.
- Taksirle öldürme: İki yıldan altı yıla kadar hapis (TCK m. 85/1). Birden fazla ölüm veya ölümle birlikte yaralanma varsa iki yıldan on beş yıla kadar (m. 85/2).
- Taksirle yaralama: Dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası. Ağır sonuçlarda mahkeme cezayı yarı oranında veya bir kat artırır (TCK m. 89). 24.12.2025 tarihli 7571 sayılı Kanun bu temel ceza aralığını yükseltti.
- Şikâyet: Taksirle yaralama şikâyete bağlıdır. Ancak birinci fıkra dışındaki yaralamada bilinçli taksir varsa savcılık şikâyet aramaz (TCK m. 89/5).
- Soruşturma izni: Kamu veya özel kuruluşta çalışan sağlık meslek mensuplarının tıbbi uygulamaları nedeniyle soruşturmada, 2547 sayılı Kanun m. 53 kapsamındakiler dışında 4483 sayılı Kanun uygulanır. İzni Sağlık Bakanlığı Mesleki Sorumluluk Kurulu verir (3359 sayılı Kanun Ek m. 18).
Şikâyet sürecindeki konumunuzu müşteki nedir yazımızda anlattık. Ceza ve tazminat yollarının birbirinden ayrı işlediğine ilişkin benzer bir değerlendirme darp nedeniyle tazminat davası yazımızda da yer alıyor.
Adım Adım Malpraktis Tazminat Davası Süreci
Malpraktis tazminat davası süreci, tıbbi kayıtların toplanmasıyla başlar; kuruluşun özel veya kamu olmasına göre arabuluculuk ya da idareye başvuru ile devam eder. Ardından görevli mahkeme bilirkişi incelemesi yaptırır ve kararını verir. Aşağıdaki sıralama genel bir yol haritasıdır; her dosyada bazı adımlar değişir.

- Kayıtları isteyin: Hasta dosyası, epikriz, onam formları ve tetkikler (Hasta Hakları Yönetmeliği m. 16).
- Kuruluşun niteliğini belirleyin: Özel hastane, serbest hekim, kamu hastanesi veya vakıf üniversitesi.
- Süreyi hesaplayın: Vekâlette beş yıl, haksız fiilde iki ve on yıl, suç varsa ceza zamanaşımı; kamuda bir ve beş yıllık başvuru süresi.
- Ön şartı yerine getirin: Özel uyuşmazlıkta tüketici arabuluculuğu; kamuda idareye yazılı başvuru.
- Davayı açın: Tüketici mahkemesi veya idare mahkemesi; davalıları doğru gösterin.
- Dilekçeyi eksiksiz kurun: Uygulama hatası, aydınlatma eksikliği ve zarar kalemleri ayrı ayrı.
- Bilirkişi raporunu denetleyin: Cevapsız tıbbi soruları gösterip itiraz edin.
- Kararı takip edin: İstinaf ve temyiz yollarını süresinde kullanın.
Malpraktis tazminat davası dilekçesinde neler bulunmalı?
Dilekçede olayın tarih sırasıyla anlatımı, hatalı bulunan her davranışın ayrı ayrı açıklanması, onam eksikliği iddiası, zarar kalemleri ve deliller yer almalıdır. Davacı, arabuluculuk son tutanağını veya idarenin ret işlemini dilekçeye ekler. Eski kararlarda sık görülen belirsiz alacak davasını (HMK m. 107) ise 7589 sayılı Kanun 31.07.2026’da kaldırdı. Bu nedenle talep miktarının nasıl gösterileceğini güncel usul hükümlerine göre belirlemek gerekir.
Malpraktis tazminat davası ne kadar sürer?
Kesin bir süre vermek mümkün değildir. Çünkü yargılamanın uzunluğu bilirkişi ve Adli Tıp raporlarının sayısına, raporlar arasındaki çelişkiye ve istinaf ile temyiz aşamalarına bağlıdır. Örneğin bu yazıda ele alınan kararların bir kısmında olay ile Yargıtay kararı arasında on yılı aşan süreler geçti.
Örnek Olay (Kurgusal)
Aşağıdaki kurgusal örnek, özel hastanede yaşanan bir uyuşmazlıkta mahkemenin süreleri, arabuluculuğu ve onam belgesini birlikte nasıl ele aldığını gösterir. Kişi, kurum ve yer adları gerçek değildir. Örnek bir tıbbi değerlendirme içermez; yalnız hukuki süreci anlatır.
