İtirazın iptali davası, ilamsız icra takibinde borçlunun ödeme emrine itiraz etmesiyle duran takibi yeniden işletmek için alacaklının genel mahkemede açtığı davadır. Alacaklı bu davayı itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde açar ve alacağını genel hükümlere göre ispatlar. Kazanırsa itiraz ortadan kalkar, takip kaldığı yerden devam eder ve şartları varsa borçlu icra inkâr tazminatı öder. Borçlunun itirazı nasıl yapacağını ödeme emrine itiraz yazımızda anlattık; bu rehber ise itirazdan sonra alacaklının izleyeceği dava yolunu ele alıyor.
Kısaca
- Süre: İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl (İİK m. 67/1). Yargıtay bu süreyi hak düşürücü sayar ve mahkeme süreyi kendiliğinden gözetir.
- Başlangıç: Süre itirazın tebliğiyle başlar. Arabuluculuk anlaşamama tutanağı süreyi başlatmaz (Yargıtay 11. HD, 16.09.2024).
- Arabuluculuk: Ticari, işçilik, kira ve tüketici alacaklarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Başvurudan son tutanağa kadar hak düşürücü süre işlemez (HUAK m. 18/A-15).
- Mahkeme: İcra mahkemesi değil, alacağın niteliğine göre asliye hukuk, asliye ticaret, sulh hukuk, iş veya tüketici mahkemesi.
- Tazminat: İtiraz haksız çıkarsa ve alacak likitse borçlu, talep üzerine hükmolunan miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı öder. Takip haksız ve kötü niyetliyse alacaklı da aynı alt sınırla kötü niyet tazminatına mahkûm olur.
İtirazın İptali Davası Nedir?
İtirazın iptali davası, ilamsız takibe yapılan itirazın haksız olduğunu ileri süren alacaklının, alacağın varlığını genel mahkemede ispatlayarak itirazı ortadan kaldırmasını sağlayan davadır. İcra ve İflas Kanunu m. 67 bu davayı düzenler. Mahkeme alacaklıyı haklı bulursa itirazın iptaline ve takibin devamına karar verir.
İlamsız takipte alacaklı, elinde mahkeme kararı olmadan icra dairesine başvurur ve icra dairesi borçluya ödeme emri gönderir. Borçlu süresinde itiraz ederse takip durur (İİK m. 66). Bu noktada alacaklının önünde iki yargısal yol vardır. Birincisi, belgesi elverişliyse icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemektir. İkincisi ise genel mahkemede itirazın iptali davası açmaktır. İkinci yol her tür alacak için kullanılabilen, tam yargılamalı ve geniş delil imkânı tanıyan yoldur.
Yargıtay, itirazın iptali davasını takibe sıkı sıkıya bağlı bir dava olarak görür. Bu nedenle mahkeme uyuşmazlığı takip talebinin çerçevesinde çözer. Örneğin alacaklı takip talebinde yasal faiz istemişse davada ticari avans faizine geçemez (Yargıtay 19. HD, E. 2014/20021, K. 2015/7868).
İtirazın iptali davasının şartları
- İlamsız takip: Alacaklı ilamsız icra takibi başlatmış olmalıdır.
- Süresinde itiraz: Borçlu ödeme emrine itiraz etmiş ve takip durmuş olmalıdır (İİK m. 66).
- Bir yıllık süre: Dava, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır.
- Arabuluculuk: Alacak türü gerektiriyorsa önce arabulucuya başvurulmalıdır.
- Alacağın varlığı: Alacaklı alacağını genel hükümlere göre ispatlamalıdır.
İtirazın iptali davasında davacı ve davalı kimdir?
Davayı takip alacaklısı açar; davalı ise ödeme emrine itiraz eden borçludur. Alacaklı alacağı takipten sonra başkasına devretmişse, alacağı devralan kişi de davayı açma imkânına sahiptir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun incelediği bir olayda davayı alacağı temlik alan kişi açmıştı (HGK, E. 2020/357, K. 2020/794). Birden fazla borçlu varsa alacaklı, itiraz eden borçlulara karşı davayı yöneltir.
İtirazın iptali davası ile ödeme emrine itiraz arasındaki ilişki
Ödeme emrine itiraz borçlunun icra dairesine yaptığı bir beyandır ve takibi durdurur. Buna karşılık itirazın iptali davası, bu durmaya karşı alacaklının başvurduğu yargısal yoldur. İki kavram birbirini izler: önce itiraz gelir, sonra dava. Borçlunun itiraz süresi, itirazın biçimi ve gecikmiş itiraz gibi konular davanın değil ödeme emrine itirazın konusudur.
İtirazın İptali Davası Süresi: Bir Yıl Ne Zaman Başlar?
Alacaklı itirazın iptali davasını, itirazın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde açar (İİK m. 67/1). Yargıtay bu süreyi hak düşürücü süre sayar; mahkeme süreyi taraflar ileri sürmese de kendiliğinden inceler. Süre, itirazın alacaklıya veya varsa vekiline Tebligat Kanunu’na uygun tebliğiyle başlar.

Süre hangi tarihten başlar?
Kanun başlangıç olarak itirazın tebliğini esas alır. İcra dairesi itirazı alacaklının avansından karşılayarak muhtırayla alacaklıya bildirir (İİK m. 62). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, itirazın alacaklıya hiç tebliğ edilmediği bir dosyada alacaklının itirazı dosya işlemlerinden öğrenmiş olmasını yeterli görmedi. Kurul, tebliğ yoksa sürenin başlamayacağına karar verdi (HGK, E. 2020/357, K. 2020/794, T. 20.10.2020).
Öte yandan alacaklı tebliği beklemek zorunda değildir. İtiraz kendisine tebliğ edilmeden de dava açma hakkına sahiptir. Ayrıca Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, itiraz tebliğ edilmeden icra mahkemesine itirazın kaldırılması için başvuran alacaklının, başvuru tarihinde itirazı tam olarak öğrendiğini ve sürenin bu tarihte başladığını kabul etmesinin Dairenin yerleşik içtihadı olduğunu belirtti.
Arabuluculuk anlaşamama tutanağı süreyi başlatır mı?
Hayır. Bölge adliye mahkemesi daireleri bu soruda farklı kararlar veriyordu. Bir daire, itiraz tebliğ edilmemiş olsa bile alacaklının arabuluculuğa başvurarak itirazı öğrendiğini ve bir yılın anlaşamama tutanağıyla başladığını kabul ediyordu. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu uyuşmazlığı giderdi. Daireye göre hak düşürücü sürenin başlangıcını genişletici yorumla alacaklı aleyhine belirlemek doğru değildir; süre yalnızca itirazın davacı alacaklıya tebliğiyle başlar (Yargıtay 11. HD, E. 2024/3074, K. 2024/6421, T. 16.09.2024).
Arabuluculuk süreci bir yıllık süreyi durdurur mu?
Evet. Dava şartı arabuluculukta, arabuluculuk bürosuna başvurulduğu tarihten son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez (6325 sayılı Kanun m. 18/A-15). Bu nedenle itiraz tebliğ edilmişse bir yıl işlemeye başlar; ancak süre arabuluculukta geçen günlerde durur. Dolayısıyla alacaklının hesabı yaparken itirazın tebliğ tarihini, arabuluculuk başvuru tarihini ve son tutanak tarihini ayrı ayrı not etmesi gerekir. Süre hesabında yardımcı olması için hukuki süre hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz; ancak sonucu dosyadaki tebliğ belgesiyle mutlaka karşılaştırın.
Bir yıllık süre zamanaşımı mıdır?
Değildir. Bir yıl, itirazın iptali davasını açma hakkına ilişkin hak düşürücü süredir. Alacağın kendi zamanaşımı ise ayrı bir konudur ve alacağın türüne göre başka kurallara bağlıdır. Bu nedenle bir yıl içinde açılan bir davada borçlu, ayrıca alacağın zamanaşımına uğradığı savunmasını ileri sürme hakkına sahiptir.
İtirazın İptali Davası Süresinde Açılmazsa Ne Olur?
Bir yıl geçerse alacaklı itirazın iptali davası açma ve icra inkâr tazminatı isteme imkânını kaybeder. Ancak alacak hakkı tümüyle ortadan kalkmaz; kanun, süreyi geçiren alacaklının genel hükümlere göre alacak davası açma hakkını saklı tutar (İİK m. 67). Bu davada alınan karar ise eski takibi canlandırmaz.
Hukuk Genel Kurulu bu sonucu açıkça belirtti. Kurula göre bir yıl içinde dava açılmazsa ilamsız takip yürüyemez hâle gelir. Alacaklı genel hükümlere göre açtığı davada alacağını ispatlarsa bir ilam elde eder; fakat bu ilamla eski takibe devam etme imkânı yoktur. Ayrıca Kurul, icra inkâr tazminatının yalnız süresinde açılan itirazın iptali davasında mümkün olduğunu vurguladı (HGK, E. 2020/357, K. 2020/794). Bu nedenle süre kaçırılırsa alacaklı hem yeni bir dava yürütür hem de tazminat imkânını yitirir.
İtirazın İptali Davasında Arabuluculuk Zorunlu mu?
Uyuşmazlığın türüne bağlıdır. Ticari alacaklarda, işçi ve işveren alacaklarında, kira ilişkisinden doğan alacaklarda ve tüketici mahkemesinin görevine giren uyuşmazlıklarda itirazın iptali davası açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Bu alanların dışında kalan alacaklarda dava şartı arabuluculuk yoktur; taraflar ise isterse ihtiyari olarak arabuluculuğa gider.
| Alacak türü | Dava şartı arabuluculuk | Dayanak |
|---|---|---|
| Ticari dava niteliğindeki para alacağı | Var; itirazın iptali davası açıkça sayılır | TTK m. 5/A |
| İşçi veya işveren alacağı ve tazminatı | Var; itirazın iptali davası da kapsamda | 7036 sayılı Kanun m. 3/1 |
| Kira ilişkisinden doğan alacak | Kural olarak var (ilamsız tahliye hükümleri hariç) | 6325 sayılı Kanun m. 18/B |
| Tüketici mahkemesinde görülen uyuşmazlık | Var; hakem heyetinin görevine girenler hariç | 6502 sayılı Kanun m. 73/A |
Ticari alacaklarda arabuluculuk
Türk Ticaret Kanunu m. 5/A, konusu bir miktar para olan ticari alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabulucuya başvurmayı dava şartı yapar. 7445 sayılı Kanun, “itirazın iptali” ibaresini maddeye ekledi. Arabulucu başvuruyu altı hafta içinde sonuçlandırır. Zorunlu hâllerde arabulucu bu süreyi en fazla iki hafta uzatır.
İşçilik alacaklarında arabuluculuk
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3/1, kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi ya da işveren alacağı ve tazminatı için arabuluculuğu dava şartı sayar. Aynı fıkraya eklenen cümle, bu alacaklarla ilgili itirazın iptali davalarını da kapsama alır. Örneğin kıdem tazminatı için başlatılan takibe itiraz edilirse işçi, itirazın iptali davasından önce arabulucuya başvurur. Arabulucu başvuruyu üç hafta içinde sonuçlandırır; zorunlu hâllerde süre en fazla bir hafta uzar.
Kira alacaklarında arabuluculuk
6325 sayılı Kanun m. 18/B, kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç olmak üzere kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda arabuluculuğu dava şartı yapar. Kanunun lafzına göre kira alacağı için yapılan takibe itiraz edilmesi üzerine açılacak itirazın iptali davası da kural olarak bu kapsama girer. Kira takibinin tahliye boyutunu kiracı tahliye davası yazımızda ayrıca anlattık.
Tüketici uyuşmazlıklarında arabuluculuk
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 73/A, tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda arabuluculuğu dava şartı sayar. Ancak tüketici hakem heyetinin görevi kapsamındaki uyuşmazlıklar, hakem heyeti kararlarına itirazlar ve taşınmazın aynından doğan tüketici uyuşmazlıkları gibi bazı durumlar bu kuralın dışındadır. Hakem heyetinin parasal sınırlarını başvuru tarihinde yürürlükte olan düzenlemeden kontrol etmek gerekir.
Arabulucuya gitmeden dava açılırsa ne olur?
Dava şartı arabuluculukta davacı, anlaşamama son tutanağının aslını veya arabulucunun onayladığı örneğini dava dilekçesine ekler. Tutanağı eklemezse mahkeme bir haftalık kesin süre verir; süre içinde sunmazsa davayı usulden reddeder. Arabulucuya hiç başvurmadan dava açtığı anlaşılırsa mahkeme davayı dava şartı yokluğundan doğrudan usulden reddeder (6325 sayılı Kanun m. 18/A-2). Bu durumda bir yıllık süre işlemeye devam ettiği için ret kararı alacaklıya ciddi zaman kaybettirir. Genel süreç için zorunlu arabuluculuk ve arabuluculuk başvurusu yazılarımıza bakabilirsiniz.
Arabuluculuk aşamasında arabulucu taraflardan hiçbirinin temsilcisi değildir. Tarafsız kalır ve görüşmelerin gizliliğini korur. Taraflar anlaşırsa uyuşmazlık dava açılmadan sona erer; anlaşamazlarsa son tutanak dava yolunu açar.