Hasta A, bir özel hastanede planlı bir ameliyat olur. Ameliyattan birkaç gün sonra şikâyetleri artar ve başka bir kuruluştaki hekim kalıcı bir hasar tespit eder. Önce Hasta A hastaneden dosyasının tamamını ister. Dosyada yalnızca “cerrahi işleme izin veriyorum” ifadesini içeren tek sayfalık bir form bulunur. Ardından tüketici arabuluculuk bürosuna başvurur. Görüşmelerde anlaşma sağlanamaz ve arabulucu son tutanağı düzenler. Bu nedenle başvuru ile son tutanak arasında zamanaşımı durur. Hasta A, beş yıllık süre dolmadan hastane ve hekim aleyhine tüketici mahkemesinde malpraktis tazminat davası açar. Dilekçesinde hem uygulama hatasını hem de ameliyata özgü risklerin anlatılmadığını ayrı ayrı ileri sürer. Mahkeme bilirkişi heyetinden rapor alır. Rapor, hasarın bir komplikasyon olduğunu ancak bu riskin formda yer almadığını belirtir. Böylece mahkeme uygulama hatası iddiasını ve aydınlatma eksikliğini ayrı ayrı değerlendirir.
Malpraktis Davalarında Sık Yapılan Hatalar
En sık hatalar; kamu hastanesindeki hekime asliye hukukta dava açmak, idareye başvuru süresini kaçırmak ve özel hastane davasında arabuluculuğa gitmemektir. Zamanaşımını yanlış hesaplamak ve onam eksikliğini dilekçede ileri sürmemek de sık görülür. Bu hataların çoğu davanın esasına girilmeden reddine yol açar.
- Kamu hekimine doğrudan dava: Mahkeme davayı husumet yokluğundan reddeder (Yargıtay 4. HD 2025).
- İdareye başvurmamak: Tam yargı davasından önce bir ve beş yıllık süreler içinde idareye başvurmak gerekir.
- Arabuluculuğu atlamak: Tüketici mahkemesinde dava şartı eksik kalır.
- Yanlış mahkeme: Özel hastane uyuşmazlığında görevsizlik kararı zaman kaybettirir.
- Süreyi geciktirmek: Vekâletteki beş yıl dolarsa mahkeme davayı reddeder (Yargıtay 3. HD 2026).
- Onam iddiasını sonradan ileri sürmek: Yargıtay, ilk kez kanun yolunda getirilen iddiayı incelemez.
- Rapora genel itiraz: Hangi tıbbi sorunun cevapsız kaldığını göstermeyen itiraz etkisiz kalır.
- Kayıtları geç istemek: Delil kaybı riski doğar; gerekirse delil tespiti istenmelidir.
Malpraktis tazminat davası hakkında bilgi
Tıbbi hata iddiasında hukuki yol; kuruluşun özel veya kamu olmasına, onam belgelerine, bilirkişi raporlarına ve sürelere göre değişir. Hastanın sağlık verilerinin gizliliği de süreç boyunca gözetilmelidir. Somut olayı değerlendirmek için belgelerinizle birlikte bir avukata danışmanız yerinde olur.
Sıkça Sorulan Sorular
Malpraktis tazminat davası: temel kavramlar
Malpraktis nedir?
Bu kavram, hekimin veya sağlık çalışanının teşhis, tedavi ya da bakım sırasında tıbbi standartlara aykırı, özensiz davranmasıdır. Hukuken hekim sonuçtan değil özensizlikten sorumludur; bu nedenle tedavinin istenen sonucu vermemesi tek başına malpraktis oluşturmaz.
Malpraktis tazminat davası için hangi şartlar gerekir?
Tıbbi standarda aykırı davranış, kusur, gerçek bir zarar ve bunlar arasında nedensellik bağı birlikte bulunmalıdır. Kamu hastanesinde mahkeme kusur yerine idarenin hizmet kusurunu inceler.
Yanlış teşhis malpraktis midir?
Teşhis, özenli bir hekimin aynı koşullarda yapacağı araştırmalar yapılmadan konmuşsa malpraktis iddiasına konu olur. Yargıtay’a göre hekim, tereddüt doğuran durumlarda bu tereddüdü giderecek araştırmaları yapmakla yükümlüdür.
Hekim ile hasta arasındaki ilişki hangi sözleşmedir?
Yargıtay, özel sağlık hizmetinde hekim ve hastane ile hasta arasındaki ilişkiye vekâlet sözleşmesi hükümlerini uygular (TBK m. 502). Aynı fiil haksız fiil de oluşturursa iki sorumluluk yarışır ve hasta dayanağını seçer.
Malpraktis tazminat davası: mahkeme ve davalı
Malpraktis tazminat davası hangi mahkemede görülür?
Özel hastane, özel tıp merkezi ve serbest hekime karşı davaya tüketici mahkemesi bakar. Kamu hastanesinde ise hasta, ilgili idareye karşı idare mahkemesinde tam yargı davası açar.
Özel hastanedeki doktor hatası için tüketici mahkemesine mi başvururum?
Evet. Yargıtay 3. Hukuk Dairesine göre vekâlet sözleşmesi 28.05.2014’te tüketici mevzuatı kapsamına girdi ve bu tarihten sonra açılan davalarda tüketici mahkemesi görevlidir. Görev kamu düzenindendir ve mahkeme bunu kendiliğinden gözetir.
Devlet hastanesindeki doktor hatası için kime dava açarım?
Hasta davayı hekime değil hastanenin bağlı olduğu idareye karşı açar. Anayasa m. 129/5 ve 657 sayılı Kanun m. 13 kamu görevlisine doğrudan dava açılmasına izin vermez.
Kamu hastanesindeki doktora doğrudan dava açarsam ne olur?
Mahkeme, hekim hakkındaki davayı pasif husumet yokluğundan reddeder ve esasa girmez. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025 tarihli kararında esasa girilerek verilen kararı bu nedenle bozdu.
Özel hastanede davayı hastaneye mi doktora mı açarım?
Hasta, hastaneyi işleten kişiye, hatalı müdahaleyi yapan hekime veya ikisine birlikte dava açma hakkına sahiptir. Hastane, yardımcı kişi sıfatıyla çalışanlarının işi yürütürken verdiği zarardan sorumludur (TBK m. 116).
Hemşirenin hatasından kim sorumlu olur?
Özel hastanede hastane, hemşirenin işi yürütürken verdiği zarardan yardımcı kişi sıfatıyla sorumludur. Kamu hastanesinde ise mahkeme hemşirenin hatasını idarenin hizmet kusuru kapsamında değerlendirir ve hasta davayı idareye açar.
Üniversite hastanesindeki tıbbi hata için nereye başvururum?
Devlet üniversitesi hastanesinde hasta, üniversiteye karşı idare mahkemesinde dava açar. Vakıf üniversitesi hastanelerinde ise yargı yolu ve davalı tartışmalıdır; dosyaya göre ayrıca incelenmesi gerekir.
Malpraktis tazminat davası hangi şehirde görülür?
Genel kural, davalının yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m. 6). Ayrıca tedavinin yapıldığı yer mahkemesi (HMK m. 10) ve tüketicinin kendi yerleşim yerindeki tüketici mahkemesi de yetkilidir (TKHK m. 73/5).
Malpraktis tazminat davası öncesi arabuluculuk ve başvuru
Malpraktis tazminat davası öncesinde arabuluculuk zorunlu mu?
Özel hastane veya serbest hekime karşı tüketici mahkemesinde dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (TKHK m. 73/A). Kamu hastanesine karşı idare mahkemesinde açılan tam yargı davasında ise dava şartı arabuluculuk yoktur.
Arabuluculuk süreci zamanaşımını durdurur mu?
Evet. Arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur (HUAK m. 18/A-15).
Tüketici arabuluculuğunda ücreti kim öder?
Anlaşma sağlanamaması veya taraflara ulaşılamaması gibi hâllerde tüketicinin ödemesi gereken ücreti Adalet Bakanlığı bütçesi karşılar (TKHK m. 73/A-3). Dava tüketici lehine biterse devlet bu ücreti davalıdan tahsil eder.
Kamu hastanesi için dava açmadan önce ne yapmak gerekir?
Önce ilgili idareye yazılı başvuru yapmak gerekir. Hasta bu başvuruyu, eylemi öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yapar (İYUK m. 13/1).
İdare başvuruma cevap vermezse ne olur?