İtirazın İptali Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
İtirazın iptali davasına icra mahkemesi bakmaz; davaya genel mahkeme bakar. Görevli mahkemeyi takip konusu alacağın niteliği belirler. Kanunda özel bir yetki kuralı olmadığından yetkili mahkemeyi de Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun genel kuralları belirler. Bu nedenle aynı icra dairesinden çıkan iki takip, farklı mahkemelerde davaya dönüşebilir.
İtirazın iptali davasında görevli mahkeme hangisidir?
- Asliye hukuk mahkemesi: Malvarlığına ilişkin davalarda, aksine düzenleme yoksa genel görevli mahkemedir (HMK m. 2).
- Asliye ticaret mahkemesi: Alacak ticari dava niteliğindeyse (TTK m. 4) görevli mahkemedir.
- Sulh hukuk mahkemesi: Kira ilişkisinden doğan alacak davaları dâhil kira uyuşmazlıklarına değere bakılmaksızın bakar (HMK m. 4/1-a).
- İş mahkemesi: İşçi ve işveren alacaklarına ilişkin itirazın iptali davalarına bakar.
- Tüketici mahkemesi: Tüketici işleminden doğan alacaklarda görevlidir.
İtirazın iptali davasında yetkili mahkeme ve yetki itirazı
İcra ve İflas Kanunu m. 67 itirazın iptali davası için özel bir yetki kuralı koymaz. Bu nedenle davalı borçlunun yerleşim yeri mahkemesi genel yetkili mahkemedir (HMK m. 6). Alacak bir sözleşmeden doğuyorsa alacaklı, davayı sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açma hakkına sahiptir (HMK m. 10). Buna karşılık İİK m. 72’deki “takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer” kuralı menfi tespit ve istirdat davaları içindir; itirazın iptali davasına doğrudan uygulanmaz.
Davalı yetkiye itiraz edecekse bunu cevap dilekçesinde yapar ve yetkili gördüğü mahkemeyi de bildirir. Yetkili mahkemeyi göstermeyen yetki itirazını mahkeme dikkate almaz. Süresinde itiraz gelmezse davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir (HMK m. 19/2 ve 19/4, m. 117/1). Takip aşamasında icra dairesinin yetkisine itiraz ise ayrı bir konudur; borçlu bunu ödeme emrine itirazla birlikte yapar.
İtirazın İptali Davası Dilekçesi, Belgeler ve Harç
Alacaklı, dava dilekçesinde takip dosyasını, itiraz edilen miktarı, alacağın dayanağını ve talep sonuçlarını açıkça gösterir. Dilekçeye takip belgelerini, alacağı ispatlayacak delilleri ve arabuluculuk gerekiyorsa son tutanağı ekler. Davacı harcı peşin yatırır. Ayrıca icra inkâr tazminatı isteyen alacaklı bu talebi dilekçede açıkça yazar.

Dilekçede bulunması gereken talepler
- İcra dairesi, takip dosya numarası, takip tarihi ve takip talebindeki miktarlar.
- Borçlunun itirazının içeriği ve itiraz edilen kısım.
- Alacağın dayanağı olan sözleşme, fatura veya diğer hukuki ilişki.
- İtirazın iptali ve takibin itiraz edilen miktar üzerinden devamı talebi.
- Takip talebindeki faiz türüne uygun faiz talebi.
- İcra inkâr tazminatı talebi.
- Dava şartı arabuluculuk varsa son tutanak.
İtirazın iptali davasında harç ve dava değeri
Para alacağına ilişkin itirazın iptali davası nispi harca tabidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, harca tabi davalarda başvurma harcı ile nispi karar ve ilam harcının dörtte birinin peşin alındığını hatırlattı. Daire, eksik harç tamamlanmazsa dosyanın işlemden kaldırılacağını da vurguladı (E. 2021/5111, K. 2021/10829). Dava değerini kural olarak takip talebinde istenen ve itiraz edilen miktar belirler. Harç oranları her yıl yenilenen tarifeye bağlı olduğundan güncel tutarı dava tarihinde adliyeden öğrenmek gerekir.
Avukatla dava açmak zorunlu mu?
Değildir. Dava açma ehliyetine sahip herkes itirazın iptali davasını kendisi açar ve takip eder. Bununla birlikte süre hesabı, arabuluculuk şartı, görevli mahkeme ve takibe bağlılık gibi konular usulden ret riskini artırır. Bu nedenle özellikle yüksek tutarlı ve belgeleri karışık dosyalarda hukuki destek almak yararlı olur.
Takibiniz itirazla durduysa
İtirazın iptali davasında izlenecek yol; itirazın tebliğ tarihine, alacağın türüne, arabuluculuk şartına ve elinizdeki belgelere göre değişir. Bu nedenle süreyi ve mahkemeyi dosyanıza göre doğru belirlemek için somut durumu hukuki açıdan değerlendirmek gerekir.
İtirazın İptali Davasında İspat Yükü ve Deliller
İtirazın iptali davasında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Kanun, alacaklının alacağının varlığını genel hükümler dairesinde ispat etmesini arar (İİK m. 67/1). Borçlu ise ödeme, ibra veya takas gibi borcu sona erdiren bir olguya dayanıyorsa bu olguyu kendisi ispatlar (HMK m. 190/1).
Genel hükümlere göre ispat, itirazın kaldırılmasından farklı olarak her türlü delile açıktır. Taraflar sözleşmeye, faturaya, ticari defterlere, banka kayıtlarına, yazışmalara ve bilirkişi incelemesine dayanma hakkına sahiptir. Tanık delilinin kullanılabilirliği ise genel ispat kurallarına bağlıdır. Örneğin cari hesap alacağında taraflar ticari defterlere ve faturalara dayanır; mahkeme gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırır.
İtirazın iptali davası için gereken belgeler
- İcra dosyasının tamamı: takip talebi, ödeme emri, itiraz dilekçesi ve itirazın tebliğ belgesi.
- Sözleşme, fatura, irsaliye, cari hesap ekstresi ve ticari defter kayıtları.
- Ödeme talebini gösteren ihtarname veya yazışmalar.
- Kira alacağında kira sözleşmesi ve ödeme kayıtları.
- Dava şartı arabuluculuk varsa son tutanak.
Takibe Bağlılık: Miktar, Faiz ve Kısmi İtiraz
Mahkeme itirazın iptali davasını takip talebinin sınırları içinde inceler. Alacaklı davada takip talebinden fazla bir miktar ya da takipte istemediği bir faiz türü isteyemez. Mahkeme de talep sonuçlarıyla bağlıdır (HMK m. 26/1). Bu nedenle takip talebini hazırlarken yapılan bir eksiklik, davada sonradan giderilemez.
Faiz talebi takip talebine uygun olmalı
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin incelediği bir dosyada alacaklı takip talebinde asıl alacağa yasal faiz istemişti. Davada ise ticari avans faizi talep etti ve ilk derece mahkemesi takibin avans faiziyle devamına karar verdi. Daire, itirazın iptali davasının takibe sıkı sıkıya bağlı olduğunu belirterek kararı taleple bağlılık ilkesine aykırı buldu ve bozdu (E. 2014/20021, K. 2015/7868, T. 28.05.2015). Bu kararın kapatılan bir daireye ait olduğunu ve 2015 tarihli olduğunu da not etmek gerekir; ancak ilke HMK m. 26 ile örtüşür.
Faiz yalnızca miktar açısından değil başlangıç tarihi açısından da önem taşır. Örneğin Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kira bedellerinin sözleşmede ödeme günü belirlenmemişse ilgili ayın sonunda muaccel olacağını ve işlemiş faizin buna göre hesaplanması gerektiğini belirtti (E. 2021/5111, K. 2021/10829).
Kısmi itirazda dava neyi kapsar?
Borçlu borcun yalnız bir kısmına itiraz edebilir. Bu durumda itiraz edilen kısmın miktarını açıkça göstermesi gerekir; göstermezse itiraz edilmemiş sayılır (İİK m. 62). Kısmi itirazda takip, kabul edilen miktar için devam eder (İİK m. 66). Dolayısıyla alacaklının itirazın iptali davası yalnız itiraz edilen kısmı konu alır. Mahkeme davayı kısmen kabul ederse takip, kabul edilen miktar üzerinden devam eder.
İcra İnkâr Tazminatı: Oran ve Şartlar
İcra inkâr tazminatı, borçlunun haksız itirazıyla alacağın tahsilini geciktirmesine karşı alacaklı lehine verilen tazminattır. Mahkeme, borçlunun itirazını haksız bulursa ve alacaklı talep ederse borçluyu hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata mahkûm eder (İİK m. 67/2). Tazminat için alacağın likit olması da gerekir.
İcra inkâr tazminatının şartları
- Süresinde dava: Dava bir yıllık süre içinde açılmış olmalıdır; süre geçtikten sonra açılan genel alacak davasında inkâr tazminatı verilmez (HGK, E. 2020/357).
- Haksız itiraz: Mahkeme borçlunun itirazını haksız bulmalıdır.
- Likit alacak: Alacak belirli veya borçlu tarafından belirlenebilir olmalıdır.
- Talep: Alacaklı tazminatı açıkça istemelidir; kanun tazminatı diğer tarafın talebine bağlar.
- Özel durum: İtiraz eden veli, vasi veya mirasçıysa tazminat için ayrıca kötü niyetin ispatı gerekir (İİK m. 67/3).
Likit alacak ne demektir?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesine göre alacağın likit sayılması için ya gerçek miktarı belli ve sabit olmalı ya da borçlu, bütün unsurları bildiği veya bilmesi gerektiği için tek başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilmelidir. Daire, hak tartışmalıysa inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini de belirtti. Ancak alacak likitse, dava kısmen kabul edildiğinde bile kabul edilen kısım için tazminata hükmedilmesi gerektiğini vurguladı (E. 2021/5111, K. 2021/10829, T. 03.11.2021).
Aynı kararda kira bedeli sözleşmeyle belirli miktarda malzeme olarak kararlaştırılmıştı. Daire, alacağın belirlenebilir olduğunu ve miktarın tespitinin yargılamayı gerektirmediğini kabul etti. Bu nedenle inkâr tazminatını reddeden kararı bozdu. Buna karşılık alacağın varlığı veya miktarı ancak yargılamayla ortaya çıkıyorsa, Dairenin ölçütüne göre hak tartışmalı hâle gelir ve inkâr tazminatı gündeme gelmez. Mahkeme bu değerlendirmeyi her dosyada ayrı yapar.
İcra inkâr tazminatı yüzde kaç?
Kanun bir üst sınır değil alt sınır koyar: tazminat hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Mahkeme miktarı tarafların durumuna ve davanın niteliğine göre belirler. Nitekim 6352 sayılı Kanun 2012 yılında oranı yüzde kırktan yüzde yirmiye indirdi. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2008 tarihli bir takipte tazminatın %40 üzerinden hesaplanması gerektiğini belirtti; bu nedenle eski takiplerde takip tarihine dikkat etmek gerekir. Ayrıca kanun, tazminatın tespitinde takip talebinin veya davadaki talebin esas alınacağını düzenler (İİK m. 67, 6352 sayılı Kanunla eklenen fıkra).
Hesaplama örneği (kurgusal)
Alacaklı, takip talebinde 100.000 TL asıl alacak ister ve borçlu borcun tamamına itiraz eder. Mahkeme yargılama sonunda 80.000 TL için itirazın iptaline karar verir ve alacağın likit olduğunu kabul eder. Bu durumda inkâr tazminatı, kabul edilen 80.000 TL üzerinden ve yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere belirlenir. Alt sınırla hesaplandığında tazminat 16.000 TL olur. Reddedilen 20.000 TL için ise borçlu ancak alacaklının kötü niyetini ispatlarsa kötü niyet tazminatı ister.
Kötü Niyet Tazminatı: Borçlunun Hakkı
Dava reddedilirse ve alacaklının takibi haksız ve kötü niyetli görülürse borçlu, talep etmesi şartıyla, reddedilen miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı alır (İİK m. 67/2). Bu tazminat için takibin yalnızca haksız olması yetmez; alacaklının kötü niyetinin de ispatlanması gerekir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bir kira alacağı dosyasında bu ayrımı açıkça yaptı. Mahkeme davayı kısmen kabul etmiş ve reddedilen kısım için borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmetmişti. Daire, alacağın kısmen haklı çıkmamasının tek başına kötü niyet göstermediğini belirtti ve kötü niyet tazminatını hükümden çıkardı (E. 2017/9148, K. 2019/5965, T. 01.07.2019). Bu nedenle kötü niyet tazminatı isteyen borçlu, alacaklının borcun olmadığını bildiği hâlde takibe giriştiğini gösteren somut delillere ihtiyaç duyar.
İtirazın İptali Davası ile İtirazın Kaldırılması Arasındaki Fark
Belirli nitelikte belgeye dayanan alacaklı için itirazın kaldırılması, icra mahkemesinde başvurulan hızlı ve belgeye dayalı yoldur. Buna karşılık itirazın iptali davası genel mahkemede, her tür alacak için, tam yargılamayla görülen davadır. Kaldırma için süre altı ay, iptal davası için bir yıldır.