İdare otuz gün içinde cevap vermezse bu sürenin bitiminden itibaren dava süresi başlar (İYUK m. 13/1). İdare mahkemesinde dava süresi kural olarak altmış gündür (İYUK m. 7).
Malpraktis tazminat davası açarken harç öder miyim?
Tüketicinin tüketici mahkemesinde açtığı davalar harçtan muaftır (TKHK m. 73/2). Ancak bilirkişi ve diğer yargılama giderleri ayrıca gündeme gelir; idari yargıdaki giderler ise kendi kurallarına tabidir.
Malpraktis tazminat davası zamanaşımı
Malpraktis tazminat davası zamanaşımı kaç yıl?
Vekâlet ilişkisinde beş yıldır (TBK m. 147/5). Haksız fiile dayanılırsa zararı ve sorumluyu öğrenmeden itibaren iki yıl, her hâlde fiilden itibaren on yıl uygulanır (TBK m. 72).
Uzamış zamanaşımı malpraktiste uygulanır mı?
Evet. Tıbbi hata aynı zamanda taksirle yaralama veya öldürme suçu oluşturuyorsa ceza zamanaşımı uygulanır (TBK m. 72/1). Taksirle yaralamada bu süre sekiz yıl, taksirle öldürmede on beş yıldır (TCK m. 66).
Ceza zamanaşımı için doktorun ceza alması gerekir mi?
Hayır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, ceza davası açılmasını veya mahkûmiyeti aramaz; fiilin suç niteliği taşımasını yeterli görür (E. 2017/778, K. 2019/329).
Malpraktis davasında zamanaşımı ne zaman başlar?
Sözleşmeden doğan alacakta zamanaşımı muacceliyetle başlar (TBK m. 149); haksız fiilde ise zararın ve sorumlunun öğrenilmesi esas alınır. Tıbbi zararlarda başlangıç tarihi tartışmalıdır; bu nedenle süreyi en erken tarihe göre hesaplamak güvenlidir.
Zarar yıllar sonra ortaya çıkarsa süre nasıl işler?
Zararın kendisi gelişmeye devam ediyorsa Yargıtay, sürenin bu gelişmenin durmasıyla başlayabileceğini kabul eder. Ancak bir karşı oya göre raporun geç alınması süreyi ertelemez; çünkü önemli olan zararın varlığının öğrenilmesidir.
Onam alınmadan yapılan müdahalede on yıllık süre uygulanır mı?
Bu görüşü savunan davacılar vardır; ancak Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026 tarihli bir kararında ilişkiyi vekâlet saydı ve beş yıllık sürenin dolduğunu onadı. Bu nedenle uzun süreye güvenerek davayı geciktirmek risklidir.
Malpraktis tazminat davası, komplikasyon ve onam
Komplikasyon nedir, malpraktisten farkı ne?
Bu terim, tıbbi kurallara uygun müdahaleye rağmen ortaya çıkabilen olumsuz sonucu anlatır; malpraktis ise standarda aykırı, özensiz müdahaledir. Kural olarak komplikasyon tazminat doğurmaz.
Komplikasyonda tazminat almak mümkün mü?
Riski önceden anlatılmamışsa veya komplikasyon doğru yönetilmemişse tazminat gündeme gelir. Danıştay, komplikasyon sayılan bir olayda ameliyata özgü riskleri içermeyen onam formu nedeniyle manevi tazminatın önünü açtı.
Aydınlatılmış onam nedir?
Aydınlatılmış onam, hekim müdahalenin amacını, yöntemini, alternatiflerini, risklerini ve muhtemel komplikasyonlarını anlattıktan sonra hastanın verdiği rızadır. Bilgilerin kapsamını Hasta Hakları Yönetmeliği m. 15 sayar.
Onam formunun yazılı olması zorunlu mu?
Büyük cerrahi müdahalelerde muvafakatin yazılı olması gerekir (1219 sayılı Kanun m. 70). Yönetmeliğe göre uyuşmazlık doğurabilecek müdahalelerde kurum rıza formunu iki nüsha imzalatır ve bir nüshayı hastaya verir.
Onam formu imzaladıysam yine de dava açma hakkım var mı?
Evet, dava açma hakkınız vardır. İmzalı form, uygulama hatasından doğan sorumluluğu kaldırmaz; mahkeme formun ameliyata özgü riskleri içerip içermediğini de inceler.
Genel bir onam formu yeterli mi?