| Ölçüt | İtirazın iptali davası | İtirazın kaldırılması |
|---|---|---|
| Dayanak | İİK m. 67 | İİK m. 68 ve 68/a |
| Mahkeme | Genel mahkeme (asliye hukuk, ticaret, sulh, iş, tüketici) | İcra mahkemesi |
| Süre | İtirazın tebliğinden itibaren bir yıl | İtirazın tebliğinden itibaren altı ay |
| Belge şartı | Yok; her tür delil | İmzası ikrar edilmiş veya noterce onaylı borç ikrarı ya da resmî belge |
| Süre kaçarsa | Genel hükümlere göre alacak davası | Yeniden ilamsız takip yapılamaz |
| Tazminat | Yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere | Yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere |
Takip, imzası ikrar edilmiş veya noterce onaylanmış bir borç ikrarına ya da resmî dairelerin usulüne göre verdiği bir belgeye dayanıyorsa alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını ister. Bu süre içinde kaldırma istemezse kanun yeniden ilamsız takip yapılmasına izin vermez (İİK m. 68/1). Borçlu itirazını haklı gösterecek bir belge sunamazsa icra mahkemesi itirazı kaldırır. Bununla birlikte uyuşmazlık tanık veya bilirkişi gibi geniş bir incelemeyi gerektiriyorsa genel mahkemedeki itirazın iptali davası daha uygun yoldur.
İtirazın İptali Davası ve Menfi Tespit Davası
Menfi tespit davası, borçlunun borçlu olmadığının tespiti için açtığı davadır. İtirazın iptali davası ise alacaklının alacağın varlığını ispat için açtığı davadır. İki dava aynı borç ilişkisine farklı yönlerden bakar. Borçlu menfi tespit davasını takipten önce veya takip sırasında açma hakkına sahiptir (İİK m. 72).
Takipten önce açılan menfi tespit davasında mahkeme, alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere teminat karşılığında takibin durdurulmasına tedbir kararı verebilir. Takipten sonra açılan davada ise tedbirle takip durdurulamaz; borçlu ancak teminat göstererek icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini ister (İİK m. 72). Bu yüzden ödeme emrine süresinde itiraz etmek, borçlu açısından takibi durdurmanın en doğrudan yoludur.
Arabuluculuk sürecine özgü bir kural da vardır. Bir taraf arabuluculuk bürosuna başvurduktan sonra karşı taraf aynı uyuşmazlık için ona karşı icra takibi başlatırsa, başvuran taraf son tutanaktan itibaren iki hafta içinde menfi tespit davası açar. Bu durumda takipten önce açılan menfi tespit davasındaki tedbir imkânı uygulanır (6325 sayılı Kanun m. 18/A-16).
İtirazın İptali Davası Sonucunda Ne Olur?
Mahkeme davayı kabul ederse borçlunun itirazını iptal eder ve takibin kabul edilen miktar üzerinden devamına karar verir. Alacaklı yeni bir takip başlatmaz; mevcut takip dosyasında devam eder. Mahkeme davayı reddederse itiraz geçerliliğini korur ve takip durmaya devam eder. Ayrıca her iki durumda da şartları varsa mahkeme tazminata hükmeder.
İtirazın iptali davası kabul edilirse
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin belirttiği gibi borçlunun itirazı iptal edilince alacaklı, itirazla duran takibe devam edilmesini, yani haciz istemeyi talep eder. Bu nedenle yeni bir takip gerekmez; mevcut dosya yeniden işler. Haciz isteme hakkı ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıl geçmekle düşer. Ancak itiraz veya dava hâlinde, bunların ortaya çıktığı tarihten hükmün kesinleşmesine kadar geçen zaman bu süreye katılmaz (İİK m. 78). Dolayısıyla dava süresince alacaklının haciz isteme hakkı korunur.
İtirazın iptali davası reddedilirse
Ret kararıyla itiraz yerinde kalır ve takip duran hâliyle kalır. Borçlu, şartları varsa kötü niyet tazminatı talep eder. Taraflar karara karşı kanun yollarına başvurma hakkına sahiptir. Kanun yoluna başvuru imkânı ve süresi için kararda gösterilen kanun yolu açıklamasını dikkatle okumak gerekir.
Dava ne kadar sürer?
Davanın süresi mahkemenin iş yüküne, bilirkişi incelemesine ve tanık sayısına göre değişir. Bu nedenle kesin bir süre vermek yanıltıcı olur. Belgeleri eksiksiz bir dosya, defter incelemesi gerektiren bir cari hesap uyuşmazlığına göre genellikle daha kısa sürede sonuçlanır.
Adım Adım İtirazın İptali Davası Süreci
İtirazın iptali davası süreci; itirazın tebliğiyle başlar, gerekiyorsa arabuluculukla devam eder, genel mahkemede yargılamayla sürer ve kararla takibin yeniden işlemesiyle biter. Aşağıdaki adımlar alacaklı açısından genel bir sıralama verir; her dosyada alacağın türü bazı adımları değiştirir.
- İtirazın tebliğ tarihini tespit edin: Bir yıl bu tarihten başlar; tebliğ yoksa süre başlamaz.
- Belgeyi değerlendirin: Alacak İİK m. 68’deki belgelere dayanıyorsa altı aylık kaldırma yolunu düşünün.
- Arabuluculuk şartını kontrol edin: Ticari, işçilik, kira ve tüketici alacaklarında önce arabulucuya başvurun.
- Mahkemeyi belirleyin: Alacağın niteliğine göre görevli, HMK’ya göre yetkili mahkemeyi seçin.
- Dilekçeyi takip talebine uygun hazırlayın: Miktar ve faiz takip talebini aşmasın; inkâr tazminatını isteyin.
- Delilleri ekleyin: İcra dosyası, sözleşme, fatura, defter kayıtları ve son tutanak.
- Kararı takip dosyasına sunun: Kabul kararıyla takip kaldığı yerden devam eder.
Örnek Olay (Kurgusal)
Aşağıdaki örnek, itirazın iptali davasında sürenin, arabuluculuğun ve tazminatın birlikte nasıl işlediğini göstermek için kurgulandı. Kişi ve şirket adları gerçek değildir. Örnek, ticari alacakta dava şartı arabuluculuğun bir yıllık süreye etkisini ve likit alacakta inkâr tazminatını anlatır.