Hayır. Danıştay 10. Dairesi, yalnız cerrahi işleme izin verildiğini belirten ve somut riskleri içermeyen formu aydınlatma yükümlülüğünü karşılamayan belge saydı (E. 2022/3634, K. 2025/5547).
Onam eksikliğini davanın sonraki aşamasında ileri sürmek mümkün mü?
Hayır, bu iddiayı dava dilekçesinde ileri sürmek gerekir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, dava dilekçesinde bulunmayan aydınlatma iddiasını istinaf ve temyiz aşamasında incelemedi (E. 2024/1984, K. 2025/1708).
Elektronik ortamda verilen onam geçerli mi?
Evet. 7557 sayılı Kanunun 2025’te 1219 sayılı Kanun m. 70’e eklediği cümleler, kimlik doğrulamaya imkân veren yöntemlerle elektronik muvafakate izin verir.
Çocuğun tedavisinde onamı kim verir?
Hasta küçük veya kısıtlıysa onamı veli veya vasi verir (1219 sayılı Kanun m. 70, Hasta Hakları Yönetmeliği m. 24). Yönetmelik, çocuğun da anlayabileceği ölçüde bilgilendirme sürecine katılmasını öngörür.
İspat, bilirkişi ve deliller
Doktor hatasını nasıl ispatlarım?
Hasta hatayı çoğunlukla tıbbi kayıtlar ve bilirkişi raporuyla ispatlar. Mahkeme Adli Tıp Kurumu, üniversite veya bilirkişi heyetinden rapor alır; sözleşme ilişkisinde ise borçlu kusursuzluğunu ispat etmedikçe sorumludur (TBK m. 112).
Adli Tıp raporuna itiraz hakkım var mı?
Evet, taraflar rapora itiraz etme hakkına sahiptir. Etkili bir itiraz, raporun cevaplamadığı tıbbi soruları ve dosyadaki belgelerle çelişen noktaları tek tek gösterir.
Raporlar birbiriyle çelişirse ne olur?
Mahkeme çelişkiyi gidermeden hüküm kurmamalıdır. Danıştay 10. Dairesi, belgesi olmayan bir sevke dayanan raporu yetersiz bularak Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan yeni rapor alınmasını istedi.
Hastane dosyamı nasıl alırım?
Hasta, sağlık dosyasını ve kayıtlarını doğrudan veya vekili ya da kanuni temsilcisi aracılığıyla inceleme ve suretini alma hakkına sahiptir (Hasta Hakları Yönetmeliği m. 16).
Dava açmadan önce delil tespiti mümkün mü?
Evet. Delilin kaybolma veya ileri sürülmesinin zorlaşma ihtimali varsa hasta mahkemeden keşif, bilirkişi incelemesi veya tanık dinlenmesi yoluyla delil tespiti ister (HMK m. 400).
Malpraktis tazminat davası: tazminat kalemleri ve sigorta
Malpraktis tazminat davasında hangi tazminatları isterim?
Hasta tedavi gideri, kazanç kaybı, çalışma gücü kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kaybı maddi tazminat olarak ister (TBK m. 54). Ayrıca bedensel bütünlüğü zedelendiği için manevi tazminat talep eder (TBK m. 56).
Hasta öldüyse yakınlarının hangi hakları var?
Yakınlar cenaze giderlerini, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderlerini ve destekten yoksun kalma tazminatını ister (TBK m. 53). Hâkim, ölüm hâlinde yakınlara manevi tazminat da verir (TBK m. 56/2).
Malpraktis tazminatı nasıl hesaplanır?
Mahkeme bedensel zararı ve destekten yoksunluğu, Türk Borçlar Kanunu ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre bilirkişi hesabıyla belirler (TBK m. 55). Ayrıca rücu imkânı olmayan sosyal güvenlik ödemelerini zarardan düşmez ve hesaplanan tutarı hakkaniyet gerekçesiyle değiştirmez.
Malpraktis tazminatını kim öder?
Özel hastanede hastane ve hekim, gerekiyorsa sigorta şirketiyle birlikte öder. Kamu hastanesinde ise tazminatı idare öder ve şartları varsa sorumlu personele veya sigortacıya rücu eder.
Doktorun mesleki sorumluluk sigortası tazminatı öder mi?