Şirket A, Şirket B’ye mal teslim eder ve faturalarını gönderir. Ödeme gelmeyince Şirket A ilamsız takip başlatır. Buna karşılık Şirket B süresinde borcun tamamına itiraz eder ve itiraz Şirket A’nın vekiline tebliğ edilir. Bir yıllık süre bu tebliğle başlar. Alacak ticari olduğu için Şirket A önce arabuluculuk bürosuna başvurur. Ancak görüşmeler anlaşamamayla biter ve arabulucu son tutanağı düzenler. Bu nedenle başvuru ile son tutanak arasında bir yıllık süre durur. Ardından Şirket A, asliye ticaret mahkemesinde itirazın iptali davası açar ve dilekçesine son tutanağı ekler. Mahkeme faturaları ve defter kayıtlarını inceler, teslimin yapıldığını ve fatura tutarlarının belli olduğunu kabul eder. Böylece itirazı iptal eder, takibin devamına ve alacak likit olduğu için icra inkâr tazminatına karar verir.
İtirazın İptali Davasında Sık Yapılan Hatalar
En sık hatalar; bir yılı yanlış tarihten saymak, arabulucuya gitmeden dava açmak, son tutanağı eklememek, takip talebini aşan faiz veya miktar istemek ve inkâr tazminatını talep etmeyi unutmaktır. Borçlu tarafta ise yetki itirazını cevap dilekçesinde yapmamak ve kötü niyeti delilsiz ileri sürmek öne çıkar.
- Süreyi anlaşamama tutanağından saymak: Süre itirazın tebliğiyle başlar (Yargıtay 11. HD 2024).
- Arabuluculukta geçen süreyi hesaba katmak: Başvurudan son tutanağa kadar süre işlemez (HUAK m. 18/A-15).
- Yanlış mahkeme: İcra mahkemesine itirazın iptali davası açılmaz; kira alacağında sulh hukuk, ticari alacakta asliye ticaret gündeme gelir.
- Takibi aşan talep: Takipte istenmeyen faiz türü veya fazla miktar davada istenemez.
- Tazminatı istememek: Mahkeme inkâr tazminatına talep olmadan hükmetmez.
- Likit olmayan alacakta tazminat beklemek: Hak tartışmalıysa mahkeme tazminata hükmetmez.
- Kısmi itirazı gözden kaçırmak: Takip itiraz edilmeyen kısım için zaten devam eder; dava yalnız itiraz edilen kısmı kapsar.
- Yetki itirazını geç yapmak: Davalı yetki itirazını cevap dilekçesinde ve yetkili mahkemeyi göstererek yapar.
İtirazın iptali davası hakkında bilgi
Alacaklı veya borçlu olmanıza göre itirazın iptali davasında öne çıkan riskler farklıdır. Sürenin başlangıcı, arabuluculuk şartı, likit alacak ve tazminat talepleri dosyanın belgelerine göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Somut durumunuzun incelenmesi için bir avukata danışmanız yararlı olabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Temel bilgiler
İtirazın iptali davası nedir?
İtirazın iptali davası, ödeme emrine itiraz edilmesiyle duran ilamsız takibi yeniden işletmek için alacaklının genel mahkemede açtığı davadır (İİK m. 67). Bu davada alacaklı alacağını genel hükümlere göre ispatlar; mahkeme haklı bulursa itirazı iptal eder ve takibin devamına karar verir.
İtirazın iptali davasını kim açar?
Davayı takip alacaklısı açar. Buna karşılık davalı, ödeme emrine itiraz eden borçludur. Ayrıca alacağı temlik alan kişinin de dava açtığı durumlar Yargıtay önüne gelmiştir.
İtirazın iptali davası hangi durumlarda açılır?
Alacaklı ilamsız takip başlattığında ve borçlu ödeme emrine süresinde itiraz ettiğinde alacaklı bu davayı açar. Çünkü süresinde itiraz takibi durdurur (İİK m. 66). Bu nedenle alacaklı takibe devam etmek için itirazı dava yoluyla ortadan kaldırır.
Ödeme emrine itiraz ile itirazın iptali davası aynı şey mi?
Hayır. Çünkü ödeme emrine itiraz, borçlunun icra dairesine yaptığı ve takibi durduran beyandır. İtirazın iptali davası ise alacaklının bu itiraza karşı genel mahkemede açtığı davadır.
İtirazın iptali davası icra mahkemesinde mi açılır?
Hayır. Alacaklı davayı genel mahkemede açar. İcra mahkemesi ise belgeye dayalı itirazın kaldırılması taleplerine bakar (İİK m. 68).
İtirazın iptali davası süresi
İtirazın iptali davası ne zamana kadar açılır?
Alacaklı davayı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde açar (İİK m. 67/1). Ayrıca Yargıtay bu süreyi hak düşürücü süre sayar ve mahkeme süreyi kendiliğinden gözetir.
İtirazın iptali dava açma süresi ne zaman başlar?
Süre, itirazın alacaklıya veya varsa vekiline Tebligat Kanunu’na uygun olarak tebliğ edildiği tarihte başlar. Bu nedenle itirazın dosyadan öğrenilmesi tek başına süreyi başlatmaz (HGK, E. 2020/357, K. 2020/794).
İtiraz bana hiç tebliğ edilmediyse bir yıllık süre işler mi?
Hayır, tebliğ yoksa süre başlamaz. Bununla birlikte alacaklı tebliği beklemeden dava açma hakkına sahiptir.
Arabuluculuk anlaşamama tutanağı bir yıllık süreyi başlatır mı?
Hayır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, itiraz tebliğ edilmemişse sürenin anlaşamama tutanağının imza tarihinden değil, itirazın alacaklıya tebliğinden başlayacağına karar verdi (E. 2024/3074, K. 2024/6421, T. 16.09.2024).
Arabuluculukta geçen süre bir yıla dahil mi?
Hayır. Çünkü dava şartı arabuluculukta arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar hak düşürücü süre işlemez ve zamanaşımı durur (6325 sayılı Kanun m. 18/A-15).
Süre kaçarsa ne olur?
Bir yıllık süre zamanaşımı süresi midir?
Hayır, bir yıl hak düşürücü süredir. Alacağın kendi zamanaşımı ise ayrı bir konudur; borçlu bir yıl içinde açılan davada da alacağın zamanaşımına uğradığını savunma hakkına sahiptir.
İcra mahkemesine itirazın kaldırılması için başvurmak süreyi etkiler mi?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, itiraz tebliğ edilmeden icra mahkemesine itirazın kaldırılması için başvuran alacaklının itirazı başvuru tarihinde öğrendiğini ve itirazın iptali süresinin bu tarihte başladığını kabul etmenin Dairenin yerleşik içtihadı olduğunu belirtti.
İtirazın iptali davası bir yıl içinde açılmazsa ne olur?
Alacaklı itirazın iptali davası açma imkânını kaybeder; ancak genel hükümlere göre alacak davası açma hakkı saklıdır (İİK m. 67). Bununla birlikte bu davada alınan kararla eski takibe devam edilemez.
Süre geçtikten sonra açılan alacak davasında icra inkâr tazminatı istenebilir mi?
Hayır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, icra inkâr tazminatının yalnız süresinde açılan itirazın iptali davasında verileceğini belirtti (E. 2020/357, K. 2020/794).
Arabuluculuk şartı
İtirazın iptali davasında arabuluculuk zorunlu mu?
Alacağın türüne bağlıdır. Ticari alacaklarda (TTK m. 5/A), işçi ve işveren alacaklarında (7036 sayılı Kanun m. 3/1), kira alacaklarında (6325 sayılı Kanun m. 18/B) ve tüketici mahkemesinde görülen uyuşmazlıklarda (6502 sayılı Kanun m. 73/A) arabulucuya başvurmak dava şartıdır.
Ticari alacak için itirazın iptali davasından önce arabulucuya gitmek gerekir mi?
Evet. TTK m. 5/A, konusu bir miktar para olan ticari itirazın iptali davalarında arabuluculuğu dava şartı sayar. Ayrıca arabulucu başvuruyu altı hafta içinde sonuçlandırır; zorunlu hâllerde süre en fazla iki hafta uzar.
İşçilik alacağında itirazın iptali davası için arabuluculuk şart mı?
Evet. 7036 sayılı Kanun m. 3/1, işçi veya işveren alacağı ve tazminatıyla ilgili itirazın iptali davalarını da arabuluculuk kapsamına alır. Ayrıca arabulucu başvuruyu üç hafta içinde sonuçlandırır; zorunlu hâllerde süre en fazla bir hafta uzar.
Kira alacağında itirazın iptali davası açmadan arabuluculuk gerekir mi?
Kural olarak evet. 6325 sayılı Kanun m. 18/B, ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin hükümler hariç kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda arabuluculuğu dava şartı yapar.
Tüketici alacağında arabuluculuk zorunlu mu?
Tüketici mahkemesinde görülen uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartıdır (6502 sayılı Kanun m. 73/A). Ancak tüketici hakem heyetinin görevine giren uyuşmazlıklar ve taşınmazın aynından doğan tüketici uyuşmazlıkları gibi istisnalar vardır.
Arabulucuya başvurmadan itirazın iptali davası açarsam ne olur?
Mahkeme davayı dava şartı yokluğundan usulden reddeder (6325 sayılı Kanun m. 18/A-2). Bu nedenle bir yıllık süre işlemeye devam ederken alacaklı ciddi zaman kaybeder.
Son tutanağı dava dilekçesine eklemeyi unutursam ne olur?
Mahkeme son tutanağı sunmanız için bir haftalık kesin süre verir. Ancak süre içinde sunmazsanız mahkeme davayı karşı tarafa tebliğ etmeden usulden reddeder (6325 sayılı Kanun m. 18/A-2).
Mahkeme, harç ve dilekçe
İtirazın iptali davası hangi mahkemede açılır?
Görevli mahkemeyi alacağın niteliği belirler. Genel kural asliye hukuk mahkemesidir (HMK m. 2); ticari alacakta asliye ticaret, kira alacağında sulh hukuk (HMK m. 4/1-a), işçilik alacağında iş mahkemesi, tüketici işleminde tüketici mahkemesi görevlidir.
Kira alacağı için itirazın iptali davası hangi mahkemede açılır?
Davaya sulh hukuk mahkemesi bakar. Çünkü HMK m. 4/1-a, kira ilişkisinden doğan alacak davalarını değere bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesine verir.
İtirazın iptali davası hangi yerde açılır?
Kanunda özel yetki kuralı yoktur; genel yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m. 6). Ayrıca alacak sözleşmeden doğuyorsa sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir (HMK m. 10).
Takibin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yerde dava açabilir miyim?
İcra dairesinin bulunduğu yer kuralı İİK m. 72’de menfi tespit ve istirdat davaları için düzenlenir. İtirazın iptali davasında ise HMK’nın genel yetki kuralları uygulanır.
Davalı yetki itirazını ne zaman yapmalı?
Davalı yetki itirazını cevap dilekçesinde yapar ve yetkili gördüğü mahkemeyi bildirir. Bununla birlikte süresinde itiraz gelmezse davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir (HMK m. 19/2, 19/4).
İtirazın iptali davasında harç nasıl ödenir?
Para alacağına ilişkin dava nispi harca tabidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin belirttiği gibi başvurma harcı ile nispi karar ve ilam harcının dörtte biri dava açılırken peşin alınır. Bu nedenle güncel oran ve tutar için dava tarihindeki tarifeye bakmak gerekir.
Dava dilekçesine hangi belgeleri eklemeliyim?
Dilekçeye icra dosyasını (takip talebi, ödeme emri, itiraz ve itirazın tebliğ belgesi), sözleşmeyi, faturaları, ticari defter kayıtlarını ve yazışmaları ekleyin. Ayrıca dava şartı arabuluculuk varsa son tutanağı da eklemeniz gerekir.
İtirazın iptali davasını avukatsız açabilir miyim?
Evet. Dava açma ehliyetine sahip herkes davayı kendisi açar ve takip eder. Ancak süre, arabuluculuk ve takibe bağlılık konuları usulden ret riskini artırdığı için dosyayı dikkatli hazırlamak gerekir.
İspat, faiz ve kısmi itiraz
İtirazın iptali davasında ispat yükü kimdedir?
Kural olarak alacaklıdadır. Çünkü kanun alacaklının alacağının varlığını genel hükümler dairesinde ispat etmesini arar (İİK m. 67/1). Ancak borçlu ödeme gibi borcu sona erdiren bir olguya dayanıyorsa bunu kendisi ispatlar (HMK m. 190/1).
İtirazın iptali davasında hangi deliller kullanılır?
Taraflar genel hükümlere göre sözleşme, fatura, ticari defter, banka kaydı, yazışma ve bilirkişi incelemesi gibi delillere dayanır. Örneğin cari hesap uyuşmazlığında mahkeme gerekirse defterleri bilirkişiye inceletir.
İtirazın iptali davasında takip talebinden fazlası istenebilir mi?
Hayır. İtirazın iptali davası takibe sıkı sıkıya bağlıdır ve hâkim talep sonuçlarıyla bağlıdır (HMK m. 26/1). Bu nedenle alacaklı takipte istemediği bir miktarı davada isteyemez.