Zorunlu mali sorumluluk sigortası, hekimin sorumluluğunu teminat limiti içinde karşılar (1219 sayılı Kanun Ek m. 12). Yargıtay’ın incelediği bir dosyada mahkeme sigorta şirketini poliçe limitiyle sınırlı olarak hekim ve hastaneyle birlikte sorumlu tuttu.
Tazminata ne zamandan faiz işler?
7589 sayılı Kanunun 2026’da eklediği hükme göre çalışma gücü kaybı ve destekten yoksunlukta kazancın bilindiği döneme olay tarihinden faiz işler (TBK m. 55). Kazancın bilinemediği döneme ise karar tarihinden faiz işler. Diğer kalemlerde faiz başlangıcı dosyanın özelliklerine bağlıdır.
Hastanın kendi kusuru tazminatı azaltır mı?
Evet. Zarar gören, zararın doğmasında veya artmasında etkili olmuşsa hâkim tazminatı indirir veya tamamen kaldırır (TBK m. 52).
Ceza boyutu ve rücu
Malpraktis hangi suçu oluşturur?
Tıbbi hata, sonucuna göre taksirle yaralama (TCK m. 89) veya taksirle öldürme (TCK m. 85) suçunun konusu olur. Taksirle yaralamanın temel cezası dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.
Taksirle yaralama şikâyete bağlı mı?
Evet, taksirle yaralama şikâyete bağlıdır. Ancak birinci fıkra dışındaki yaralamalarda bilinçli taksir varsa savcılık şikâyet aramadan soruşturma yürütür (TCK m. 89/5).
Doktor hakkında soruşturma izni nedir?
Sağlık meslek mensuplarının tıbbi uygulamaları nedeniyle yürütülen soruşturmalarda 4483 sayılı Kanun uygulanır ve izni Sağlık Bakanlığı Mesleki Sorumluluk Kurulu verir (3359 sayılı Kanun Ek m. 18). Kurul kararlarına karşı itiraz yeri Ankara Bölge İdare Mahkemesidir.
İdare tazminatı ödedikten sonra doktora rücu eder mi?
Rücu edilip edilmeyeceğine ve miktarına Mesleki Sorumluluk Kurulu bir yıl içinde karar verir. 2024’te eklenen hükümle idare, sigortası bulunan sağlık çalışanının yerine geçerek tazminatı kusur oranında sigorta şirketinden ister (3359 sayılı Kanun Ek m. 18).
Malpraktis tazminat davası ne kadar sürer?
Kesin bir süre vermek mümkün değildir. Süre; bilirkişi raporlarının sayısına, raporlar arasındaki çelişkiye ve istinaf ile temyiz aşamalarına göre değişir.
Kaynakça
Mevzuat
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 125, 129.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 49, 50, 52, 53, 54, 55, 56, 60, 61, 72, 112, 114, 116, 147, 149, 502, 506. mevzuat.gov.tr
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m. 3, 73, 73/A. mevzuat.gov.tr
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m. 2, 7, 13. mevzuat.gov.tr
- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, m. 13. mevzuat.gov.tr
- 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, m. 70, Ek m. 12. mevzuat.gov.tr
- 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, Ek m. 18. mevzuat.gov.tr
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 18/A. mevzuat.gov.tr
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 6, 7, 10, 16, 400. mevzuat.gov.tr
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 66, 85, 89. mevzuat.gov.tr
- Hasta Hakları Yönetmeliği, m. 15, 16, 17, 24, 26. mevzuat.gov.tr
Yargı kararları
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/778, K. 2019/329, T. 21.03.2019.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/5767, K. 2022/9263, T. 07.12.2022.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/5195, K. 2024/708, T. 20.02.2024.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/300, K. 2025/323, T. 16.01.2025.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/1984, K. 2025/1708, T. 18.03.2025.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5817, K. 2026/2817, T. 06.05.2026.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/14478, K. 2025/16777, T. 15.12.2025.
- Danıştay 10. Daire, E. 2022/3634, K. 2025/5547, T. 26.11.2025.
- Danıştay 10. Daire, E. 2023/1984, K. 2026/333, T. 04.02.2026.
Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tıbbi teşhis veya tedavi önerisi içermez. Somut olayın özellikleri, yürürlükteki mevzuat ve güncel yargı kararları değerlendirmeyi değiştirebilir. Metin tek başına hukuki danışmanlık veya somut olaya özgü hukuki görüş yerine geçmez.