İtirazın iptali davasında faiz nasıl belirlenir?
Faiz, takip talebinde istenen faiz türüne bağlıdır. Örneğin takipte yasal faiz istenmişse mahkeme ticari avans faiziyle takibin devamına karar veremez (Yargıtay 19. HD, E. 2014/20021, K. 2015/7868).
Borçlu borcun bir kısmına itiraz ettiyse dava neyi kapsar?
Dava yalnız itiraz edilen kısmı kapsar. Çünkü kısmi itirazda takip kabul edilen miktar için devam eder (İİK m. 66). Ayrıca borçlu itiraz ettiği kısmın miktarını açıkça göstermezse itiraz edilmemiş sayılır (İİK m. 62).
Mahkeme davayı kısmen kabul ederse ne olur?
Takip, kabul edilen miktar üzerinden devam eder. Ayrıca alacak likitse mahkeme kabul edilen kısım için icra inkâr tazminatına da hükmeder (Yargıtay 3. HD, E. 2021/5111, K. 2021/10829).
Haksız itiraz ve inkâr tazminatı
İcra inkâr tazminatı nedir?
İcra inkâr tazminatı, borçlunun haksız itirazıyla tahsili geciktirmesine karşı alacaklı lehine verilen tazminattır (İİK m. 67/2). Amacı, ne kadar borçlu olduğunu bilebilecek durumdaki borçlunun borcu inkâr etmesini önlemektir.
İcra inkâr tazminatı yüzde kaçtır?
Tazminat hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz (İİK m. 67/2). Yani kanun alt sınır koyar; mahkeme tarafların durumuna ve davanın niteliğine göre uygun miktarı belirler.
Eski tarihli takiplerde icra inkâr tazminatı oranı farklı mı?
Evet, takip tarihi önem taşır. Nitekim 6352 sayılı Kanun oranı yüzde kırktan yüzde yirmiye indirdi. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2008 tarihli bir takipte tazminatın %40 üzerinden hesaplanması gerektiğini belirtti.
İcra inkâr tazminatının şartları nelerdir?
Dava süresinde açılmalı, borçlunun itirazı haksız bulunmalı, alacak likit olmalı ve alacaklı tazminatı açıkça talep etmelidir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçıysa ayrıca kötü niyet ispatlanmalıdır (İİK m. 67/3).
Likit alacak ne demektir?
Likit alacak, miktarı belli ve sabit olan ya da borçlunun bütün unsurları bildiği için tek başına hesaplayabileceği alacaktır. Yargıtay, hak tartışmalıysa inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini belirtir (3. HD, E. 2021/5111, K. 2021/10829).
İcra inkâr tazminatını talep etmezsem mahkeme kendiliğinden verir mi?
Hayır. Çünkü kanun tazminatı diğer tarafın talebine bağlar (İİK m. 67/2). Bu nedenle alacaklı tazminat talebini dava dilekçesinde açıkça yazmalıdır.
İcra inkâr tazminatı neye göre hesaplanır?
Kanun, tazminatın tespitinde takip talebinin veya davadaki talebin esas alınacağını düzenler (İİK m. 67). Mahkeme tazminatı kabul ettiği miktar üzerinden ve yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere belirler.
Borçlunun hakları ve diğer yollar
Kötü niyet tazminatı nedir, kim ister?
Kötü niyet tazminatı, dava reddedildiğinde ve takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığında borçlunun talebiyle alacaklı aleyhine verilen tazminattır. Ayrıca alt sınırı reddedilen miktarın yüzde yirmisidir (İİK m. 67/2).
Kötü niyet tazminatı için ne ispatlanmalı?
Takibin haksız olması yetmez; alacaklının kötü niyeti ispatlanmalıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, alacağın kısmen haklı çıkmamasının tek başına kötü niyet göstermediğini belirtti (E. 2017/9148, K. 2019/5965).
İtirazın iptali ile itirazın kaldırılması arasındaki fark nedir?
İtirazın kaldırılması, belirli belgelere dayanan alacaklının altı ay içinde icra mahkemesine başvurduğu yoldur (İİK m. 68). İtirazın iptali ise her tür alacak için genel mahkemede bir yıl içinde açılan ve tam yargılamayla görülen davadır.
İtirazın kaldırılması altı ay içinde istenmezse ne olur?
Kanun bu durumda yeniden ilamsız takip yapılmasına izin vermez (İİK m. 68/1). Ancak itirazın iptali davası için bir yıllık süre ayrıca değerlendirilir.
Borçlu menfi tespit davası açarsa itirazın iptali davası ne olur?
İki dava aynı borç ilişkisine farklı yönlerden bakar. Borçlu menfi tespit davasını takipten önce veya takip sırasında açar (İİK m. 72); ancak takipten sonra açılan menfi tespit davasında tedbirle takip durdurulamaz.
İtirazın iptali davasını kazanırsam yeniden takip başlatmam gerekir mi?
Hayır. Çünkü mahkeme itirazı iptal edince itirazla duran takip kaldığı yerden devam eder ve alacaklı aynı dosyada haciz isteme hakkına sahiptir.
Dava sürerken haciz isteme süresi işler mi?
Hayır. Haciz isteme hakkı ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıl geçmekle düşer; ancak itiraz veya dava hâlinde, bunların ortaya çıktığı tarihten hükmün kesinleşmesine kadar geçen zaman bu süreye katılmaz (İİK m. 78).
İtirazın iptali davası reddedilirse ne olur?
İtiraz yerinde kalır ve takip durmaya devam eder. Şartları varsa borçlu kötü niyet tazminatı ister; taraflar ise karara karşı kanun yollarına başvurma hakkına sahiptir.
Kaynakça
Mevzuat
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 62, 66, 67, 68, 68/a, 72, 78. mevzuat.gov.tr
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 2, 4, 6, 10, 19, 26, 116, 117, 190. mevzuat.gov.tr
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 4, 5/A. mevzuat.gov.tr
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, m. 3. mevzuat.gov.tr
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 18/A, 18/B. mevzuat.gov.tr
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m. 73/A. mevzuat.gov.tr
Yargı kararları
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/357, K. 2020/794, T. 20.10.2020.
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/3074, K. 2024/6421, T. 16.09.2024.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/5111, K. 2021/10829, T. 03.11.2021.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/9148, K. 2019/5965, T. 01.07.2019.
- Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2014/20021, K. 2015/7868, T. 28.05.2015.
Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın özellikleri, yürürlükteki mevzuat ve güncel yargı kararları değerlendirmeyi değiştirebilir. Metin tek başına hukuki danışmanlık veya somut olaya özgü hukuki görüş yerine geçmez.


